All for Joomla All for Webmasters
  • 1200 TL EK ÖDEME ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

    1200 TL EK ÖDEME ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

  • ASB. GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECESİ YASA TEKLİFİ ÜZERİNE

    ASB. GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECESİ YASA TEKLİFİ ÜZERİNE

  • Muhtarlar ihya oldu, biz ise

    Muhtarlar ihya oldu, biz ise "fakire bir sadaka" turları yapıyoruz

  • İKİ SEÇİM- İKİ SONUÇ

    İKİ SEÇİM- İKİ SONUÇ

  • TEMAD'IN SEÇİMİ

    TEMAD'IN SEÇİMİ

  • TEMAD İÇİN KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ

    TEMAD İÇİN KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ

  • Dernekler Yönetmeliğinde Önemli Değişiklikler

    Dernekler Yönetmeliğinde Önemli Değişiklikler

  • Emekli Asb. Fahrettin Bağrı İyi Parti Grubunda Astsubayları Anlattı

    Emekli Asb. Fahrettin Bağrı İyi Parti Grubunda Astsubayları Anlattı

  • DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

    DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

  • Hamza Dürgen'in Sinan Engin'den ne farkı var?

    Hamza Dürgen'in Sinan Engin'den ne farkı var?

  • TEMAD’da İhraçlar ve Yalanlar…

    TEMAD’da İhraçlar ve Yalanlar…

  • HAMZA DÜRGEN’İ TEMAD’IN BAŞINA GETİRENLERE AÇIK MEKTUP!

    HAMZA DÜRGEN’İ TEMAD’IN BAŞINA GETİRENLERE AÇIK MEKTUP!

  • DELEGE OYUNLARINA DİKKAT! HATA MI, KASIT MI?

    DELEGE OYUNLARINA DİKKAT! HATA MI, KASIT MI?

  • ASTSUBAY KAMUOYUNA DUYURU

    ASTSUBAY KAMUOYUNA DUYURU

  • Aylık olarak verilen 100.00 TL.yi alıyor musunuz?

    Aylık olarak verilen 100.00 TL.yi alıyor musunuz?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
Çarşamba, 03 Haziran 2015 14:27

Siyah ve beyaz

Öğeyi Oyla
(4 oy)

Bizler, “ifrat” (herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma, aşırı davranma) “tefrit” (herhangi bir konuda geride kalma, yeterli ölçüde olmama durumu, ifrat karşıtı) konusunda diğer milletlerin epeyce önünde yer alan bir milletin evlatlarıyız maalesef.

1980 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerine göreve başladığımda mecburi hizmet süresi 9 (dokuz yıl) idi. Daha sonraları bu süre 15 (onbeş) yıla çıkarıldı.

 Göreve başladığımız ilk yıllarda, önemli bir bölümümüz, özellikle de farkına vardığımız adaletsiz uygulamaları yaşamaya başladığımızda; “mecburi hizmetim dolsun bir gün bile durmam istifa ederim” diye geleceğin falına bakar, sıkça eser gürleriz.

Bu 9 (dokuz) yılın hesabını yaparken mecburi hizmetin o tarihlerde bir anda 15 (onbeş) yıla çıkarılmış olması bizlerin epeyce canını sıkan bir durum olmuştu.

Tabi ki; mecburi hizmet süremiz ne kadar süre ile olursa olsun, görevimizin başında ileriye dönük olarak verdiğimiz bu karar, halk tabiriyle “yüzde bin” gerçekleşmez ve bizler verdiğimiz o kararla kalakalır ve birçoğumuz emekliliğimizi hak ettiğimiz halde haklı da olarak “1 ncü derece sevdasına” kapılır, hatta yaş haddini bekleyenlerimize dahi sıkça rastlarız.

İşte gençlik yıllarımızda “mecburi hizmetim dolsun bir gün dahi kalmam” iddiasının tezahürü olarak mecburi hizmetin biz assubaylar aleyhine bir düzenleme ile 15 yıla çıkarılması hususu, geçtiğimiz bir kaç yıl öncesine kadar; hak mücadelemizin en önemli kalemlerinden birisiydi. “Olmazsa olmazlarımızdan” olan bu süre bizlerin bastırmasıyla yeniden 10 (on yıla) düşürüldü. 

Bundan başka; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin asker kökenli ve 6 ncı Cumhurbaşkanı Merhum Fahri Korutürk ; o tarihten bir müddet önce yani 1975 yılında astsubaylar için bu tarihe kadar hak görülmeyen 1 nci derece konusunda, “Astsubaylar, yüksekokul bitirdiklerinde 1 nci dereceye yükselerek, aynı muadil okulu bitirmiş subayın önüne geçemez” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine dava açmış ve verilen bu hakkın iptal edilmesini sağlamıştır. Bir Cumhurbaşkanı, vatanın asli unsurlarından olan asubayların gerekli eğitimi almış olsalar bile haklarına kavuşmalarını istememektedir. Diğer bütün kamu çalışanlarında yükselebilme imkanı varken, bu imkanı hem de kendi personelinden sakınan bir zihniyet ile mücadele edilmesinin zorluğunu ve vebalini kendi camiasının tek yasal kuruluşu olan TEMAD’ın üzerine yıkmanın insaf ölçüleriyle bağdaşmayacağını hepimizin kavraması gerekmez mi? 

1990’lı yılların başında, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda yapılan bir değişiklikle “Asubaylar da 1 nci dereceye yükselebilme” imkânına kavuşmuşlardır. O tarihten önce asubaylar en fazla, 2 nci derecenin 6 ncı kademesine kadar ilerleyebiliyorlardı. 

Demek ki asubayların geçmiş yıllardaki en önemli özlük hak taleplerinden birisi de; “1 nci dereceye yükselebilme” talepleriydi. 

Bundan başka, 1980’li yılların başında ve ondan önceki tarihlerde üniversite okuyan asubay sayısı bir elin parmaklarını geçmezken, bu konuda okuyan asubaylar için adeta “izleme komiteleri” kurdurulmuş ve üniversite okuyanlara olmadık engeller çıkarılıyordu. Şimdi ise “köprünün altından çok sular akmış” ve Asubay Okulları,  Meslek Yüksek Okulu statüsüne yükseltilmişlerdir.  Son zamanlarda;  “asubay okullarının da fakülte statüsüne yükseltilmelerinin gerekliliği”  konuşulmaya başlanmıştır. MYO kurulmadan önce fakülte mezunu olanların asubaylığa çağrıldığı dönemleri de hep birlikte yaşadık. 

Yakın bir zamanda AMYO’larının, 4 yıllık eğitim veren okullar durumuna yükseltileceğine tüm kalbimle inanıyorum. Çünkü ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği “çağdaş uygarlık” hedefine ulaşmanın yegâne yolu da bu yoldur. Bu yolun içine taş dizmeye gerek yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde görev yapan tüm devlet memurlar içinde, geçtiğimiz yıla kadar, sadece asubayların devlet memurları maaş derece kademe tablosunda 1 nci derece 4 ncü kademeye yükselememeleri söz konusuydu. Bu duruma geçerli bir mazeret bulamayanlar yine bizlerin “olmazsa olmazımız” dediğimiz bu hususta yani anamızın ak sütü gibi hak ettiğimiz bu hususta hakkımızı teslim etmek zorunda kalmışlardır.

“1 nci dereceye yükseldik de ne oldu?” sorusu kadar sığ ve anlamasız bir soru olamaz. Böyle bir soru asubay hak mücadelesinden bihaber olunduğunun delili olur ancak.

Yine 2006 yılından beri, MİT emeklilerine, emniyet sınıfından emekli olanlara verilen ve “denge tazminatı” olarak bilinen 100.00 TL. “makam tazminatı almayan; subay, assubay ve uzman çavuşlara” da 2014 yılından itibaren verilmeye başlanmıştır. Bu hakkın da bundan bir kaç yıl önce, bizlerin “olmazsa olmazlarımız” içinde bulunduğunu bilmeyenlerimiz olabilir.

İktisat Teorisyeni MASLOW’un dediği gibi, “ihtiyaçlar giderildikçe şiddetini azaltırlar.” Bu azalma durumu bu hakların önemsizliğinin işareti olamaz. Zamanı geriye sardırdığımızda şu an; “bizim 100.00 Tl.ler ne durumda? 1 nci derece 4 ncü kademe hakkımız engellenemez” şeklinde bağırırken göreceğiz kendimizi...

Bu hakların tamamı biz asubayların el birliği ile çalışmamız sayesinde tarafımıza teslim edilmek zorunda kalınan haklardır.

Bizlerin Özlük haklarını temin etmek için yetkili ve etkili mevkilerde olanların;  “bu asubaylara ne verirseniz fazlasını isterler”  şeklinde bir dezenformasyon yaymaya çalışmaları beyhude uğraşlardır. Tüm haklarımız; bizlerin kapsamlı, ilmi ve hukuksal çalışmalarımız neticesinde mutlaka teslim alınacaktır.

Her şeyin bir anda gerçekleşmesi asla mümkün değildir. Bizler de alt alta, üst üste yazdığımız taleplerimizin bugün akşama kadar teslim edilmesini çok arzu ediyoruz ama her şey bizlerin istediği yönde gerçekleşmiyor maalesef.

Bizler, sabır, azim ve çelik gibi bir irade ile birbirimize tahammül ederek, en önemlisi de; “altı aydır maddi manevi yardım ediyorum, sosyal medyada TWIT atıyorum TEMAD haklarımı alamadı, ben de desteğimi geri çekiyorum” şeklindeki, ne ilme, ne mantığa ne de akla dayanmayan, mücadelenin uzun soluklu bir uğraş olduğu gerçeğinden uzak bu tür anlamsız sitemleri bırakıp camiamıza güç anlamına gelen desteğimizden asla geri durmamalıyız.

Hiç bir şey “ak” ile “kara” kadar keskin ayrıntılarla anlatılacak konumda değildir. Arada milyonlarca farklı renk huzmesi vardır.

İki kişi, 100 metre ara ile birer noktaya sabitlenmişler. Daha önceden, tam orta yere siyah beyaz bir forma giydirilen bir diğer kişiyi yerleştirmişler. Bu kişinin forması, önden bakılınca beyaz, arka taraftan bakılınca siyah renkte imiş. İki noktada duran vatandaşa ortada duran bu kişiyi tasvir etmeleri istenmiş. 

Uçlarda duran kişiler, kendi gördüklerini yazmaya ve anlatmaya başlamışlar. Beyaz tarafını gören kişi yazdıkları arasında doğal olarak siyahtan eser yok, siyah tarafı görene vatandaşın yazdıklarında da beyazdan eser yokmuş. Yemin verdirseniz, ortada duran bu kişinin üzerindeki forma birine göre “beyaz”mış, diğerine göre ise “siyah”mış. Hâlbuki ikisinin yeminin de boş olduğunu ve ikisinin de yanılgılarla dolu olduğunu görmekteyiz.

Şartlı bir refleksi uygulamadan önce; bu objenin bir de ön ve arka yüzlerinin bulunduğunu, hatta daha birçok farklı yönlerinin bulunduğunu düşünerek yapsak iddialarımız daha sağlıklı bir sonuca ulaşmaz mıyız?

 İnsanların ne demek istediklerini anlamaya çalışarak yapsak yorumlarımızı fena mı olurdu acaba? Gördüğümüzle değil de; ilimle, mantıkla, akılla mukabele etsek zararımız ne olurdu acaba?

Mücadele tarihçesi içinde, “ben olsaydım nasıl bir sonuç alabilirdim acaba?” diye sorsak... İmkânları, alışkanlıkları, “hak arama kültürümüz” ve dahi diğer bütün etkenlerin ışığı altında değerlendirme yapıp öyle varsak sonuca nasıl olur acaba? “Ben küstüm” demesek de, “sen çekil, sen beceremiyorsun, ben yapacağım” desek... “Birlikte başaracağız” diye birbirimizi cesaretlendirsek, bir olsak, birlik olsak, fena mı olur acaba?

Unutmayalım ki, buzdağının karlı buzlu görünen tarafının diğer yanında; çiğdemli çiçekli, reyhan kokulu bir başka dünya bulunabilir.

Aklımıza geleni hemen kâğıda dökmeden önce;  “ilme”, “akla”, “mantığa” başvurup, daha sonra da, bizi biz yapan hasletlerden olan “güzel bir üslup” ile yaymaya, ilgililere ulaştırmaya gayret etsek çok mu zor?

Biz; emekliasubaylar.org sitesi sayesinde, el birliği ile çağın gerektirdiği konulara ve mücadele tarzına yelken açmayı öngördük. Bunu yaparken de; “sürekli olarak ağlayan, sızlayan, dert yanan, yalvaran” değil, “dirayetli, ne yaptığını bilen, başarılarla dolu hayat öykülerinin yol gösterdiği,  mevzuata hâkim bir talep ordusu” meydana getirip bizi izleyenlere “parmak ısırtan” bir konumda olmaya gayret edeceğiz. Polemiklerden ve kavgalardan uzak, tekrarlardan azade, ama haklı olduğumuz konularda “beyinlerin etini yiyen” bir tarzı uygulayacağız.

Zira ilmin ışığında; “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.”

 

 

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 3923 defa

Yorumlar   

0 #1 irfan pestil 03-06-2015 17:38
Hani HDP için hükümet veya yandaş medya veya Türk milleti olarak bizlerde dahil; ne verirsek dahada isterler istiyecekler diye.evet biz assubay topluluğunu, hükümet ve bilhassa GENKUR başkanlığı PKK gibi görüyor. Bizlere yaptıkları veya reva gördükleri tüm icraatları bunu göstermektedir.elbetteki TEMAD da tüm imkanlarımızı kullanarak destek olunmalı ve aleyhinde konuşmak son derece çirkin.dahada güçlenmemiz gerek maddi olarak ve gereksemevcudumuzu ve potansiyelimizi çoğaltarak olacaktır.olmalıdirda.kimsenin TEMAD aleyhine bir söz söyliyemiyeceği bir duruma ivedi olarak geçilmeli. Sevgilerimle.

You have no rights to post comments