All for Joomla All for Webmasters
  • 1200 TL EK ÖDEME ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

    1200 TL EK ÖDEME ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

  • ASB. GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECESİ YASA TEKLİFİ ÜZERİNE

    ASB. GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECESİ YASA TEKLİFİ ÜZERİNE

  • Muhtarlar ihya oldu, biz ise

    Muhtarlar ihya oldu, biz ise "fakire bir sadaka" turları yapıyoruz

  • İKİ SEÇİM- İKİ SONUÇ

    İKİ SEÇİM- İKİ SONUÇ

  • TEMAD'IN SEÇİMİ

    TEMAD'IN SEÇİMİ

  • TEMAD İÇİN KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ

    TEMAD İÇİN KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ

  • Dernekler Yönetmeliğinde Önemli Değişiklikler

    Dernekler Yönetmeliğinde Önemli Değişiklikler

  • Emekli Asb. Fahrettin Bağrı İyi Parti Grubunda Astsubayları Anlattı

    Emekli Asb. Fahrettin Bağrı İyi Parti Grubunda Astsubayları Anlattı

  • DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

    DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

  • Hamza Dürgen'in Sinan Engin'den ne farkı var?

    Hamza Dürgen'in Sinan Engin'den ne farkı var?

  • TEMAD’da İhraçlar ve Yalanlar…

    TEMAD’da İhraçlar ve Yalanlar…

  • HAMZA DÜRGEN’İ TEMAD’IN BAŞINA GETİRENLERE AÇIK MEKTUP!

    HAMZA DÜRGEN’İ TEMAD’IN BAŞINA GETİRENLERE AÇIK MEKTUP!

  • DELEGE OYUNLARINA DİKKAT! HATA MI, KASIT MI?

    DELEGE OYUNLARINA DİKKAT! HATA MI, KASIT MI?

  • ASTSUBAY KAMUOYUNA DUYURU

    ASTSUBAY KAMUOYUNA DUYURU

  • Aylık olarak verilen 100.00 TL.yi alıyor musunuz?

    Aylık olarak verilen 100.00 TL.yi alıyor musunuz?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
Pazartesi, 15 Haziran 2015 18:55

“Mağrurlanma padişahım, senden büyük halk var”

Öğeyi Oyla
(3 oy)

Önce kısa bir giriş yapalım.

Çağımızın en önemli toplumsal güç odaklarının başında Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’nın  gücü gelmektedir.

STK’lar, Sosyal Medyanın da kendilerine sunmuş olduğu imkânlarla, dünyada yıllardır hüküm süren iktidarların koltuklarını sarsmakta, liderlerini devirmekte, politikalarını değiştirmeye zorlamakta, kendilerinin müdahil olmadıkları yani hükümetlerin tek başlarına yani STK’larla istişare etmeden aldıkları kararların iptal edilmesini ya da yeni kararlar aldırılmasını sağlayabilmektedirler.

Hiç bir hak, yatarak temin edilemez.

“Assubay özlük hak mücadelesini”, hiç değilse son on yıldır izleme imkanı  bulanlar çok iyi hatırlayacaklardır.

Bundan 3-5 yıl öncesine kadar; Genelkurmay Basın sözcüsü “Tuğgeneral Metin GÜRAK Paşa”  sık sık basın önüne çıkar, gerek ülke meseleleriyle gerekse de askeri konularda, özellikle de Ergenekon, Balyoz vb. davalarla alakalı açıklamalar yapar, sorulan sorulara cevaplar vermeye çalışırdı.

Bu sorular sıklıkla, gazetecilerin, assubaylar tarafından TWIT v.b. iletişim araçları vasıtasıyla kendilerine gönderilen soruları da kapsar ve her defasında “Genelkurmay Basın Sözcüsü Tuğgeneral Metin GÜRAK Paşa” kendisine sorulan bu soruların cevaplarını, cebinden çıkardığı ve bir önceki basın açıklamasında okuduğu kağıdı yeniden okur ve bu kısır döngü bu şekilde devam eder giderdi.

“Astsubaylara; MİT sınıfından ve Emniyet sınıfından emekli olanlara verilen 100.00 Tl. verilecek” haberi farklı zamanlarda, belki de 100 kez tekrarlanan bir haberdi o zamanlar...

Millet de zannederdi ki; “assubaylara her ay başında 100.00 tl zam yapılıyor...”

“Metin Gürak Paşa Haberleri” diye internetten arattırıp bir incelerseniz eğer bu haberlerin tarihlerini ve neler söylendiğini rahatlıkla bulabilirsiniz.

Neredeyse bizim üzerimizden, son zamanların moda sözü olan; “algı operasyonu” yapılmaktaydı halk nezdine...

Mesela 25 Eylül 2009 tarihli Hürriyet Gündem (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12552584.asp) haberini incelediğimizde ve benzer haberleri internet ortamında araştırıp okuduğumuzda;  bizlerin ne kadarda zor işleri başarmaya çalıştığımızı rahatlıkla görebileceksiniz.

Yüzlerce kez bu haberlerden yapıldı ve kamuoyuna yayıldı. Şu ana kadar da elde var 100 tl, elde var 1 in 4’ü, elde var mecburi hizmetin düşürülmesi... Bunlar da çok önemli kazanımlardır ama bunlar aslında bizlere 10 yıllar öncesinde teslim edilmesi gereken haklarımızdır.

Her ayın belli günlerinde "Assubay maaşlarında iyileştirme”  manşetlerini gazetelerde, geçtiğimiz yıllar içinde sıklıkla gördük.

Bu tür haberler daha önceleri “Genelkurmay Basın Sözcüsü Metin Gürak Paşa” marifetiyle yapılırken, kısmen de olsa 2010 yılından sonra, hükümet sözcüleri ve Milli Savunma Bakanı vasıtasıyla kamuoyuna yayılmaya başlandı.

Basın sözcüleri değişti ama bizler için yine değişen hiç bir şey olmadı. Sadece, çocuk kandırır misali, başkalarının sekiz yıldır almakta oldukları 100.00 Tl. “denge tazminatı” ve anayasal hakkımız olan 1 nci derece 4 ncü kademe hakkı ve yine eşitsiz bir şekilde uygulanan “TSK’da mecburi hizmet süresinin 15 yıldan 10 yıla düşürülmesi konusu bizlerin talepleri doğrultusunda gerçekleştirilmiş oldu.

Hâlbuki “turpun büyüğü” daha heybenin diplerinde duruyor.

Elbette bu haklar; bizlerin daha önceki yıllarda “olmazsa olmaz” haklarımız niteliğinde olan haklarımızdandı...  Her ne suretle olursa olsun bu hakların tarafımıza teslim edilmesi, “bu taleplerin haklı taleplerimizden” olmaları, “bizlerin dik duruşu” ve “birlikten güç doğar” prensibi gereğince Ankara’daki, İstanbul’daki ve yerel mekânlardaki eylemlerimiz ve gerek medya gerekse sosyal medya kapsamında bu isteklerimizi sürekli olarak dillendirmemiz nedeniyle teslim edilmiştir.

Geçtiğimiz bir kaç yıldır Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet YILMAZ da, sorulan soruların cevaplarını, Genelkurmay Başkanlığınca yazılıp kendisine verilen bir metnin yüzlerce kez gazetecilerin huzurunda okuyarak, bizleri oyalama taktiğine devam etti.

Yani “gitti “Tuğgeneral Metin Gürak Paşa, geldi Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet YILMAZ...”

TBMM’deki hükümet temsilcisi bakanların arkasında bir tek bile bürokrat bulunmazken, Milli Savunma Bakanının arkasında oturan onlarca ünüformalı askerin, TBMM kürsüsünden diğer parti temsilcilerinin sordukları sorulara hazırlık yaparak, Sayın Bakana teknik destek konularıyla mücehhez pusulaları uzatıp, Sayın Bakanın bu sorulara,  pusulalarda yazılan notlarla cevap vermesi, bizlerin de sorunlarını içeren ve cevaplanması istenen sorulara ne kadar adaletli bir yaklaşım içinde olunduğunun kanıtı gibidir.

Zaten yüzlerce kez söz verildiği halde sorunlarımızın hala çözülmemiş olması da bu adletsizliğin ispatıdır.

Gelelim, “zurnanın zırt dediği” yere...

7 Haziran günü ülkemizde bir genel seçim olayı yaşandı.

Genel seçimlerden tam dört ay önce TEMAD Konya Yönetimi olarak, Ocak 2015 tarihinde görevine yeni seçilen AK Parti İl Başkanı Sayın Musa ARAT Bey’e tebrik ziyaretinde bulunduk. Çiçeği burnunda İl Başkanı bize aynen şöyle bir söylemde bulundu.

“Biz Konya’lı bir Başbakanımıza sizlerden oy talep ediyoruz. Bir önceki Başbakanımıza verilen oydan daha fazla bir oy almalıyız ki, kendimizi başarılı sayalım. Anlaşılıyor ki, sizin sorunlarınız da bir hayli fazla... Bu görüşmenin devamını biz size ziyarette bulunarak ve orada daha teferruatlı konuşarak yapalım. Sizi dinlemekten şeref duyarım. Benim en yakınımdaki kişilerden birisi de mahalleden arkadaşım olan ve daha sonra assubay olup hizmetini tamamlayarak emekli olan bir meslektaşınızdır. Sorunlarınıza vakıfım. Görüşelim inşallah...”

Bekledik, bekledik, bekledik...

Aradan; günler, haftalar, aylar geçti...

7 Haziran seçimleri de giderek yaklaşıyordu... Ama ne gelen vardı ne de giden...

İl teşkilatına hatırlatma babında telefonlar ettik...

Tık yok...

Kendisine uzunca bir özel mektup bile yazdık...  AK Parti Konya Teşkilatında görev yapanlara; “bizi kaile almıyorsanız bilelim” dedik... Nafile...

Ne teşkilat geldi ne de milletvekili adayları kendilerini anlatmaya...

Sonra ne mi oldu?

Sonra, 7 Haziran’da olanlar oldu...

Yaklaşık 3 bine yakın muvazzaf, bir o kadar emekli assubay eder 6 bin. Bir o kadar da eşleri... Eder 12 bin... Çocukları v.s. eder 20 bin...

Evet... Konya’da tam tamına 20 bin civarında “assubay sıfatlı” oy mevcuttu...

Türkiye Genelinde; 100 bin çalışan assubay, 100 bin de emekli assubay var... Eder 200 bin...

Eşleriyle birlikte eder 400 bin...

Çocuklarıyla, analarıyla, babalarıyla, gelinleriyle, damatlarıyla düşünüldüğünde abartısız bir milyona tekabül eden bir sayıdır “assubay sıfatlı” oy sayısı...

Şimdi gelelim seçim analizine;

Sonuç şu... 2011 yılında AK Parti’nin Konya’dan aldığı oy oranı % 69.6, oy sayısı ise; 808.264...

2015 yılında AK Parti’nin aldığı oy oranı; % 65,45, oy sayısı; 798,526...

Konya’da, Ak Parti açısından, 2015-2011 oy farkı oransal olarak; % - 4,15

Konya’da AK Parti açısından, 2015-2011 oy farkı sayısal olarak; -9.738...

AK Parti 2015 seçimlerinde 9 bin 738 daha az oy almış durumdadır...

Konya’da “assubay sıfatlı” oy sayısı ne kadardı? 20.000 (yirmibin)...

Şimdi “assubayların oylarını; çarpın, bölün, çıkarın, toplayın... İsterseniz de karekökünü alın...

Ama mutlaka ders alın...

Türkiye Genelinde, AK Parti’nin 2011 yılında aldığı oy oranı; % 49,9...

Aldığı oy sayısı; 21,466,356...

Türkiye Genelinde, AK Parti’nin 2015 yılında aldığı oy oranı; % 40,9...

Aldığı oy sayısı; 18,864,864...

Türkiye Genelinde, 2015-2011 oy farkı oransal olarak;  % -9... 

Yani AK Parti 2011 yılına nazaran Türkiye Genelinde % 9 daha az oy almış durumdadır...

Türkiye Genelinde, 2015-2011 oy farkı sayısal olarak; 2,601,492...

Yani AK Parti 2011 yılına göre 2015 yılında 2 milyon 601 bin 492 daha az oy almış durumdadır.

Türkiye Genelinde “Assubay sıfatlı” oy sayısı ne kadardı? 1.000.000 (birmilyon)...

Şimdi yine, “assubayların oylarını; çarpın, bölün, çıkarın, toplayın... İsterseniz de karekökünü alın...

Ama mutlaka ders alın...

Sonuç olarak; bu durumu telafi etme turlarına acilen başlamanızı ve bizlere yüzlerce kez vermiş olduğunuz sözleri uygulamanızı dört gözle bekliyoruz.

Assubayları bu ülkede yok sayamazsınız.

Bir de hatırlatma yapmamıza müsaade ediniz lütfen...

“Mağrurlanma padişahım, senden büyük halk var...”

 

Tayyar Yıldırım

 

Kapak Tasarımı : Mustafa Aytar

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 4353 defa

Yorumlar   

0 #1 Mehmet Ali Tayanç 16-06-2015 13:58
Sayın Başkanım buna da bir hayvan hikayesi anlatacağım. Artık bu tarzım oldu. Bir gün, arslan kurt ve tilki avlanmak için dağa çıkarlar. Bir yaban öküzü, bir dağ keçisi, bir de tavşan avlarlar. Ormanlar padişahının, bu avları adaletle paylaştırmasını beklerler. Aslan, ”Ey tecrübeli ve ihtiyar kurt, avladığımız hayvanları aramızda adaletli bir şekilde paylaştır. İyi bir adalet ortaya koy, vekilim sensin.” der. Kurt, ”Padişahım! Sizin büyüklüğünüze, iri ve büyük olan bu yaban öküzü yakışır. Çevikliğinize ve semizliğinize uygun düşer. Keçi, orta boyda ve irilikte, o da bana uygun düşer. En küçüğümüz tilki olduğuna göre, avımızın en küçük parçası olan tavşan da onun hakkıdır” der. Aslan bu paylaştırma karşısında kızıp kükrer, ”Ey kurt! Nasıl paylaştırdığını pek anlayamadım. Ey kendini bilmez! Yaklaş ve karşıma geç de bir daha söyle” der. Yanına yaklaşınca bir pençe vurarak kurdu parçalar. Aslan tilkiye: ”Ey tilki! Şimdi bu avları adaletli bir şekilde sen paylaştır bakalım. ”Tilki önce aslanın önünde saygıyla eğilir, ”Bu semiz yaban öküzü, efendimizin kuşluk yemeğidir, güne bunu yiyerek başlarsınız. Şu keçi de aziz padişahımıza, öğle yemeği için güzel bir yahni olur. Lütuf ve kerem sahibi sultanımızın akşam yemeğindeki çerezi de tavşan olsun” der. Aslan, ”Ey tilki, adaletin ışığını sen yaktın. Tam hakça paylaştırdın. Söyle bakalım, bu taksimi kimden öğrendin?” Tilki ”Kurdun başına gelenlerden efendim, kurdun başına gelenlerden” der. Aslan, ”Alçak kurdun başına gelenlerden ibret alıp hikmetle davrandığın için, bütün avları sana bağışlıyorum” diyerek tilkiyi ödüllendirir.
Bu kıssa Mesnevi’ de geçer. Arslanın adaleti gibi emekli yarbaya, albaya ve de generallere dağıtıp, emekli astsubaylara gelince kaynak yok dersen, sorarlar sana, “Geçmişteki askeri darbeler mi seni bu şekilde davranmaya itiyor.” Yaban öküzünde gözümüz yok, dağ keçisini verin yeter. Kalın sağlıcakla…

You have no rights to post comments