All for Joomla All for Webmasters
Pazar, 17 Ocak 2016 23:34

Albaylara promosyon- Plan ve Bütçe Komisyon Tutanaklarından...

Öğeyi Oyla
(4 oy)

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 1/414 ve 2/338 sayılı Kanun tasarısı ve teklifi ile görüşülen Albaylara Erken Emeklilik için ek ödeme yapılması düzenlemesinin görüşmeleri esnasında tutanaklara giren değerlendirmeleri tarihe not düşmek adına sizlerle paylaşıyoruz.

Bilindiği gibi Plan ve Bütçe Komisyonunda bu teklif "talebe bağlı olarak" şeklinde kabul edilmiş ancak TBMM'de verilen bir önerge ile Yüksek Askeri Şura yetkisine bırakılmıştır. Komisyon görüşmeleri sırasında bunun bir "siyasi tasfiye operasyonu" olduğu endişesi dile getirildiğinde MSB İsmet Yılmaz bunun "gönüllü" ve "talebe bağlı" bir uygulama olacağını savunmuştu.

Bir diğer husus ise bu uygulamanın TSK'da zafiyete yol açıp açmayacağı sorusuna "zafiyete yol açmayacağı" yanıtının verilmesidir.

Albay rütbesinde bundan sonra yığılmanın olmaması için alt rütbelerde bekleme sürelerinin uzatılması ve Harp Okullarına alınacak öğrenci sayısının düşürülmesi gibi tedbirlerin alınıp alınmayacağı sorularına ise net cevaplar verilmemiştir.

Komisyon : Bütçe

Tarih :05/01/2016- 06/01/2016

BAŞKAN: Süreyya Sadi BİLGİÇ (Isparta)

----- 0 -----

ERHAN USTA (Samsun) – 

Şimdi, “Parasal.” diyorsunuz, bence parasal değil. Albayların emekli edilmesi meselesi parasal bir mesele değil. Orada ne kadar yığılma var? Alt rütbelerde, mesela işte teğmenlikte, üsteğmenlikte az bekletiyorsunuz, geliyorsunuz, albaylıkta yığılıyor, ondan sonra okuyana kıdem veriyorsunuz, bilmem neye kıdem veriyorsunuz, on üç yıla kadar albaylıkta kalıyor, bu sefer oluyor elimizde 30 bin tane albay, ondan sonra “Bunlara hadi biraz para verelim.” diye, emekli edelim diye uğraşıyorsunuz. Bunun neresi parasal Allah aşkına? Bu Millî Savunma Komisyonu ilgilendirir bir husustur, orada tartışılması gerekir bunun. Bu orada tartışılarak orada denilmesi lazım ki “Teğmenlikte geçen süreyi şuradan şuraya uzatalım, buradan buraya uzatalım; albaylıkta geçen süreyi kısaltalım.” Bunun parasal yönü çok azdır diğer hususiyetlerde. Öbür tarafta da yüzbaşı arıyorsunuz, yüzbaşı yok, binbaşı arıyorsun, işte kıtalarda, şuralarda buralarda yeteri kadar subay bulunamıyor. Eğer bu kadar yığılma oluyorsa harp okullarına aldığımız öğrenci sayısını o zaman düşürmemiz lazım. Dolayısıyla bu Millî Savunma Komisyonunu ilgilendiren bir husustur, bunların oralarda görüşülmesi lazım. 

...................

Biz burada sadece işin akçalı kısmına bakabiliriz ama dediğim gibi albay meselesi, Sayıştay meselesi, efendim nüfusla ilgili hususta, kimlik kartıyla hususta, buz bunların hangisini sağlayabiliriz? 

AYKUT ERDOĞDU- ISTANBUL

Diğer bir konu, bu askerlik meseleleri, yine, sanıyorum albayların emekli edilmesiyle ilgili teşvik meselesi. Şimdi, tabii ki buradaki eleştirilecek konu, albaylığa yığılmış bir sayı var ve onların belli bölümünün emekli edilmesi için teşvik yapılıyor burada anladığım kadarıyla ancak burada bunun ne kadar bir yük getirdiğine dair hiçbir bilgimiz yok. Sayın Bakan, sizden istirham ediyorum, yani kaç kişi birikmiş durumda, yaklaşık olarak yani biriktiğiniz düşündüğünüz kişi kaç kişi?

Kaç kişinin emekli olması bekleniyor bu tasarı sonucunda ve bunun devlete ne kadarlık bir yükü olacak? Bununla ilgili bir cevap vermenizi rica ediyorum ve eğer ki gerçekten bu kadar kişi birikiyorsa ve önümüzdeki yıllardaki askerî okullara alınan öğrenci sayısı hep böyle fazla devam ediyorsa -ki onunla da ilgili cevapları sizden rica ediyorum- yani albaylığa gelip birikiyorsa bu tedbiri, askerî okullarda belli sayı düşümleri yapılarak, o birikmeyi engellemesini düşünüyor musunuz diye de size onu soruyorum çünkü burada, boşu boşuna fazla sayıda kişinin asker yapılması anlamına gelir ve albaylıkta gelip hep böyle bir yığılma olacağı anlamına gelir. O anlamda bunun devlete yükünün ve öyle bir yığılma olmaması için ne tip tedbirler düşündüğünüzü de sizden rica ediyorum.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

..Şimdi tabii komisyonlarda görüşülmeden gelmiş olmasının büyük sıkıntı olduğunu ifade etmiştik. Bir sürü arkadaş da bunu ifade etti. Burada, biz bu eleştiriyi söylerken, Sayın Başkanın mesela biriken o albayların emekliliğiyle ilgili hususta bunun aslında parasal bir konu olduğunu, dolayısıyla Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesinin yeterli olacağı anlamında -yanlış hatırlamıyorsam bir ifadesi oldu, yani çok da mahzurlu görmedi. Ben de dedim ki bu parasal bir konu değil. Bunun parasal olmadan önceki kısmı aslında tam da mesleği ilgilendiren ve Millî Savunma Komisyonunda tartışılması gereken bir husus çünkü subaylarımızın işte bekleme süreleri var. Ben de bunları çok bilmiyordum ama öğrendim. İşte teğmen üç yıl teğmenlikte bekliyor, bekleme süresi deniyor herhâlde ona. Üsteğmen altı yıl, yüzbaşı altı yıl, binbaşı beş yıl, yarbay üç yıl, albay sekiz yıl. En son herhâlde 2008’de yapılmış böyle bir şey. Belki daha sonra da yapıldı. O zaman epey bir kısım bu şekilde emekli edilmiş. Şimdi, tabii bun lar hep pansuman, yani işin esasını çözen bir şey değil, işin esasına bakılması gereken belki başka bir husus vardır ama ben tabii konunun uzmanı olmadığım için ama bir tanesi bu en azından. Yani bunu ben uzman olmadan anlayabiliyorum. Bunu herhâlde Millî Savunma Bakanlığı da biliyordur. Bu kadar burada subayımız var, Sayın Bakanımız var ama tabii bu burada görüşülürse burası başka bir şey yapmaz, burası ancak bu maaşı verelim, vermeyelim, işte ikramiyeyi verip bunu da gönderelim şeklinde bakar meseleye. Bunların Millî Savunma Komisyonunda tartışılması lazım. Bu parasal bir konu değil. Parasal olmadan öte meslekle ilgili bir konu. Yani burada bunların bir miktar bekleme sürelerini değiştirmiş olsak biz belki bu kadar burada yığılma olmayacak. İşte sekiz yıl bekleme süresi var, eğitim alırsa veya bilmem bir kısım faaliyetlere katılırsa bu beş yıl kadar daha uzuyormuş. On üç yıl albaylıkta bekletiyorsunuz ama teğmenlikte üç yıl bekletiyorsunuz. Yani bunun nasıl bir mantığı var? Veya ne bileyim ben, hızlı kıdem olması. Ben akşamleyin bir albay emeklisi arkadaşla konuştum, “Ben yirmi dört yıl fiilî hizmetle emekli oldum.” dedi.

Otuz iki yıl üzerinden emekli olmuş. Yani niye? İşte doktora yapıyor, doktoradan veriyorsun. “Adam üç tane master yapıyor.” diyor. Allah aşkına bunun, üç tane masterın -bir tanesi diyelim ki işte haritada yapıyor, bir tanesi bilmem nerede yapıyor, bir tanesi bilmem nerede yapıyor- bu mesleğe bunun ne faydası var? Yani şimdi buraları düzenlemeden gelip sonucun üzerinden bir şey yapmaya kalkınca böyle birtakım hususlar ortaya çıkıyor. O zaman ben soruyorum: İşte bu teşvik çıkmadan önce emekli olanların ne kabahati vardı? Yani onlara vermedik biz bunu.

Şimdi geriye doğru işletecek hâlimiz yok. O yüzden yerli yerinde konunun tartışılması lazım. Bu memleketin sorunlarını çözmek istiyorsak… O yüzden defalarca kanun yapmak zorunda kalıyoruz. Geçici maddeler koyuyoruz, geçici maddeler uzuyor, şöyle oluyor, böyle oluyor, böyle bir sürü mesele. Neyse bunun detaylarını bu madde geldiğinde konuşacağız. O yüzden komisyonlarda görüşülmesinin önemini vurgulamıştık Sayın Bakan. 

SEYİT TORUN (Ordu) – 

Tabii, bir konu da albaylarımızın konusu. Yani bu Yüksek Askeri Şûra herhâlde toplanıyor ve her ağustos döneminde de belli kararlar alıyor. E, bu kararlarda da herhâlde başka konuları görüşmüyorlar, bu konuları görüşüyorlar. 

Bunların da mutlaka bu zamana kadar, bu noktaya gelene kadar çözülmüş olması gerekirdi yani işi bir ekonomik gerekçeye uydurarak, ekonomiyi değerlendirerek askerlik görevini de bu şekilde örselemenin çok da doğru olduğunu düşünmüyorum. 

Bunun mutlaka farklı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

BAŞKAN – Sayın Torun çok teşekkür ediyorum ben de size.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayıları yaklaşık olarak 6.500 civarında olan Türk Silahlı Kuvvetlerinde piramidin yapısını bozan albaylarımızın bin tanesi bu şablondaki estetik yapıyı bozuyormuş, rakam olarak aldığımızda. Bu konuda da kendi iç dinamikleriyle bir çalışma, peşinden de yaşta bir düzenlemeyle bunu sağlıklı bir yapıya kavuşturmamızın daha yararlı olacağına…

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Sayın Paşam, bu askerlikle ilgili sizin konuşmanızı bekliyoruz.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Konuşalım.

BAŞKAN - Arkadaşlar dediler ki: “Tek tek maddeler üzerinde konuşalım.”

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Tabii ki konuşurlar ama şöyle bir anlayış doğdu burada yani yanlış olanı.  Yine, üç aylık eylem planında olan hususlardan bir tanesi “Bundan sonra gelecek olan.” diyor Sayın Bakanım –üç aylık eylem planınızda var- “Bundan sonra gelecek olan bütün kanunlarda düzenleyici etki analizi olacaktır.” diyor üç aylık eylem planında ve bu 4’üncü torba kanun ve yine etki analizi yok. Ne getiriyor, ne götürüyor mesela sizinle ilgili olan kanun albayların emekliliği, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ödedikleri bedel? Bütün bunlarla ilgili olarak ne geliyor, ne gidiyor, hiçbir şey belli değil.

...........

Yine, bu albayların emekliliğiyle ilgili otuz fiilî hizmet yılını tamamlamış, tamamlayacak olanlara… Nerede, kaç kişi, ne gerekçeyle bunu yapıyoruz bilinmesi gerekir. Bunun siyasi bir gerekçesi de olmaması lazım Sayın Bakanım. Yani eğer askerlikle ilgili bir gerekçe varsa bunlar makul ama bunun siyasi bir gerekçesi varsa ki bu tür şeyleri ilgili maddeler sırasında da konuşacağız, ondan büyük bir üzüntü duyarız.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Gönüllü, gönüllü…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Doğrudur.

Efendim, yine, bir başka husus, Sayın Kuşoğlu da söyledi, “Bu getirdiğiniz albayların işte, bir siyasi gerekçeyle bir tasfiyeye tabi tutulmasın.” Burada  gönüllülük esas yani yasadaki tabiri itibarıyla aynen şunu söylüyor: “…talep eden…”

Dolayısıyla talep edenin olduğu yerde bir siyasi tasfiyeden bahsedilemez. Türk Silahlı Kuvvetlerinde hâlen albay rütbesinde 6.102 personel görev yapmaktadır. Bu rakam toplam personel sayısının yüzde 16’sına tekabül et mektedir. Yani albaylarda bir yığılma var. İdeal oran ise işte, bütün NATO ülkelerinde, Avrupa ülkelerinde yüzde 8 gibi. Demek ki 6 bin sayısını 3 bine indirebilmemiz lazım.

Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan albay sayısı ortalama veya ideal oranın, ideal sayının 2 katıdır. Bu getirdiğimiz düzenlemeden kaç kişi yararlanacak? 1.075 personele etki edebilecek. Tümünün, bu 1.075 kişinin de emeklilik talebinde bulunması hâlinde bütçeye getireceği yük ise 50 milyon TL olarak hesaplanmıştır.

BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) – Sayın Bakanım, sözünüzü kesiyorum ama çok önemli bir şey sormak istiyorum. 

Şimdi, “6 bin albay” dediniz ama Türkiye'deki yani millî savunmaya ilgili baktığınızda, her albayın bugünkü gündem içerisinde aldığı görevin stratejik bir ağırlığı var. Yani sadece parasal ve gönüllü olmakla “Hadi, ben emekli oluyorum.” diye isteyene… Mesela dönem dönem gündeme, basına da yansıyor, uçucu olarak pilot açısından baktığınızda silahlı kuvvetlerin Hava Kuvvetleriyle ilgili belli bir personel eksikliğinden söz ediliyor veya da Deniz Kuvvetleriyle ilgili. Yani şimdi sadece “Hadi, yaşı geldi.” diye bütün stratejik önem ve başlıklarını göz ardı ederek ona göre bir promosyonla emekli etmek Millî Savunma Bakanlığı veya Türkiye’nin kendi savunma stratej isi açısından ne kadar sağlıklı olabilir?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tamaylıgil.

Sayın Bakanım, buyurun.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Teşekkür ediyorum.

Kuvvet komutanlıkları tarafından mart ayı başı itibarıyla atama planlamaları yapılmakta. Hava Kuvvetlerinde gerçekten nitelikli pilot ihtiyacımız vardır, onlar için de ileriki dönemde belki bir düzenleme gelebilir. Şu anda, yaklaşık almış oldukları eğitime kıyasla on beş yıldan önce bırakmıyorlar ancak şu anki durumda…

BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) – On yıla düştü bildiğim kadarıyla.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yok, eğitimlerle birlikte yaklaşık on üç buçuk, on dört, on beş yıla yaklaştı. Dolayısıyla, onlar albaya bile gelmeden eğer ayrılacaksa binbaşılıkta ayrılıp sivilde çalışmaya başlıyorlar. Kuvvet komutanlıkları tarafından mart ayı başı itibarıyla atama planlamaları tamamlanmış olacağından taslağın işte, mümkünse en geç şubat ayı sonu yasalaşması büyük önem arz etmektedir. Albay belli bir statüye gelmiş, sizin de söylediğiniz gibi, bunlara mutlaka belirli bir yer göstermek lazım. Bu yer gösterdiğinizde işte, âdeta sanal mı demek lazım, kadro şişirilmesine mi gidiyor, makam şişirilmesine mi gidiyor, ayrı bir yerler açmak lazım. Bu da…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Merkez albayı mı, merkez valisi mi ya da bakanlık müşaviri…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – İşte o yok. Ama çok doğru bir tabir. Merkezdeki bir valilik olmadığında bir uyumsuzluk, ahenksizlik oluyor. Bunu da işyerindeki uyumu, ahengi sağlayabilmek için de böyle bir tenkisatın yapılması uygundur.

Yine, bir başka sayın milletvekilimiz şunu söyledi: “Peki, ya bu böyle hep durmadan mı yapılacak? Daha önce de yapıldı.” Silahlı kuvvetlerimizin bir reform çalışması var, yeniden yapılandırma çalışması var. O reform çalışmasıyla birlikte Yüksek Askerî Şûrada bunların emeklileriyle ilgili karar alınabilir diye düşünüyorum.Umuyoruz ki bu son teşvik sistemidir diye düşünüyorum.

.......................

Yine, bir arkadaşımız söyledi ki: “Her yüksek lisans yapana bir yıl kıdem veriliyor, üç yaparsa üç…” diye. Daha sonra bir değişiklik yapıldı, bir sefer bir kıdem veriliyor.

Bütün partiler burada genelde mutabakatla geçirirler, ki muhtemelen bu kanun daha önce geldiğinde, -belki AK PARTİ iktidarı, belki daha önce, onu tam bilmiyorum -

BAŞKAN- Şimdi, biliyorsunuz, bir tasarı, bir teklif vardı değerli arkadaşlar, dün de konuştuk ve bunların birleştirilmesi çerçevesinde teklifte yer alan bir maddenin kanun tasarısına eklenmesini teklif ediyoruz, bir madde ihdası teklifi var. 

Okutuyorum:

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına

Görüşülmekte olan 1/414 esas numaralı Kanun Tasarısına aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İbrahim Mustafa Turhan 

İzmir

MADDE ….- 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. 

"GEÇİCİ MADDE 39- Bu Kanunun kadrosuzluktan emeklilik hükümlerine tabi olmak kaydıyla, 29 Şubat 2016 tarihine kadar emekliye ayrılma talebinde bulunan albaylardan, 30 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla subaylıkta; 

a) 30 uncu fiilî hizmet süresini tamamlayacak olanlara, emekliliğe esas aylık tutarının 5,5 katı,

b) 29 uncu fiilî hizmet süresini tamamlayacak olanlara, emekliliğe esas aylık tutarının 11 katı,

c) 28 inci fiilî hizmet süresini tamamlayacak olanlara, emekliliğe esas aylık tutarının 16 katı,

herhangi bir vergiye tabi olmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından emekli ikramiyesi olarak ayrıca ödenerek 50 nci maddenin (a) bendine göre 30 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla kadrosuzluktan emekliye sevk edilirler. Bunlardan, 30 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla bir üst rütbeye terfi ettirilenler hakkında talepleri halinde emeklilik uygulanmaz. Fiilî hizmet sürelerinin hesaplanmasında, 14 üncü ve 109 uncu maddeleri gereğince subay nasbedilenler ile Harp Okulu öğrenim süresinden yıl olarak fazla okuyarak fakülte ve yüksekokulları bitirenler işlem gördükleri emsali harp okulu mezunları ile birlikte değerlendirilmeye tabi tutulur.

Bu durumdaki personel, istedikleri sürece ve azami emsallerinin 31 inci fiilî hizmet yılını tamamladıkları yılın 30 Ağustos tarihine kadar, emekliye ayrıldıkları rütbe ve kıdem üzerinden 3/1/1961 tarihli ve 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununa göre hesaplanacak aidat her ay düzenli olarak kendileri tarafından ödenmek kaydıyla Ordu Yardımlaşma Kurumu üyeliklerini devam ettirebilirler."

BAŞKAN – Önergeyi görüşmeye açıyorum. Söz isteyen…

Sayın Usta, buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, tabii, bu şey net, burada söylememiz gerekiyor, bu sadece parasal bir konu değildir, bunun Millî Savunma Komisyonunda görüşülmeden buraya gelmesi son derece yanlış. Bu belli ki yapısal bir sorun, yapısal sorun da böyle pansuman tedbirlerle birikti. Bu birikti de bu insanlara devlet bir yatırım yaptı. Bu insanlar ağaç kovuğundan çıkmadı, bu insanlara yatırım yapıldı, bunlar da devlete, millete yeteri kadar, öngörülen şartlarda hizmet etmesi gerekiyor.

Şimdi, ne bileyim ben, orada geçen söyledik, bekleme sürelerinden kaynaklanan veya başka şeylerden kaynaklanan hata, bunların ne olduğunu bilmiyorum, ben bu konunun uzmanı değilim. Ama bu konunun uzmanı olabilecek kişilerin konuşacağı yerde ve komisyonda görüşülmeden önümüze geliyor ve bu meseleyi bu şekilde çözelim diyoruz.

Şimdi, bu sorun yapısal olarak çözülmeden, efendim, işte, hemen şu söylenebilir: “Biz bunu yapısal olarak çözecek bir paketi de şu anda görüşüyoruz, efendim, getireceğiz.” Bugüne kadar niye getirmediniz, 13 yıldır iktidardasınız? 2008’de benim tespitlerime göre, o soruyu da sorup belki bir teknik bilgi almak lazım.

Aslında, belki Sayın Başkan onu yapalım ondan sonra mı konuşalım? Yani bize teknik olarak… Buradaki sebep nedir, bu yığılmanın nedenleri nedir, burada kaç kişi vardır?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Önce bir bilgi alalım.

ERHAN USTA (Samsun) - Bunun mali boyutu nedir? Bunlara ilişkin bir kapsamlı bilgi verilsin, bu işin esas itibarıyla nasıl çözülmesi lazım, bunun temelinde yatan sıkıntılar nelerdir, bunlar bize bir söylensin, biz olmazsa o çerçevede konuşalım, olur mu? Teknik bir bilgi alalım Sayın Bakandan veya bakanlık yetkililerinden.

BAŞKAN – Sayın Usta, tabii, dün bu kanunun daha doğrusu tasarının tamamı üzerinde görüşülürken bu konuyla ilgili sorulmuş sorular vardı, o sorulara Sayın Bakan da cevap verdiler ama biz tekrar görüş isteyelim. 

ERHAN USTA (Samsun) – Tatminkâr değiliz, Sayın Bakanın verdiği cevapları hatırlıyorum ben.

BAŞKAN – Peki, efendim.

ERHAN USTA (Samsun) – Sadece Genelkurmayın veya bakanlığın bir çalışması olduğunu söyledi.

BAŞKAN – O zaman, ben müsaadenizle Sayın Bakana söz veriyorum.

Buyurun Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım,

teşekkür ediyorum.

926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nda bir değişiklik yapmak istiyoruz. Bu değişiklikle, kadrosuzluktan emekliliğe hak kazanmış albaylara  istekleri hâlinde, talep etmesi hâlinde, bir defaya mahsus olmak üzere ek emekli ikramiyesi ödenmek kaydıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılma imkânı tanınacaktır.

Bu kapsamda, 30 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla, subaylıkta, 30’uncu fiilî hizmet süresini tamamlayacak olanlara, normalde 2017 yılında emekli olacaklar ve bunlar 1986 neşetli albaylar, emekliliğe esas aylık tutarının 5,5 katı, yani 19 bin TL; 29’uncu fiilî hizmet süresini tamamlayacak olanlara, normalde 2018 yılında emekli olacaklardı bunlar, bunlar 1987 neşetli albaylar, emekliliğe esas aylık tutarının 11 katı, 38 bin TL.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ne zaman olacak dediniz Sayın Bakan?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Efendim, şimdi, 30’uncu hizmet yılı olanlar 2017’de olacaklar; 29’uncu hizmet…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – YAŞ kararları… 30 Ağustos itibarıyla mı?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Tabii, tabii, bütün ayrılmalar 30 Ağustos tarihi itibarıyla. 29’uncu fiilî hizmet süresinde olanlar 2018 yılında emekli olacaklardı; 28’inci fiilî hizmet süresinde olanlar da 2019 yılında emekli olacaklardı. Dolayısıyla ikramiye ödenerek..

ERHAN USTA (Samsun) – Tamamını söyler misiniz Sayın Bakan?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Tabii. 30 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla subaylıkta, 30’uncu fiilî hizmet süresini tamamlayacak olanlara, normalde bunlar 2017 yılında emekli olacaklar ve bunların Silahlı Kuvvetlere katılış tarihi 1986, emekliliğe esas aylık tutarının 5,5 katı. 

ERHAN USTA (Samsun) – Rakam ne kadar?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – 19 bin TL.

ERHAN USTA (Samsun) – Potansiyel ne kadar?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Şimdi onu söyleyeceğim efendim.

29’uncu fiilî hizmet süresini tamamlayacak olanlar, normalde 2018 yılında emekli olacaklardı.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – 1987 neşetli albaylar bunlar da, emekli aylık tutarının 11 katı, 38 bin TL. 28’inci fiilî hizmet süresini tamamlayacak olanlar, ki bunlar normalde 2019 yılında emekli olacaklardı, 1988 neşetli albaylar, emekliye aylık esas tutarın 16 katı, yani 57 bin TL ikramiye olarak ödenecek ve bu personeller 30 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla kadrosuzluktan emekliye sevk edileceklerdir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde hâlen albay rütbesinde 6.102 albay görev yapmaktadır. Bu rakam toplam personel sayısının yüzde 16’sına tekabül etmektedir.

Arkadaşlar bir çalışma yapmışlar, ideal oran yüzde 8’dir. Mesela Fransa’da 7, Amerika’da 6‘ya yakın, İngiltere’de 4 gibi ama Türkiye'de yüzde 8 gibi bir rakam uygun olur diye belirlenmiş. Bu düzenlemeden, 30’uncu, 29’uncu ve 28’inci fiilî hizmet tamamlayanların hepsi yararlanırsa 1.071 personel yararlanacak olup bu 1.071 personelden 1986 yılı giriş olanlar 308 kişi, 1987 olanlar 346 kişi, 1988 girişliler de 421 kişi; bunlardan Hava Kuvvetleriyle ilgili söylüyorum, Hava Kuvvetlerindeki sayıları da 27, 27 ve 29. Genelde Deniz Kuvvetlerinde de az, 28, 24 ve 55. Ancak Kara Kuvvetlerinde 1986 yılında girenler 213, 1987 neşetliler 269, 1988 neşetliler 283, toplam 1.075 adet. 

Düzenlemeden dolayı da, tümünün emekliliği talep etmesi hâlinde bütçeye getireceği yük 50 milyon TL olarak hesaplanmıştır. Biz bunu düşünüyoruz ama hiç kimse de -çünkü “Talepleri hâlinde.” diyor, zorla da bir şey yok - talep etmeyebilir, dolayısıyla talep etmezse bu kanunun da bir uygulama durumu söz konusu olmayacaktır.

Kuvvet komutanlıkları tarafından mart ayı başı itibarıyla atama planlamaları tamamlanacak. Dolayısıyla da o süreden önce bu kanun yasalaşırsa bizim kuvvet komutanlıklarının da kendi personelini uygun yerlere görevlendirme imkânı doğacak. Maliye Bakanlığıyla zaten mutabakata varıldığından bu Plan ve Bütçe Komisyonuna getirilmiştir, özü budur.

Arz ederim Sayın Başkanım.

ERHAN USTA (Samsun) – Yapısal sorun kısmına yönelik…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yapısal sorun var,burada da Silahlı Kuvvetlerimizin bir reformu var, yani yeniden yapılanma var, birliklerin birleştirilmesi talebi var. yani kendi iç çalışması da var. Dolayısıyla, gerek birliklerin birleştirilmesi gerekse de Silahlı Kuvvetlerin reformu gerçekleştirildiğinde, bu albay sayılarını ideal olan sayıya düşüreceğiz.

ERHAN USTA (Samsun) – Ne zaman olacak o reform Sayın Bakan?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Üzerinde çalışma devam ediyor ama Yüksek Askerî Şûra’da bununla ilgili 2017’den itibaren karar alınacak yani bu değil de bundan sonraki Yüksek Askerî Şûra’da. Teşekkür ediyorum Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ERHAN USTA (Samsun) -

Sayın Bakanım, şimdi, tabii rakamları aldık. Bu hesap da herhâlde, işte emekli olursa onun emekli maaşı ile çalışırkenki maaşı farkından kaynaklanan bir şey. Siz söylemediniz ama muhtemelen öyle bir şeydir, onun tam rakamları elimde yok, ona göre yapılmış olduğu anlaşılıyor. Ama, ben bunu yine… Şimdi, bakın, burada bir yıllık bir Hükûmetin bir kanun tasarısı veya kanun teklifi olsaydı bu anlaşılabilirdi. Yani, Hükûmet derdi ki: “Ya, bizden öncekiler -işte bizde modadır ya, kendisinden öncekileri karalarız, böyle bir yapımız var- işte böyle böyle yapmışlar, onlar çok kötü çalışmışlar fakat biz bunları şimdi yapısal olarak düzelteceğiz ancak bunun öncesinde birikmiş bir sıkıntı var, o sıkıntıyı da bu şekilde, çok doğru değil ama çözelim.” şeklinde bu gelebilirdi. Şimdi, on üç yıllık iktidardan sonra hiç kimse bana “Reform yapacağım efendim, ben bunu 2017’de görüşeceğim, 2018’de, 2019’da…” Bu denilebilir tabii de yani bu ne kadar kredibil olur, bunu sizlerin takdirine ben arz ediyorum. Daha önceden de yapılmış nitekim yani bunları daha önceden düşünmek lazım.

ERHAN USTA (Samsun) – Yani, on üç yıllık iktidardan sonra böyle bir şey çok şık olmuyor, çok kabul edilebilir değil, yapısal bir sorun. Kaldı ki hani bazen şu da olur: Ya, hakikaten atlanmış olur, “Hiç farkında değildik.” olabilir yani bu, kurumun işleyişiyle ilgili bir husustur, kurum da size bildirmemiştir, siyasi irade böyle bir şeyin farkında olmamıştır. Ama, işte el yordamı burada da yine hüküm sürüyor Sayın Bakan. Bu daha önceden yapılmış, bir defa karşılaşılmış, o zaman niye siyasi iktidar sormamış efendim? Bu sorunu biz şimdi kalıcı mı çözüyoruz?

Muhtemelen burada birileri, yine Komisyonun bu tarafı feryat etmiştir “Bak, yanlış yapılıyor, şimdi yapısal bir sorunu böyle günlük, günübirlik şeylerle çözmeye çalışıyoruz…” İnsan unsuru, bakın, en kıymetli şeyin insan olduğunu hepimiz biliyoruz ve büyük emeklerle yetiştiriliyor bu insanlar, albay rütbesine kadar getiriliyor. Onlara tabii gerektiği gibi iş verilemiyor, onların da pozisyonlarına uygun bir şey verilemediği için orada yığılma olmuş, ondan sonra “Bunları emekli edelim, erken emekli edelim. Erken emekliliğe teşvik etmek için de üstüne biraz para verelim.” gibi bir noktaya geliyoruz. Bunlar son derece yanlış şeyler. Yani, bunun için çok büyük bir uzman olmak filan gerekmiyor. Şu hesabı verin bana, ben arkadaşlarla çalışayım, size bunun hesabını bir akşamda yapar veririm ben; nerede, ne kadar bekleme süresi, bir optimizasyon meselesidir bu, bu çok rahat yapılabilecek bir şey.

Siyasi iktidar, askerle ilgili olan her şeye yani bir kısım Balyoz davası, Ergenekon davası, bilmem ne olunca her şeye sahip çıkıyor, “Savcısıyım ben bu işin.” filan diyor. Yani, bu işte de bizim tabii muhatabımız siyasi iktidardır, Hükûmettir, bu başarısızlığın muhatabı; o kendi işini, hesabını ayrıca Genelkurmaya, Millî Savunma Bakanına, kime soracaksa kendisi sorsun. Yani, bu başlı başına büyük bir başarısızlıktır, bu başlı başına bana göre büyük bir ayıptır Sayın Bakanım. On üç yıllık iktidardan sonra insanları böyle patır patır, patır patır getireceksiniz oraya, ondan sonra “Ya, pardon, burada bir yığılma olmuş. Hadi bunları bir gönderelim, üstüne biraz para verelim.” filan. Yani, bunu neyle izah edeceksiniz, ben bilmiyorum, son derece yanlış bir şey. Yani, tabii sorun oluştuktan sonra mecburen “İşte, artık çözülsün.” filan diyorsunuz ama bunların niye tedbirlerini önceden almıyoruz? Bakın, başından beri söylediğim bir şey o. Şurada kanunu yaparken de yaşıyoruz bunu, devleti yönetirken de yaşıyoruz bunu. Yani , niye bunlar bir gün öncesinden, üç gün öncesinden, yirmi yıl öncesinden, on beş yıl öncesinden, her neyse, işin durumuna göre düşünülmüyor?

ERHAN USTA (Samsun) – “Doğru.” diyorsunuz, Allahtan “Doğru.” diyorsunuz, yoksa iş daha kötü olacak yani iş daha fazla sürüp gidecek. “Doğru.” diyoruz da Sayın Bakanım, “Bunları düzeltelim.” diyoruz, “Bunları niye daha önceden düzeltmedik?” diyoruz. Şimdi “Ben yeni Millî Savunma Bakanıyım.” filan demeyin, siz de Millî Savunma Bakanlığında bayağı bir kıdemlendiniz yani. Devlette bir de süreklilik esastır yani kendi partiniz nihayetinde iktidardaydı. Dolayısıyla, burada bu temel yanlışın ivedilikle düzelmesi lazım. Bunlar Komisyonda olsaydı, belki buraya bir önerge verilecekti. Ya, şu şeyi beklemeyelim, 2017’de… 2017’de -bakın- daha Yüksek Askerî Şûra’da görüşülecek, ondan sonra bunun uygulamaya geçmesi, şu, bu filan, o zamana kadar zaten bir büyütme daha olacak, merak etmeyin siz, tekrar bu tür işleri yapacağız ama öbür tarafta belki de hizmet aksayacak. Yani, yeteri kadar, işte teğmenlikte üç yıl bekleme süresinden dolayı, belki yeteri kadar teğmen olmadığı için orada bir hizmet aksaması olacak çünkü aşağıda çalıştıramıyorsunuz yani yukarıya vekâlet ettiriyorsunuz da üsttekini alt tarafa baktırtamıyorsunuz çünkü devlet hiyerarşisine uygun değil, gene askerin hiyerarşisine de uygun değil. Yani, bu tür yanlışlıklar var, bunları düzeltmek lazım.

Tabii, şimdi, ben bu olsun, olmasın şeklinde bir şeyi söylemeyi bile… Şimdi, durum o kadar vahim ki, problem o kadar büyük ki yani buna ha olumlu demişsin, ha olumsuz demişsin. Şu sivrisineklerle uğraşmayalım, gelin şu bataklığı kurutalım, şu işlerin üzerine eğilinsin diyoruz ama on üç yıllık bir iktidar kalkıyor, işte bu… Şimdi bile değil, 2017’nin Yüksek Askerî Şûrası’nda konuşulacak. O gün başka bir şey çıkar da konuşulamazsa ne zamanın Askerî Şûrası’na kalır, onu bilmiyorum. Yani, bu nasıl olacak? Mesela, burada belki şu soruyu da sormak lazım: Yani, diyelim ki bu 1.071 kişinin tamamı Sayın Bakanım, “Ben ayrılmak istiyorum.” dedi. Şimdi, burada idarenin bir inisiyatifi yok anladığım kadarıyla, bu sefer hizmette bir aksama olacak mı? Mesela, ona ilişkin bize bir bilgi verilsin. Yani, “Burada hizmette aksama olmayacak.” dediyse, zaten iyice cinnet geçireceğim. Yani, 1.071 tane albay bir günde şeyi terk edip gidecek, bu ülkede hizmette hiçbir aksama olmayacak ve biz buraya oturacağız, “Ben Hükûmetim.” diyeceğiz.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Ben usulden ziyade esasıyla ilgili bir şeyler söyleyeceğim. Usul olarak da doğru. Yani normalde biter, dediğim gibi arkasından görüşürüz, sonra onları arkadaşlar kanun tekniğine göre sıralarlar. Hatta onların yaptığında bile bir şey olursa Kanunlar Kararlar onu da aşağıda bunlara söyler, bir şekilde değiştirirler. O sorun olmaz.

Ama benim söylediğim şey şu: Bunların içerisinde 6.102 kişi dedik. Merak ediyorum, yani devletin her yerinde bir norm kadro çalışması var. Maliyeciler burada bakıyor. Kaç tane, nereye kadro verecek. Bir ta neyi bile artıramıyorsun, yani olmadığı zaman boşluğun alamıyor. Bunlar yapılırken hangi kuvvette kaç tane ihtiyacı olduğu belirleniyor mu, belirlenmiyor mu? Bir. Ki belirleniyor. Belirleniyor mu derken belirlendiğini bilerek söylüyorum. Sorduğum sorularda arkadaşlar her seferinde bir şey söylüyorlar. Peki, bu belirleniyorsa bu birikme nasıl oluyor?

Bunların içerisinde Ergenekon’dan, Balyoz’dan dolayı terfi ettirilmeyen, bekletilenler var mı? Hangi kuvvette? Demin söylediğiniz yararlanabilecek olan1.075 kişi büyük çoğunlukla Kara Kuvvetlerinde görünüyor. Peki, buradaki ideal albay kadrosu yok mudur? Yani bekleme olduğu zaman bunların birikmesi kaç senede oluyor? Demin söylediniz, 1987-1988 mezunu, aşağı yukarı bizim fakülte itibarıyla bakarsak hepsi devre arkadaşlarımız olmuş, bir sene sonra, bir sene önce, bir sene arkasından. Biz de askerlik görevimizi yaparken baktık. Sayın Bakanım, her yerde kadrolar var, yani eğitim -öğretim başkanlığına baktığımız zaman albay sayısı belli, öğretmen albay sayısı belli, şube müdürü belli, yarbayımız belli, albayımız belli, okul komutanı belli. Ona ikinci bir adam ekleme şansımız yok orada. Bunlar belliyken nasıl terfi edecek? Şimdi orada görevli olan albay da olsa çalışmaya topçu okulunda devam ediyor. Ben daha somut bir örnek vereyim size. Demin Erhan Bey’in söylediği yarın kadro yetersizliği olacak mı diye. Biz Meclise geldiğimizden beri, sol tarafınızda oturan Albay Yaman bizimle beraber çalışır.

Başka bir bakan geldi, terfi ettirmedi, kaldı, bekleme süresi doldu. Bütün kanunları, sizin yaptığınız kanunların hepsini, bizim buradaki Kanunlar Kararlar uzmanları kadar yakından takip ediyor. Bilmiyorum adli müşavir, tuğgeneral mi oluyor, korgeneral mi oluyor? Terfi edilmedi, paşa olamadı. Ne olacak? Murat gitti. Kim takip edecek bu kanunları? Tamam, arkasından biri var ama. On senelik bir tecrübe gitmiş olmayacak mı? Canı sıkıldı, sizinle çalışmak istemiyor, bekleme süresinden sonra Murat albay dedi ki: “Önüme para da geldi, ben de emekli olayım. Ne yapayım ya? Mehmet Günal’ı mı dinleyeceğim gidip orada? Ben de emekli olayım.”

Ne olacak? Yeniden bir süreç başlayacak. Somuta indirgiyorum ki yani… O kendisini sevdiğimizi biliyor. Onun için kendisine yönelik olmadığını ama.

Önümüzde duran bir örneği söylüyorum. Teknik konular var. Bunları biraz daha, sizin dediğiniz gibi, geniş şeylerle olması… Belki maddi haklarını şimdi bütçeye koymazsak yapamayacağız diyeceksiniz ama yani bu hakikaten yetecek mi, sonra çıkardığımız kanunda yetecek mi? Bizim sorduklarımıza arkadaşlar, hemen bir a n önce bitirelim diye bakıyor ama kafamızı kurcalıyor. En azından az önce Sayın Usta’nın dediği gibi, devlet bürokrasisinden geldik. Rakamların ne olduğunu, personelin ne olduğunu biraz biliyoruz Sayın Bakan. Sadece burada milletvekili olarak öğrenmiyoruz. O nedenle de, bakıyoruz, kafamıza yatmıyor yani. Açıkçası bu ülkenin ileri gitmesini istiyorsak ve az önce de konuştuğumuz, bedelli de söylediğimiz de onunla ilgiliydi. Biz orduya peygamber ocağı gözüyle bakıyoruz. Yani Atatürk’ün bomba sırtı vakasını anlatırken ki haletiruhiyesini askerlerimizin, hepimiz biliyoruz. Şimdi, böyle bir şeyi kalkıp burada… Yani bunun parasal kısmını tartışarak birtakım şeylere bakarak yani konuşmak, tartışmak istemiyoruz. Derdimiz o. Bunlar gelsin, biz de aynen demin dediğini z gibi, bu askeriyeden gelmiştir bunun tartışılacak bir şeyi yok, indirelim kaldıralım gitsin. Ama şimdi bakıyoruz, daha önümüzdekini hazmetmeden bir önerge geliyor, öteki geliyor, bu geliyor, bu sefer başlıyoruz… Kafamız karışıyor. Yoksa, oturulur, tartışılır, dediğiniz gibi ilgili birimler de kanaatini söyler, tamam kardeşim böyle bir sorun var, çözeceğiz. Bize de gelirler arkadaşlar bir brifing… Anlatıyorlar bir şey olduğu zaman. Tamam, o zaman bu makul bir şey sorun var ama çözülmesi gerekiyor, çözelim diyoruz. Bizim kaygımız ondan. Yoksa, lazım olanları yapacağız hangi konuda olursa olsun. Burada zaruret ne zaman oldu, kim yaptı, beşi ona niye çıkardık, onu beşe niye indirdik diye sorarken yine yanlış yapıyor olmayalım diye soruyoruz yani. Ona çıkarırken de siz vardınız, beşe düştüğünde de. Onun tartışılacak bir tarafı yok. Ama şimdi niye diyorum? Ya bire dedik ama o zaman sıfırlayalım eğer sorunu çözecekse, bir daha tartışın diyoruz. Bize burada gereksiz yere tartıştırmayın. Siz onu teknik olarak konuşun, Maliyeyle parasal durumunu konuşun, sorun olmayacaksa, askerî ihtiyaç açısından, vatandaşlık açısından, o zaman bin lira da almayalım yani. Bunu parayla ölçmenin bir anlamı yok.

Bunun gibi şimdi burada da diyor ki, kadroya bakalım hakikaten yapılması gereken bir şey varsa kökten bunu çözelim. Kanunun içerisinde sizin dediğiniz gibi gelirse, orda da yine böyle olmasın lütfen. Madem bir yeniden yapılanma geliyor. Muhtemelen Millî Savunma Komisyonuna gider ama yine parasal olursa, yine buraya da gelecektir, özlük haklarıyla ilgili olursa, emeklilikle ilgili olursa doğal olarak. Onun için, şimdiden uyarıyoruz ki bunları kökten çözelim, bir daha bir daha biz böyle pansuman tedbirlerle veya torbaların içerisine koymayalım diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Temizel, buyurun lütfen.

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) –

Biraz önce değerli arkadaşlarımız konuyu gerçekten gündeme getirdiler. Sürekli olarak sorun biriktirip de birikmiş sorunları sırtına yüklenen insanları ödüllendirerek kamudan ayırmak asla bir iş değildir. Bunun ne bir mantığı vardır ne de savunulacak bir yanı vardır. Ne yapıyorsunuz? Emeklilik süresine bir yıl kalana 5,5 veya 30 Ağustosta emekli olanlara, iki yıl kalana 11, üç yıl kalana da 16 kat maaşlarını peşin olarak ödüyorsunuz.

Şimdi, Sayın Bakan, sormak istiyorum gerçekten. Maaşlar nasıl olsa peşin olarak ödeniyor. Yani bu insanlara, bu kadar yetişmiş nitelikli insanlara bu süre içerisinde hem çalışmalarına olanak tanıyarak maaş vermek bundan daha zararlı bir olay mı, sonuç doğurur?

Bu Askerî Şûranın bir konusudur. Bunu Askerî Şûraya çekerler, orada bunun kararlarını verirler ve üstelik isteyene de bağlı olmaz. Askerlikte herkes istediği zaman şunu yapacak bunu yapacak diye bir şey olmaz. Zaten koymuşsunuz hükmü terfi ettirilenler bu haktan yararlanamaz diye. Niye yararlanamaz? Eşitlik ilkesine aykırı. Terfi etmem falan benim umurumda bile değil, ben de gidiyorum, ben de istiyorum 16 kat ikramiye denildiği zaman, nasıl durduracaksınız onu? Kanunda hüküm olduğu için durduracaksınız. Eşitlik ilkesine aykırı. Yapamazsınız. Yaparsınız da, yapmamanız gerekir bu koşullar altında. Dolayısıyla bununla ilgili çözüm, inanılmaz derecede yetkilendirilmiş ve bu konuda düzenlemeler yaptıkları zaman da kimsenin pek fazla itirazının olmadığı bir şûramız var. Çözün. Çözülsün. Eğer yetki verilecekse verilsin.

Şurada bir ifadeye daha takıldım: “Herhangi bir vergiye tabi olmaksızın…” Sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenen ikrami yeler herhangi bir vergiye zaten tabi değil. Bunun özellikle altının çizilmesi, herhangi bir vergiye tabi olmaksızın ifadesi, herhangi bir yasanın içerisinde böyle sıradan bir cümleymiş gibi yer alamaz. Herhangi bir vergiye tabi olmaksızın ne demektir? Ne demek herhangi bir vergi? Kaldı ki Anayasa Mahkemesinin şimdiye kadar çıkarmış olduğu bir sürü kararda, vergiyle ilgili düzenlemelerin sadece ve sadece vergi kanunlarında yapılacağı hükmü vardır. Bu da bir gelenektir. Onu da atlamış vaziyetteyiz. 

O nedenle, bu konudaki düzenleme bir soruna çözüm oluyormuş gibi görünüyor ama bu, gelecekte benzer uygulamaların çok farklı şekilde yorumlanacak ve farklı sonuçlar doğuracakları da doğurması olasılığının olduğuna dikkat çekmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Temizel.

Sayın Çam, buyurun.

MUSA ÇAM (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yine parayla ilgili teşvik ve özendirici bir madde. Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan albaylarımızdan yaklaşık olarak 1.071 albayın sayısal olarak fazla olması nedeniyle yaşta değil de özendirilerek, bir prim esası getirilerek, gönüllü temelinde rızayla emekliye sevk etme ve böylelikle -Sayın Bakanın da söylediği gibi- diğer Avrupa üyesi ülkelerdeki sayıya yüzde 6’lara, yüzde 5’lere çekmek gibi bir murat var. Bu, 1980 ila 90’lı yıllarda Avrupa’da, Fransa’da, Almanya’da, Avusturya’da, birçok ülkede yabancı göçmen işçilere yapılan bir muameleyi hatırlattı bana. Özellikle Almanya’da, Fransa’da, Avusturya’da Türkler, Fransa’da daha çok Afrikalılar, Cezayirliler ve Tunuslulara, yabancıların ülkelerini terk etmeleri için bir özendirme primi koydular. Oralarda çalışan yabancıların ülkelerini terk etmeleri için 20 bin mark, 40 bin Fransız Frangı, bilmem ne kadar Avusturya Şilini gibi birtakım düzenlemeler yaptılar ve o ülkelerde, yıllarca o ülkelerin ekonomisine katkı yapan, o ülkelerin sanayileşmesine ve gelişmesinde büyük rol oynayan ve büyük bedeller ödeyen, canlarını ortaya koyan yabancıların o ülkelerini terk etmeleri için getirmiş oldukları bir prim sistemi vardı. Şimdi, bana bir anda böyle bir özendirme gelince onu anımsattı bana. Yani çok böyle ekonomiyle, parayla ilgili böyle bir düzenleme sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimizde önemli görev yapan bu komutanlarımıza belki çok cazip de gelebilir. Ekonomik koşullar nedeniyle cazip gelip hakikaten 1.071 albayın 1.071’i de hemen emeklilik dilekçesini yarın sıraya girip verebilirler de yani bunu bilemiyoruz. Ama on üç yıldır iktidarda olan AKP Hükûmetinin harp okullarından başlayarak, liselerden, askerî liselerden başlayarak harp okullarına varıncaya kadar bu kadar süre içerisinde on üç yılda bunu fark edememiş olması, bununla ilgili düzenleme yapamamış olması enteresan geliyor bana.

Geçtiğimiz son altı, yedi yıl içerisinde Türkiye’de çok talihsiz olaylar yaşandı. Ülkemizde yapılan kamuoyu araştırmalarında en güvendiğiniz kurum dediğinizde hemen birincisi yüzde 90, 95, yüzde 100’e varan kurum Türk Silahlı Kuvvetleri olarak gelip geçerdi. Bugün de aşağı yukarı böyle bir kamuoyu araştırması yapılsa, birçok olumsuzluklar, darbe mağdurları olarak bizler yaşamış olsak bile yine en güvendiğimiz kurumların başında yine Türk Silahlı Kuvvetlerinin geleceğinden hiçbir endişemiz ve hiçbir kuşkumuz yok. Ama son yedi, sekiz yıl içerisinde Türkiye’de farklı olaylar yaşandı. Örneğin, Ergenekon olayı, örneğin Balyoz olayı, örneğin casusluk olayı gibi Türkiye’de enteresan olaylar yaşandı. Bu davaların takipçisiydik, izleyicisiydik. Zaman zaman bu olaylar dan dolayı tutuklu olan kimi komutanları cezaevlerinde, Silivri’de, İzmir’de ve çeşitli cezaevlerinde ziyaret ettik, dinledik. Bunların her birisi denizde, karada, havada çok önemli görevler yapan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin en gözde komutanlarıydı. Ama paralel yapı denen ve geçmişte son on üç yıl içerisinde bugünün Cumhurbaşkanı, geçmişin Başbakanı “Ne istediler de vermedik?” dedikleri o paralel yapıyla birlikte oldular ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetiştirmiş olduğu en gözde komutanları, en gözde subayları denizde, havada ve karada o subayları cezaevlerine attılar, bu ülkenin Genelkurmay Başkanı bile tutuklandı. Mevcut Cumhurbaşkanıyla, önceki Başbakanla birlikte görev yapan, Millî Güvenlik Kurulunda bulunan ve kararlar alan Genelkurmay Başkanı bile bu ülkede tutuklandı arkadaşlar.

Dolayısıyla, şimdi, ister istemez iyi niyetle belki getirilen bu maddede - düşünüyorum- AKP devletin tüm kurum ve kuruluşlarına nüksetti; kendi adliyesini, kendi kurumlarını oluşturdu, şimdi de AKP kendi ordusunu mu oluşturuyor görüşünü ister istemez insanın aklına getiriyor. E, şimdi, bu zamana kadar, bunlar belli, neyin ne olduğu belli. Yaşadığımız bu Ergenekon, Balyoz, casusluk olayında yeteri kadar operasyonlar yapıldı ama yetmez, biraz daha fazlasını mı, biraz daha fazlasını mı gibi bir fikri de aklımıza gelmiyor değil.

Dolayısıyla bir defa bu işlerin ekonomiyle, parayla insanların terbiye edilecek şekilde, parayla ikna edilecek, parayla özendirilecek şeklindeki düzenlemelerin ben insan onuruna çok yakışmadığını ve bana yıllar önce, işte,Fransa’da, Almanya’da ve diğer Avrupa ülkelerinde çalışan yabancı göçmen işçilerinin parayla o ülkeleri terk etmeleri gerektiği düşüncesini bir kez daha hatırlattı. Bu, buna benzer bir şeydir. Ümit ederim, umarım ki, böyle bir niyet değildir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin askerî liselerden başlayıp akademilere kadar giden bu süreçte yanlış planlama nedeniyle daha fazla albayın yukarı çıkması ama Sayın Temizel’in de dediği gibi, bunların akçeli işlerle, parayla düzenlemek yerine Yüksek Askerî Şûra’da daha kuralına uygun bir şekilde düzenleme yapılması ve  oradan emekli edileceklerin ve oradan devam edeceklerin, albayların belirlenmesinin çok daha onurluca bir tutum ve davranış olduğunu düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çam.

Sayın Erdoğdu…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, daha önce bu Türk Silahlı Kuvvetleri geleneğinde bu şekilde erken emekliliklere bir teşvik edilmesi söz konusu olmuş mu? Nedir o, ne zaman?

BAŞKAN – Sayın Bakan cevap versin mi?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Evet, lütfen.

BAŞKAN – Tamam.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Daha önce böyle bir uygulama var.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ne zaman olmuş efendim?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – 60 dönemlerinde… Yani arkadaşlar detaylı örneğini… Daha önce böyle bir uygulama yapıldığı söylenildi. Belki bu arada ilave bir bilgi de…

BAŞKAN – Sayın Bakanım, şöyle, müsaade ederseniz…

Sayın Erdoğdu, siz sorularınızı sorun isterseniz, Bakan Bey nasıl olsa hepsine cevap verecek.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Şimdi, cevaba göre tabii ki…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yani daha önce yapılmış.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan değerli üyeler; bir kurumun gelenekleri kurumun gücünü, kalitesini, niteliğini belirler. Türk Silahlı Kuvvetlerinin tarihimiz içinde çok önemli görevleri olmuştur. Benim kişisel bir sürü demokratik eleştirim vardır ama bir ülkenin iki gücü vardır. Biri sert gücü, diğeri yumuşak gücü. Sert gücü ordusunun gücüyle ölçülür. Yani bugün dünyadaki birçok yerdeki nükleer güç tartışması işte o sert güç tartışmalarıdır. Ordunuz ne kadar güçlüyse dünyada o kadar güçlü oluyorsunuz.

İkincisi yumuşak güçtür. Devletin kalitesi, ekonominin büyüklüğü ve diğer şeylerle ölçülür. Şimdi, bu kadar önemliyse, bizim bütün varlığımızla bu kadar önemli bir kurum için bu tip istisnai düzenlemelerin kural olmasından korkarım ben.

1960’lı yıllar biliyorsunuz birkaç devresi olmayan yıllardır. 1960 darbesi, işte o dönemdeki harp okullarının o işe girişi, birkaç devrenin işten çıkarılması. Şimdi, elbette ki özlük hakları çok önemlidir ve bu özlük hakları verildiği takdirde insanlar bu özlük haklarına göre karar vereceklerdir albaylar da eminim ki. Birinci sorun şu: Üç ay önce emekli olan albayların gönlü kırılacak bu durumda çünkü kendilerine böyle bir hak verilmemiş olacak veya bu kapsama girmeyen diğer albayların da gönlü kırılmış olacak ve bu tıpkı özelleştirilen kurumlardaki uygulamalara benziyor emekliliğin özendirilmesi ama Türk Silahlı Kuvvetlerinde yerleşik bir alışkanlık hâline gelebilir ve Türk Silahlı Kuvvetleriyle alakalı bu kadar gelenekleri değerli bir kurumun… Çünkü sonuçta bu gerektiğinde ölmeyi emreden bir kurumdur Türk Silahlı Kuvvetleri. Onun için, bu Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilgili yapılacak düzenlemelerin bu şekilde, 10 maa ş, 11 maaş, 16 maaş… Zaten daha önce açılmış davalar yani Ergenekon, Balyoz, Oda TV, işte, askerî casusluk davaları ve dört yıllık bir süreç boyunca kamuoyu tartışmalarıyla son derece yıpratılmış bir kurum hâline geldi. Ne yazık ki iktidarınızda belirli bir dönem varlığını Türk Silahlı Kuvvetleriyle mücadele üzerinden tanımlar bir hava yaratıldı Türkiye’de ve bu dönemsel olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin de Türkiye içerisindeki itibarında çok ciddi yıpranmalar doğurdu. Şimdi, bu yeni  düzenlemelerle, özlük haklarıyla, maaş düzenlemeleriyle bu kurumsal geleneğinin güçlü olması gereken kurumun çok yıpratılabileceğini düşünüyorum ben. Bir diğer mesele, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir sürü güncel olayın içerisine çekilmesini de tehlikeli buluyorum. Bu, özlük hakkı olabilir, diğer meseleler olabilir.  

Bildiğim kadarıyla da son dönemde geniş ikramiyeler veriliyor Sayın Bakan, bilmiyorum, siz, özellikle bu güneydoğudaki operasyonlar dolayısıyla hem polislere hem askerlere maaş ikramiyesinin verildiği yönündü bilgi var . Bu bilgi doğru mudur, bunu teyit edebilir misiniz? Veriliyorsa ne kadar veriliyor ve biz kendi memleketimizde, kendi şeyimizdeki bu tip bir şey için ikramiye verilmesi de beni üzüyor çünkü bir sürü güvenlik görevlimizin canı tehdit altında, sivil halkın canı tehdit altında. Bu tip bir can tehlikesini siyaseten çözebilmek varken, bunu ikramiyelerle ödüllendirmek veya özendirmeye çalışmayı da doğru bulmuyorum. Bu ikramiyeler konusunda gerek askere gerek polise son operasyonlar dolayısıyla verilen ikramiyeler konusunda bilgi verebilir misiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Erdoğdu.

Sayın Bakana söz vereceğim.

Sayın Bakanım, buyurun lütfen.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Peki, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, öncelikle yığılma oldu, bunun birçok sebebi vardır. Bu sebeplerden bir tanesi bu daha önceki dönemde -işte kaç yılında diyelim- bu 80’li yıllarda, 1985-1990 arası harp okullarına daha fazla öğrenci alınması bu dönemdeki bir yığılmayı doğurdu. Artı, eskiden her yüksek lisans için bir ilave kıdem veriliyordu, bu biraz daha ileri adım atılmasına ve üste yığılmaya... Üstün  başarı nedeniyle yine ilave kıdemler veriliyordu. Burada, şimdi, bir oransal azaltma yapılıyor. Dolayısıyla, birçok şey araya girince böyle bir yığılma oldu. Sayın Bakan da söylemişti, en son, Yüksek Askerî Şûra’nın kış şûrasında -kasımın sonunda yapıldı aralık şûrası- böyle bir yasal düzenlemeyle emekliliğe özendirilirse uygun olur diye bir karar alındı. YAŞ’ta karar alınarak resen emekliye ayırma imkânı vardı ancak kurumsal vefa kapsamında bu şekilde bir yöntemin daha uygun olacağı söylendi. Buradaki sadece bir cümle olabilir. O hâlde geçen yıl 30 Ağustosta emekli olanlar biraz mağdur olmuş hissetmeyecek mi? Bu soru her zaman sorulabilir diye düşünüyorum.

Yine bir başka arkadaşımız dedi ki: “Sayın Başkanım, peki, bin kişi gidiyor da bunların yerleri boşalmayacak mı, bir zafiyet olmayacak mı?” Bu yıl, yaklaşık yirmi üç yıllık tecrübeye sahip 800 yarbay albay rütbesine gelecek. Dolayısıyla, mart ayında bunun planlamaları yapılır, hizmette bir aksama söz konusu olmaz diye düşünüyorum.

Yine bir başka husus da “Acaba kaçı seçer?” Silahlı Kuvvetlerimiz daha önce kurum içerisinde bir anket yaptırmış gerek Kara Kuvvetlerinde gerek Deniz Kuvvetlerinde. Her ikisinde de üç aşağı beş yukarı yüzde... “Böyle bir öneri gelse, böyle bir kanun teklifi yasalaşsa sizin tutumunuz ne olur?” diye bir anket yapılmış. O ankette ise ortalama yüzde 50 gibi, Kara Kuvvetlerinde de Deniz Kuvvetlerinde de -birinde biraz daha fazla ama- yüzde 50 gibi “Biz böyle tercih edip emekli olabiliriz.” şeklinde bir görüş bildirmişler ama kanun çıktıktan sonra -yasalaşırsa gerçek reaksiyonları, tepkileri ne olacak o zaman görülecektir diyorum.

Komisyonunuza saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın Erdoğdu, buyurun.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bir ek soru da şu: Bu güvenlik riski analizleri muhakkak yapılıyordur yani Genelkurmay tarafından veya Bakanlığınız tarafından.  Son dönemde Arabistan ile İran arasındaki bu gerginliğin artması, Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerdeki gerginliğin yükselmesi güvenlik riskini de yükselttiği herhâlde düşünülüyordur. Bu güvenlik riskine paralel olarak normalde bir azalmaya... Çünkü, Allah göstermesin, öyle bir şey başımıza geldiğinde, herhâlde seferberlik görev emriyle bir sürü insan göreve çağrılacak. Mevcut albayları bu güvenlik riski dolayısıyla korumak gerekirken, acaba bu güvenlik riski analizi yapıldı mı Bakanlığınız veya Genelkurmay tarafından?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım, yaklaşık 40 bine yakın subayımız var. Dolaysıyla da, bin subayımızın eksik olmasıyla Silahlı Kuvvetlerimizin güvenlik planlamasında bir zafiyet olmayacaktır. 

Bunu çok net şekilde söyleyeyim. Yine bir açıklama oldu “Partinizin Silahlı Kuvvetlere duruşuyla tanımlanır.” şeklinde diye. Biz hep şunu söyledik: Silahlı Kuvvetler ülkemizin göz bebeğidir ve her kurumun, her partinin ortak değeridir. “Siyaset yapılacaksa, bu kurumun dışında başka konular yok mu -başka eksikler, hatalar, fazlalıklar- o konular üzerinde siyaset yapalım.” denildi. Biz bunu savunuyoruz. Bu herkesin ordusudur. İşte bak onu çok net söyledik; DEAŞ Irak’a girdiyse, Lübnan’a saldırdıysa, Suudi Arabistan’a saldırdıysa ama Türkiye sınırında durduysa -biraz önce “yumuşak güç, sert güç” dediniz- bu Türkiye'nin gücünden dolayıdır, yoksa harita üzerinde bir çizgiyi farz edip de “Ya, bundan öteye ben adım atmayayım.” dememiştir, işte bu Türkiye'nin gücünden dolayıdır. Türkiye'nin gücünün işte o en somut göster gelerinden biri de Türk Silahlı Kuvvetlerinin birlik, bütünlüğü ve buna bütün milletin sahip çıkmasıdır çünkü o da moral gücü oluyor. Eğer birisi eleştirirse o da Silahlı Kuvvetlerin motivasyonunu azaltır. Muhakkak ki eleştiriler, yapıcı eleştiriler böyle yapılırsa daha iyi olur, böyle olursa ordumuz daha güçlü olur. Böyle olursa, ordusu güçlü olan Türkiye daha güçlü olur diye bir eleştiriye de her zaman açığız.

Sayın Başkanım, belki bir de, bu en son “Terörle mücadele doğrultusunda Silahlı Kuvvetler mensuplarına ilave bir ödeme yapıldı mı, bir ikramiye verildi mi?” gibi. Operasyonlara katılan personele toplu olarak bir ikramiye verilmesi uygulaması olmadı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Polisler için mi?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yani, bildiğim, olmadı.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın Tamaylıgil, buyurun.

BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) – Sayın Bakanım, ben bir şey sormak istiyorum: biraz önce 60’lı yıllarla ilgili böyle bir yasama olduğu söylendi ama benim de tam sonuca varamadığım ama 1961-1962 girişlilerle ilgili bir yasa böyle yine prova edilerek çıktı ve Anayasa Mahkemesi tarafından da bunun iptal edildiği şeklinde, onun gerekçeli kararına bakmaya çalışıyordum ama böyle bir şey var mı yok mu, eğer arkadaşlar hukuk birimi de araştırırsa aynı paralelde bir sonuç var mı yok mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Olur.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, önerge üzerindeki görüşmeler

tamamlanmıştır.

Sayın Bakan, önergeye katılıyor musunuz?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Bakanın katıldığı önergeyi -madde ihdası şeklinde oylarınıza

sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yayına Hazırlayan : Halil Ergenli

 

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 9589 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 18 Ocak 2016 01:16

You have no rights to post comments