All for Joomla All for Webmasters
Cuma, 11 Aralık 2015 17:05

İlker Başbuğ, Milli Ordu ve Asubaylar

Öğeyi Oyla
(6 oy)

26'ıncı Genelkurmay Başkanı (E) Orgeneral Sn. İlker Başbuğ'u nasıl hatırlarız diye geçmişe baktığımızda;

basbug-TEMAD Genel Merkezine bir 17 Ekim kutlamasında sivil kıyafetli olarak yaptığı yaptığı ziyaretle, 

-Balıkesir Asb. MYO'da yaptığı "Astsubay Devrimi" başlıklarıyla haber olan konuşmasıyla, 

-Özel Kuvvetler Komutanlığı kozmik bürosuna düzmece bir dava bahane edilerek girilmesine müsade etmesi ve Özel Yetkili Mahkemelerde her türlü hukuksuzluk yaşanırken bu mahkemelerden "hukuk" bekleyen açıklamalarıyla,

-Trabzon'da bir fırkateynin helikopter platformunda arkasında gelişmiş silah sistemleri varken yaptığı "Biz basbug trabzondarbeci değiliz" mealindeki konuşmasıyla,

-En nihayetinde de hukuk beklediği savcı ve mahkemelerin kendisini de düzmece davalarla tutuklaması ve hapse mahkum etmesiyle hatırlayabiliriz.

Düzmece "kumpas" davaları çöktükten sonra karşımıza çıkan İlker Başbuğ görüntüsü ise hayli ilginç.

Tahliye olduğu gün "26. Genelkurmay Başkanı 26 ay içeride tutuldu bu da enteresan. Cezaevi acı ve ıstıraptır. Ama şunu bütün kalbimle söyleyeyim bütün bunlara rağmen şuan hiç bir şekilde kalbimde nefret ve intikam duyguları taşımıyorum." dedi.

7 Ekim Günü ise Yargıtay'da görülen Ergenekon davası temyiz incelemesine katıldı ve çıkışta yaptığı konuşmada; Obama yönetimi esnasında, Ilımlı İslam düşüncesinin terk edildiğini söyledikten sonra, "Kara Kuvvetleri Komutanlığı dönemimde, bana çeşitli kanallardan iletilen bazı 'duyumlar' özellikle Gülen Cemaatinin TSK içinde kadrolaşmaya çalıştığı ve TSK'nin sahip olduğu 'milli ordu'niteliğine zarar verecek faaliyetler içinde olduğunu gösteriyordu." şeklinde bir beyanını gördük. 

"Hayır"da ABD'den "Şer"de

Aynı gün twitter hesabından yayınladığı iki twit ise Başbuğ'un meseleye bakışını anlatması bakımından önemliydi.

İlkinde "TSK'ne karşı oynanan oyunun arkasında kimler vardır? George W. Bush yönetimi, TSK'ne karşı oynanan oyunu desteklemiştir" derken ikinci twitinde "Obama Yönetimi, TSK'nın aşırı boyutlarda yıpratıldığını görünce, bu konudaki rahatsızlıklarını açıkça seslendirmeye başlamıştır." diyordu.

ilker başbug

İkinci twiti kısa süre sonra kaldırdı ancak dikkatli twitter takipçileri bu paylaşımı kaydetmişti bile.

Şimdi yukarıdaki açıklama ve twitleri anlamaya çalışalım;

Bizce, Sn. Başbuğ'un TSK'ne kumpas kuranlara "nefret ve intikam duyguları taşımıyorum" deme hakkı yoktur. Çünkü yaşananlar şahıs olarak kendisine değil Genelkurmay Başkanlığı makamına yani Türk Ordusuna yapılmış bir saldırıdır.  Kırgın olmak, kızgın olmak, bunu yapanlardan nefret etmek ve hesabını sormak zorundadır.

Konuşmasında Obama yönetiminin ılımlı islam düşüncesini terkettiği tespitini neye dayandırdığını bilmiyoruz ama twitter hesabından yaptığı Obama Yönetiminin TSK'nın aşırı yıpratılmasından rahatsız olduğu beyanı "milli ordu"dan söz eden eski bir Genelkurmay Başkanı için talihsiz bir açıklamadır. Kısaca, İlker Başbuğ diyordu ki; Yaşanan süreçte "hayır" da ABD'den "şer" de ABD'dendir.

Asubay sorunlarına bakış ve devrim

Sn. Başbuğ'un Milli Ordu'nun omurgası asubaylar meselesine bakışının da tıpkı yukarıda bahsettiğimiz meselelere bakışı gibi çok sağlıklı olmadığını geçmişte örnekleriyle görmüş ve duymuştuk. Henüz Kara Kuvvetleri Komutanı iken kendisini ziyaret eden TEMAD Genel Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerine parmağını sallayarak "Haklarınızı aramak için her türlü eylemi yapabilirsiniz ancak muvazzaflarla ilgili en ufak bir faaliyetinizi görürsem bir daha bu kapıdan içeri giremezsiniz" dediğini o dönemin bir TEMAD Genel Başkan Yardımcısından bizzat duymuştum.

Bir Genelkurmay Başkanının Emekli Asubayların haklarının da 926 sayılı TSK Personel Kanunu ile direk bağlantılı olduğunu bilmemesi mümkün müdür? Özellikle İntibak, göreve başlangıç derecesi ve tazminatlar meselesinin muvazzaf ve emekliler için aynı kanunla ve birlikte çözülmesi gereken sorunlar olduğu herkesin malumudur. Hal böyleyken tehditkar bir ifadeyle muvazzafları bırakın emeklilere bakın demek eşyanın tabiatına aykırıdır.

devrim 1Genelkurmay Başkanlığı döneminde Asubaylara Devrim diye sunulan üstçavuşlukta ve kıdemli üstçavuşlukta rütbe bekleme sürelerinin üçer yıl arttırılmasının nasıl bir devrim olduğunu hala anlayabilmiş değiliz. Zira subaylarda yukarıda yığılmaları önlemek için bekleme sürelerini kısaltma ve emekliliğe teşvik için kadrosuzluk tazminatını erkene çekme şeklinde uygulamalar varken Asubayların rütbe bekleme sürelerini uzatarak çözüm bulmak devrim değil olsa olsa darbedir.

İlker Başbuğ'dan Necdet Özel'e ne değişti?

Nihayet 2012 yılında PES hareketi sürecinde, başında İlker Başbuğ olmasa da Genelkurmay Başkanlığı, muvazzafların da sosyal medyada etkin olarak seslerini yükseltmesinden aşırı derecede rahatsız olmuştu. TEMAD ile ilişkilerini tıpkı İlker Başbuğ'un geçmişte dillendirdiği gibi şekillendirmeye çalışmıştı. Önce TSK WEB sitesinden TEMAD'ı hedef alan bir E-Muhtıra yayınlamış peşinden "TEMAD'ın bir çiçeği bile bu kapıdan içeri girmeyecek" şeklinde sızdırılan söz ile sembolleştirilen diyalogsuzluk sürecinin mimarı olmuştu.

Son günlerde siyaset kurumunun ve Genelkurmay'ın Asubayların öncelikli sorunlarını çözme yönünde ortaya koyduğu irade ve açıklamalarına rağmen özellikle Genelkurmay'ın TEMAD Genel Merkezi ile diyalogu sonlandıran taraf olarak, yeniden diyalog ortamı tesis etmek için hiç bir çaba sarf etmemesi dikkatle değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bunun yanında İzmir'de ve İstanbul'da Ordu Komutanlığı ve TEMAD İl Temsilcilikleri arasında sürdürülen sağlıklı iletişimi de gözden kaçırmamak gerekir.

Yıllardır kangren haline gelen sorunların çözümü yönünde doğru adımlar atılabilmesi için kurumsal anlamda muhatap alınması gereken TEMAD'ı sürecin dışında görmek ve göstermeye çalışmak ciddi bir stratejik hatadır. Eğer TEMAD yöneticilerinin eylem ve söylemlerinden kaynaklanan kırılmalar var ise bunun çözüm yöntemi kurumlar arası küslük değil diyalogdur. Bünyesinde onca iletişim uzmanı çalıştıran Genelkurmay Başkanlığı'nın bunun yöntemini bulması zor olmasa gerek.

Sosyal medyada ve WEB sitelerinde kalem oynatan bazı asubayların da geçmişte TEMAD yöneticileri tarafından sarfedilen ve Genelkurmay Başkanlığı'nı rahatsız ettiği iddia edilen sözleri sürekli gündemde tutarak kime hizmet ettiklerini bir kez daha değerlendirmelerini öneririm. Kabuk bağlamaya yüz tutan yarayı kaşıdıkça bu yaranın iyileşmesini bekleyemezsiniz. Hem kaşıyıp hem bu yara niye kanıyor diye sormak abesle iştigaldir. 

Beklentimiz ve dileğimiz; mensubu olmaktan her zaman gurur duyduğumuz kurumumuz TSK ve onun yöneticilerinin, vakit geçirmeden TEMAD ile diyalog sürecini yeniden başlatması ve yapılacak çalışmalarda görüş almak suretiyle sağlıklı sonuçlara ulaşmak için çaba göstermesidir. 

Kalın sağlıcakla... 

Halil Ergenli

E. Dz. Asb. Kad. Kd. Bçvş.

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 7439 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile