All for Joomla All for Webmasters
Pazartesi, 07 Aralık 2015 19:59

Biz “ASUBAY” yazıyoruz, çünkü...

Öğeyi Oyla
(3 oy)
Paylaşımlarımızda neden ASUBAY yazdığımızı her fırsatta açıklamaya çalışıyoruz. Yine de tekrar edelim.
 
“ASUBAY” kelimesi bizzat ATATÜRK tarafından türetilmiştir.
 
Gerekçesi de yine bizzat kendisi tarafından kaleme alınmıştır.
 
Bununla ilgili tarihi belgeleri Türk Dil Kurumu arşivlerinden çıkaran Eski TDK Başkanı Sn. Şükrü Haluk Akalın’a ve detaylı araştırmaları ve derlemeleriyle bunu bizlere aktaran Sn.Şükrü IRBIK’a teşekkür ediyoruz.
 
Mücadele ettiğimiz zihniyetin, Atatürk’ün mirası olan “ASUBAY” kelimesi ile oynayarak önce ASSUBAY haline (1938), sonra da ASTSUBAY haline (1951) nasıl getirildiğini merak edenler için bu belge ve bilgileri sitemizden okuyucularımıza sunuyoruz.
 
Sonuç olarak, “Bu da nereden çıktı”, “Kompleks yapmayın”, “Kanunda yeri yok” vs. yorumlarla tepki gösteren meslektaşlarımızın aşağıdaki belgeleri dikkatle okumalarını tavsiye ediyoruz. İncelendiğinde, aslında bizim “S” ile “T” ile sorunumuz olmadığını, harflerle uğraşanların, kompleksli olanların gerçekte kimler olduğunu göreceksiniz.
 
Bizler, sitemizin de ismi olarak benimsediğimiz ASUBAY’ı Atamızın bize bir mirası olarak addediyor ve sahip çıkıyoruz. Herkesin böyle yazması ve kullanması konusunda bir kaygı taşımadığımız gibi, kullanmamızın da yadırganmamasını, amacımızın bu zihniyete karşı bir duruş sergilemek olduğunu belirtmek istiyoruz.
 
İlgilenenler için bahse konu belgeler aşağıdadır.
 

http://www.emekliasubaylar.org/yazarlar/item/1-merhaba-derken

http://www.emekliasubaylar.org/yazarlar/item/508-cunku-asubay

 

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 5343 defa

Yorumlar   

0 #1 Şükrü IRBIK 03-01-2016 21:33
Atatürk’ün Samsun’a ayak basdığı günün yıldönümünde
Ve dahi
Atatürk’ün bizzat türetip bizlere armağan etdiği Asubay ismiyle hizmete açdığımız sitemiz
Siz kıymetli müdâvimlerin her geçen gün biraz daha artan teveccühüne mazhâr oluyor.

Ordumuzun rûhu, çelik yürekli Asubayların sesinin yankılandığı emekliasubaylar.org’da;
Yazdıkca özgürleşek,
Okudukca aydınlanacak,
Paylaşdıkca büyüyeceğiz...

Emekli Asubay'lara gösderdiğiniz yüksek teveccühünüze koşut olarak
Sitemizin ismi olan Asubay unvânına da rağbetiniz
Ve dahi
Ȃşinâlığınız her an biraz daha derinleşiyor, biraz daha kök salıyor...
Ana sayfamızdaki Çünkü Asubay isimli takdim makâlemize olan muhabbetiniz her gün biraz daha artıyor.

Tabiat kânunudur! Er ya da geç! Dere, yatağını bulur.
Deniz de...
1999 depremini; yaşadık, gördük, okuduk!
1980’li senelerde, bahriyeli Asubay olarak, ben de Gölcük’deydim.
Kendini akıllı sanan oradaki kimi insanlar, devletin o denizini geceleri gizlice doldurdu!
Gündüzleri de rüşvet verip ona buna,
Gösdere gösdere üzerine kaçak ev yapdı.
Bir başka ifâde ile, tamahsız insanlar, devletin denizini çalıp üzerine kaçak ev yapdı.

Deniz üzerine ev yapılır mı Allah aşkına?
Zamânın Belediye başkanı, dürüst bir insan...
Denizin üzerine yapılan bu kaçak binâlara ruhsat vermediği için tekrâr aday olduğu seçimi kaybetdi...
İnsanoğlu, işine öyle geldiği için denizi çaldığını unutdu...
Fakat, dilim dilim parçalanıp parsel parsel çalınan deniz,
Kendisine yapılan bu hırsızlığı hiç unutmadı... Ve sonsuz bir sabırla bekledi hesap gününü...

Bir gün geldi, ve o hesap gününün adı, 17 Ağustos 1999 Salı oldu...
İşde o gün, o deniz, oralı insanın o vakte kadar kendinden çaldığını geri istedi...
Sayısı bilinmedik senelerden beri hâfızasına kazıdığı o sıcacık, o kadim, o kuştüyü yatağını deniz,
Oralı insanın elinden o gece geri aldı. Hem de en derin uykusunda... Hem de söke söke...
İnsana kapdırdığı parçalarını dilim dilim, parsel parsel geri alan o deniz,
Aç gözlü davrandığı için o insanın bir şeyini daha aldı! Biricik canını...
Şimdi, kıymetli meslekdaşlarım;
Şerefsiz bir zâbitin 1938 senesinde hâfızamızdan çaldığı Asubay kelimesini
2014 senesinde biz Asubaylar geri aldık!
Tıpkı Marmara denizinin, yatağını çalan o hırsızların elinden geri alması gibi...
Ve dahi bir şey daha yapdık!
Tıpkı denizin üzerine ev yapan hırsızların evlerini
O denizin, o evleri yapan o insanların başına yıkdığı gibi
Eski Tüfek de “Astsubay” ve “Assubay” kelimelerini
Bu hırsızlığı yapan hırsız subayların başına yıkdı!..
Bu hırsız zâbitlerin o kötü canlarına ise bir şey demiyoruz!
Yapdığı sahtekârlığın hesâbını, huzûr-u Hakk’da versinler!

Deniz alır da Asubay durur mu? Durmaz elbet!
Denizin bile hâfızası olur da Asubayın hâfızası olmaz mı? Olur elbet!
Bugüne kadar geçen yüz sene içinde iki kere iğfal edilip, örselenip, tahrif edildikden sonra
İşde, yüzyıllar sonra o denizin, kendi yatağına tekrâr kavuşması gibi
Biz Asubaylar da
Bir yüzyıl sonra kendi unvânımıza tekrâr kavuşduk!
Ve dahi
Asubay unvânına hem ısındık hem de çok sevdik...
Bu muazzam târih hırsızlığını, bu aşşağılık tecâvüzü
Meşhur bir gazeteci ya da Prof. unvânlı bir târihci değil fakat
Sizlerden biri olan Şükrü IRBIK ortaya çıkartdı...
Ve dahi
2014 senesine kadar bize yutturulan Astsubay ve Assubay ezberlerini bozdu!
Hem bu arada öğrendik ki
Bugün sahiplendiğimiz unvânımızı
Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci Cumhurbaşkanı bizzat türetmiş, iyi mi?
Alnında askerlik mühürünü gururla taşıyan her yiğit insan için
Bundan daha kıymetli hâzine, bundan daha büyük şeref olur mu?

Birinci Cumhurbaşkanı ve Başkomutan Atatürk, 1935 senesinde “ Asubay ” dedi.

Sahtekâr Zâbit Mirlivâ Kâzım SEVÜKTEKİN, 1938 senesinde “ Assubay ” dedi.

Hâkim cübbeli sahtekâr Zâbit Korgeneral Rifat TAŞKIN, 1951 senesinde “ Astsubay ” dedi.

Biz, Asubay diyoruz çünkü biz, Atatürk’ün tarafındayız.
Ya siz?
Siz, hangi tarafdasınız?
Eski Tüfek
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile