All for Joomla All for Webmasters
Pazartesi, 19 Ekim 2015 20:11

Unutmak mümkün mü seni Paşam?

Öğeyi Oyla
(4 oy)

Bugün “Konuk Yazar” köşemizde, 13 yıl önce ağabeyini kaybeden, TEMAD Konya Ynt.Krl.Üyesi arkadaşımız Sakib Kırmızı’nın, ona olan özlemini dile getirdiği yazıyı, noktasına virgülüne dokunmadan yayınlamayı uygun bulduk.

Duygulandık...

İçinden çıkılmaz bir duygudur. Herhangi bir anda bazen tanıdık bir koku aklınıza düşürüverir. Onu önce tebessüm edip iç çekersiniz, sonra tuzlu gözyaşlarının tadı eşliğinde burnunuz sızlamaya başlar. Gözlerinizin önünden arı uçuşu hızında onunla yaşadığınız anlar geçer ve telefon edip hiç olmazsa sesini duyma isteği dayanılmaz olur. Hatta bazen eliniz telefona gider ve bir anda telefonun öbür ucunda onun sesini bir daha hiçbir zaman duyamayacağınızı bir kez daha hatırlarsınız. İşte o an yaşama sizi sıkı sıkı bağlayan ipleriniz gözyaşlarınız eşliğinde kopar hem güler hem ağlarsınız.

Zor bir gün geçirmişsinizdir, her şeyin üstünüze üstünüze geldiğini düşündüğünüz bir anda birden içinizi en çok acıtan şarkı çalmaya başlar, ışıkları söndürüp yatağa girmek istersiniz, yapamazsınız, ertesi gün yapılması gereken sorumluluklar vardır, telefon çalar, karşıdaki ses son derece şen şakraktır, dünyada hala mutlu insanlar olduğunu hatırlamanız işinize yaramaz, bir bahane bulur kapatırsınız telefonu, kalbinizi sıkan o burgu nefes almayı gittikçe güçleştirir, birden her yer aydınlanır, aklınıza o'nu aramak gelir, bir tek o anlayacaktır, eliniz telefona gider, bir alev sarar sonra telefonu birden, geri kaçar eliniz, o yoktur artık, aradığınızda orda olmayacaktır, telefona "bu muydu kafana taktığın şey, canını sıktığın şeye bak bizim oğlan" diye cevap vermeyecektir, "hadi güldür beni çok mutsuzum" dediğinizde dünyanın o en güzel gülümsemesiyle "palyaçon muyum ben senin" diyemeyecektir bir daha, gitmiştir, çok da uzun zaman geçmiştir üzerinden, alışamamışsınızdır, aklınıza birden o hasta yüzüyle benzer bir problemle boğuşmakta olan sizi neşelendirmeye çalışması gelir, ağlarsınız, tıpkı konuşmaya hali yokken sizin mutsuzluğunuzu gördüğü, çaresizce çabaladığı için delicesine üzülüp arka odaya gidip sessizce, o duymasın diye yumruklarınızı ağzınıza bastırıp ağladığınız o akşamki gibi ağlarsınız, telefonlarda söylediği sözler gelir aklınıza, "özledik sizi yavhu" deyişi, nihayet yanına gidebildiğinizde çektiği acılar yüzünden ona sıkı sıkı sarılamayışınız, hastane günleri gelir, herkesin koridorlarda birbirine moral vermeye çalıştığı, o morallerin onun çektiği acılara en ufak bir faydasının olmadığı o günler gelir, taş suratlı doktor ve hemşireler imgelenir kafanızda, ürperirsiniz, sessiz sessiz ağlayışı gelir gözünüzün önüne, sonra gittiği o gün gelir aklınıza, 5 dakikalık yolu "acaba geç kalır mıyım" denen dünyanın o en lanet korkusuyla adeta ışınlanarak alışınız, sonra yoğun bakımdan gelen dünyanın o en ızdırap verici seslerine kulağınızı tıkamaya çalışmanız ve gidişine engel olamayışınız gelir, o gittikten sonra inanamamanız, inanabilmek için herkesin engel olmasına rağmen gidip yüzüne, kendinizi bildiniz bileli hep içleri gülen ama artık hiç açılmayacak olan o gözlere bakışınız gelir aklınıza, belki daha buralardadır diye çaresizce o gözkapaklarının titremesini bekleyişiniz gelir aklınıza, kolunuzdan tutup içeri götürülüşünüz, ilk bulduğunuz omuza yaslanıp hayatınızda daha önce hiç ağlamadığınız kadar içten ağladığınız o an gelir aklınıza, içiniz daha da çok ezilir, ışıkları söndürür ve yatağa girersiniz, uyuyamazsınız, o günden sonra gecelerce uyuyamadığınız gibi.

Bu gün 13 yıl oldu aramızdan ayrılalı, hatıralarına, manevi mirasına ve emanetlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz. 

Mekanın Cennet olsun ailemizin PAŞASI canım abim…

Kardeşin, Sakib Kırmızı

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 3409 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile