All for Joomla All for Webmasters
Perşembe, 28 Mayıs 2015 23:27

İstanbul, uzakların gurbeti

Öğeyi Oyla
(2 oy)

Sitemizin kurucusu Muğla TEMAD Başkanımız Sayın Halil Ergenli; "Emekli Assubaylar" isimli köşemizde yazdığı, “Neredeyiz, hedefimiz nedir?” başlıklı yazısında; bir şube başkanına atfederek alıntı yaptığı; “bunu çok önemsiyorum, Asubaylar hep mağduriyet öyküleri ile gündeme geliyor, oysa bizim başarı öyküleri ile de toplumun gündeminde olmamız gerekir” şeklindeki bizleri yüreklendiren olumlu tepkisinden cesaret alarak bugünkü köşe yazımı, bundan tam 562 sene önce belki de bugünkü Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasının bir basamağı olan 29 Mayıs 1453 yılına gönderme olsun diye, 29 Mayıs 2015 tarihinde İstanbul, şiirimi siz okuyucularımla paylaşmak istedim.

İstanbul’u fetheden ordunun komutanı Fatih Sultan Mehmet Han nezdinde, Şanlı Ecdadımızın, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bu vatanı bizlere emanet eden tüm şehitlerimizin aziz hatıraları önünde saygı ile eğiliyorum.

 

İSTANBUL

Sözcüklere sığmazsın, mecalim yok tarife,

Nadanım, yürek sesim ilham olsun arife.

Dünyada benzerin yok, adım kadar eminim.

Yemin etsem; “dünyamsın”, boşa gitmez yeminim.

Hüzünlü sandallara benziyor süzülüşün.

Terk edilmiş kuğuyu andırır üzülüşün.

Gizemli sokakların asırlara münhasır,

Seni anlatmak çok zor yetmez binlerce asır.

Bir yanın Anadolu, diğer yanın arsız yâr

Senden ayrılan üzgün, kavuşansa bahtiyar.

Ne sevdalar yaşandı surlarının yanında,

Hüsrana yol açmazdın âşıklar meydanında.

Saçların dalgalansın yüz yıl öncesi gibi.

Her karışın hatıra, sevda güncesi gibi.

Erişilmezliklerin, iç çekişlerin şehri!

Doyumsuz sevdaların ve nakışların şehri!

Seninle kucaklaşmak o kadar kolay değil.

Kır kibir zincirini öpeyim artık eğil!

Boğaz’ın sularında yıkansın mahzun yüzün,

Senin olsun istemem ne gece ne gündüzün!

Kaldırımların soğuk, ışıkların yalancı

Sen benim için elsin, ben de sana yabancı

Sitemim sevgimdendir, yüzün öte döndürme!

Yüreğim alev alev, küllendirip söndürme!

Bağrında pırlantalar ışıl ışıl parlıyor,

Kem gözler üzerinden, sökerek toparlıyor.

Her bir uzvun abide, kıskandırır yalılar,

Bütün âlem hayranın hele de dünyalılar…

Taşın ve toprağında altın künyeler saklı,

Bilenler senden uzak kalamaz ki yasaklı.

Alnın ak, nişanense göğsündeki imandır.

Güvendiğim o mekân; sığındığım limandır.

Tarihin şahitliği haklı kılar davanda,

Sanki binlerce deva barınıyor havanda

Uzakların gurbeti, her yer sıladır sana.

Uykuda geçen her an bir fasıladır sana.

Zaman su gibi geçer, akar mecralarında,

Ruhum ayrılmaz senden, ölsem ücralarında

Yankılanır üstünde gök kubbeden gelen ses,

Kimine bir cennetsin, kimineyse bir kafes.

Seni terk etmemeye ant içmiş bütün varlık.

Ömrünün sonu yakın, ensende ihtiyarlık.

Can çekişir gibisin sanki en son demindir.

Haykırışların imdat, bakışın matemindir.

Sana yakışmaz hüzün, layık görmem acıyı,

Sar beni kollarına, gel bitir bu sancıyı!

Tayyar Yıldırım

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 2203 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile