All for Joomla All for Webmasters
Cumartesi, 12 Eylül 2015 22:22

Dağlıca şehitlerimizi uğurladık

Öğeyi Oyla
(4 oy)

Yıl 2004...

Kızım S.Ü.Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliğini bitirdiğinde, ilk iki yıl Ders Ücretli Öğretmenlik yaptı. Karatay İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne Ders Ücretli Öğretmenlik yapabileceği boş kadroları öğrenmek için gittiğimde bana, 11 adet köyün ismini verdiler ...

Köylerin hepsi de Konya’ya en az 30 kilometre uzaklıktaydı. Bir arkadaşımı da yanıma alarak, o günü söz konusu bu 11 köyü gidip görmeye ayırmıştım.

divanlarKöylerin hepsini gezdik. İçlerinde, o zamanki statüsü ile Divanlar Köyü de bulunmaktaydı. Gezdiğim köyler içinde Divanlar Köyü, beni daha cazip kılmıştı kendine. 

60 haneli köyün  30 civarında öğrencisi vardı. 4 ncü ve 5 inci sınıflar taşımalı eğitim, 1, 2 ve 3 üncü sınıflar ise köydeki, benim dedivanlar okul kendi köyümde okuduğum okulun, sanki tıpa tıp aynısı olan köy ilk okulunda  eğitim görmekteydiler.

Kızımın burada görev yapmasını daha uygun buldum ve köye taşıdık kendisini.  Anadolu’da tipik bir Ova köyü idi. İnsanları misafirperver, sevecen ve çok içten kişilerdi. Çocuklar cıvıl cıvıllardı. Öğretmenleri olan kızmın etrafında fır dönüyorlardı. İçlerinde, bugün şehitlik merasimi nedeniyle 11 yıl sonra yine Divanlar Köyü’ne gitmeme sebep olan P.Er Muharrem ÖKSÜZ ve kardeşi Dilek de vardı. 

Tabi ben, 2004 yılındaki öğrencileri yani ne Muharrem’i ne de küçük kızkardeşi Dilek'i ve ne de diğermuharrem öğrencileri şu an tanımam mümkün değil. Kzıma; “kızım, Dağlıca Şehitlerinden bir tanesi senin ilk görev yaptığın Divanlar Köyündenmiş” dediğimde, kızımın attığı çığlık hala kulaklarımda uğulduyor...   Çünkü, kendi öğrencilerinin bugün askerlik çağında oldukları ve şehidin muhtemelen onlardan birisi olabileceği hemen aklına gelmişti. "Muharrem" ismini duyunca direkt olarak “Dilek'in Abisi” diyerek, annesini babasını ve onların mahzun, gariban ve sıvasız evlerin sakinleri olduğunu ardı ardına sıralayıvermişti. Belli ki hepsini A’dan Z’ye tanıyordu. Hele hele henüz 11 yaşında bir çocuk olarak gözlerinin önüne geliveren Muharrem, bir kat daha katlamıştı üzüntüsünü... Aile fertlerinden birisini kaybetmişçesine çırpınıyordu kızım.

Hep birlikte çok müteessir olduk.

Bugün 12 Eylül 2015...

Ülkemin, büyük bir badirenin eişiğinden, bir Askeri Darbe ile döndürüldüğü tarihin yıl dönümü. Binlerce yiğidin sehit resul coskun son yolculuguna ugurlandi 6kanının akıtıldığı 1980 öncesi, o çirkin zamanı durduran bir "darbenin" yıl dönümü... “Darbe iyi miydi, kötü müydü?” bunun tartışmasına girmeyeceğim elbette... Onunla ilgili hesap, Mahkeme-i Kübra’nın En Yüce Divanında görülecektir muhakkak.

Ben, Mahkeme-i Kübra'nın o Yüce Divanı'ndan, Şehit Muharrem'in köyü olan Garibaların yaşadığı Divanlar Köyüne ani bir dönüş yapayım hemen.

Bugün 12 Eylül 2015...

divanlar2Yine, babayiğitlerin, günlük onar onar devrildiği zamanları yaşamaktayız. Bugün yine anaların gözleri, içine akıtıyor gözyaşlarını... Ateşin düştüğü evler cayır cayır yanmakta...

Bugün, Kahraman Şehidimiz, P. Er Muharrem Öksüz’ün bedenini kara toprağa vermek üzere gittiğimiz Divanlar Köyü, belki de tarihinde hiç görmediği bir mahşeri kalabalığa şahitlik etti.

On binleri köyüne topladı Muharrem. Bakanlar, valiler, milletvekilleri, bürokratlar, polisler, askerler ve on binlerce vatandaşı topladı köyünün meydanına...

Sağlığında hiç bir zaman başaramayacağı bir başarıya imza attı Muharrem... Devleti köyüne getirdi... Albayraklarla donattı köyünü... Anasının, babasının, kardeşlerinin ve dahası köylülerinin gururu oldu Muharrem.

Muharrem, bu vatanın topraklarını vatan hainlerine vermemek için bedenini verdi ve koskoca bir milletin, Türk Milleti’nin de gururu oldu.

Tıpkı yine bugün, Musalla Mezarlığında tarihi Namazgah'da kılınan namazı mütakiben bedenini toprağa verdiğimiz P.Söz Er Resul Coşkun gibi.
Tıpkı Balıkesir’den uğurladığımız ve yine hayatının baharında, bedenini veren ama Koskoca bir milleti bütünleştirip bir araya getiren Ast. Çvş. Deniz Göçkün gibi...

Tıpkı Osmaniye'de toprağa verilen Uz. Çvş. Harun Saltalı gibi...

Tıpkı diğer Kahraman Şehitlerimiz gibi...

An itibariyle (22.00) Konya ayakta... Yollar tırlarla, otomobillerle, kamyonlarla, motorsikletlerle dolu. Kulakları sağır eden korna sesleri, gözleri kamaştıran ışık hüzmeleri, dillerde marşlar, sloganlar inletiyor Konya’yı.

Nasıl da göğsüm kabardı bir bilseniz.

Nasıl da yaşlar döküldü gözlerimden bir görseniz.

Anlıyorum ki; hiç bir şey eskisi gibi olmayacak... Anlıyorum ki artık çözüm; hamaset söylemlerinde değil, fiiliyatta olacak...

Anlıyorum ki; sorumlular çözmeseler bile milletin birlik ve beraberliği bu meseleyi mutlaka çözecek...namazgah

Ey şehitlerim! 

Yattığınız yer nur, gittiğiniz yer, içinde ırmaklar akan Cennet Bahçeleri olsun.

Analarınızın, babalarınızın, kardeşlerinizin ve milletimizin şefaatçileri olun inşallah.

Amin.

Tayyar Yıldırım

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 4142 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile