< < Kürt Sorunu ve Doğu İsyanları -3-
All for Joomla All for Webmasters
  • 1200 TL EK ÖDEME ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

    1200 TL EK ÖDEME ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

  • ASB. GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECESİ YASA TEKLİFİ ÜZERİNE

    ASB. GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECESİ YASA TEKLİFİ ÜZERİNE

  • Muhtarlar ihya oldu, biz ise

    Muhtarlar ihya oldu, biz ise "fakire bir sadaka" turları yapıyoruz

  • İKİ SEÇİM- İKİ SONUÇ

    İKİ SEÇİM- İKİ SONUÇ

  • TEMAD'IN SEÇİMİ

    TEMAD'IN SEÇİMİ

  • TEMAD İÇİN KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ

    TEMAD İÇİN KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ

  • Dernekler Yönetmeliğinde Önemli Değişiklikler

    Dernekler Yönetmeliğinde Önemli Değişiklikler

  • Emekli Asb. Fahrettin Bağrı İyi Parti Grubunda Astsubayları Anlattı

    Emekli Asb. Fahrettin Bağrı İyi Parti Grubunda Astsubayları Anlattı

  • DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

    DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

  • Hamza Dürgen'in Sinan Engin'den ne farkı var?

    Hamza Dürgen'in Sinan Engin'den ne farkı var?

  • TEMAD’da İhraçlar ve Yalanlar…

    TEMAD’da İhraçlar ve Yalanlar…

  • HAMZA DÜRGEN’İ TEMAD’IN BAŞINA GETİRENLERE AÇIK MEKTUP!

    HAMZA DÜRGEN’İ TEMAD’IN BAŞINA GETİRENLERE AÇIK MEKTUP!

  • DELEGE OYUNLARINA DİKKAT! HATA MI, KASIT MI?

    DELEGE OYUNLARINA DİKKAT! HATA MI, KASIT MI?

  • ASTSUBAY KAMUOYUNA DUYURU

    ASTSUBAY KAMUOYUNA DUYURU

  • Aylık olarak verilen 100.00 TL.yi alıyor musunuz?

    Aylık olarak verilen 100.00 TL.yi alıyor musunuz?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
Salı, 01 Eylül 2015 21:04

Kürt Sorunu ve Doğu İsyanları -3-

Öğeyi Oyla
(5 oy)

A.Halik Renda Raporu

Bugün gelinen noktada, Doğu Bölgemizde; otorite, asayiş ve devlet tartışılır gele gelmiştir. Önüne gelen kendi kafasına göre “özerklik” ilan etme cüret ve cesaretini ortaya koyabilmektedir.Bölge insanımız; tedirgin, kararsız ve korku içindedir.Terör-Tedhiş ’in ana gayesi de budur zaten. 70’li yıllarda PKK’yi kurgulayanlar bu bağlamda başarılı olmuşlardır.

---0---

Bu bölümde (1); Tek Parti Yönetimi’nin aşiretleri kontrol altına almak için çıkarmış olduğu kanun ve hazırlanmış olan raporlar, yer almaktadır.

1925’ten bugüne gelinen süreçte, 90 yıl geçmiştir.

Osmanlı ortada yoktur. Yeni bir devlet kurulmuştur. Osmanlı’nın üst yapı kurumları, diğer tüm kurumları gibi, kendiliğinden veya “compulsory methots” zoraki ortadan kaldırılmış, ilga edilmiştir.

Ulus-Devlet İnşa çalışmaları yapılmaktadır. Devlet Ortadoğu ve Balkanlardan adeta silinmiştir. On binlerce balkan göçmeni, 500 yıllık Atayurdunu terk ederek Anadoluya göç etmiştir. Devlet ricali, balkan sendromu ile büyük bir korku ve panik içindedir.

Gerçekten de Balkan Savaşları sonrası, yüzyıllardır bir Anavatan olan Balkanlar’dan, yüzbinlerce Devlet-i Aliyye’nin vatandaşları İstanbul’a sürülmüştür. Bu durumun yaratmış olduğu travma ve bölünme korkusu, dönemin yöneticileri tarafından sık sık dile getirilmiştir. ”ÜçTarzı Siyaset” bu olguyu izah eder. Bu nedenle de ülkenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki her hareket, her nümayiş, ülkeyi yöneten kadrolar arasında tedirginliğe neden olmuştur. Dünkü yaşananlar ile bugünkü ler arasında ortak birçok husustan söz etmek mümkündür.

Bu makalede, Cumhuriyet kadrolarının, ülkenin doğu bölgesinde ortaya çıkan isyanlar sonrası, bölgeye gönderilen yöneticilerin tespitlerine yer verilmiştir. Bu tespitler neticesinde, çıkarılan iskân yasalarıyla ayrılıkçı kıyam teskin edilmeye çalışılmıştır.

Türkiye’nin Doğu Bölgesinde idari yapılanmasında da etkili olan bu raporların hazırlanmasında, İsmet Paşa (İnönü) ile onun kadrolarının büyük bir katkısı vardır. Raporlar neticesinde Ağrı (Karaköse) İli oluşturulmuş, diğer taraftan Koçgiri Bölgesi de bölünerek, Tunceli ve Sivas arasındaki bağlantı koparılmıştır. Böylece, merkezi yönetimi rahatsız eden, problemlerden kaçınılmaya çalışılmıştır.

Bu çalışmada, ayrıca Mustafa Halik Renda’nın hazırlamış olduğu Doğu Raporu neticesinde hazırlanan Şark Islahat Planı ve İskân Kanunu’na yer verilmiştir.  Bu rapor sonrası birçok aşiretin ülkenin batı bölgelerine iskân edildiği görülecektir.

İsyan eden ya da merkezi hükümeti tanımak istemeyen aşiretlerin, iskân edilmesinden sonra yerlerine Kafkas ve Balkan muhacirlerin yerleştirildikleri de bu çalışmada yer alacaktır.

Çalışmanın ana saik nedeni ülkenin bütünlüğü ve güvenliği olduğu için “demokratikliği” söz konusu edilmemiştir. A.Halik Renda Raporu bu tarz içinde görülür. Diger raporlar daha ziyade öncekilere nazaran, totaliter-otoriter değildir.Osmanlı’dan miras kalan sosyal üst yapı ile yeni  Genç Cumuriyet’in doku uyumu Batı’ya nazaran Doğu’da uyum sağlayamamıştır. Aşiret-Şıh-Ağa düzeni tepeden inmeci peşin kabulcü “sorgulamadan kabul” zihniyetli sistem nedeniyle “peşin evet, peşin hayır”cıları doğurmuştur.

GİRİŞ

1922 yılında saltanatın kaldırılmasıyla birlikte, Devlet-i Aliyye ortadan kalkmıştı. Ancak bu durum, sadece bir devletin yıkılışını öne çıkardı. Toplum ise halen yerinde duruyordu. Bu temel üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Devlet-i Aliyye’nin bırakmış olduğu mirası devralmak hususunda hiçte gönüllü değildi. İç dış baskı grupları bunu bir derece zorunlu kılıyordu.

Bu koşullar altında kurulan yeni Türk Devleti, siyasi ve dış politik bir takım problemleri çözdükten sonra ulus-devlet odaklı bir devletin tohumlarını atmak için kollarını sıvadı. Doğusuyla batısı ile bütünleşmiş bir devlet özlemi içerisinde oluşturulmaya çalışan Kemalist yönetim, 1925 yılında hiçte ummadığı bir problemle karşı karşıya kaldı. Bu problem, halifeliğin kaldırılmasından sonra toplumlar arasında dini hükümleri sağlayacak kimselerin bulunmadığını iddia eden ve doğuda büyük bir etkisi bulunan Şeyh Said idi.

 Şeyh Said, yanında aldığı aşiret reisleri ve şeyhler sayesinde doğuda büyük bir mücadeleye girişti. Sonuç olarak Ali Fethi Bey (Okyar), bu problemi çözemeyince, istifa etmek zorunda kaldı. Yerine gelen İsmet Paşa (İnönü) , büyük bir azim ve sabırla Şeyh Said İsyanı’nı bastırabildi.

 1-Mustafa Abdülhâlik Bey’in (Renda) Raporu

TBMM Başkanı Mustafa Abdülhâlik Bey Renda , 14 Eylül 1925 tarihinde, Başbakan İsmet İnönü’ye sunduğu Doğu Raporu, tek parti yönetiminin doğu bölgeleri için uygulayacağı stratejinin ana kaynağını oluşturması açısından önem taşımaktadır.

 Abdülhâlik Bey’in Doğu Raporu, Şeyh Said İsyanı sonrası bölgeye inceleme yapmak üzere geldiği sırada hazırlanmıştır.Bölüm bölüm halindedir. 2 nci Rapor, doğu bölgesinde ortaya çıkan isyanların sebepleri ve yapılması gerekenler hakkında uzun bir rapor niteliği taşımaktadır. Raporda, doğunun yeniden yapılandırılması için devlet politikasının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği üzerine durulmaktadır.

Abdülhâlik Bey’in Doğu Raporu’nda öne çıkan önemli husus, aşiret reislerinin gücü ve bu gücün devlet otoritesi tarafından kırılmamış olması hususu önem taşımaktadır.

Raporun dikkat çeken önemli noktalarından biri de “aşiret hayatını ortadan kaldırmak için hükümeti güçlü yapmak” ibaresidir.

Abdülhâlik Bey’in raporunun bu kısmında, aşiret hayatının merkezi yönetimi hiçe saydığı ve aşiret düzeninin aşiret reisinin güçlü olmasını sağlayan önemli bir yapıyı içinde barındırması nedeniyle, bu yapının yıkılması amacıyla iskân seçeneğinin uygulanabilir olduğu düşüncesinde durmaktadır.

Zaten Osmanlı dönemi kıyamları ile mukayese edildiğinde, aşiret anlayışının etkisi görülmektedir.

- Küçülmüş vilayetleri büyütmek, doğu demiryolunun Erzincan, Elaziz, Muş, Van Gölü sahiline veya Diyarbekir’e mümkün olduğu kadar daha çabuk daha hızlı varmasını temin etmek.

Buradaki amaç doğu illeri arasındaki karayolu veya demiryolu bağlantısının sağlanarak, bazı illerde yeniden idari düzenleme yapmaktadır. Gerçekten de merkezi hükümet, otoritesinin tesisi için 1935 yılında Dersim Vilayetini idari düzenlemeye tabi tutularak ismi Tunceli olarak değiştirildi. Vilayetin Elazığ, Malatya ve Diyarbakır ile olan bağlantısını idari düzenleme ile yeniden ele alındı. Yine 1926 tarihli 4395 sayılı kararname ile Beyazıd Vilayeti idari olarak düzenlemeye tabi tutularak 1927’de Ağrı ismini aldı.

28 Ekim 1927’de Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk nüfus sayımı yapılmıştır. Sayım işlerini, 1926’da kuruluşu gerçekleştirilen İstatistik Umum Müdürlüğü yürütmüştür. Yapılan nüfus sayımında ilk defa halka; “ana diliniz ve dininiz nedir?” sorularının sorulması; “doğu bölgesindeki nüfusun niteliği nedir?” sorusuna cevap arandığının göstergesidir.

Abdülhâlik Bey, aşiret reislerinin gücünün kırılmasıyla ilgili olarak devlet otoritesine önerdiği tekliflerden biri de; bölgedeki arazilerin kadastro yapılarak kayıt altına alınması ve köylüye toprak dağıtılması uygulamasıdır. Abdülhâlik Bey, bu uygulamanın; “bölgede devlet otoritesinin artırılmasına katkıda bulunacağı” düşüncesi vardır.

Abdülhâlik Bey, Başbakan İsmet Paşa’nın isteğiyle hazırladığı rapor, “devlet gücünün yeniden tesis edilmesi”, “doğuda neler oluyor ve ne yapılmalı?”  sorusunun cevabının verilmesi açısından değerlendirildiğinde kayda değerdir. Bu raporun hemen akabinde Bakanlar Kurulu’na sevk edilen Şark Islahat Planı’nın kabul edilmesi tesadüf olmasa gerek. Şark Islahat Planı’na bakıldığında tamamı Abdülhâlik Bey’in Doğu Raporu üzerine inşa edildiği görülecektir.

2-Şark Islahat Planı ve 1927 İskân Kanunu

Cumhuriyet Türkiye’sinde bilhassa da merkezi yönetimlerde, iktidarın feodal aşiretlerle paylaşılmasının sakıncalarını bilen iç politika yapıcıları; “doğuyla ilgili bir takım uygulamalara gitme” çabasına giriştiler. Bunlardan biri de; “doğudaki aşiret düzenini ortadan kaldırma girişimi” olan Şark Islahat Planı doğrultusunda çıkarılan 1925 tarihli İskân Kanunu’dur. Kanunun özü doğuda isyana teşvik eden aşiretlerin Batı’ya göç ettirilmesiyle ilgilidir.

 8 Eylül 1925 tarih ve 2536 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Şark Islahat Planı’nın hazırlanmasında bölgede yapılan araştırmaların ve yazma eserlerin büyük etkisi vardır. İsmail Hüsrev Tekin’in hazırladığı “Türkiye’de Köy İktisadiyeti” adlı kitabında doğudaki yapılanmayı özetlerken değindiği  “Doğu ve Güneydoğu illerinde genellikle toprak ve köylünün üretim araçları aşiret reislerinin, beylerin ve ağaların mülkiyeti altındadır” tespiti mühim olsa gerek.

Kazım Karabekir’in Islahat Planı’nın hazırlanmadan önce aşiretler hakkındaki söylemleri Şark Islahat Planı’nın ana hedefini belirlemektedir. Bu şartlar altında hazırlanan Şark Islahat Planı, 24 Eylül 1925 tarihli, 8 Eylül 1341(1925) tarih ve 2536 numaralı kararnameye göre oluşturulan komisyon tarafından Başbakanlık aracılığıyla Bakanlar Kurulu’na sunulmuştur. Kararname 27 maddede toplanmış, doğudaki sorunları ele alan kapsamlı bir rapordur. ( DEVAM EDECEK)

Arş. Yazar Mustafa Kemal Azılıoğlu 

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 4264 defa

You have no rights to post comments

Yandex.Metrica | ©Emekli Asubaylar