All for Joomla All for Webmasters
Pazartesi, 17 Ağustos 2015 17:37

İç savaş tehdidi

Öğeyi Oyla
(4 oy)

Terör örgütlerinin eylem ve faaliyetleri için yazılan ilk kitap Ruslar tarafından yazılmıştır. TSK leri kütüphanesinde mevcuttur. Bu kaynak kitabı kaç kişi okumuştur bilmiyorum ama terör örgütleri bundan çok faydalanmışlardır. 

Saygıdeğer okuyucularım,

Ülkemizin 1974 yılından beri içine çekilen bu düşük yoğunluklu savaşın tarafları arasında olan bizlerinde yaşadıklarımızdan ve çıkardığımız derslerden bugüne nasıl gelindiğini, Siyasilerin bu işin içinde ki sorumlulukları nelerdir? Toplumumuza anlatacaklarımız olmalıdır. 

Artık susma zamanı değil. 

TERÖR ÖRGÜTLERİNİN ÖRGÜTLENME BİÇİMİ VE FAALİYET ALANLARI,

Terör örgütleri kurulduğunda üç aşamalı bir eylem planı hazırlarlar. Bunlar:

1- Stratejik savunma dönemi

2- Stratejik denge dönemi

3- Stratejik saldırı dönemidir.

Stratejik savunma dönemi: 

Bu dönem örgütün savunmada olduğu, üç-beş kişilik gruplar halinde faaliyette bulundukları dönemdir. Bu dönemde hükümet güçleri karşısında varlıklarını korumaya, halk içerisinde yapacakları ufak tefek eylemlerle isimlerini duyurmaya, halkın beyninde varlıklarını canlı tutmaya çalışırlar. 

Umumiyetle örgütün varlığını korumak için yaşadıkları araziden ihtiyaçlarını karşılamak üzere köylere veya şehir merkezlerine korkuyla indikleri, kendilerine yandaş bulmak için uzun uğraş verdikleri dönemdir. Yine bu dönemde halk hükümet güçlerinin yanındadır. Terör örgütlerine pek itibar etmezler. 1984-1989 yılları bu dönemi kapsar.

Varlıklarını sürdürebilmek için kendi halkı dahi olsa korkutmak, yeri geldiğinde diğerlerine gözdağı vermek için öldürmekte zerre kadar tereddüt göstermezler. PKK nın kendi halkına saldırıp öldürmelerinin arkasında kongrelerinde aldıkları bu karar vardır.

1988 yılında ele geçirdiğimiz Botan eyalet planlamasında, bölgede yaşayan aşiretler hakkında nasıl davranacakları, zamanı geldiğinde aşiret reisleri hakkında nasıl bir işlem yapacaklarını açıkça yazmışlardır. 

Ama bu dönem bu aşiretlerden hedefe ulaşıncaya kadar nasıl faydalanacakları önemlidir. Bu da aşiret reislerine bulundukları illerde kimine garnizon komutanlığı, kimisine Valilik veya Kaymakamlık makamları verileceği sözü verilerek yanlarına çekilmek suretiyle sağlamaya çalışılmıştır.

Anlayacağımız bu dönem terör örgütlerinin savunmada, hükümet güçlerinin saldırı da olduğu dönemdir.

Stratejik denge dönemi:

Bu dönem terör örgütlerinin hükümet güçleri karşısında kendilerini güçlü hissettikleri, köyden şehirlere doğru alan hâkimiyeti sağladıklarına inandıkları dönemdir.

Köylerde ve şehir merkezlerinde örgütlenmelerini tamamlamış olup. Köyden şehirlere doğru yürümeye başladıklarına kani oldukları dönemdir. 

Dağdan başlayarak şehir merkezlerini işgal ederek, ele geçirme operasyonunu tamamlamak ve nihai hedef olan bağımsızlık yönünde adım atmaktır.

PKK 1991-1992 yıllarında bu aşamaya geldiğine inanarak üç-beş kişilik birliklerini önce yirmi kişilik takım düzeyine çıkararak arazide takımlar halinde faaliyette bulunmuştur. İşte bu dönemde VAN-HAKKARİ-SİİRT üçgeninde, ZAP vadisinde güçlü saldırılarda bulunmuş, ancak hükümet güçleri karşısında ağır darbeler alınca süratle ülke dışına çıkmışlardır. O tarihler de her çatışma da hemen hemen takımın tamamına yakını imha edilmiştir. 

Bu dönemde kendilerini tabur seviyesinde örgütleme yolunu seçen PKK 80-100 kişilik birimlerine Tabur adını vermiştir. 20 kişilik birliklerine takım 40-50 kişilik birliklerine bölük, 80-100 kişilik birliklerine tabur diyen örgüt. Psikolojik üstünlük sağladığını düşündüğü dönemde Türk Ordusu karşısında ağır bir yenilgi alarak sınır ötesine çekilerek yeniden toparlanmaya çalışmıştır.

1993 yılında Türk ordusunun yaptığı sınır ötesi hareketle, girdiği KANDİL’de örgüt elemanlarının yarısından fazlasını kaybederek tekrar yer altına çekilmiş ve 1999 yılında da Türkiye’ye teslim edilen örgüt liderinin ülkeye getirilmesi ile birlikte pasifize edilmiştir.

Stratejik saldırı dönemi:

Terör örgütlerinin artık şehir merkezlerinde güçlendikleri dağdan başlayarak şehir merkezlerinde saldırıya geçtikleri hükümet güçlerinin savunmada oldukları dönemdir. 

1999 yılında pasifize edilen örgüt ilk başa dönmüş, tekrar Stratejik savunma dönemine girmiştir. Ancak burada bir fark vardır. Örgüt yeni kurulan bir örgüt değildir. Bazı imkanları örgüt lideri olmadan da elde etme imkan ve kabiliyetlerine sahiptir. 

2002 ile 2009 yılları arasında örgüt liderleri kendi başlarına resen hareket etme becerisini de elde etmiştir. Yani terör artık belirli bir örgüt tarafından değil örgüt içinde örgütler şeklinde hareket etmeye başlamıştır. 

Sonunda ülkemizin siyasi iktidarları PKK ile bir çözüm sürecine girerek terörü bitirme yönünde siyasi bir karar almışlardır. Bu gibi kararlar alınmadan önce terör örgütleri çökertilerek masaya oturtulması gerekirken, bizde aksine örgütün talepleri doğrultusunda bir çözüm yolu açılması benimsenmiştir. Bu siyasi kararı burada tartışmanın bir anlamı yoktur. Bu bir tercihtir.

Ancak bu sürece girerken;

2009 yılında başlatılan ÇÖZÜM süreci ile hükümet güçlerinin pasifize edildiği, terör örgütünün ise meşrulaştırıldığı dönem bu dönem olmuştur. 

Bu dönemde tarihe HABUR REZALETİ olarak geçen olay terör örgütüne psikolojik üstünlük kazandırmıştır.  Ayaklarına kadar götürülen mahkemede sorulan sorulara verilen cevaplarla militanlar:

“'örgütümün bir temsilcisi olarak geldik, asla pişman değiliz..', 'örgütün barış elçileriyiz..'” diyerek örgüt propagandasını yapmıştır. 

Bu görüntülerden sonra PKK nın isteyipte elde edemediği örgüte katılma yolunun önündeki engeller kalkmıştır. 

Bir terör örgütü için en önemli eksiklik militan temininde yaşanan zorluklardır. Siz bu zorlukları hem de devlet eliyle kaldırırsanız, örgüte istediği imkânları elde etmenin yolunu açmış olursunuz.

Örgüt bu aşamadan sonra kendisine katılmak istemeyenlere karşı daha acımasız davranarak halkı sindirmenin yolunu seçmekte artık özgür bırakılmış olur. Orada yaşayan halk artık terör örgütünün vicdanına terkedilmiştir. 

Terk etmiş olduğunuz halkında elbette size bir cevabı olacaktır. Nitekim SİYASİ OLARAK bir cevap vermiştir.

Ülkemizde son günlerde yaşanan terör olaylarında doğuda görev yapan devleti temsil eden güvenlik güçlerine karşı başlatılan saldırlar da hedef gözetilmez. Hedefin amacı temsil ettiği kurumdur. Bugün güvenlik güçlerine yapılan saldırılar, yarın diğer kurum mensuplarına karşı da yapılacaktır. Hangi meslek mensubu olduğu fark etmez.

Artık nihai hedefe ulaşmak için hükümet güçlerini söküp atmak ve bağımsızlığı ilan etmek için savaş başlatılacaktır.

Bu savaşa halkı hazırlamak için önce büyük şehirlerde terörü olduğunca yüksek seviyelere tırmandırmak, halkı usanma noktasına getirmek ve halk üzerinde korku yaratarak halkı sokağa dökmek planlanır.

PKK Türk devletine karşı stratejik bir saldırı başlatmıştır. Bunun halkların özgürlüğü ile hiçbir ilgisi yoktur. Gücünü göstermek istemektedir. Bu nedenle her yolu deneyecektir. 

Hedefine ulaşması için başlattığı saldırılarda ilk önce güvenlik güçlerine saldırarak onları korkutmak ve konuşlandıkları alandan dışarı çıkmalarını engelleyerek ele geçirdikleri alan hakimiyetini korumaktır. Karakollara ve lojmanlara yapılan saldırıların amacı budur.

İkincisi ekonomik hedeflere saldırılarla ekonomik hayatı felce uğratarak, ekonomik çöküş yaşatmaktır. 

Üçüncüsü turizm merkezlerine saldırarak hem ekonomik hem de dış ülkelere bir mesaj vermektir.

Böylece güvenlikli ve ekonomik tedbirleri sekteye uğratarak istediğini elde etmektir.

Sonuç olarak 1984 başlatılan ve 1999 ta pasifize edilen terör olaylarının baş aktörü Olan PKK ile savaşta tekrar başa dönülmesi için yoğun bir savaş başlatılmıştır. 

Güvenlik güçlerimizin artık nokta hakimiyetinden (bulundukları alanları korumaktan) alan hakimiyetine geçmesi için verecekleri çetin bir uğraş vardır. 

DAĞLICA’daki arazi de bulunan timlerimize yapılan saldırının amacı alan hakimiyeti sağlamaya çalışan TSK leri birliklerine gözdağı vermektir. 

Yalnız PKK başlattığı bu savaşta hiçte hoş olmayan durumlarla karşı karşıya kalabilir. Başkalarına doğrulttuğu silah kendine dönebilir. Tehdit unsurlarıyla yanına aldığını zannettiği halk karşı çıkabilir. Zira halk kimi güçlü görürse onun yanında yer alır. Daha vahimi BİR İÇ SAVAŞA NEDEN OLABİLİR. 

Sınır birliklerimizde ve iç güvenlik birliklerinde görev yapan arkadaşlarımız bu uyarıları dikkate almalıdırlar. 

Saygılarımla.

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 2951 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile