All for Joomla All for Webmasters
Perşembe, 09 Temmuz 2015 01:15

"Anam ben öldüm"

Öğeyi Oyla
(6 oy)

Bugüpatlama2n, 08 Temmuz 2015... Bundanyaklaşık  üç yıl önce yani 6 Eylül 2012 tarihinde, Afyon’da meydana gelen  mühimmat patlaması olayında şehit olan 25 askerimizin duruşmasını takip için Eskişehir Askeri Mahkemesindeydik 

Şahsen ilk kez tanıklık ettiğim bir duruşmayı çıplak gözle takip ettim. 

Orada, babaları gördüm çığlık çığlığa ağlayan. Kardeşleri, bacıları çocukları gördüm, çaresiz gözlerle mahkeme salonun duvarlarını süzen. Oğulları gördüm, babalarının parçalanmış cesetleri üzerine yıkılmaya çalışılan davanın Bilirkişi Raporunu; delilleriyle, belgeleriyle çürütmeye çalışma gayreti içinde olan... 

Anaları gördüm sessiz sessiz göz yaşı döken... 

Eskişehir Tiren İstasyonunda beklerken, oturduğumuz bankın az ilerisinde bizim konuşmalarımızı dikkatle dinlemeye çalışan bir ana-kızı fark ettim. Bize bakıp bakıp aralarında bir şeyler konuşuyorlardı. Daha sonra yanımıza yaklaşarak, “sizde mi mahkemedeydiniz?” diye sordular.

Dikkat ettiğmde, mahkeme salonunda, mahkeme heyetinden söz isteyerek oğlunun hakkını aramaya çalışan annelerden birisi olduğunu hatırladım. Onlar da aynı tirenle Konya’ya dönüyorlarmış.

“Evet biz de mahkeme salonundaydık” dedim.  Bu konuda biraz değerlendirme yaptıktan sonra; "ne bekliyorsunuz mahkeme sonucundan?" diye de bir soru sordum.

“Ne bekleyebiliriz ki, sonucu belli bir mahkemeden ne beklenebilir ki? Patlama genelkurmayın, mahkeme genelkurmayın, savcı genelkurmayın, sanık genelkurmayın... Ne beklenebilir siz söyleyin!” dedi ve devam etti.  Benim oğlumu aldılar, şimdi de geri kalan umutlarımızı almaya çalışıyorlar” diye dert yanarken, şehidimizin kız kardeşi de elindeki telefonda kayıtlı olan ağabeyinin resmini bize göstermeye çalışıyordu...

Bugün yaşadıklarım, daha önce yazdığım aşağıdaki yazımı aklıma getirdi...

---0---

Anam ben öldüm

Yıl 1986.

Anam! Dokuz aydır karnında taşıdığın ben, artık kucağında olmak, kollarının sıcaklığında, o masum yüzüne bakarak uyumayı istedim ve bu yüzden de dünyaya gözümü açıverdim o yıl.

Ağlayarak geldim dünyaya ama 26 yaşıma geldiğimde seni tarifsiz acıların içinde bırakıp bu defa seni ağlatacağımı nereden bilebilirdim anam? Nasıl ki dünyaya gelmek benim elimde olan bir şey değildiyse, vakitsiz ölüp gitmem de benim elimde değildi ki be anam.

Anam! Henüz altı aylıkken bana süt verip emzirirken, yüzünün güzelliğine bakıp bakıp gülücükler attığımda, karşılık verdiğin öpücüklerin tadı damağımdaydı düne kadar.

Okula başladığımda benimle aynı sırayı günlerce paylaştığını, sıcaklığının yanımdan eksilmesinden korktuğum yıllarda benden ayrı kadığın bir kaç saatin özlemini şimdi sana nasıl analatayım anam? Çünkü ben öldüm anam.

Anam! Benim okumamı en çok sen istiyordun. Yemeyip yediriyor, giymeyip giydiriyor, zaman oluyor; kafamın başka şeylere dağılmaması için yemeğimi bile çalışma masama getiriyordun. “Oğlum benden ne istersen iste, yeter ki vatana millete okumuş yazmış hayırlı bir evlat olarak yetiştirebileyim seni” derdin hep. Ben de senin isteklerini boşa çıkarmadım, senin üzülmeni hiç istemedim anam. Okudum, makine mühendisi oldum. Bir an önce de askerliğimi yapıp iş hayatıma atılmak için askerlik kararı aldırdım.

patlama26 gün önceydi. 10 Ağustos 2012 tarihinde gece saat tam 00.00 da askerlik yapacağım yerin belli olacağı saatti. Öyle bir yoğunluk oldu ki anam, gece saat 03.00 olmasına rağmen internetten cevap alamıyor, askerlik yapacağım yeri öğrenemiyor ve  heyecanla çarpan yürek sesimi sana duyurmamaya çalışıyordum. Sende ağzında duaları saatelerce hiç eksik etmedin o gece. “Allah’ım hayırlısı ne ise onu nasip et oğluma” diye dua ediyordun. Nihayet askerlik bilgilerim saat 03.15’te ulaştı ekrana. Ben Samsun’a oradan da Afyonkarahisar’a gidecektim “Kısa Dönem Asker” olarak. Sevinçle bir birimize nasıl sarıldığımızı hatırlıyorsun değil mi anam? Ben hatırlamıyorum artık. Çünkü ben öldüm anam.

Anam! Hani yemin törenine geldiğinizde bana sarılışın vardı ya anam... İşte o sarılışın bana çok büyük cesaret vermişti. “Oğlum, aslanım, çakı gibi asker olmuşsun” dediydin ya hani? İşte o cesaretle yeni birliğimde; cephaneyi, mühümmatı, onların konduğu sandıkları tuttuğum gibi taşıyordum adlarının “iglo” olduğunu sonradan öğrendiğim depolara.

“Haydi aslanlarım, haydi yiğitlerim” diyerek çalıştırıyordu komutanlarımız. Gece demeden, gündüz demeden çalışırlarmış onlar da.  Görev bitmeden, mesai de bitmezmiş onlar için. Onu da kısa sürede öğrenmiştim anam. Onlar için gece çalışmak, gündüz çalışmak fark etmezmiş. Askerin mesaisi 24 saatmiş çünkü. Artık mesai mefhumu da yok anam... Çünkü biz öldük anam.

Anam! Ömrümde hiç görmediğim silahları, adını ve resmini televizyonlardan, gazetelerden gördüğüm bombaları, mermileri taşıyorduk. Ne bileyim anam, birazdan sesini dahi duymadan, ne olduğunu bile anlayamadan, farkına bile varamadan henüz 26 yaşımda, 26 günlük çakı gibi bir askerken, şeklini Televizyonlardan gördüğüm el bombalarının bana bu oyunu oynayacaklarını?

Anam ne bileyim Kurban Bayramında gelmeyi planladığım iznimi göremeden bu vatana kurban olacağımı... Anam ne bileyim böyle olacağını?  Bilmiyordum anam böyle olacağını... Bilmediğimden sana söz verdim, anam. Bilmediğimden “Kurbana gelirim” dedim. Ne bileyim, ne bileyim anam Kurban Bayramından önce Vatana kurban olacağımı...

Anam verdiğim sözü yerine getiremedim. Anam kendim gelemedim...  

Anam hakkını helal eyle!

Ben öldüm anam!

Tayyar Yıldırım

* Yazının ilk yayın tarihi : 10.09.2012

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 3481 defa
Bu kategoriden diğerleri: « Biat Selam söyle Hasan'a »

Yorumlar   

0 #1 Muttalip ÖDEMİŞ 10-07-2015 00:09
Başkanım,her zaman ki gibi, o güzel kaleminizle gönüllerimize tercüman olmuşsunuz.Bu vatan için daha nice vatan evlatları ihmaller,suistimaller,başı boşluklar yüzünden şehit olacak merak ediyorum.Adalet ne zaman tecelli edecek.Korkuyorum artık,insanların adalete de güveni kalmadı.Her gün geçtikçe iyice karamsarlığa doğru,çıkmaz yola doğru gidiyoruz.Sonumuz hayır ola.Saygılarımla.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile