All for Joomla All for Webmasters
Pazartesi, 06 Temmuz 2015 22:20

Kaybedilen Toplum Asubaylar

Öğeyi Oyla
(2 oy)

Saygıdeğer okuyucular, 

Hepimiz belirli aşamalardan geçerek Türk Silahlı Kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde görev aldık, Görevimizi hakkı ile yaparak emekli olduk. Ama belki de hiç birimiz çocukken bu okullara girerken ne olduğunu bilmediğimiz bir dünyaya attığımız adımın bizleri nereye sürükleyeceğini de bilemiyorduk. 

Yetiştirilme amacımız ne idi, Nasıl bir eğitim seviyesi bizleri bekliyordu, Nasıl bir meçhule yürüyorduk hepsi bilinmeyendi. 

Ailelerimiz sadece meslek sahibi olmamız ve rahat bir yaşam sürmemiz için bizler adına karar vererek bu okullara göndermişlerdi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde aldığımız eğitimi zaman içinde sorgulama gereği duyduğumuzda yetiştirilme amacı da kendiliğinden ortaya çıkıyordu.

“Her birey içinde bulunduğu toplum ve kültürden etkilenir; ama her insan yaşadığı kültürden bağımsız olarak, aynı psikososyal evrelerden geçer.  Kişi bir sonraki evreye geçerken bir kriz yaşar ve kriz toplum nezdinde çözülür; yani aslında toplumlar da benzer evrelerden geçerler. Her yeni evrede ego, yeni bir güç kazanır ve gelişir.  Her evrede kültür gelişimi etkilediği gibi, gelişim de kültürü etkiler.” (Erikson) 

Peki, Türk Silahlı Kuvvetleri ne istiyordu, Nasıl bir etkilenişim düşünüyor ve nasıl eğitim seviyesi önümüze koyuyordu. 

TSK Subay ve Asubayını yetiştirirken iki farklı eğitim ortaya koyuyordu.

1. Subay eğitimi sistemi

2. Asubay eğitimi sistemi, Sonradan Uzman Erbaş ve erlerimizde bu sisteme dahil edilmişlerdir.

        A. Subay eğitim sistemi: 

Komutanlık yapabilmesi için Subay nosyonuna sahip olması, aidiyet duygusunun güçlü olması, mutlak itaat etmesi, birlik ve beraberlik unsurlarının kazandırıldığı bir eğitim sistemi sunar. Burada devreye kurumsal kimlik sokulur ve Kurumsal kültürün önemli faaliyetlerden olan

           (1)  Aidiyet duygusu, 

           (2) Yetki devri, 

           (3) Yönetime katılım ve iş gücü devri eğilimi gibi faktörler sisteme dahil edilir.

Bu sistemde Subaya mensubu olduğu kuruma karşı sahip olduğu aidiyet duygusu, ona çalıştığı kurumun bir ortağı veya sahibi olduğu duygusunu kazandırarak motivasyon sağlayacaktır. 

Yetki devri, Subaya özgüven duygusu sağlayarak risk alma eğilimini motive edecektir

Yönetime katılım fonksiyonu ise Subayın çalışma hayatındaki önemini vurgulayacaktır. 

İş gücü devrinde, alternatif işlerin aranmaması ve kuruma bağlılık duygusu onu kurumla bütünleyerek daha verimli bir şekilde çalışmaya yönlendirecektir.

Hedeflenen ve istenen de budur. Geleceğin genelkurmay başkanları, Kuvvet komutanları olarak kendilerini gören sistem(daha önceleri Cumhurbaşkanı adayı olarak ta görüyorlardı) Subayları TEK MUTLAK GÜÇ olarak kuruma adapte etmekte tereddüt göstermeyecektir. 

         B. Asubay eğitim sistemi;

Bu sistemde ise personelin TSK lerinin amaç ve değerlerini kabul etmesi, buna inanması, mesleki devamlılığın sürdürülmesi için kuvvetli bir şekilde arzu duyması amaçlanmıştır.

Yani Subaya ortak veya sahip olma hakkı, Asubaya da sadece itaat etme öğretisi benimsenmiştir.

Subay mal mülk sahibi işveren, Asubay ise ara elemanı olarak görülmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri personelini kendine bağlı olması için üç temel faktör üzerine bağlantı kurar.

Duygusal bağımlılık; Çalışanın kendisini kurum ile özdeşleştirerek bağlandığı ve kurumun bir parçası olduğu duygusal bir bağlılıktır.

Devam Bağlılığı; Çalışanın işten ayrılması ile ilgili nedenlerin parasal temellere dayanmakta olduğu bağlılıktır.

Normatif Bağlılık: Çalışanın işte kalmak için bir mecburiyet hissettiği bağlılıktır. 

Üç bağlılık şeklinde de çalışanlar kurumda kalmak istemektedirler. 

Ancak; 

Kalma güdüsü duygusal bağlılıkta isteğe; 

Devam bağlılığında gereksinime; 

Normatif bağlılıkta ise yükümlülüğe dayanmaktadır.

Kuruma duygusal bağlılık; o kurumla özdeşleşmeyi, o kuruma ait olduğunu hissetmeyi içerir. 

Kurumda kalmaya devam etme isteği, kuruma vazgeçemeyeceği kadar emek vermiş olmak, ayrılmanın yüksek maliyeti ya da başka alternatiflerin olmaması şeklinde açıklanabilir. 

Kurumda kalma zorunluluğu, sorumluluk duygusuyla ifade edilebilir.

“TSK leri; çalışanlarının, kurumun amaç ve değerlerine ne ölçüde inanırsa, kuruma olan bağlılık duygusu da o denli güçlü olacaktır.” Prensibi ile hareket etmekte ve tatbik etmektedir.

Ancak çalışan, kuruma sağladığı katkıya karşılık aradığını bulamazsa kuruma karşı güveni zedelenecek, bunun sonucunda kuruma olan bağlılığı azalacak hatta kurumdan ayrılmaya kadar gidecektir.

Türk Silahlı Kuvvetleri kurumsal bağlılıklarının değerlendirilmesi konusunda kullanılan bazı ölçütler koymuştur. 

Bunları şöyle sıralayabiliriz:

Kurumun amaç ve değerlerini benimseyecekler mi?

Kurum için fedakârlıkta bulunabilecekler mi?

Personel çalışmasının devamı için güçlü istek duyabilecek mi?

Kurum kimliği ile kimlik kazanmayı taşıyabilecekler mi?

İçselleştirebilecekler mi?

Gelelim AİDİYET duygusuna;

Her insanda kendini bir gruba, bir millete ait hissetme isteği vardır.

İnsanlar başka insanlarla sevgiye dayalı ilişkiler kurma ve bunu geliştirme gereksinimi duyarlar. İnsanlar sevgi gereksinimini karşılayacakları toplumsal gruplara ait olmayı isterler. Bu duygusal bağlar bağlılık, hoşnutluk duygularını artırır ve devam ettirir. Bu sayede bireyler kendilerini değerli ve gruba ait hissetmeye başlarlar. Ait olma ve ilişki kurma ihtiyacı, grup ya da toplum içindeki bireylerin motive olmasında önemli bir etkendir. Bireyin grup üyeleri tarafında tanınması ve kabul edilmesi bütün bireyler için psikolojik bir ihtiyaçtır.

Ait olma duygusu gelişmeyen bireyler, içinde yaşadığı topluma yabancılaşır. Toplumun değer yargıları ve kurallarıyla çatışır. 

Bireyler arası iletişimin güçlü olduğu ve ait olma duygusunun en üst seviyede yaşandığı gruplarda ise başarı artar, yardımlaşma, destek olma gibi değerler önem kazanır ve grubun kurallarına uygun hareket tarzları benimsenir.

Ayrıca Subay/Astsubay duyuşsal alan ( açıklaması sayfa sonundadır) ve liderlik nitelikleri ile eğitim hedefleri arasında “Mesleğini Seven” niteliğinin alt nitelikleri aidiyet duygusu ile ilgilidir. Bu niteliklere ulaşmak için “Mesleğini Sevmeye İstekli Olmak” hedefi konulmuş ve alt hedefleri aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.

-Mesleğini maddi beklentilerin dışında tutarak sevmek

-Mensubu olduğu birliğe ilişkin değerler sistemiyle örf, adetleri ve genel nezaket kurallarını bir yaşam biçimi olarak benimsemek

-Mesleğin onur ve şerefine uygun davranmak

-Birlik bilincine sahip olmak, günlük yaşantısında mesleği ile ilgili sembol ve objeleri kullanmak

-Üniformasına gereken özeni göstermek

-Mesleğe yönelik özel günlere istekli, aktif katılım sağlamak

-Mesleki değerleri kendi çıkarlarından üstün tutmak

-Mesleki ideallere sahip olmak

-Mesleğiyle ilgili yayın ve organizasyonları takip etmek

-Yaptığı işle bütünleşmek

-Kurumun vizyonunu, misyonunu, değerlerini, amaç ve hedeflerini benimsemek

-Kişisel beklentilerini kurumun hedefleri istikametinde belirlemek.

Aidiyet duygusunda gelelim günümüze.

Aidiyet duygusu subaylar için ne kadar önem arzediyorsa, Asubaylar içinde o kadar önem arzeder. Son birkaç yıl içerisinde Toplum olarak Emekliler üzerinde uygulanan baskı ve güçsüzleştirme baskısı çalışanlara da sirayet etmiş, Çalışanlar kendilerinin nereye ait olduğunu sorgulamaya başlamışlardır. 

Ortaya çıkan manzara karşısında kendini GÜVEN DUYGUSUNU kaybetmiş olarak çırıl çıplak gören Asubaylar, yeni bir yol aramış ve kendini GÜVEN İÇERİSİNDE göreceği tek yer olarak TEMAD’ı seçmiştir.

Ne yazık ki Genelkurmay bu gelişimleri okuyamamıştır. Aynı tas aynı hamam da devam etmektedir.

Şimdi ise kaybettikleri asubayları tekrar kazanmak için bir adım atma gereğini duymalarına rağmen bunu Mevcut TEMAD yönetimi ile yapma yerine (Yine kendilerince buldukları çözüm olarak) dernek üyesi olmayan Asubaylarla irtibata geçerek Emekli asubay toplumuna mesaj vermeye çalışmışlardır.

Genelkurmay karargahı yetişmiş olduğu tarzın dışına çıkamadığından, kendini eleştirmekten uzakta kalmakta ve Asubayların taleplerini (haklı olmalarına rağmen) yetki alanına saldırı olarak görmektedir. 

Örneğin birkaç yıl önce başlayan PES hareketine karşı başlatılan ötekileştirme, korkutma ve sindirme hareketi ile acı bir biçimde asubayların kaybedilmesinin nedeni, “aidiyet duygusunu” pekiştirme sürecinde Genelkurmayın kurdukları yanlış özdeşimlerdir. 

Saygılarımla.

 

Duyuşsal alan hedef aşamaları şeması :

Basamaklar

Özellikler

Örnek

Alma

Belirli bir nesne, fikir ve uyarıcının farkında olmak, almaya açıklık, kontrollü ve seçici dikkat.

Demokratik hayat tarzının farkında olabilme

Tepki verme

Belirli bir uyarıcıyla ilgilenme, bilinçli tepki verme, tepkide uysallık, isteklilik ve tepkide doyum.

Demokratik ilkelere uygun davranışlar oluşturabilme.

Değer verme

Bir olay veya olguyu kabullenme, tercih etme, değeri yeğleme, değere adanmışlık, değeri savunma, alışkanlık haline getirme.

Demokrasiyle ilgili toplantı, seminer ve panellere katılmada seçici davranma.

Örgütleme

Yeni değerler, yeni duyuşsal örüntüler oluşturma, değeri kavramsallaştırma, değerler sistemi örgütleme, kararlı davranma, formüle etme.

Gönüllü olarak demokratik kuruluş ve partilerde görev alma.

Niteleme (Kişilik Haline Getirme)

Özümsenmiş bir değeri, davranış ölçütü haline getirerek, bu değere uygun hayat felsefesi oluşturma, genellenmiş örüntü, nitelenmişlik, hizmet etme, değerle tanınma, sürekli yapma.

Toplumda, demokratik kişilik ve tutumlarıyla tanınabilme.

Kaynak : http://www.dho.edu.tr/sayfalar/00_Anasayfa/11_Pusula/75/aidiyet.html

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 3171 defa
Bu kategoriden diğerleri: « Can Dostum İç savaş tehdidi »

Yorumlar   

0 #1 Mustafa kiziltan emekli asubay 06-04-2016 01:58
Arkadaslar asubaylar birlesip guclenelim bu turkiyede her seyin dini imani para bizde havuzu doldurum ekonomik bir guc olarak ortaya cikalim biz gormesek bile bizden sonrakiler gorur oyaki gecelim yoneticilerimiz hep bizden olsun ve bize calissinler bos verin genelkurmayi onlardan bize fayda gelmez gaale bile almayin bu hukumetede guvenim oy vermeyin bunlarinde yuzu belli oldu onlar kendi torbalarini doldurmakla mesguller bize bizden baskasini yalan hic te kimseye saygi duymayin
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile