All for Joomla All for Webmasters
Çarşamba, 30 Ağustos 2017 11:40

TEMAD Genel Merkez Seçimleri - 3

Öğeyi Oyla
(2 oy)

Kurumlar, mensup oldukları devletin kanunlarına, nizamlarına uygun olarak kurulurlar. Değilse faaliyetlerine izin verilmezler. TEMAD da bizim kanunlarımıza uygun olarak kurulmuş ve kendine özgü tüzüğü olan, kuruluş amacı tüzüğünde belirlenmiş, yasal organları bulunan ve ayrıca, ülkemizde faaliyet gösteren 110 binin üzerindeki dernek içinde bir de özel kanuna tabi isminde “Türkiye” olup da kamu yararına çalışan birkaç dernekten birisidir.

Eldeki bilgilere göre 50 binin üzerinde kayıtlı üyesi vardır, 100 civarında da şubesi bulunmaktadır.  Yani derneğimiz bizim için bulunmaz bir nimettir ve iyi niyet sahibi, gerçekten gönülden bu işlerin içinde olmak isteyen, bencilliğinden ziyade toplumsal hizmeti şiar edinmiş ama  talepleri gerçekleştiğinde kendisine de kazanımlar veren, herkesin kendisini rahatlıkla ifade edebileceği bir kuruluştur.

Zümremizde bazılarımız TEMAD’ı “BAKANLAR KURULU” gibi falan ulaşılmaz, erişilmez ama her şeyin de hakkından gelen bir mevkide görüyorlar. Bazılarımız ise TEMAD’ı çok aşağılarda görüp, “hiçbir işin temin edilmesini sağlayamaz, yerin yedi kat altında bir kuruluş” muamelesi ile mukabele ediyorlar.

TEMAD ne odur, ne de ötekisidir. TEMAD, Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yasalar çerçevesinde kurulmuş 110 bin dernekten sadece bir tanesidir. Sadece Özel Kanunla kurulmuş olması onu ayrıcalıklı kılmaktadır. Özlük haklarımızı falan bir yerlere imza atarak kendisinin temin edebileceği bir kuruluş kesinlikle değildir. İktidarıyla muhalefetiyle ilişkiler kurup, sesimizi duyurma gayreti içinde olan ve haklı taleplerimizi dillendiren ayrıca mensuplarının emekliliklerinde rahat bir ortamı temin etmek için uğraş veren bir dernektir.

Ömründe tüzüğü bir kez bile okumayan ama sürekli dernek hakkında yazıp çizen çok sayıda meslektaşımız bulunmaktadır. Asıl problem de zaten burada yatmaktadır.

Kimisi; “Dernek bizim özlük haklarımızı temin için kuruldu, öyleyse başka işlerle iştigal etmesin” derken, kimisi de derneği bir parti gibi, bir sendika gibi görmekte ve sanki “Her türlü ekonomik ve sosyal sorunlarını halletmiş de artık bütün Türkiye TEMAD üzerine politikalar üretiyor” gibi davranmakta ve öyle görmek istemektedir. 7/24 televizyonlara çıksın, gazetelerde manşet olsun, herkese TEMAD anlatılsın isteyenler de azınlıkta değiller.

Böyle bir şey mümkün de değildir, gerçekçi de değildir. Memleket, kendi meseleleriyle boğuşurken TEMAD’ı ortaya sürmek yarar yerine zarar getirir.

Başka başka kuruluşlar da örnek gösterilerek TEMAD’ı onlarla kıyaslayanlar da vardır. Mesela, sendikaların aidat gelirleri, kanunların izin verdiği veçhile kaynağından kesilir. Bunu derneklere uygulamak mümkün değildir. Biz yıllık 50 TL aidatı bile tahsil edebilmek için 50 takla atmak zorundayız. Buna rağmen ayakta durabilmek için bütün yönetimlerin özverisini bir kenara bırakıp sadece “Özlük haklarımızı alın, cebimize para koyun! eleştirilerine muhatap olmaktayız. Kimsenin “Bu masrafları nasıl karşılıyorsunuz?” diye soru sorduğuna neredeyse şahit olmamaktayız. Bu mudur yani?

Asıl sorun da şurada. “Dernekseniz ve yönetici olduysanız benim işlerimi halledeceksiniz, bunun lamı cimi yok” düşüncesidir ki; derneği ve onun yönetimlerini babasının uşakları gibi, kendileri onların patronu gibi görmek isteyenlerimiz de yok değildir. Sanki gönüllü vazife yapan bu arkadaşlarımızın, çoluğu çocuğu, eşi dostu, işi gücü yok gibi görülmekte ve başka bir yerde, başka bir işte görüldüğünde yadırganmaktadırlar. Bu iş fahri bir görevdir ve mutlaka birileri yapacaktır. Gel biraz da sen yap o zaman… Derneğe üye olmamak senin özgür iradene bağlı ama eleştirme hakkını da hak ederek kullanmalısın.

Sabahın 06.30’unda telefonumun çaldığını ve arayan sesin, “dernekte olup olmadığımı” sorduğuna şahitlik ettim ben. Yani dernekte yatıp kalktığımız sananlar bile var.

En komik ve aslında komik değil de dramatik olanı da; “Dernek halledemez, düşün peşime!” diye “Don Kişot” heveslisi bazı arkadaşlarımızın varlığı.komando

Bu arkadaşlarımızın kendilerine ait insani sorunları vardır ve davranışları onun için böyledir bu anlaşılır bir şeydir ama sayıları hiç de azımsanmayacak çoklukta olan meslektaşımızın bu arkadaşlarımıza inanıp hal ve hareketlerini tasvip ediyor olmaları, onların paylaşımlarına yüzlerce beğeni koymaları ve harbi harbi bu işi çözeceklerine inanmaları asıl sorun da buradadır. Hâlbuki düşünseler onların tek amacı isim yapmak, toplumun sırtından paye kazanmaktır. Çok yazık.

“Şuraya yazdım, buraya mektup attım, şununla fotoğraf çektirdim, Genelkurmay’a gittim, Cumhurbaşkanı beni çağırdı, Bakan’la çok samimiyiz, bu işi ben çözerim” diye ortaya çıkanlarımıza bir şey demiyorum. Onların peşinde görünen yüzlerce hatta binlerce beğeni sahipleri beni sarsıyor…

Türkiye’nin en büyük STK’larından biriyiz ve bu kurum çözemeyecek de arkadaşımız ŞIP diye çözüverecek meseleyi…

Bakın o arkadaşlarımızda uzun yıllardır “düşün peşime” diye bizlere çağrı yapıyorlar hani ya onlar da çözemediler… Pekala, kuruma yaptığınız linç faaliyetlerini onlara için neden yapmıyorsunuz? Adalet arıyorsunuz hani?  Nerede adaletiniz? İyi düşünürseniz eğer onlar, biz astsubay zümresinin seviyesini aşağı çekiyorlar ve milletin gözünde beş paralık ediyorlar. Şehit cenazelerinde dahi pankart açıp, “verin haklarımızı, bak bizler şehit oluyoruz” diye bağırabiliyorlar. Bu mudur özlük hak aramanın yöntemi? Bu arkadaşlarımıza paye verme gayretlerinizden vazgeçin lütfen. Bireysel girişimlerin gerçekten bu işleri çözeceğine inanmıyorsunuzdur herhalde…

Ben Tayyar Yıldırım olarak şimdi desem ki; “Ben Başbakanla da, Cumhurbaşkanıyla da, Maliye Bakanı ve Milli Savunma Bakanıyla da görüştüm, tazminatların sözünü aldım. En kısa zamanda kanun çıkacak ve bu haklarımıza kavuşacağız” diye bir haber yapsam… Akşama kadar 20 bin ziyaretçi toplar mıyım toplayamaz mıyım etrafıma? Uzun bir süre boyunca bu haber ile, ilgili kamuoyunu meşgul edebilirim. Alkışlar alır, "FENOMEN" bile olabilirim. Birkaç kere de TEMAD kurumsal kimliğine ve Genel Başkana laf çaktım mı, hatta “TEMAD’dan şu sebeple, bu nedenle istifa ettim” diye bir başlık attım mı var ya inanın ülkeyi sallarım ülkeyi… TEMAD üyesi olmamakta direnen on binlerce meslektaşımı da arkama almam kuvvetle muhtemeldir. Sorarım size bu mudur kurumsallık, bu mudur hak ve hukuk temin etmenin yolu? 

İşte bazı arkadaşlarımızın yaptıkları da budur. Onları bu hallerinden vazgeçirmek ancak onları yalnızlaştırmakla mümkündür. Çünkü onları kazanmanın hiçbir imkânı yoktur. Bunu çok denedim şahsen ama asla vazgeçmediler bencillik huylarından. Onların derdi şöhret olmaktır. Derneğe üye olmamanın gerekçesini bu arkadaşlarımız üzerinden oluşturmak gerçekten hoş değil.

Ben buraya tüzükten, kanunlardan, yönetmeliklerden pasajlar alıp sizleri de teknik konulara boğmak istemiyorum. Ne olur merak edin ve “Bu TEMAD Tüzüğü neymiş, derneğin görevi, amaçları, faaliyet alanları nelermiş?” diye kendinize sorarak, lütfen bir kez okumanızı tavsiye ediyorum.

TEMAD geziler düzenleyince kıyametleri koparanlar ömürlerinde hiç tatil yapmayanlar mıdır? Ya da 50 bin üyeli bir dernekte gezi ihtiyacı olan, ekonomik durumu iyi olan, nezih bir ortamda meslektaşlarıyla yemek yeme ihtiyacı bulunan, ülkemizin ve yabancı ülkelerin güzelliklerini merak eden hiç kimse yok mudur? Dernek sadece 3 üncü derecede bulunanları 1 inci dereceye yükseltmek ve maaşlarına zam talep etmek amaçlı mı çalışmalıdır?

Üye aidatını ödeyen, derneğe bağış ve diğer birçok yöntemle katkı yapanlara hizmet vermesin mi? Katkısı olan üyelerin hepsinin farklı farklı ihtiyaçlarını derneğin deruhte etmesi de gerekmez mi? Sanki çok ayıp işler yapılıyormuş gibi sürekli olarak “gezileri”, “sosyal faaliyetleri” eleştirmek, buralardan elde edilecek gelirle derneğin giderlerinin karşılandığını akıl edememek nasıl bir akıl tutulmasıdır?

2014 yılında 360 kişilik, Konya’nın belki de en lüks otelinde, evinizde yiyeceğiniz yemeğin bedelinden daha az bir bedelle üyelerimize hatta Ankara’dan gelen 40 kişilik katılımcıya yemekli bir toplantı düzenlediğimizde şahsımı ve Yönetim Kurulumu “Vatana İhanet”le suçlamışlardı. Çünkü 3 gün önce Diyarbakır’da bir şehidimiz vardı ve biz ona rağmen yemekli toplantı düzenlemiştik. Suçumuz buydu. Bu tür organizasyonları iptal etmenin bedelini düşünmeden “iptal edip erteleseydiniz” şeklinde akıl vermeler. Sanki bizim aklımıza hiç gelmeyen yöntemlerdi bunlar. İptal edemememize dair on tane sebep sayarım ama başınıza ağrıtmayayım şimdi bu konuyla… Kaldı ki ülkemizde neredeyse her gün şehitlerimiz geliyor ve bu nedenle hiçbir adım atmamamız gerekir ki böyle yaptığımızda, terörizmin amacına uygun hareket etmiş oluruz.  Bu hizmetleri daima yapmak zorundayız ve yapmaya da devam edilmelidir, yoksa vazifenizi yapmamış sayılırsınız.

Biz o yemekte derneğimiz için önemli ölçüde gelir elde etmiş ve sizlere verdiğimiz hizmetleri aksatmadan yürütmek için 6 ayımızın kirasını ve diğer giderlerini temin etmiştik. Hem de katılımcılara bir tek kuruş ek yük getirmeksizin yapmıştık bunu. Diğer bütün şubelerimiz ve Genel Merkez de dâhil olmak üzere, sosyal faaliyetlerini bu amaçlarla da yapıyorlar.

Sanırım birileri bu gezilerin ve yemeklerin, derneğin parası ile yapıldığını zannediyorlar. Hem vermediği bir tek kuruş aidatın hesabını soruyor güya, hem de aklınca itibarsızlaştırma gayreti içinde.

Bunu yapanlar, lütfen oturun, başınızı iki elinizin arasına alın ve vicdanınızla muhasebeleşin. Haklarını yediğiniz birçok meslektaşınızla da helalleşin.

ŞİMDİ SEÇİM KONULARINA GEÇELİM.

Genel merkez seçimlerinde delegeler için kalacak yer, yemek ihtiyaçları v.s. konularında yapılan organizasyonlar git gide daha profesyonel hale gelmiştir. 2011 yılında onlarca farklı konaklama yerinden onlarca araç ile seçimin yapılacağı mekâna delege taşınıyordu. Üstelik delegelerin kaldıkları yerlerin kaliteleri de farklı farklıydı. Bazı il ve ilçelerin delegeleri bu durumu kendi kaldıkları otelin kalitesine göre, “kendilerine haksızlık yapıldığını” bile düşünerek bu durumu oya tahvil edeceklerini söylüyor ve bunu uygulamaya geçiriyorlardı. Açıklıkla diyebilirim ki 2011 yılında yapılan ve Sayın Ahmet Keser’in Genel başkan seçildiğinde bu konu çok etkili olmuştur. Organizasyonun beğenilmemesi nedeniyle, bizzat çok yakından duydum ki; “Bizleri ameleler sendikasının misafirhanesinde yatıranlar sandıkta cezalandırılacaklar” diye sözler sarf ediliyordu. Onca masraf da bu işin cabasıydı. Ben o zamanki yönetimi suçlamak için yazmıyorum. İmkanların en iyisini kullanmaya çalışmıştı o yönetim de…

Son yıllarda ise bütün delegeler bir mekânda toplanıyor, aynı mekânda ağırlanıyor, aynı mekânda seçim yapılıyor ve daha düzenli seçim organizasyonları yapılıyor.

Bu durumu bile algı çalışmalarıyla, “Lüks otellerde, ağırlanan delegeler, bir kap yemeğe oylarını satıyor ve Genel Başkan’a biat ediyorlar” diyerek, kendi meslektaşlarına terbiye sınırlarını aşan ithamlarla mukabele ediliyor. Bu çok çirkin ve seviyesiz ithamlardan bıktı bu zümre… Ben onları da vicdan muhasebesi yapmaya çağırıyorum.

Astsubay toplumu şerefinden haysiyetinden asla taviz vermez. Kimseye de biat etmez. 500 delegeden 390 kişinin biat ettiğini söylemek akıl tutulmasına uğramaktır.

Biat etmemek; sürekli olarak açık ortamlarda, bizlerin çoluğunun çocuğunu arkadaşlarının gözleri önünde ahlak sınırlarını aşan sözler etmekle olmaz. Bizler kurumsal anlayış çerçevesinde yönetimleri uygun ve etkili ortamlarda ve kurullarda eleştiririz.  Bunu da defalarca yaptığımız bütün şube başkanları ve Genel Merkez Yönetimi bilir. Bu işler ortamlarda dedikodularla değil daha demokratik ortamlarda ve sonuç alınabilecek kurullarda yapılmalıdır, bizler de zaten onu yapıyoruz/yapıyorduk.

Artık bu tür kısır döngülerden, meslektaşlarını rencide etmekten vazgeçilmelidir.

ATEŞTEN GÖMLEK!

Benim bildiğim, 4 arkadaşımız,  (bazı arkadaşlarımız ikaz ettiler, "senin bildiğin 4 değil 6 Genel Başkan Adayı var" diyorlar, bakacağız. Hatta daha fazla bile olmalı.) Genel Başkan Adayı olarak yani “Ateşten Gömleği” giymeye adaylıklarını açıkladılar ve gerçekten saygı duyulacak hareketlerle bütün şubeleri dolaşıyorlar. Ceplerinden para harcayarak, bir tek kuruş maaş almayacakları, maddi bir kazanım elde etmeyecekleri bu görevlere talip oluyorlar.

Başlı başına bu halleri bile onların yaptıklarının karşısında saygı ile eğilmeye yeter de artar bile.

Zaten mutlulukla görüyor ve takip ediyoruz ki; gittikleri bütün şubelerde kurumsal terbiye sonuna kadar işletilmekte ve çok güzel karşılamalar ve toplantılar yapılmasına zemin hazırlanmaktadır. İşte yukarıda bahsettiğim eleştiriler de bu ortamlarda sonuna kadar yapılma zemini bulmaktadır. Demokratik tavır budur.

DEVAM EDECEK…

Tayyar Yıldırım

Bağlantılı diğer yazılar:

http://www.emekliasubaylar.org/yazarlar/item/2099-temad-genel-merkez-secimleri-1

http://www.emekliasubaylar.org/yazarlar/item/2100-temad-genel-merkez-secimleri-2

 

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 1372 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile