All for Joomla All for Webmasters
Cumartesi, 22 Temmuz 2017 17:54

TBMM FETÖ KOMİSYONUNDAN NOTLAR-13

Öğeyi Oyla
(3 oy)
TBMM Darbe Araştırma Komisyonu Tutanaklarından önemli gördüğümüz bazı bölümlerini daha önce yayınlamıştık. 

15 Temmuz Darbe Girişiminin önemli merkezlerinden birisi olan Muğla ile ilgili Komisyon Tutanaklarının İl Jandarma Komutanının dinlendiği bölümünü de arşivimize almış ancak yayınlama fırsatı bulamamıştık.

15 Temmuz’da Muğla İl Jandarma Komutanlığının hiçbir personeli darbecilerin yanında yer almamıştır. İl Jandarma Komutanı Yavuz ÖZFİDAN’ın Personeli ile olan insani ilişkilerle askeri ilişkileri bir arada başarılı bir şekilde birleştirdiği sevgi, saygı ve güven ortamının 15 Temmuz gecesi Muğla’da Darbeye hiçbir katılım olmamasının en önemli nedenlerinden biri olduğunu düşünüyoruz.

Nitekim Darbe Komisyonu Üyeleri de Albay Yavuz ÖZFİDAN’ın bu süreçteki duruşu ve Komisyon anlatımları üzerine yiğidin hakkını yiğide veren övgülerini komisyon tutanaklarına geçirmişlerdir. 

Albay Yavuz ÖZFİDAN 22.07.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Kararname ile Tuğgeneralliğe terfi ettirilerek Van İl Jandarma Komutanlığı’na atanmıştır. 

Emekli Asubaylar Sitesi olarak Tuğgeneral Yavuz ÖZFİDAN’ın yeni rütbesini kutluyor, kendisine ve ailesine hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz.

 

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.  Şimdi, Albay Yavuz Özfidan, İl Jandarma Komutanımız, buyurun.  

MUĞLA İL JANDARMA KOMUTANI ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekillerim; saygılarımı arz ediyorum.  

Efendim, ben on altı aydır Muğla İl Jandarma Komutanı olarak görev yapıyorum. Buradan önce iki yıl Hakkâri, iki yıl da Burdur İl Jandarma Komutanlığı yaptım efendim. 

 Efendim, Sayın Valim detaylı bir şekilde 15 Temmuz gecesini ve devamını anlattı. Ben çok teknik detaylara girmek istemiyorum vakit almamak adına. Ben Muğla İl Jandarmanın ve Muğla İl Jandarmanın şahsında Jandarma Genel Komutanlığının bu darbe girişimine, Fetullahçı terör örgütü mensuplarınca icra edildiği düşünülen ve ispatlanan ifadelerde, itirafçı ifadelerinde de geçtiği gibi, bu terör girişimi konusunda Muğla İl Jandarma Komutanlığı 13 ilçe jandarmada 35 karakol ve 72 ayrı noktada konuşlanmış yaygın bir teşkilat olarak hiçbir personeliyle bu darbe girişimine ortak olmamıştır, bunda rol almamıştır Sayın Başkanım, bunu özellikle belirtmek istiyorum.  

Jandarma Genel Komutanlığının tamamında da Jandarma teşkilatı Türk devlet sisteminin en yaygın teşkilatlarından biridir. Köylerde, mezralarda, karakollarımız var. Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhında, bir kısım, içimizden çıkmış hainlerin geçici bir süre işgali, aynı zamanda Beytepe Jandarma okullarında, bir kısım, içimizden çıkmış, şu anda kınadığımız, lanetlediğimiz, içimizde, bize benzeyen ama bizden olmayan bir kısım darbecilerin girişimi dışında, Ankara dışında genelde illerde Jandarma teşkilatı bu darbe girişimine destek olmamıştır, bunu özellikle belirtmek istiyorum.  

Bu darbe girişimi, Jandarma açısından ve Fetullahçı terör örgütüne angaje olmamış, bunlarla irtibatı olmayan subaylar, generaller, askerler tarafından kışlalarda önlenmiştir Sayın Başkanım. Yani, kışla dışına taşarak halkla karşı karşıya gelmeden serin kanlı bir şekilde bitmiştir. Biz yaklaşık 2 bin mevcudumuzla, silahımız, malzememiz, teçhizatımızla, Allah korusun, böyle bir şeye katılmış olsaydık Muğla‟da çok kanlı sonuçlar olabilirdi, kayıplarımız olabilirdi Sayın Başkanım. Bu anlamda, az önce Sayın Valimin belirttiği miktarda, bizim içimizde bize benzeyen ama bizden olmayan Fetullahçı terör örgütüne angaje olduğu değerlendirilen, ihraç edilen, açıkta olan personel de cesaret bulup herhangi bir müessif eyleme girişememiştir efendim.  

15 Temmuz gecesi sıradan bir gündü. Biz Sayın Valimle şehit ailesinin, gazi ailesinin düğünündeydik. Orada İstanbul‟da Boğaz Köprüsü‟nün Jandarma tarafından kapatıldığına dair haberler medyada görülmeye başladı. Şimdi, Jandarmanın herhangi bir tankı, İstanbul İl Jandarmanın tankı, zırhlı aracı, zırhlı personel taşıyıcıları mevcut değil, orada Kara Kuvvetlerinin bir kısım birlikleri Boğaz Köprüsü girişinde, darbeciler bu şeye tevessül etmişti. Bunu özellikle belirtmek istiyorum, İstanbul İl Jandarmada münferit bir iki şey dışında olduğunu duymadım. Düğün esnasında, Sayın Valimle beraber otururken harekât merkezinden beni aradılar, 3 tane mesaj, “harekât yıldırım” konulu mesaj geldiği söylendi. Ben de “Mesajları telefonda okuyun.” dedim. Birinci mesaj Şırnak‟tan bir tugayın Ankara‟ya acilen intikal edeceğine dair bir mesajdan bahsettiler. Dedim, Şırnak‟tan bir birlik Ankara‟ya gelecek yani bizim Bolu İl Jandarmayı ilgilendirmez dedim. Daha sonra diğer mesajın konusu ne dedim, dediler ki: “Ankara‟da görevli bulunan personel, izinde olan personel derhâl görev yerlerine gelsin. Biz Muğla‟dayız, Ankara personeli bizi bağlamaz, tamam dedim. Üçüncü konu da karargâhları birtakım koordinatör ve irtibat personelinin atandığına dair Genelkurmay Karargâhını, kuvvet komutanlıkları karargâhını personel atandığına dair bir mesaj. Bize etkisi ne dedim, sonra Sayın Valimle istişare ettik, ortam gerilince beraber ayrıldık düğün mekânından, Sayın Valim Marmaris‟e doğru devam etti, ben de Muğla‟ya doğru yola çıktım. Sayın Valim az önce belirttiği gibi Jandarmanın dikkatli olmasını halkla yüz yüze gelmemesini bana emretti, dikkatli olalım, hata yapmayalım şeklinde bana emri oldu. Ben il jandarmaya geldim, bu arada yoldayken bir mesajın daha geldiğini, asıl darbe mesajının da geldiğini karargâhımdaki arkadaşlarım söyleyince dedim bütün birimler merkezlerinden toplansın, emre göre hareket etsinler yani bizim emrimiz dışında herhangi bir harekette bulunmayın dedim. 

Yolda giderken deniz üst komutanı Tuğamiral Namık Alper beni telefonla aradı, Yavuz Albayım, bu gelen mesajı okudun mu? Ben mesaj falan görmedim, şu anda intikal hâlindeyim, şimdi yol üzerinde ölü bölgeler var, Dalyan-Muğla arasında, ben merkezime intikal hâlindeyim, vardığımda görüşürüz dedim. Bak, o emri iyi oku, gereğini yap şeklinde bana emri oldu diyeyim, deniz üst komutanı, organik bağımız yok ama yani üst olması hasebiyle. 

BAŞKAN – Üst olduğu için, evet askerî komutan. …

ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN- İl Jandarma Karargâhına geldim, sonra darbe mesajını getirdiler, Mehmet Partigöç imzalı bir mesaj, bu Partigöç kimdir dedim ya? Tuğgeneral Mehmet Partigöç, Silahlı Komuta Harekât Merkezinden çekilmiş bir mesaj, işte mesajın içeriği malumları, daha önceki Komisyon toplantılarında da gündeme gelmiştir. Aydın Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Murat Kırkayak‟ı aradım, dedim ki böyle bir mesaj var, tabii yoldayken de görüşmüştük, güvendiğim arkadaşlarımla da görüştüm, tuğamiralim bizi arıyor, bize baskı yapıyor, bu emrin gereğinin yapılmasını istiyor, bu tuğamiralin –deniz kuvvetleri organik yapılanmasına çok vâkıf değiliz, biz jandarma subayıyız- dedim ki onun başında bir amiri var ise koramiral İzmir‟de onu aramak suretiyle bir ikazda bulunur musunuz, hata yapıyor, yüz yüze geleceğiz, sıkıntılar oluşacak şeklinde söyledim. Dedi: “Ben arıyorum onu ikaz edeceğim.” dedi. Nitekim daha sonra aradığını da değişik kanallardan öğrendim, bu konuda da Muğla Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü bir soruşturmada ben de ifade verdim, bölge komutanının verdiği ifadeyi de bana o esnada okudular.  Sayın Vali Bey‟i bir daha aradım, bütün birliklerde bu bahsettiğim noktalarda bütün hepimiz devletimizin emrinde, milletimizin hizmetindeyiz şeklinde görüşmek üzere aradım, koruma polis memuru Hakan Bey, “Şu anda uygun değil, sayın misafirin yanında.” dedi. Ver, sayın misafirin yanında da olsa ver yani o esnada ben Sayın Cumhurbaşkanımızı, Sayın Cumhurbaşkanım emrinizdeyiz, Valimizle Muğla İl Jandarma teşkilatı olarak bize ne düşerse yapmaya hazırız diyecektim, fırsat olmadı, bari uygun olduğunda Hakan Bey, bize dön, ben Vali Bey‟le bir daha görüşeyim, sonra emirlerini bir daha alayım dedim. Daha sonra Sayın Valimle ve Emniyet Müdürümüzle görüştüm, bu görüşlerimi bildirdim. Emniyet Müdürümüz, oh komutan, beni çok rahatlattın, albayım şeklinde beyanı oldu. Şimdi, polis teşkilatını, Jandarma teşkilatını aynı mahallenin çocukları Sayın Başkanım, geçen hafta Beşiktaş‟ta şehit polis memuru Çetin Sarıkaya‟nın abisi uzman jandarma Metin Sarıkaya benim komando bölüğümde görevli uzman jandarmadır. Çetinler şehit oluyor, Metinler görevine devam ediyor, biz aynı mahallenin çocuklarıyız, Hakkâri‟de görevlerimizde bu terör nitelikli toplumsal olaylarda aynı şeffaf kalkanın arkasında bir polis memuru bir jandarma atılan taşlardan kendini muhafaza etti, bu meskûn mahal çatışmalarında da aynı balistik kalkanın arkasında bir PÖH personeli, bir JÖH personeli bu milletin bekası için, ülkemizin geleceği için mücadele etti, şehitler verdi, birbirlerini omuzladılar. Bu anlamda ilerleyen dakikalarda biz karargâhta ve bağlı birliklerde insicamı sağladıktan sonra Sayın Valimin emriyle Valilik Kriz Yönetim Merkezine geçtik ve kriz yönetim merkezinde Valimin bahsettiği hususları destekler mahiyette gözlemim. Havada helikopterler uçuyor denilince, dedik ki bu helikopterler nereden gelmiş olabilir yani normal bir şey değil. Tabii, o kriz yönetim merkezinde tek üniformalı yani askerî statülü personel ben olduğum için, civarı da bildiğim için Aydın‟dan ilk önce kendi Jandarma Hava Grup Komutanlığının helikopterleri mi, Jandarmadan aldatılmış, kandırılmış kişiler mi var diye oradan aramaya başladım. Aydın‟dan devre arkadaşım dedi, bizimkilerin hepsi duruyor, pistte saydık, herhangi bir şey yok. Dalaman Deniz Hava Meydan Komutanlığı Albay Cenk Bahadır Avcı‟nın emir komuta ettiği Deniz Kuvvetleri Gölcük‟teki Deniz Hava Üst Komutanlığına bağlı helikopterler var Sayın Başkanım, onların yoklamasını aldırdık, onlar da tamam, bizden kalkmadı dedi. Dalaman Hava Meydan Komutanlığında Hava Kuvvetlerinin kurtarma helikopteri var, Murat Albayım dedi bizim helikopter burada. Allah‟ım bu helikopterler nereden geldi, arayış içerisindeyiz, Datça‟da Hava Mevzi Radar Komutanlığında bu elektronik iz bırakıyorlar uçuşlarda, radarda belki görebiliriz diye “scope”lardan, radarlardan Datça Radar Komutanlığını aradım, dedi ki: Devrem, burada biz şeyde göremiyoruz ama bizim sistemler mayıs ayında söküldü, biz yeniden yapılanıyoruz, ben ama İzmir‟den ve Eskişehir ve Ankara‟dan bu hava hareketliliğini görebilirim dedi, bir bakayım dedi. Ancak daha sonradan basından öğrendiğim kadarıyla bunların sinyal verme sistemleri helikopterler uçuşa çıkınca kapatılmış, devamında bu helikopterler otele bu saldırıyı gerçekleştirdiler. Dalaman‟a inebilirler diye Dalaman Meydan Komutanlığını aradım, ikaz ettik, dedim ki: Deniz Hava Üst Komutanı Cenk Bahadır Avcı Albayı da buraya gelebilirler, Sayın Valimizle beraberiz ve eğer böyle bir şey olursa yakıt verme dedim, o da tamam falan dedi ancak aradan zaman geçti, bir daha aradım, bir daha aradım, buraya takviye gelse iyi olur dedi. Hava Meydan Komutanlığından havacılardan bir grup denizcilerin oraya hazır kıta hareket etmek suretiyle yardıma gitti ama oraya giden bakıyor Sayın Başkanım, orada yakıt ikmali yapılıyor, o arada ben de telefonla görüşüyordum, dedi ki: Ben denizcileri tanımam, bana Tezcan Kızılelma isimli tuğamiral emir verdi, bunlar bunlardan değil, darbecilerden değil dedi, o sırada başsavcım da ortamdaydı, elini masaya vurdu, bu resmen darbeye destektir, bu albayı yarın gözaltı işlemi yapacaksınız, bunun hakkında işlem başlatacağım dedi. Cenk Bahadır Avcı‟nın gözaltına alınması bu şekilde başladı. Devamında Başkanım, bu helikopterler Sikorsky helikoptere yakıt ikmali yapıldı, iki tane Cougar var. Cougar Gökova körfezinden Bodrum istikametine doğru gittiğini Datça‟dan öğrendik, o güzergâhtan Milas Hava Meydan Komutanı Cenk Albay var, onu aradık, dedik ki bak sizin meydana iner, sizden yakıt ister vermeyin. Şimdi, tabii ben o sıra gitmemiştim ama şey olarak biliyorum, Cenk Albay hava meydanının ışıklarını söndürdü, orada şey yaptı, Milas İlçe Jandarma‟dan hava meydan Komutanlığına bir ekip gönderdik çevre emniyeti ve takviye için. Imsık‟a gidebilirler diye yarbayımı arattırdık, Bodrum İlçe Jandarma Komutanımız muhabereyi tesis etti, oraya gelirlerse ne yapın, ne edin yakıt vermeyin, ya tankeri bozun ya lastiğini patlatın, ne yapın edin, bunlara vermeyin şeklinde Sayın Valimin emrini ben ilettim ve arkadaşımız da vermedi. Bordum‟da Sayın Valimin emriyle bir ekip oluşturduk, Güvercinlik karakolunda topladık, asayiş komando bölüğümüzü de Muğla‟dan hareket ettirdik Imsık‟a, oraya operasyon yapacağız, helikopterleri alıkoyacağız, temasa geleceğiz. Bu esnada yarbayımızın dirayetiyle o süreci yakıt vermeden geçirdik Başkanım. Sabah 2 chopper helikopter, 1 yarbay, 1 pilot üsteğmene gözaltı işlemi yaptık, bütün suç delillerini de Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerine teslim ettik. Devamında suikastçıların, 23 kişinin bu otele girdiğini otelin termal görüş sistemlerinden helikopterlerden inerek bu eylemi işlediğini tespit ettik ve operasyonlara başladık. Günlere sari olarak vatandaşlarımızın da desteğiyle bunların hepsini derdest ettik Başkanım ve suç aletleriyle, suçta kullanılan objelerle birlikte adli makamlara teslim ettik efendim. Bu süreçte tabii, Sayın Valimizin sevk ve idaresinde çok karmaşık bir yapı içerisinde kara unsurları var, deniz kuvvetleri, Sahil Güvenlik. Emrimizde olan unsurlardan arz edeyim efendim: Kara Kuvvetlerinden 3 helikopter, Deniz Kuvvetlerinden 1 fırkateyn, 1 keşif uçağı, 1 helikopter, Emniyet Müdürlüğünden 1 helikopter, Hava Kuvvetlerinden 2 F16 uçak emrimizdeydi, Genelkurmay da bu konuda bizi destekledi. Kara Kuvvetlerinin insanlı hava keşif uçağı bu operasyonlar süresince bizimle beraberdi. Bu Fetullahçı terör örgütü mensuplarının ele geçirilmesine yönelik yaptığımız operasyonlarda herkes bir ve bütün olarak polis, jandarma, sahil güvenlik, özel kuvvetler ekipleri; kara, deniz, hava hırsla yani bu devletimize bir hakaret, artık bunu bir ar meselesi hâline getirerek Başkanım, başarıyla, hırsla, inatla, inançla, kararlılıkla olumlu sonuçlar aldık. 23 şahsın 22‟sini yakaladık, 1‟i halihazırda firarda, onun da kısa zamanda yakalanacağını değerlendiriyorum. Arz ederim. 

Soru varsa cevaplandırmaya hazırım efendim. 

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum Yavuz Albayım. Burdur‟umuzda da çalışmışsınız, ülkenin her tarafı bir ama hizmetleriniz için ayrıca teşekkür ediyorum. 

Tabii, burada zaman da hızla ilerliyor. Sadece şunu söyleyeyim: Gerçekten Komisyon üyesi arkadaşlarımızla biz bu meseleyi tüm yönleriyle araştırma bakımından gazi albaylarımızı dinledik, özel harekâtımızı dinledik, gazi çocuklarımızı dinledik, 14 yaşında Adviye‟yi dinledik, evlerinde ziyaret ettik yani her kesimden bu darbe girişimi ve FETÖ‟yle mücadeleyle ilgili demin İstanbul vekilimiz çok doğru söyledi yani Ankara, İstanbul ve Marmaris, bu üç ayağını mutlaka dikkate almamız lazım. O gazi albayımızın sağ parmağı yoktu, çatışmada kaybetmiş. Orada da çok isabetli bir karar verdiğimizi biz anladık. “Dışarıda olan halk hareketiyle, Çengelköy‟de, belediye önünde, Vatan‟da, bunları medya gördü, gösterdi, toplum biliyor fakat kışla içinde darbenin önleyici çalışmasını yapan subaylarımız, astsubaylarımız yeterli görülemedi.” diye söyledi, o 2 albayımız bunları ifade ettiler çünkü “Aynı lojmandan indik ama karşı karşıya geldik, orada birbirimize silah sıkmak durumunda kaldık, ben onun için gazi oldum.” dedi, ayrıca bedeninde kurşun yaralarını gösterdi. Tabii, çok önemli bir tarihî vazife yapıyoruz, sizlerden Allah razı olsun, polisimiz, askerimiz yani bu millet devletini hakkıyla temsil edenlere gözünün nuru gibi görür ve bakar. Hep Silahlı Kuvvetlerimize de Peygamber ocağı demişiz, kutsal bilmişiz, emniyet kuvvetlerimizi aynı şekilde. Burada hep şunun altını çizerek ifade etmek istiyorum: Giydiği elbise ne olursa olsun, vatan hainiyse hain, hâkim olsa da savcı olsa da polis olsa da asker olsa da. Onun için orada bu ayrımı mutlaka yaparak biz meselenin üzerine gidiyoruz. O bakımdan fedakârca bu görevi sizin gibi yapan komutanlarımıza da ben teşekkür ediyorum. Dediğiniz çok doğru, yanlış hatırlamıyorsam Galip Mendi Paşa‟yı davet ettiğimizde o da ifade etti, jandarma bölgesi olarak Türkiye‟de herhâlde coğrafya olarak yüzde 90, nüfus olarak yüzde 25-27 gibi, yazın artıyor, böyle bir güvenlik birimimizin demokrasiye, hukuk devletine, seçilmiş siyasi otoriteye bağlı, Valimizin buradaki emir, talimatlarına uygun olarak derhâl tavır alması ve Sayın Valimizin o dediğinin altını çizmek lazım: Zamanında refleks, zamanında tepki, bir gün sonra olsa kıymeti yok, o anda, o gece o saatte verilen tepkide birlik göstermenizi biz de Meclisimiz ve Komisyon adına takdirle karşıladığımızı, teşekkür ettiğimizi ben ifade etmek istiyorum. 

Buyurun. 

-Komutanım, çok teşekkür ediyorum verdiğiniz bilgilere.  Az önce Sayın Valimiz de bu 23 kişiyle ilgili bilgi verirken bir kopukluk oldu, sadece 2 tanesinin ormancılar tarafından ihbar edilmesiyle yakalandı, laf geldi, devamı gelmedi. Bunu tamamlamanız adına bu Gökhan Sönmezateş Komutanın emrinde 23 kişilik suikast timi nereden geliyor yani onunla ilgili bir bilgi verin. Bir de yakalanmaları kayıtlara geçmesi adına… 

Teşekkür ediyorum. 

ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN-Anlaşıldı Sayın Vekilim. Gökhan Sönmezateş emir komutasındaki suikast ekibi 3 helikopterle İzmir Çiğli‟den hareket etmek suretiyle bölgemize geliyor. Bu helikopterler içerisinde toplamda 37 personel var. 

Bunlardan 23‟ü karaya ayak basmak suretiyle otel bölgesinde eyleme iştirak ediyor, diğerleri helikopterlerden ateş etmek suretiyle, helikopterlerdeki makineli tüfekleri kullanmak suretiyle bu terörist eyleme destek veriyorlar. Otele bizzat ayak basanlar itibarıyla belirttim Sayın Vekilim. Efendim, hepsi ihbarla yakalandı diyebilirim. Şöyle arz edeyim: Bu 23 kişiden 2 kişi ilk gün itibarıyla ormana ait bir lojmanda saklanırlarken, beklerlerken oradaki orman görevlilerimizin bizi ikaz etmesiyle bölgeye gelen jandarma ekipleri tarafından yakalandı efendim. 

BAŞKAN – Çatışmayla mı yoksa… 

ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN-Yok efendim. Üzerlerinde üçer şarjör vardı ve yüksek nitelikli ateş gücüne sahip tabancaları vardı. bütün ağır uzun namlulu silahları Sayın Valimin belirttiği gibi alanda bırakmışlardı. Kendilerine yük olabilecek balistik malzemeler, başlıklar, diğer objeler, bomba atarlar, ağır mühimmatı arazide bırakmışlardı ama biz arazide tek bir iğne kalmayacak şekilde polis özel harekât ve jandarma birlikleriyle araziden topladık, hepsini aldık. Dedektörlerle, köpek timleriyle ve diğer şeylerle topladık. 1 kişi Gökova trafik kontrol noktasının önünden geçerken vatandaşların ikaz etmesi sonucu emniyet unsurlarımız tarafından yakalandı. 3 kişi yola indi. 1 sözde binbaşının boğazında bir troit rahatsızlığı vardı, onu hastaneye kaldırmak istiyorlardı. Yanında 2 astsubayla beraber yola çıkıp el kaldırınca sivil vatandaşlar görüyor, araç durmuyor. Sonra bizim bölgede yakın olan ekip gitti, o 3 kişiyi aldı. 4 kişi basında da Menfez Paşası diye sözde paşa diye adlandırılan Zekeriya Kuzu isimli astsubay ve yanındaki iki kişi, bunlar toplam 7 kişi havacıların ekibi. Beraber hareket ederken 3 kişiyi yakaladık, 4 kişiyi arazide, kırsalda ararken teslim olanların cep telefonlarıyla ses kaydını aldık. “Bak, biz teslim olduk, bize bir şey yapmıyorlar, siz de gelin teslim olun.” Şeklinde cep telefonlarıyla seslerini kaydettik. Polis helikopterinin hoparlör sistemi var, o sistemden havadan uçmak suretiyle Semih Paşamla beraber, polis ekipleriyle beraber helikopterden anons yaptık Başkanım diğerlerini ikna edelim diye. O arada biz Marmaris yoluna helikopterle indik. O arada bir vatandaşımız motosikletle yanıma geldi, o arada da basın mensupları orada pozisyon almıştı, kırsaldaki hareketliliği çekiyordu. Kulağıma “Cep telefonumun bataryası bitti. Bizim köyden bir abla köprünün orada olduklarını söylüyor.” dedi. Çetibeli‟yle bulunduğumuz nokta arasında köprü yok. Şöyle geriye dönüp baktım, orada arazi böyle bir şey yapıyor, kuru dere var, yolun altından menfez geçiyor. Yanımdaki polis harekât müdürüne dedim ki: “Bu menfezin altında olabilirler.” Semih Paşa‟ya da dedim: “Biz yolun öbür tarafına gidelim." Emniyetten toplandı 4 kişi falan, menfeze yanaştık. Onlar da harap bitap düşmüşler yaprak yemekten, ot yemekten günlerce bitap düşmüşler, onları menfezin içinde bitkin vaziyette gördük. Tabii, basın mensupları da bölgede olduğu için, hemen onlar da olaya dâhil oldular. Hatta, canlı yayında operasyon falan tamamen tesadüf, hayatımızda ilk defa böyle bir şeyle karşılaştık. Devamında, Sayın Valimin belirttiği gibi, bütün vatandaşlar bu konuda “Böyle bir saldırı nasıl yapılır, biz bunların faillerine yakalamada yardımcı olmalıyız.” diyerekten bize destek oldular. 2 avcı, domuz avına çıkan avcılar görüyorlar, muhtarlara haber veriyorlar, muhtarlar da bizi aradı. Emniyetle o gece operasyon yaptık, son gece 31 Temmuz gecesi ve 1 Ağustos sabahı bunları, kalan 11 kişiyi de böyle aldık. Yani şunu diyebilirim sayın vekilim:  Tamamına yakını halkın desteğiyle, bu aziz milletin desteğiyle biz başarıya ulaştık. Eğer böyle bir şey olmasaydı, işimiz zordu. Samanlıkta iğne aramak gibi bir şey bu arazide. 

 BAŞKAN – Teşekkür ederim.  -…mi geliyor, bunlar toparlama mı, bir de onu söylerseniz. 

 ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN- Toplama efendim. Emniyet müdürümüz de detaylarını verecek.  

BAŞKAN – Hüseyin Bey… 

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) - Kıymetli Albayım, biz üç aydır çalışıyoruz Komisyon olarak. Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen. Biz çok emekli paşaları, Genelkurmay Başkanlarını dinledik. Maalesef, çok üzgünüm ki Komisyonu yeterince tatmin eden açıklamalarda bulunmadılar, çoğu kendi pozisyonunu korumak amacıyla konuştu, Komisyona da yeterince yardımcı olamadılar. Ama, biz öyle komutanlarımızı da dinledik ki, albaylarımızı, biraz önce Başkanımız da ifade ettiler, onlarla bu milletin vekilleri olarak iftihar ettik ve şu tespiti de yaptık: Onların çocukları babalarıyla, onların torunlarıyla dedeleriyle hep iftihar edecekler bu kesin, buna inanın yani. Siz de görüyoruz ki onlardan birisisiniz. Bu bakımdan, öncelikle teşekkürlerimi ifade etmek isterim.  

Şimdi, bir-iki cümle bir şey söyleyeceğim, sonra size bir soru tevdi edeceğim; kısacık bir cevap verin. 1960‟da bir cunta darbe yaptı, Türkiye yirmi yıl geriye gitti. 1971‟de önce bir cunta, sonra da emir komuta içinde bir darbe yapıldı, yüzde 7 kalkınma hızı, yüzde 5 enflasyondu; Türkiye otuz yıl geriye gitti. 1980‟de emir komuta için de bir darbe yapıldı, Türkiye otuz yıl geriye gitti. Sadece bir rakam vereyim, Türkiye‟de 1 milyon 200 bin genç işkenceden geçirildi bu ülkede, helak ettiler yani gençliği, her şeyi bozdular. 28 Şubatta emir komuta için de müdahale edildi. Ekonomistlerin hesaplamalarına göre, 291 milyar doları kayboldu bu ülkenin. Sonra, 15 Temmuz falan… Eski bakanlardan Hasan Celal Güzel “Türkiye‟de darbeler olmasaydı, Türk halkının bugünkü millî gelirden aldığı pay 25 bin dolar, Türk ordusu da dünyanın 3‟üncü büyük ordusu da olacaktı.” diye –büyük bir devlet adamıdır kendisi- bunları hesapladı hesabı kitabıyla.  

Şimdi, bu gece emir-komuta içinde bir darbe söz konusu olsa bir albay olarak bir yeri komuta eden, bir asker olarak tutumunuz ne olur?  

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Darbeler devri kapanmıştır.  

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Yok yani zor değil, ben başka bir şey peşindeyim yani.  

ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN- Şimdi, tabii, bunun bir bedeli olacaktı yani buna karşı çıkmanın bir bedeli olacaktı. Ben, çocuklarım için, gelecek için böyle bir darbede ve benim gibi de düşünen birçok meslektaşım var, biz bu süreçte yer almazdık Sayın Vekilim. Ben, dilekçeyi verir ve emekli olurdum, giderdim, ben bu sürecin parçası olmazdım Sayın Vekilim. Aynı şekilde de bunu bana beyan eden arkadaşlarım oldu, şunu arz edeyim, bu kadar personelimle bu kadar noktadaki arkadaşlarım bana şunu söylediler: Benim odamda ağlayan kıdemli subaylarım, kıdemli astsubaylarım oldu. “Allah senden razı olsun komutanım bizi hataya sevk etmedin, bugün rızkımızı temin ediyorsak, akşam eve onurla gidebiliyorsak, çocuklarımızla beraber oluyorsak sizin sayenizdedir.” diye bana bizzat teşekkür eden, odamda ağlayan rütbeliler oldu; bunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bu çağda bunu kabul edemezdik. 

 HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Teşekkür ederim.  Bakın, bu soruyu size bir milletvekili haysiyetiyle söylüyorum, sizi test etmek için söylemedim. Bugün bu masada,  bu toplantıda sizin ağzınızdan bir ahlak, bir tutum, bir haysiyetin bütün Türkiye‟ye ve Türkiye‟nin geleceğine yayılması ve semalara böyle yayılarak bütün bir bu millete hâkim olmasın, bu milletin askerine, polisine, herkesin dünyasına, zihnine hâkim olmasının temin etmek için bu soruyu sordum yoksa asla sizi test etmek için değil.  

Çok teşekkürler.  

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Hüseyin Bey.  Sırayla geliyoruz.  Ravza Hanım, mikrofon açıkken buyurun. 

 RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Ben de çok teşekkür ederim hem bugün sabahtan beri bize verdiğiniz bilgiler için sayın Valim ve kıymetli hazirun.  Sayın vekilimiz de demin konuşurken aynı soruyu düşünüyordum, aynı meseleyi düşünüyordum daha doğrusu. Sayın Valim konuşurken de şimdi de Sayın Albayımızdan dinleyince… Burada, Komisyonumuzu da ilgilendiren aslında 2 boyutu var Marmaris ve Muğla‟da yaşanan o 15 Temmuz yansımalarından. Bir tanesi, savaşta ya da mücadelede en önemli unsurlardan biri, fiziksel boyutunun dışında psikolojik boyutudur. O gece Sayın Cumhurbaşkanımıza burada sahip çıkılmış olması, halkın sokağa çıkmasıyla ve emir-komuta zinciri içerisinde kalınmasıyla, valimizin talimatlarıyla hareket edilmesi, bizim için, işte Mecliste olanlar için, sokakta olanlar için çok değerliydi. Bize ilk baştan beri mesajlar geliyordu, Batman‟dan arıyorlar “Cumhurbaşkanımız iyi mi?” “Evet, iyi.” diyoruz ama içimizden de dua ediyoruz. Ama, sayın vekilimin haberi geldikten sonra, “Tamam, her şey yolunda.” bir derin nefes aldık. Çünkü, eğer biz o anda burada kaybetmiş olsaydık ne olurdu düşünmek bile istemiyorum, buraya gelip görünce bunun boyutunu tekrar anlamış oldum.  

İkinci boyutu da şuydu: Biz belki Ankara‟da, İstanbul‟da diğer şehirlerde yetmiş iki saat içinde ya da üç gün sonra toparlanmaya başlamıştık ama sizin mücadeleniz devam etti çünkü kaçaklar vardı. Ben, tam onu soracakken siz söylediniz yani 1 Ağustos gününe kadar biz uzakta olduğumuz için haberden takip ettik ama “Ha, ne oldu, yakalandı mı, yakalanmadı mı?” derken biz bir yandan hayatımıza devam ediyorduk ama siz o mücadeleyi de burada tamamladınız, buna da ben not düşmek istedim Sayın Başkanım. Gerçekten, Sayın Belma Satır Vekilimizin biraz evvel yaptığı teklifi sayın vekilimiz de söyledi, tekrarlayalım, biz burayı gazi Marmaris yapalım inşallah ilk fırsatta, bu çıkmış olsun Komisyonumuzda.  

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Başkanım, özür dilerim. Biraz hani şey olacak ama hani hakikaten, Belma Hanım çok ilginç bir hanımefendi, ne zaman bir şey söylese benim kafamda böyle bir flaşlar patlıyor. Şimdi, Marmaris‟teyiz gayet güzel gidiyor. 

BAŞKAN – Evet, evet, evet tecrübeli vekil tabii yani.  

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Evet, hakikaten. Gazi Marmaris şeyi ben de şöyle şeyler ilham etti: Bir tanesi yani özellikle valimizin bu konuda eminim, çalışmaları olabilir, Devlet Opera ve Balesiyle de irtibat kurarak, bir Marmaris istiklal operası… Madem bazı şeyler ilk kez oldu burada, 15 Temmuzda… Bakın, “opera” diyorum dikkat edin, elit bir sanatın üzerinden bu ifade edilsin. Tiyatro falan demiyorum, opera. Ve bunu dünyanın her başkentinde bir sergileyebilelim, böyle bir şey. Devlet Opera ve Balesinden yararlanın. Malzeme bol, hadise bol, kahramanlık her şey var, her şer var yani halk var, olaylar var, insana dair bütün duygular var, bunu rahatlıkla bir sanatçı bir operaya çevirir.  

İkincisi, belki bundan daha önemli. 

Bakın, bu 15 Temmuz olayı yirmi sene sonra Fransız İhtilali gibi anlatılacak, göreceksiniz ve bütün bu büyük tarihsel olayların bir manifestosu vardır; Fransız İhtilali‟nin özgürlük bildirgesi vardır, Amerika‟nın özgürlük bildirgesi vardır, vardır. Fakat, bizim siyasal kültürümüzde de böyle bir eksik vardır, böyle büyük olayları manifestolarla tarihe raptetme alışkanlığımız yoktur. Gelin, Marmaris olarak bu eksikliğimizi giderecek bir 15 Temmuz Marmaris manifestosu hazırlatın iyi edebiyatçılara. Vardır, üniversiteniz var, iyi edebiyatçılara, iyi siyasi tarihçilerden bir komisyon kurun, çok kısa, şöyle bir sayfa, A4‟te bir 15 Temmuz manifestosu, Marmaris manifestosu. Yani gelecek nesillerde şöyle kitaplarda, duvarlarda olmalı, gelecek nesiller onu okudukları zaman hem bu memleketi makus talihini şuuruna varacaklar hem bu memleketin geleceğinin nerede olduğunun şuuruna varacaklar hem kendileriyle de onur duyacaklar. Yani, böyle bir şey düşünün demek istiyorum.  

BAŞKAN – Evet, çok teşekkür ederim. Bunlar da tutanaklara geçti, Sayın Valim de not aldı.  Belma Hanım, buyurun.  

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Başkanım, bugün çok konuştuk ama konuştukça da Komisyonumuz verimli oluyor.  

BAŞKAN – İnşallah.  

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Yani, şekilde görüldüğü gibi, turistik gezi yapmıyoruz, daha yeni açılıyoruz. Buradan çıktıktan sonra biz heyet olarak yarının programını yapacağız, önümüzdeki günün programını yapacağız. Bu bir turistik gezi değil, buradan çok faydalanıyoruz. Hepinize tekrar teşekkür ediyorum.  Sayın Albayım, Partigöç‟ten mesaj geldi dediniz değil mi? Mehmet Partigöç, Tuğgeneral, bu hareketin başında. Tabii, onun ifadesini okuyunca, evlere şenlik de bir ifadesi var. Şimdi, bu mesaj size nereden geldi? Cevap verirsiniz, vermezsiniz veya. Bu kişinin, bu hain darbecinin kimden talimat aldığını düşünüyorsunuz? Yani, ona da birisi bu yönlendirmeyi yapmış olabilir veya size nasıl bir mesaj geldiyse buna yorum yapabilirsiniz, yapmayabilirsiniz ki sizin meslekte başarılı bir asker olduğunuz belli. 

BAŞKAN – Mehmet Bey de sorsun, birlikte alalım cevabı.  

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Cevap vermeden ben de bir eklemede bulunayım bu soruya.  Şimdi, daha önce dinlediğimiz Jandarma İstihbarat eski Başkanı İbrahim Aydın Paşa “Mehmet Partigöç ismini görünce ben hiç tereddüt etmedim.” dedi. Siz de Mehmet Partigöç‟ü daha önce tanıyor muydunuz yani onun kim olduğunu biliyor muydunuz? 

 ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN- Efendim, ben Mehmet Partigöç‟ü tanımıyordum. Mesajın adres sütununda “Genelkurmay Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezi” diye geçiyor. Bütün kuvvetlerin ve Genelkurmayın işgal altında olduğu bir ortamda Genelkurmayın harekât merkezinin… Genelkurmayda bu kadar general varken, büyük, üst komutanlar varken tuğgeneral seviyesinde birinin imzalayarak gönderdiği mesajıyla büyük Silahlı Kuvvetler ailesinin harekete geçmesi beklenemezdi. Orada başka bir imzanın olması gerekiyordu.  

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Fax mı geldi size, mail mi?  

ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN- Muhabere sisteminden otomatik birliğin muhabere sistemine düşüyor, bu şekilde geldi, faxla değil, bilgisayar. 

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Telefonda okudular size demiş değil mi diğer mesajların.

ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN- Diğerlerini okudular, bunu okumadılar.  

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Muhabere sistemi ne demek yani, çok özür diliyorum?  

ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN- Haberleşme sistemi efendim.  

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Mail mi oluyor? Mail geliyor yani? 

ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN- Tabii.  

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) –  Tamam.  

ALBAY YAVUZ ÖZFİDAN- Mail gibi diyebiliriz. Islak imzalı değil, elektronik ortamda birliklere düşüyor, aynı anda birliklere düşüyor efendim.  Mehmet Partigöç ismini ben ilk defa o gece duydum. Bu kadar büyük komutanların olduğu yerde bir tuğgeneralin ismi… Gerçeğin kötü bir huyu var, eninde sonunda ortaya çıkar efendim. Yani, ben necidir, kime angaje olmuştur, kimin hizmetkârıdır onu bilemem efendim, o zaman içerisinde yapılacak soruşturmalarda ortaya çıkacaktır.

Arz ederim. 

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

 

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 3379 defa
Bu kategoriden diğerleri: « TBMM FETÖ Komisyonundan Notlar-12

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile