All for Joomla All for Webmasters
Salı, 06 Aralık 2016 21:24

Sezgin Tanrıkulu, FETÖ-PKK Ortaklığı Şemdinli Kumpasının Neresinde?

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Aşağıda okuyacağınız yazıyı yazarken, yazıda adı geçen milletvekilinin üyesi olduğu parti üzerinden bir siyasi tartışmanın içine girmek gibi bir niyetim hiç olmadı. Tek derdim, bugün PKK-FETÖ ittifakıyla yargı eliyle gerçekleştirildiği ortaya çıkan bu kumpasta mağdur olmuş ve halen cezaevinde olan iki meslektaşım Ali Kaya ve Özcan İldeniz’e ve onların şahsında Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı duyduğum vicdani sorumluluğun gereğini yerine getirmektir. 

Türkiye Cumhuriyetinin 26’ıncı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ismi Asubay toplumunda Genelkurmay Başkanlığı döneminde “Astsubay Devrimi” başlıkları ile medyada yer alan ancak devrim sayılabilecek hiçbir içerik taşımayan uygulamaları ile hatırlanır. Kumpas Davalar sürecinde Kozmik Oda olayı ve emekli olduktan sonra tutuklanması da hafızalarımızda yerini koruyor. 

Geçtiğimiz günlerde Sn. Başbuğ TBMM FETÖ Komisyonunda dinlendi. Oldukça uzun ve entelektüel birikimini de içine katarak yaptığı değerlendirmeler ile tarihe önemli notlar düştüğünü düşünüyorum.

Sitemizde de İlker Başbuğ’un dinlendiği Komisyon görüşmesi tutanaklarını üç bölüm halinde yayınladık. (1), (2), (3) Bu üç bölümün içinde basında pek de dikkat çekmeyen bir bölüm var ki bizce çok önemlidir. Önemli kısımlarını yeniden hatırlatalım:

Genelkurmay Eski Başkanı İlker Başbuğ sunuş konuşmasında Şemdinli Davası ile ilgili bir değerlendirme yapıyor ve şöyle diyor: “Gülen Cemaati’nin yargı yoluyla gerçekleştirdiği komplolar aslında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde başlayan soruşturmayla başlamıştır. Bunu unutmayalım. 2005’teki Şemdinli soruşturmasıyla da ilk defa Türk Silahlı Kuvvetleri hedef alınmıştır. Bugün, Şemdinli soruşturmasını yürüten itirafçı savcı, hatırlıyorsunuz, her şeyi anlattı. Dolayısıyla o Şemdinli soruşturmasındaki bütün pislikler bugün ortaya döküldü. Şemdinli’den sonra 2006 yılı şubat ayına geliyoruz. Ankara’da Sauna çetesi, mayıs ayında ise Ankara’da Atabeyler çetesi soruşturmaları başlıyor ve Sauna ve Atabeyler soruşturmaları kapsamında ilk defa sivil mahkemeler tarafından askerî personel tutuklanmıştır. Bazıları hep Ergenekon filan. Hayır, ilk askerî personelin tutuklanması 2006 yılıdır."

Daha sonra soru cevap kısmında söz alan İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu Sn. Başbuğ’un bu tespitlerine itiraz ediyor ve aralarında şöyle bir diyalog geçiyor;

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) : …İkinci konu, Şemdinli davasıdır. Bu davada ben ve rahmetli Tahir Elçi müdahil avukatıydık. O davanın 2 yönü var. 9 Kasım 2005 tarihinde Şemdinli’de kitapçının bombalanması olayı var. Veysel Ateş, itirafçı, Ali Kaya ve Özcan İldeniz’in gerçekleştirdiği eylemdir, işin o tarafı var, suçüstü yakalanmışlardır ve cezalarını almışlardır. Fakat ondan sonra tetkik edilen dosya var Büyükanıt’la ilgili olarak, onun nasıl manipülasyon olduğu da ortaya çıktı ama işin bu tarafı var ve 1 yurttaşımız da yaşamını yitirmiştir. İkisi de Van, Hakkâri Jandarma Komutanlığında görevli başçavuşturlar. Yani, görgü tanıklarıyla, anlatımlarıyla falan tümüyle sabittir, ikinci konu budur.

GENELKURMAY ESKİ BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ - Tabii, Şemdinli’yle ilgili söylediklerinize katılırım. Yani, bir yargılama olmuştur, yargı süreci olmuştur, şu safhada yargı süreci bitti mi, kesinleşti mi, onu bilmiyorum, Yargıtay’da filan... Yalnız kişilerin cezaevinde olduğunu biliyorum ama…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Kesinleşti.

GENELKURMAY ESKİ BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ - Kesinleşti. Devam ediyor mu, yenilenmesi mi söz konusu?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Yargılamanın yenilenmesi için başvurmuş olabilirler ama...

GENELKURMAY ESKİ BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ – Yargılanmanın yenilenmesi, bilmiyorum yani tam süreci. Tabii, yargıya giden bir konu, yargının içinde olduğu bir konu. Şu an o konu hakkında kesin yorum yapamayız, doğru da değil. Ancak bu süreçte bir savcı var ve Şemdinli davasının ana amacı Silahlı Kuvvetlere gitmek ve hedef Kara Kuvvetleri Komutanıydı, Yaşar Büyükanıt’tı ve o savcı –biliyorsunuz ismini, cismini geçenlerde itirafçı oldu galiba yanılmıyorsam, bütün pislikleri anlattı.

Şimdi, Sayın Tanrıkulu böyle bir savcı bütün pislikleri anlattıysa ya lütfen o yargılama sürecine de biraz şüpheyle bakın. Bakın, burada hemfikir miyiz? Böyle bir savcı böyle bir iddianame hazırlıyor, ondan sonra da bu iddianameyi nasıl, nasıl, nasıl hazırladığını anlatıyor deyince ben her ne kadar öbürü tamam, yargıdadır vesaire… Ama, biraz lütfen şüpheyle bakın, “Bitmiştir, kesinleşmiştir.” demeyin. Yani, şüphecilik iyidir her zaman.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bence de iyidir, avukatlık yaptım çünkü her olaya şüpheyle baktım. Şöyle bir şey...

GENELKURMAY ESKİ BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ - Doğru, oraya katıldım.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – 9 Kasımda bir bomba atılmış, bir kitapçıda 1 insan ölmüş ve hemen akabinde de atan itirafçı Veysel Ateş ve 2 başçavuş suçüstü yakalanmışlar araçta.

GENELKURMAY ESKİ BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ - Doğru.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bu sukut konusunda bir itiraz yok, hiçbir mahkemenin itirazı yok ama yargıçlar…

GENELKURMAY ESKİ BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ - Ama, bu soruşturmayı yapan savcı kim?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Yargıçlar, yargılayan savcılar falan, onlarla ilgili iddialar...

GENELKURMAY ESKİ BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ - Soruşturma yapan, hazırlayan kim, bu size hiçbir şüphe doğurmuyor mu?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bakın, tefrik edilen dosyayla ilgili olarak kuşkusuz doğuruyor, o konu ayrı.

GENELKURMAY ESKİ BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ – Yok, esas dava ile de bir şüphe acaba yok mu, benim kastım o. 

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Bir insanın öldüğü ve  itirafçıların yakalandığı olay var.

GENELKURMAY ESKİ BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ – Ama, çok insanımız öldü, yapmayın ya, çok insanımız öldü. Yani, herkese bu kadar hassasiyet göstersek yani biz ne şehitler verdik, her gün şehit veriyoruz, bu şehitlere de o kadar hassasiyet gösteriyor muyuz acaba?

Evet, Milletvekili Sezgin Tanrıkulu baştan sona kumpas olan ve yargılama süreci tamamen FETÖ tarafından yönlendirilen, belki de FETÖ-PKK işbirliğinin en somut örneklerinden olan bu davadaki olayın gerçek olduğunu ısrarla savunmaya çalışıyor.

Bilindiği gibi Savcı Ferhat SARIKAYA’nın itirafçı olmasının ardından Şemdinli Davasından hükümlü bulunan Asb. Ali Kaya ve Özcan İldeniz için yargılamanın yenilenmesi kararı çıkmış ancak İnfazın durdurulması yönünde herhangi bir karar çıkmamıştı. Belli ki Sezgin Tanrıkulu müdahil avukat olduğu davanın son durumunu takip etme ihtiyacı duymamış. Herhalde olsa bu dava ile “Türk Silahlı Kuvvetlerine kumpasların fitili ateşlendi ve misyon tamamlandı” diye düşünmüş olmalı ki 10 yıldır bu kumpas neticesinde hapis yatan insanların durumu ilgisini çekmemiş. Bu arada diğer müdahil avukata dikkat ediniz. Tahir ELÇİ…

Şemdinli olayını kısaca hatırlayacak olursak;

PKK’nın 2005 yılı yaz aylarından itibaren bölgede birçok bombalı saldırı düzenlemesi üzerine Jandarma, Şemdinli’de istihbarat çalışmalarına ağırlık vermişti. PKK’nın Şemdinli kırsalı lideri Sabri kod adlı Ali Kısıkyol’un kullandığı cep telefonu, Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hâkimliği kararıyla, teknik takip kapsamında dinlemeye alınmıştı. Dinleme sırasında bir gün eski PKK’lı Seferi Yılmaz’ı arayan Ali Kısıkyol “Bana Almanya’dan önemli bir paket gelecek onun için adres ver”dedi. Seferi Yılmaz'ın “Evim de olur Umut Kitabevi de olur” diye yanıt verdiği konuşma üzerine konu hakkında istihbari çalışma yapmak üzere Astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz görevlendirildi. 

Umut Kitabevinin bombalanması sırasında o bölgede bulunan Kaya ve İldeniz, bombalama olayından sorumlu tutuldu.

Hakkari İl Jandarma Komutanlığı, mahkemeye sunduğu yazıda olay günü Astsubay Ali Kaya’nın zimmetinde 2 adet el bombası olduğunu ve söz konusu bombaların MKE üretimi olduğunu bildirdi. İl Jandarma Komutanlığı, envanterinde MKE yapımı dışında başka çeşit el bombasının olmadığını da yazdı. Jandarmanın yanısıra Emniyet Genel Müdürlüğü de mahkemeye gönderdiği raporda, Umut kitabevinde patlayan ve istihbarat aracında ele geçirilen DM-41 model el bombalarının, farklı zaman ve yerlerde PKK tarafından yapılan eylemlerde kullanıldığını belirtti.

Açılan davada, sanıkların lehine olan bilgi, belge ve raporlar dikkate alınmadı ve astsubaylar Ali Kaya ile Özcan İldeniz 39 yıla mahkûm edildi. 

Kaya ve İldeniz’in Avukatları Savcı Ferhat Sarıkaya'nın itiraflarının ardından, yargılamayı yapan savcı ve hâkimlerin FETÖ’cü olduğunu da vurgulayarak yeniden yargılama talebinde bulundu.

Bombalamadan sonra açılan davanın savcısı FETÖ İtirafçısı Ferhat Sarıkaya, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt’ı “çete kurmakla” suçlamıştı.

Dönemin Van Cumhuriyet Savcısı Sarıkaya, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ soruşturmasını yürüten savcı Serdar Coşkun’a verdiği ifadede, Şemdinli iddianamesine Büyükanıt’ın adının, cemaatçi hâkim ve polis şefinin telkiniyle eklediğini anlatmıştı. Sarıkaya itirafında: “Yeni atanan başsavcı vekili İbrahim Özer fezleke ile gelen bu soruşturmayı bana verdi... KOM Müdürü Mustafa Uçkan ile bilgi toplama konusunda görüştüm. Sonradan Yargıtay üyesi olan İlhan Kaya, o zaman Van’da 3. Ağır Ceza Mahkemesi başkanıydı... Beni yönlendirmeye başladı... Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olacağı kesin gibiydi. Şemdinli’deki olayın içerisine özellikle Büyükanıt’ı katmamı istiyordu...”

Baştan sona düzmece olduğu apaçık ortada olan bombalama olayı ve dava ile ilgili bunca şüphe ortada iken Sezgin Tanrıkulu’nun bunları görmezden gelmesi gerçekten düşündürücü. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, bu konu hakkındaki gerçekçi ve sorgulayıcı tavrı nedeniyle teşekkürü hak ediyor.

Bu arada Şemdinli Kumpasının baş aktörlerinde eski PKK'lı bugünün Şemdinli Belediyesi Eş Başkanı! Seferi Yılmaz "örgüt üyesi olma" iddiasıyla tutuklandı.

Umarım Şemdinli kumpasının tüm detayları en kısa sürede ortaya çıkar ve Asubay Ali Kaya ile Asubay Özcan İldeniz özgürlüklerine kavuşur.

Kalın Sağlıcakla

Halil ERGENLİ

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 5096 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile