All for Joomla All for Webmasters
Pazar, 04 Aralık 2016 19:46

Genelkurmay Başkanı Ne Yapmak İstiyor?

Öğeyi Oyla
(6 oy)

TBMM’de kurulan FETÖ Komisyonunun önemli gördüğümüz görüşme tutanaklarını sitemizden yayınladık. Bu tutanakları okurken ve yayına hazırlarken yıllarca TSK’ya kumanda etmiş muktedirlerin acz içindeki beyanlarının da tarihe not düşüldüğünü gördük. 

Bu tutanakları okuduğumuzda dışarıdaki insanın gördüğünden çok farklı ayrıntıları gördük ve tutanakları paylaşırken bunları belirginleştirerek dikkat çekmeye çalıştık.

Örneğin E. Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel’in biat kültürünün esiri bir amiral’in ifadeleri ile ilgili aktardıklarını okuduk hayretler içinde. Şöyle diyordu Önsel;

“İşte o amiraller giderken onların yerine gelen amirallerden bir tanesi yakalandıktan sonra İzmir Başsavcısı Okan Bato’ya nasıl bir ifadede bulunuyor biliyor musunuz? Diyor ki Okan Bato: “Artık açıkla yani her şey açık, sen gitmişsin şöyle yapmışsın, böyle yapmışsın, darbe günü yaptıkların belli, şunları anlat.” diyor. Ne diyor biliyor musunuz amiral? Diyor ki: “Artık görüyorum ki bu dünyam bitmiş, bu dünyam bitmiş ama ben her şeyi söylersem Hoca Efendi bana intizar ederse öbür dünyada ne yapacağım?” diyor. Anlayış da budur, işte böyle amirallerin önü açılmıştır Balyozla beraber.”

Eski Genelkurmay Başkanı (E) Orgeneral Işık Koşaner 15 Temmuza geliş sürecinin kendi dönemi ile ilgili boyutunda şu değerlendirmeyi yapıyordu;

“Efendim, biraz evvel de belirtildiği gibi, ben Fetullahçı terör örgütünün eylemlerinin bir suç olarak telakki edilmediği dönemde görevdeydim. O dönemde herkesin de çok iyi bildiği gibi, basına da yansıdığı gibi, kitaplar yazıldığı gibi örgütün öğrenci evlerinden söz ediliyordu.

Burada indoktrine edilen insanların özellikle askerî okullara sokulmaya çalışıldığı söyleniyordu. Tabii sadece askerî okullara değil, yargı sistemimize, dış işlerimize, millî eğitim sistemimize sokulmaya çalışıldığı herkes tarafından bilinen bir gerçekti. “ 

“ Ama örgütün hedefi Silahlı Kuvvetler kadrolarını boşaltmak, buraya yıllardır başarılı bir şekilde diyeceğim maalesef, Silahlı Kuvvetler kadrosuna sızdırdıkları insanların bu kadrolara gelmesini sağlamak idi yoksa onlar işte şu general ceza almış, bu kaç kişi almış yani hiç onların sorunu değildi.”

Sayın Koşaner bunları söylerken Yüksek Askeri Şura ile ilgili de şunları söylemiş.

“Herkes bizim Yüksek Askerî Şûra sistemimize hayrandır efendim. “Siz kendi kendinizi terfi ettiriyorsunuz, emekli ediyorsunuz.” vesaire diye hayrandır.”

Sn. Koşaner’in diğer söylediklerine ve YAŞ’ta terfi eden general ve amirallerin yarıya yakınının FETÖCÜ Darbe girişiminin içinde yer aldığı gerçeğine bakınca aslında YAŞ sisteminin pek de öyle hayran olunacak yanı olmadığını görüyoruz. 

Emir Subayları ve Yaverlerle ilgili de şunu söylemiş Sn. Koşaner;

“Ama bilmiyordu. Bakınız, en yüksek makamın yanındaki insanlar bile böyle çıktılar, kendilerini çok iyi gizlediler, sakladılar. Maalesef, bu bizim ayıbımız ama bu oldu, maalesef oldu. Bu bilerek yapılan bir iş değil. Onu söylemek istedim.”

Evet, bu sözleriyle de komuta kademesinin önemli bir  zafiyetini  itiraf etmiş. Farkedemedik, anlayamadık, suç değildi vs.gibi sözler samimi değildir. Biliyoruz ki 2004 Yılındaki MGK Toplantısında Fethullahçı yapının tehlikesi gündeme gelmiş ve tedbir alınması yönünde tavsiye kararı çıkmıştı. O MGK Toplantısına katılan TSK Komuta kademesinin bilmiyorduk deme lüksü yoktur.

Genelkurmay II. Başkanı Orgeneral Ümit DÜNDAR’ın komisyondaki sözlerinde de ilginç bölümler var:

“Evet, bununla ilgili olarak, Fetullah Terör Örgütü’nün Türk Silahlı Kuvvetleri yapılanmasında kamuoyuna da mal olmuş Balyoz, Ergenekon gibi davalarda bazı subayların Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmasının önemli katkı sağladığına inanıyorum. Yani onlar tarafından boşaltılan yerlerin FETÖ Terör Örgütü’ne mensup kişiler tarafından daha rahat bir şekilde yayılma ve genişleme alanını sağladığına inanıyorum.”

Prof.Dr. Nevzat Tarhan’ın tespitlerinde dikkatimiz çeken bölümler var : 

Burada bizim eğitim sistemimiz biat kültürünü çok destekliyor. Yani biat kültürü dogmatik bağlılık demektir. Dogmatik bağlılık ki sorgulamadan itaat etmeyle ilgili. Aslında biat, sandığa gidip oy vermek de bir biattır ama biz biat dediğimiz zaman aklımızı liderimize teslim etmek gibi, onu kutsallaştırmak gibi, sanki yeryüzündeki temsilcisi görmek gibi anlıyoruz. Bu gibi biat kültürünün…

Ve özellikle şu anda eğitim sistemimizde militarizm eğitimi yapılıyor. Maalesef, eğitim sistemimiz hiç eleştirisel düşünceye açık bir eğitim vermiyor. “Orta Çağ’da hakanlar biliyormuş, daha sonra sultanlar biliyor, cumhuriyet döneminde komutanlar biliyor.” tarzındaki “Sorma, düşünme, itaat et.” diyen bir eğitim sistemimiz var. Bu eğitim sistemi içerisinde sorgulayan, eleştiren insanın yetiştirilmesinin eksik olduğunu görüyoruz.”

“Yani, asıl düşünülmesi gereken, Silahlı Kuvvetlerin hiyerarşisi içinde üstün asta güvenmesi gerekir ki sistem hızlı bir şekilde işlesin yani Silahlı Kuvvetlerdeki sistemin işleyebilmesi için muhakkak “O emir verdiğim kişi bunu yapacak.” Duygusunun oluşması lazım. Şu anda bakıyoruz ki Silahlı Kuvvetlerde bu güven ciddi şekilde sarsılmış. Komutan bir emir veriyor yani şu anda görevdeki bir komutan yani emri yapmakta zorlanan bir yapı var yani bunun onarılması zaman isteyecek. Yani, güveni kazandıracak adımlar atılması gerekiyor.”

Eski Genelkurmay Başkanı (E) Orgeneral İlker Başbuğ ise komisyonda şunları söylemiş : “Yeni kimlik ve aidiyet arayışları, ekonomik beklentiler, yaşanan büyük göç, sosyal devlet olgusunun zayıflaması -bu çok önemli bir faktör- toplumları yeni dayanışma arayışlarına itmiştir. Bu nedenler, cemaatleşme yapılanmasının, yapılaşmasının gittikçe artmasına neden olmuştur.”

Türk Silahlı Kuvvetlerinde birinci sicil amirleri önemlidir. Birinci sicil amirlerinin elbette yetkisi de vardır, sorumluluğu da vardır. O hâlde bu konulara ilişkin Türk Silahlı Kuvvetlerindeki birinci sicil amirlerinin yetki ve sorumlulukları mutlaka düzenlenmelidir.

Fetullah terör örgütünün özellikle devlet bürokrasisinde, nerede Emniyette, yargıda, askeriyede de var ama askeriyedeki resmi hiç göremedik. Ne zaman? Ben, 2010 30 Ağustos’a kadar göremedim.

“Türk Silahlı Kuvvetleri olarak cumhuriyetin temel ilkelerine sıkı sıkıya bağlıyız ki bunlar başta demokrasi, laik, Atatürk devrimleri değil mi? Biz demek ki bunları bile öğrencilerin kafasına sokmakta başarılı olamamışız.”

Yukarıda özetlediğimiz bölümlerde de görüyoruz ki TSK’nın en üst kademelerinde görev yapmış insanlar burunlarının dibinde büyüyen tehlikeyi görememişler. 

Ayrıca komisyon görüşmelerinde dikkatimizi çeken iki husus var. Birincisi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve MİT Müsteşarının komisyonda dinlenmesi ile ilgili taleplere karşı iktidar partisi milletvekillerinin direnç göstermesi. Bir diğer husus ise FETÖ’cü yapılanmanın TSK içinde zirve yaptığı dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in komisyona gelmekten imtina etmesi. Eğer Komisyonda dinlenebilirseler onların neler anlatacaklarını merakla bekliyoruz.

Her ne kadar komisyonda dinlenememiş olsa da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın ağzından Başbakan Binali Yıldırım’ın aktardığı bir itiraf ise düşündürücü.

Başbakan Binali Yıldırım TÜSİAD YİK toplantısında Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın kendisine anlattığı itirafı anlattı.

“Şimdi bana Genelkurmay Başkanı anlatıyor. Diyor ki; ‘Albaya bir talimat veriyorum. Çıt yok.' Adam bir şey söylemiyor. Merak ediyor, niye böyle yaptı. Gidiyor bir astsubaya, abisi oymuş. Amiri daha doğrusu. Astsubaydan 'olur' alırsa dönüp ‘Peki komutanım, yapayım’ diyormuş. Böyle bir anlayış olur mu? Bu çok tehlikeli bir örgüttür.” 

Genelkurmay Başkanı’nın anlattığı iddia edilen bu olay hafife alınacak bir durum değildir. Ancak bu olayın bizce farklı boyutları vardır.

Burada iradesini cemaat hiyerarşisine teslim etmiş olan albaydan daha çok o albayla bu olayı yaşamış olan Genelkurmay Başkanının tavrı sorgulanmalıdır. Bizim asıl merak ettiğimiz olay bu kadar net anlatıldığına göre bunu tespit ettikten sonra Genelkurmay Başkanı o albay’a ne gibi işlem yapmıştır?

pasa albayİkinci husus ise 15 Temmuz’dan sonra Çiğli Üs İmamı olduğu iddia edilen Asb. Zekeriya Kuzu dışında hiçbir Asubayın adının cemaat hiyerarşisinin yukarılarında olduğuna dair bir bilgiye rastlanmamışken Genelkurmay Başkanının Asubaylar üzerinden bir örnek vermesi ne kadar inandırıcıdır?

Örneğin Eski İkinci Ordu Komutanı Adem Huduti’nin ifadesinde “Paşa Albay’dan emir alıyordu” dediğini açık kaynaklardan okuduk. Ancak Genelkurmay Başkanının anlattığı şekilde “Asubayın emrinde olan darbeci albay” tezini doğrulayacak hiçbir habere rastlamadık. 

Ayrıca 15 Temmuz günü yayınlandığı bildirilen görevlendirme listelerinde de Asubaylara mahalle muhtarı olarak bile yer verilmediğini de gördük. 

Hal böyleyken Albay’ın emir aldığı bu “asubay abi” neden ortalıklarda yoktur? 

Anlaşılan o ki darbe girişimi karşısında ciddi direnç gösteren, darbenin akamete uğratılmasına önemli katkılar sağlayan "asubaylarla ilgili bir algı operasyonu" ile karşı karşıyayız. Ortaya çıkan ifadelerden biliyoruz ki TSK içinde FETÖ yapılanması içinde olanların büyük kısmı ifadelerinde “sivil ağabeyler” den söz etmiştir. Başbakana aktarılan ve bu vasıtayla umuma açık duruma getirilen “ASUBAY AĞABEY” algısı ile hedeflenenin ne olduğunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Ama şunu açıkça görüyoruz ki; Yıllardır asubay özlük hakları konusunda siyasileri kandıran ve oyalayan Genelkurmay tarafından, 15 Temmuz’dan sonra Asubayların TSK içindeki rollerinin ve öneminin farkına varan sivil otoriteye asubaylarla ilgili bunu çürütecek mesajlar verilmeye çalışılıyor.

Genelkurmay Başkanı, eğer anlattığı olay doğru ise “Başbakan’a serzenişte bulunmak yerine o makamı derhal terk etmelidir”. Yok bunu yapmıyorsa da TSK İçinde sistemin sigortası olduğu ayan beyan ortada olan asubaylarla ilgili algı operasyonlarını bırakıp, asubayların yıllardır verilmeyen ve Genelkurmay Başkanlığınca engellendiği herkesçe bilinen özlük haklarının verilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması için çaba göstermelidir.

2016 Yılı başında Asubayların intibak sorunu Genelkurmay’ın ayak sürümesine rağmen siyasiler tarafından çözülünce Genelkurmayda oluşan panik havasını ve çözümü için bizzat Başbakan tarafından söz verilen "tazminatlar" ve "göreve başlangıç dereceleri" sorununun çözümünü engellemek için nasıl çaba sarf ettiklerini unutmadık. O dönemde Personel Başkanlığında çöreklenmiş olan 15 Temmuzda “darbeci ve FETÖCÜ” oldukları ortaya çıkanların, konuları nasıl sulandırdığını ve algı operasyonlarına giriştiklerini gözlemlemiş ve yazılarımızda aktarmıştık.

Yukarıda aktardığımız, Profesör Nevzat Tarhan’ın komisyonda söz ettiği gibi TSK’nın öncelikli sorunu “üstün asta güveni” değil yıllardır üstleri tarafından ötekileştirilen, özlük hakları iğdiş edilen, çağdışı Disiplin Kanunu başının üstünde Demoklesin kılıcı gibi sallanan ve 15 Temmuz'da terör saldırısı var yalanıyla kandırılarak halkın karşısına çıkarılan “astın üste güveni” sorunudur.

Kalın sağlıcakla…

Halil ERGENLİ

Not : Yazımı yayına hazırlarken Müyesser Yıldız'ın Kara Havacılık Komutanlığında tazminatlardaki adaletsizliğe karşı pasif direniş eylemi gerçekleştiren asubayları anlattığı ve "Yeniçeri isyanlarıyla" benzeştirdiği yazısı yayınlandı. TSK içindeki adaletsizliklerden bihaber olan Müyesser Yıldız'ın seçkinci faşist ifadelerle kaleme aldığı yazısının etraflıca değerlendirilmesi gerekir. Genelkurmay Başkanının "Asubay ağabey" çarpıtmasından sonra bu yazı ile birilerinin asubaylarla ilgili itibar cellatlığına soyunduğu açıkça görülmektedir. Yazıyı okumak için TIKLAYINIZ

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 11615 defa

Yorumlar   

+1 #1 güngör 08-12-2016 23:00
15 Temmuz olaylarında değeri artan Asubayların,tekrar eski konumlarına itme çabalarına destek sağlamak için ön hazırlık algısı yerleştirme işlemi olduğu çok açık.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile