All for Joomla All for Webmasters
Pazar, 06 Kasım 2016 11:12

Asubaylar Gayrimemnun Zümre Olarak mı Kalsın?

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

15 Temmuz FETÖCÜ Darbe girişiminden 3 gün önce “Satır Arasında Kalmasın” Başlıklı bir yazı yazmıştık. Bu yazımızda bizden birisinin Emekli Asubay Oktay Yıldırım’ın sözleri üzerinden TSK İçindeki Fetöcü örgütlenmeye Asubayların daha çok tabi olduğu yönündeki bir ezberi eleştirmiştik. Asubayların cemaate daha çok gittiği varsayımının bizce somut bir veriye dayanmadığını, üstelik o tarihten 10 gün önce Savcı Okan Bato’nun yürüttüğü İzmir Casusluk davasında verilen gözaltı kararlarının sayısal rakamlarının da bu iddiamızı desteklediğinden söz etmiştik. Ayrıca 2014 yılında Aydınlık gazetesinde yayınlanan Deniz Kuvvetlerindeki Fetöcü Yapılanma ile ilgili şemadaki isim ve rütbelerin de oransal anlamda tam tersini gösterdiğini iddia etmiştik. 

Ertesi günü de Mustafa SADAKOĞLU “Hiyerarşi Hazretlerinin Başı Kıçı” başlıklı yazısında özellikle TSK’da General Amiral seviyesinde yoğunlaşan FETÖCÜ yapılanmaya ve cemaat hiyerarşisinin Ordu hiyerarşisinin önüne geçmesinin tehlikelerine dikkat çekmişti.

15 Temmuzdan sonra ortaya çıkan tabloya ve ihraçlara baktığımızda bu iddialarımızın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gördük. 

Fetöcü yapılanma general/amiral mevcudunun neredeyse yarısını oluşturuyordu. Subaylarda oran biraz daha düşüktü. Asubaylarda ise mevcuda oranla sayı hayli düşük kalmıştı.

Peki, bu tabloyu nasıl okumalıyız?

Bence bu durumu iki ana başlıkta değerlendirmek gerekir.

İlki bir varsayım. FETÖCÜLER Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst kademesi ele geçirilmesini yeterli görmüşler. Bunu sağladıkları takdirde emir komuta zinciri içinde alt kadroları harekete geçirmek hiç mesele değildir diye düşünmüşlerdi herhalde. 

Ne de olsa 2013 yılında çıkarılan TSK Disiplin Kanunu ile Asubaylar, Uzman Jandarmalar ve Uzman Erbaşların kaderi amirin iki dudağı arasına hapsedilmişti. Bu kanun sayesinde sübjektif kriterlerle meslek hayatını sona erdirmek mümkündü. Disiplin puanı uygulaması ve Yüksek Disiplin Kurulları marifetiyle birçok insanın ihracı gerçekleştirilmişti. TSK Disiplin Kanununun özellikle asubaylara karşı nasıl baskı ve tehdit aracı olarak kullanıldığı sık sık gündeme gelmişti.

Örneğin Casusluk Davaları devam ederken birçok personel bu şekilde TSK’dan ihraç edilmişti.

Bu hesaplarının tutmadığını yaşayarak gördük.

İkincisi ise Asubayların özlük haklarının verilmesinin anlaşılmaz bir şekilde engellenmesi konusudur. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu seçim meydanlarında ve Hükümet Programını açıklarken Asubayların bilinen tüm sorunlarını çözeceğiz demişti ama buna gücü yetmemişti. Çözülmesi beklenen üç ana sorun vardı. İntibaklar, Tazminatlar ve Göreve Başlangıç Dereceleri. 

Başbakan meydanlarda söz verdikten hemen sonra Genelkurmay Başkanı da Etiler Orduevinde Asubayları apar topar toplamış ve aynı doğrultuda sözler vermişti. Ama ne hikmetse ne Başbakanın ne de Genelkurmay Başkanının gücü bu üç konuyu derli toplu bir tasarıya dönüştürüp TBMM’ye göndermeye yetmemişti.

Çözülen tek sorun İntibaklar oldu. Ancak İntibakların çözümü alışılagelmiş yöntemlerle gerçekleşmedi. Bu konuda, Genelkurmayda hazırlanarak Milli Savunma Bakanlığına dolayısıyla da Hükümete gönderilen ve tasarı haline getirilmiş hiçbir çalışma yok. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmekte olan bir Yasa Teklifinin içine bir iktidar milletvekili ile bir muhalefet milletvekilinin imzası taşıyan bir önerge ile dahil edilivermişti intibaklar. Teklifin üzerinde imzası olan milletvekilleri Zekeriya Temizel (CHP) ve Mehmet Şükrü Erdinç (AK PARTİ) idi. 

Genelkurmay’a adeta sizin bu işi yapacağınız yok denilip bir mesaj verilmişti. Verilmişti verilmesine ama Genelkurmayda bu işi sürüncemede bırakanlar da panik halinde harekete geçmişlerdi. Nihayetinde İntibaklar yasalaştı ancak Tazminatlar ve göreve başlangıç dereceleri sorunlarının çözülmesi engellendi. 

O günlerde Genelkurmay Başkanlığına bu konuları görüşmek üzere giden bir milletvekiline Genelkurmaydaki muhatabının cevabı dikkat çekiciydi. Tazminatlar konusunun sicil, 1/4 Derece kademe, 24 yıl vs. şartlara bağlanmasının yanlışlığını anlatan milletvekiline verilen cevap “Eğer bu şartları koymazsak altımızı tutamayız” şeklinde aktarılmıştı. Aynı mihraklarca bir yandan da bu hakların verilmesini siyasilerin engellediği bilgisi fısıldanıyordu asubaylara.

Örneğin Genelkurmay Asubayı Harun Ağpak kendisi ile görüşenlere; “İntibakların maliyeti hesaplanandan daha yüksek çıktı bu nedenle Maliye Bakanlığı tazminatların dar kapsamlı tutulmasını istiyor” şeklinde bir dedikoduyu servis ediyordu. Harun Asubay bulunduğu makamın bir operasyon aracı olarak kullanıldığının farkında değildi herhalde. O süreçte algı operasyonlarına alet olması ve bu operasyonlar kapsamındaki bilgi/dedikoduları kulağına fısıldadığı acemi muh(a)birleri alet etmesi dolayısıyla mensubu olduğu asubay toplumuna bir özür borcu var bizce.

Gerçekten Genelkurmayda birileri altını tutamıyordu ama bu alt kastedildiği gibi asubaylar değildi. Tutamadıkları altlarının kokusu tüm yurda yayıldı, hep birlikte duyduk. Bu engellemeleri yapanların 15 Temmuz Hain Darbe Girişimindeki rollerine bakınca bu sözdeki meramlarını da anlamış olduk.

Meğer bu hainler asubayların “gayrimemnun zümre” psikolojisinin devam etmesi için çaba sarf ediyormuş. Devam etmeliydi ki darbe girişimine kalkıştıklarında Asubaylar bu psikoloji ile yanlarında yer almalıydı ve tereyağdan kıl çeker gibi hain emellerine ulaşmalılardı.

Ama hesaplar tutmadı. Asubaylar küçük bir kısmı dışında yıllardır TSK üst kademelerinde çöreklenmiş bu zihniyetin oyununa gelmedi. Vatansever Asubaylar Darbe girişiminin bastırılmasında önemli katkılar sundu.

Şimdi TSK’nın yeniden yapılandırılması ile ilgili düzenlemelere baktığımızda görüyoruz ki Siyasi irade ve 15 Temmuz günü en yakınındakiler tarafından derdest edilen komuta kademesinin tepesindekiler  hala sistemin sigortasının asubaylar olduğunu anlayamamışlar.

Eğer anlamış olsalardı;

1. FETÖCÜ Zihniyetin eseri olan çağdışı Disiplin Kanununu yeniden düzenlerlerdi,

2. Kanun Hükmünde kararnamelerle kolayca çözülebilecek Tazminatlar ve Göreve başlangıç derecelerinin çözülmesi için girişimde bulunurlardı.

3. MSB Üniversitesi bünyesinde Asb. MYO ve Harp Okullarını ayrı ayrı sürdürmektense tek kaynaktan temin sağlamak üzere düzenleme yapar ve statükocu zihniyet yerine liyakat esasına göre yükselmenin yolunu açarlardı.

4. Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonlarına 60 Subay 3 Asubayın katıldığı manzaralara müsaade etmezlerdi.

Kalın sağlıcakla…

Halil ERGENLİ

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 13681 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile