All for Joomla All for Webmasters
Pazartesi, 31 Ekim 2016 17:35

TBMM FETÖ Komisyonundan Notlar-4

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Sayın Kavakcı.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Hoş geldiniz.

ORGENERAL SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Teşekkür ederim, sağ olun. 

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Ben, öncelikle, demin, tabii, arada bir tartışma ortamı oldu. Şunu net söylemek istiyorum bir Kurtuluş Savaşı gazisinin torunu olarak, Silahlı Kuvvetlerimizin, ordumuzun bizim başımızın tacı olduğu ve peygamber ocağı olarak gördüğümüzü söylemek istiyorum.

Burada ordu mensubu olarak sizin bulunmanız da bizim için önemli. Tekrar teşekkür ederim.

Şunu sormak istiyorum: Ergenekon davası çerçevesinde bazı jandarma teşkilatı mensuplarının karıştığı olayları “münferit olaylar” olarak değerlendirdiniz demin yanlış takip etmediysem. Bunlarla alakalı sizin de yanlış şeylere karıştığını düşündüğünüz insanlar vardıysa eğer ordu mensupları arasında, bunlarla alakalı herhangi bir tahkikat yapıldı mı, herhangi bir soruşturma başlatıldı mı? Bunu sormak istiyorum. Teşekkür ediyorum.

ORGENERAL SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Efendim, “Ergenekon” dediniz ama ben Ergenekon’dan bahsetmedim. Bir yanlış anlaşılma mı oldu acaba?

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Belki… Ben öyle not almışım ama.

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Balyoz.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Balyoz’dan, çok affedersiniz, evet.

ORGENERAL SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Balyoz’da bazı jandarma personelinin…

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – “Olaylara karıştıklarını, bunların münferit olduğunu.”

ORGENERAL SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Özür dilerim. Ne söylediğimi hatırlayamadım, yani olayı hatırlayamadım. Gayet tabii. Eğer bir suça karışan, münferit, tabii ki gereği yapılmıştır muhakkak ama neyi kastettiğinizi, onu tam anlayamadım. Muhakkak yapılmıştır.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Ben de notlarımı tekrar kontrol edeyim.

Şunu sorabilir miyim: Daha önce dinlediğimiz bir uzman, dönem dönem bu YAŞ kararlarıyla, belirli disiplinsizlik suçuyla belirli unsurların Silahlı Kuvvetlerden temizlenmesi sırasında asıl bu FETÖ’cülerin kendilerini gizlediği ama ikinci nesil, üçüncü nesil, hatta asker çocuklarının ya da muhafazakâr ailelerin, Anadolu’dan gelmiş vatansever çocuklarının bu arada tasfiye edildiği, böylece, sonradan gelen FETÖ’cü kadrolara yer açıldığı gibi bir şey ifade etti. Siz böyle bir şeye rastladınız mı görevde olduğunuz sürece?

ORGENERAL SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – “Bir uzman çavuş” mu dediniz efendim? Kim, anlatan kimdi bunu size?

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – İlk dinlediğimiz konuşmacı…

BAŞKAN – Mustafa Önsel, Jandarma Kurmay Albay.

ORGENERAL SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Evet. Şimdi, böyle bir şey, tabii, mümkün değil. Yani, nasıl buna karar verdi arkadaşımız, nasıl bunu bildi, onu bilmiyorum. FETÖ’cülerin marifetiyle vatanseverlerin elimine edildiği gibi bir kanaate nasıl vardı, elinde ne bilgi var, kendine bir sormam lazım. 

Bilmiyorum. Benim böyle bir şeyden haberim yok.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Paşam, ayrılanların ifadeleri. Ayrılanlar bir dernek kurdu. 

ORGENERAL SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Biliyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Binlerce insan ve sayıda oransal olmayarak belirli dönemde arttı. Bunların konuşmalarının özeti olarak söyledi.

ORGENERAL SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Olaya şahit olmadım. Onun için bir cevap veremeyeceğim. Özür dilerim.

BAŞKAN – Peki. Teşekkür ederim.

Sayın Birkan, buyurun.

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Değerli Başkanım, değerli Komisyon üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tekrar hoş geldiniz diyorum.

ORGENERAL SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Sağ olun.

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Tabii, hani, sadece olaya kötülük açısından ya da iyilik açısından bakamayız. Yani, hem orduyla ilgili hem yapılan çalışmalarla ilgili, ordumuzun faaliyetleriyle alakalı çünkü bu ordu birilerinin ordusu değil, bu ordu hepimizin ordusu. O yüzden yanlışlarını da, doğrularını da tespit etmemiz lazım ki, bir daha aynı hataları düşmeyelim diye.

Şimdi, ben, hem Hilmi Özkök’ü dinlerken -eski Genelkurmay Başkanımızı- hem de sizi dinlerken, özellikle bu istihbarat konusunda bir sıkıntı olduğunu, MİT’ten ve emniyetten gelen istihbarat raporları doğrultusunda hareket ettiğimizi söylediniz. Yani, bizim ordumuz eğer böyle bir hatayı, böyle bir eksikliği tespit etmişse bu konuda bir yasal girişimde neden bulunmadı, bulunamadı?

Bir diğer nokta: Şimdi, siz, bu tutuklamalarla -burada önemli olan kimin olduğu değil- terfi edecek olan bazı generallerin bu sürece dâhil edilerek bunların boşalttığı yerin doldurulmasının amaçlandığını söylediniz. E, şimdi bunu görmüşsünüz. Yani, görülmüş olması da lazım aynı zamanda ve Askerî Şura’da sivillerin son günlere kadar, yani son yapılan değişikliğe kadar hem Hükûmetin hem Millî Savunma Bakanının şerh koyma dışında yapabildiği bir şey yoktu. Yani bir taraftan ordunun kadroları boşaltılıyor ve buraya birileri aday ve bu noktada Hükûmetin, sivillerin yapabileceği bir şerh koymak var.

Yani o gelenleri, böyle bir kumpas olduğunu tespit edip bunu göremediniz mi? Çünkü bakıyoruz ki o dönemde yükselenlerin birçoğu bugün 15 Temmuz darbesini yapanlar. Askerî Şûra üyelerini de mi ele geçirmişlerdi? Bu nasıl bir eksiklik?

Bir de, tabii, bu çok alçakça bir darbe girişimi. Sadece bir darbe girişimi değil yani darbe girişimi olsa basit bir şey bu yani bunu bir şekilde telafi ederiz ama sizin açıklamalarınız, burada dinlediğimiz açıklamalar ve tüm siyasi partilerimizin hemfikir olduğu bir konu var: Aslında bu bir işgal girişimi ve adım adım uygulanan bir işgal girişimi yani sadece 15 Temmuzda kaim olan bir işgal girişimi değil. Yani adamlar kozmik odaya girerek işgalden sonra bu ülkede direniş gösterebilecek olan kuvvetleri dahi hesap edip onların isimlerini çıkarmış, böylesine büyük bir çalışma içinde olmuşlar. Tabii, şunu söylemiyoruz… Mustafa Önsel şunu söylemişti: “Eğer bir darbe olmuşsa bunda hepimizin hatası var.” Hepimizin hatası var. Yani sizce biz nerede hata yaptık? Yani bunu hepimiz olarak söylüyorum. Siz çok uzun yıllar devlette, askeriyede tecrübesi olan birisiniz.

Bir diğer nokta da şu: Bu Komisyonun en önemli amaçlarından bir tanesi bir daha asla böyle bir alçak darbe girişimine maruz kalmamak için sadece FETÖ’cü değil, bu ülkenin göz bebeği olan, her şeyimizle destek verdiğimiz, yetiştirdiğimiz, bizi korusun diye göz bebeğimiz gibi baktığımız ordudan bir daha darbe de almamak için neler yapmalıyız? Kendi tecrübelerinizle hem mesleki hem hayat tecrübelerinizle bu konuda bir bilgi verirseniz memnun olurum.

Tekrar geldiğiniz için teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Teşekkür ederim, sağ olun.

BAŞKAN – Sayın Koşaner, buyurun.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Silahlı Kuvvetlerin kışla dışında istihbarat toplama diye bir teşkilatı da yok, görevi de yok, bunu yapmasına da gerek yok çünkü yapması gerekenler zaten var. 

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Çok özür diliyorum ama bugün bir eksiklik olarak görüyor musunuz bunu?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Efendim, eksiklik değil, görevini yapanların eksikliği varsa o konuşulabilir.

“Askerî Şûra üyeleri de ele geçirilmiş mi?” gibi bir şey söylediniz. Tabii, bu bize ağır oldu. Benim dönemimde Askerî Şûra olmadı yani terfi şûrası olmadığı için ben kendimi bundan muaf tutuyorum ve diğer arkadaşlarımı tenzih ederim, kimse kimseyi ele geçiremez, normal işler mecranda yürümüştür. Ha, çaresizlikten yapılmıştır belki bazı şeyler ama 2010 yılındaki Şûraya dahi ben girmeden ayrıldım yani benim Genelkurmay Başkanı olduğum bir şûra yok. Onun için onu söylemek istiyorum.

“Efendim, nerede hata yaptık? Bir daha darbe olmasın diye ne yapalım?” Efendim, burada benim söyleyeceğim, samimi olarak söyleyeceğim bırakın, asker kendi kendini korusun; ona yardımcı olun yeter, müdahale etmeyin. Etmeyin, ona yardımcı olun, hukuken tabii yardımcı olmak lazım ve onun kararlarına saygı göstermek lazım, müdahale etmemek lazım. İnanın, görevimiz gereği pek çok yabancı ülke genelkurmay başkanları veya komutanlarıyla temasımız oldu, görevimiz gereği olarak çeşitli yerlerde.

Herkes bizim Yüksek Askerî Şûra sistemimize hayrandır efendim. “Siz kendi kendinizi terfi ettiriyorsunuz, emekli ediyorsunuz.” vesaire diye hayrandır. Ha, bu sistemimizi yozlaştırmamamız lazım yani onu iyileştirmemiz, neyse değişiklikler gereğini yapmamız ama müdahale etmeden. Ordu kendi kendine sahip çıkarsa bu sorunlar olmaz efendim diye düşünüyorum. Şimdi, diyeceksiniz ki: “Efendim, zamanında gene darbe oldu.” vesair. Hiçbir zaman darbe taraftarı olamayız, hiçbirimiz değiliz, geçmişte olanların da hesabını lütfen bize söylemeyin. Yani ne yapalım, o bizim elimizde değil.

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Tamam, teşekkür ediyorum ama yalnızca şöyle bir şey var: Şimdi, tartışmak için söylemiyorum. Şimdi, bu Askerî Şûranın çalışmaları sonucunda ordumuzun üst kademesinde yükselen –ki bunların çoğunda şu anda tuğgeneral, orgeneraller de var- generaller darbe yaptılar ve bir emir komuta zincirini de kırarak darbe yaptılar.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Kırdılar, evet.

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Şimdi, biz burada bir yerde hata yapmadık mı yani bu şûra sisteminde bir eksiklik yok mu? Yani bir hata var ki böyle bir ürün çıkmış ortaya. Yani siz hâlâ şeyi söylüyorsanız tabii ki ben buna saygı duyarım ama ortada da bir gerçek var. Yani bu Askerî Şûrayla bütün önlemlere rağmen… Nasıl oluyorsa anlamakta da zorlanıyorum ben çünkü orduda en çok FETÖ’cü temizliği yapılıyor, sürekli gündemde tutuluyor ama bakıyoruz ki ordunun bütün üst kademesine FETÖ’cüler gelmiş ve bu şûra kararlarıyla gelmiş ve bunda da şûra üyelerinin ya da asker üyelerin suçlayabileceği bir sivil yönetim yok çünkü en fazla şerh koyabiliyor. Bu şerh atılmaya da engel değil, sadece mahkemeye gidiyor. “Sistemde bir hata yok.” diyorsanız ama üründe bir sorun var.

Ben teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Birkan.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Müsaade eder misiniz, bir şey söyleyebilir miyim.

BAŞKAN – Tabii, buyurun, lütfen.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER –Efendim, şimdi, bu şûrada bu terfi ettirdikleri generallerin yahut albaydan general yaptıkları kişilerin FETÖ’cü olduğunu biliyorlardı da öyle mi terfi ettirdiler demek istiyorsunuz?

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Hayır, onu söylemiyorum, asla söylemiyorum.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Onu kimse bilmiyordu efendim. Bakın, onu kimse bilmiyordu.

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) - Bir eksiklik var ama.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Ama bilmiyordu. Bakınız, en yüksek makamın yanındaki insanlar bile böyle çıktılar, kendilerini çok iyi gizlediler, sakladılar. Maalesef, bu bizim ayıbımız ama bu oldu, maalesef oldu. Bu bilerek yapılan bir iş değil. Onu söylemek istedim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Burhanettin Bey, buyurun.

BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – Komutanım, hoş geldiniz.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Sağ olun efendim.

BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – Tabii, siz konuşmanızı sadece Genelkurmay Başkanlığınız dönemine daha çok vurgu yaparak anlattınız. Bu FETÖ örgütünün bir yapılanma süreci var yani kırk yıllık bir süreç. Siz de tabii Türk Silahlı Kuvvetlerinde her kademede görev yapmış birisi olarak bunların yapılanmasını takip ettiniz.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Gayet tabii.

BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – Bunların operasyonel duruma geldiklerini dün gazeteci Nedim Şener Hrant Dink cinayetiyle eşleştiriyor. “Bunlar Hrant Dink cinayetinde operasyonel güç kazandılar.” diyor. Hilmi Paşam da “2004 yılında aslında bunların operasyonel faaliyete geçebileceklerini düşündüğümüz için Millî Güvenlik Kurulunda bunlarla ilgili karar aldık.” diyor. 

Şimdi, benim asıl sormak istediğim, bu Hrant Dink cinayetinde siz o zaman Jandarma Genel Komutanıydınız. Tabii, adli soruşturmayı sizin yapmanız mümkün değil.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hayır, değil.

BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – Ama idari soruşturmada özel bir gayret gösterdiniz mi? “Bunlar büyüdü.” veya daha doğrusu “Bunu FETÖ’cüler yaptı. Bunlar operasyonel bir güç kazandılar.” şeklinde yorumunuz oldu mu?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hayır efendim, olmadı. O zaman FETÖ’cü bir teşkilatın bunun içinde olacağı hiç aklımıza da gelmedi, herhangi bir bulgu da yoktu o zaman. Şimdi çıkıyor ortaya bunlar. Öyle bir araştırma yapıldığını sanmıyorum ki zaten bu Jandarma Genel Komutanının işi değildir, siz de söylediniz, mali jandarmanın işidir. Olduğunu hatırlamıyorum, yok, yapılmadı herhâlde. Bildiğim kadarıyla yok efendim.

BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – İkinci sorum: Komutanım, 15 Temmuz akşamı -tabii siz olayları çok daha sıkı takip ediyorsunuz – sizlerle beraber çalışanlar yani döneminizde sizlerle beraber çalışmış olan kişiler görev başında. Olay başladığı zaman “Bunu, bu olayı, bu darbe girişimini FETÖ örgütü yapmıştır.” dediniz mi?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hayır efendim, ilk anda tabii ki demedik. Ben Ankara dışındaydım. İşte, televizyondan filan duyabildiğimiz kadarıyla takip ettik. Tabii, ilk başta hemen aklımıza o gelmedi ama Sayın Cumhurbaşkanının -malum- açıklamalarından filan sonra olayın şeyi zaten anlaşıldı. Ama ilk başta, ilk anda “Bu, budur.” demedik. Şimdi doğruyu söylemek gerekirse böyle. 

BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – Üçüncü sorum Komutanım: Bunu FETÖ terör örgütünün yaptığına dair elinizde somut bir bilgi var mı?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hayır efendim, hayır.

BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

Sayın Kocabıyık, buyurun.

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Sayın Paşam, hoş geldiniz.

Şimdi, sizler bu toplumda güvenilir insanlarsınız yani Genelkurmay Başkanlığı yapmış insanlar bu toplumda hakikaten güvenilir bulunur. Sizin her sözünüz, her tavrınız, tutumunuz geniş kesimlere kanaat oluşturmasında etkili olur çünkü bir güven müessesesinin başında bulunduğunuz için, çok saygın şahsiyetler olduğunuz için bu böyledir.

Şimdi, burada konuştuğumuz zaman şöyle bir kestirme yol tercih ediyor özellikle komutanlarımız. Ben şahsen bundan biraz rahatsızım ama yani bütün arkadaşlarım böyle deriz, ordumuza muhabbet duyan insanlarız, biraz da o yüzden rahatsızım. Şöyle bir kestirme yol: “Siz niye bunun farkına varamadınız?” diye sorduğumuz zaman diyorsunuz ki “Biz yetkililere söylemiştik.” “Kime söylemiştiniz?” “Cumhurbaşkanına, Başbakana söylemiştik ama bir şey yapmadılar onlar.” sonucu çıkan açıklamalar yapılıyor. Şimdi, bu çok naif kaçıyor yani çok zayıf bir argüman olmuş oluyor. Şimdi, oysa yani sizin seviyenizdeki insanların yeni bir analiz dili geliştirmesi lazım bu olayla, bu örgütle ilgili. Yani komplekse girmeye gerek yok. Bu örgüt, FETÖ yani iki bin yıllık tarihimizin içinde herhâlde hiç görülmemiş cinsten, nevi şahsına münhasır bir örgüt. Yöntemleriyle, çalışma biçimiyle, oluşum biçimiyle, motivasyonlarıyla böyle bir örgüt. O yüzden, bu konuda -dostane bir şekilde söylüyorum- yeni bir izah yöntemi belki geliştirmek gerekiyor. Şimdi şeyi izah etmiyor ki bunu söylemek yani Silahlı Kuvvetleri… Mesela Balyoz davası, aynen söylediğiniz gibi, biz de inanıyoruz. Belli kademeleri boşaltmak için bu kumpası kurdular. Peki, kaç kişi bunlar? 100 kişi, 300 kişi, 500 kişi. İyi de Paşam, bazı komutanlıkların yüzde 60’ını ele geçirmişler bunlar. Bu izah etmiyor ki bunu, Balyoz meselesi. Yani ne derece doğru bilmiyorum, katılır mısınız, onu da sormuş olalım. Hava Kuvvetlerinin yüzde 80’ini ele geçirdiklerini söylüyorlar. Pilotlarımızın hâli ortada. Yani siyasetçi demokratik hukuk devletinde ne yapabilirdi ki? Nitekim eyleme geçtikleri andan itibaren siyasetçilerin üzerine düşeni fazlasıyla yaptıklarını sizin halefiniz Necdet Özel Paşa 15 Temmuzdan sonra çıktı televizyonlara, spiker sordu “Size siyasetçiler hiç isim vermiyorlar mıydı şunları atın.” diye. “Verdiler, bir sürü isim verdiler.” dedi. “Ne yaptınız?” “Ben Genelkurmay Başkanı olarak Personel Başkanına gönderdim. O da İstihbarat Başkanına gönderdi ama ikisi de ne yapalım ki FETÖ‘cüymüş.” dedi. Yani siyasetin üzerine düşeni yapmadığı konusundaki kanaat, kötü niyetli kanaat olmayabilir ama bu yanlış bir kanaat. Yani bunu burada ifade etmeyi bir vazife sayıyorum. Şimdi, asıl sizin uzmanlığınıza müracaat eden bir soru arz edeceğim.

BAŞKAN – Son bir dakikada da sorunuzu inşallah…

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Şimdi, Sayın Paşam, 15 Temmuz girişimini bir kurmay subay olarak askerî planlama kalitesi açısından değerlendirir misiniz? Bu önemli bir soru. Bizim tam da Komisyonun çalışma mevzusuyla ilgili. Yani bunları kalite açısından, askerî planlama kalitesi açısından nasıl buluyorsunuz? Ve tabii nerede hata yaptılar sizce bir organizasyon, askerî organizasyon olarak?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Hüseyin Bey.

Buyurun Sayın Koşaner.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER –Efendim, şimdi, tabii, yaptıkları planın teferruatlarına bilmiyorum siz vâkıf mısınız? Ben vâkıf değilim, gazetenin yazdığı kadarını biliyoruz.

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Ama bir kurmay subay olarak bakabilirsiniz.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Evet, evet oraya geleceğim efendim, oraya geleceğim.

Şimdi, ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış tamamını bilirsek söyleyebiliriz ama göründüğü kadarıyla askerî bir planla alakası yok, çok hatalı, zayıf, düşünülmemiş yani bizim tabirimizle bir kurmay emeği yok denecek kadar üstünkörü planlanmış ve amacının ne olduğu belli değil, belki belli de daha biz bilmiyoruz, amacı açık seçik değil çünkü amaca yönelmek lazım, hedefi baştan koymak lazım falan gibi şeyler yok. Onun için iyi bir plan olduğunu kimse söyleyemez, ben de söyleyemem. Onu öyle ifade etmek isterim.

İlk söylediğiniz söze bir şey ilave etmek istiyorum: Ben yaşadığım olayları anlatmak mecburiyetindeyim. Tabii ki arz ettiğimi, anlatmaya çalıştığımı söyleyeceğim, başka ne yapabilirdim, ne yapmamı beklerdiniz?

Yani askeriz, statümüz belli, Başbakanımızın statüsü belli, Cumhurbaşkanının statüsü belli, olaylar belli, işte var gücümüzle ikna etmeye çalışıyoruz. Bütün derdimiz, bakın, anlattım, bir daha söylüyorum, şu tutuksuz yargılamayı sağlasak bu olayların büyük bölümünü önleyecektik. Herkes görevinin başında olacaktı, kadrosu boşalmayacaktı, gene mahkeme devam edecekti, varsa suçu cezasını gene görecekti ama dışlanmayacaktı, kadro boşalmayacaktı, oralara birileri doldurulmayacaktı çünkü kimin geleceğini bilmiyorsunuz, gene siz koyacaksınız ama kim olduğunu bilmiyorsunuz, o hataya düşmemiş olacaktık, ben bunu söylemeye çalıştım, yoksa “Hükûmet yapmadı.” falan öyle bir şey ağzımdan çıkmadı, “Hükümete söyleriz, takdir kendilerinindir.” dedim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Koşaner.

Emine Hanım, söz isteğiniz var mı; Aykut Bey ile siz varsınız, bir de Selçuk Bey var?

EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Hoş geldiniz Sayın Komutanım.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hoş bulduk efendim.

EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – 23 Ağustos 2011’de İnternet’e düşen bir ses kaydı var ama öncelikle şeyi söyleyeyim, Ankara Cumhuriyet Savcılığı takipsizlik kararı verdi, onu belirteyim öncelikle. Bu, insansız hava araçları ve terörle mücadele konularında birtakım açıklamalar var. Bunu Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki FETÖ üyeleri yapmış olabilir mi? Birinci sorum bu yani bu ses kaydını yapmış olabilirler mi?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER –Pardon, ses kaydı dediğiniz, bu, bir havacı generalin şeyi, o muydu, neden bahsediyorsunuz acaba?

EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Bu, sizin, emir-komuta birliğinin olmadığı, sevk ve idare çok zayıf gibi birtakım öz eleştiri ve kurum içi kalması gereken bir şey...

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Ha, benim konuşmamdan bahsediyorsunuz.

EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Evet.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Evet efendim, buyurun.

EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Birinci sorum, bunu FETÖ mensubu Silahlı Kuvvetler üyeleri yapmış olabilirler mi o dönemde? Şimdi geriye dönüp baktığımızda bunun olabileceğini düşünebiliriz.

Diğer sorum da sizin Genelkurmay Başkanı olarak görev yaptığınız dönemde yaveriniz ve özel kaleminizden hiç şüphelendiniz mi? Ekibinizi kendiniz mi oluşturdunuz? Çünkü Sayın Hilmi Özkök mevcut ekiple çalıştığını söylemişti.

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Onlar FETÖ’cü.

EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Evet, onlar da ne yazık ki şu anda o grubun mensubu, FETÖ üyeleri. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, Türk Silahlı Kuvvetlerine ihanet etmiş bu üniformalı kişilerden sizin yanınızda çalışmış ama onun mensubu olduğu ortaya çıkan kişiler oldu mu, bu darbe girişiminden sonra?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet Sayın Koşaner, buyurun.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER –Efendim, benim bir ses kaydımdan bahsedildi, ne kadar alakası var konuyla bilmiyorum. Benim ses kaydım ikinci ordu karargâhında, iç güvenlik harekâtında yapılan hataların gündeme getirildiği, benim de konuştuğum bazı şeylerdi; onu artık büyüttüler, büyüttüler Türkiye’nin bilmem nesi... Oradaki iç güvenlik harekatında yapılan hatalarımızla ilgili bir konuşmaydı. Burada, FETÖ mü yaptı, başkası mı yaptı diye bir fikrim yok, öyle bir şey kastettiğimi zannetmiyorum o zaman, onun olduğunu zannetmiyorum.

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Şimdi baktığınız zaman bütün bu gelişmelerden hareketle..

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER –Efendim, tabii ki olabilir ama bir bilgim yok yani neye göre ben bunu değerlendireyim? Olabilirdi, olmayabilirdi ama bir bilgim yok yani.

EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – 2’nci soruyu onun için bağlantılı sordum, hani o dönemki yaverleriniz mi...

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER –Efendim, çok şükür yaverlerimizin hiçbirinde en ufak bir sakatlık olmadı ama şunu da tabii söylemek isterim: Daha önceki yıllarda, bu Özel Kuvvetlerde öldürülen general bizim karargâhımızda çalışıyordu, herkes gibi o da çalışıyordu; bilahare tayin oldu gitti, işte terfi de etmiş. O bizim yanımızda çalışan bir arkadaşımızdı, Özel Kuvvetlerde vurulan general.

Karargâh ekibimizi hiçbir zaman biz kendimiz tespit etmeyiz, personel idaremiz uygun görülen kişileri seçer, tayin eder. Onlar da biz tayin olduğumuz zaman durumu müsait olanlar yani şark hizmeti olmayanlar vesaire bizle beraber gelebilir, olanlar ayrıdır, giderler. Öyle bir tercih seçme şeyimiz yoktur çünkü seçemezsiniz, ne bileceksiniz yani personelciler daha iyi bilir.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Aykut Bey, buyurun.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Şimdi, bütün bu tartışmaların tabii öncesini yapacağımız zamanlar gelecek, özellikle bu Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik eleştiriler ama ben sorularla gideyim.

Sayın Paşam, neden istifa ettiniz?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER –Efendim, büyük bir general, subay, astsubay kütlesi hiç yok yere hapisteydi.

Mahkeme görevini yapmıyordu. Savcı ve hâkimlerin tutumları aleni olarak hukuka aykırı idi. Ne istiyorlarsa, ne soruyorlarsa çabuk yetiştiriyorduk, hani çabucak karar versinler; yazıydı, bilgiydi, dokümandı vesaireydi falan ama hiçbir şey yapılmadığı gibi böyle rastgele tutuklamalar, toplu tutuklamalar, tamamen bir mesaj veriliyordu yani Silahlı Kuvvetlere bir mesaj veriliyordu bizim kanaatimizce. Kamuoyu nezdinde aşağılamak ve işte müteakiben de kadrolarımızı temizleyip boşaltmak, seçilmiş arkadaşlarımıza bu perişan durum yaşatılıyordu. Biz asker olarak emir verdiğimiz zaman personelimiz koşarak ölüme gidiyor, ölüyor, ben de onun hakkını korumak zorundayım, ölümüne korumak zorundayım, yapabileceğim başka bir şey yok. Sözüm budur efendim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Anladım.

Tam da YAŞ kararlarından iki gün önce, 29 Temmuzda...

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Evet. Çünkü –belki söylemeyi unuttum şeyde- YAŞ kararlarında bunların hepsini bana attıracaklardı yani gazete yazıyor hani, resmen söylenmedi ama ilişkilerini kesmemi isteyeceklerdi; mümkün değil, onu yapacak bir şeyimiz yok, yaptığım zaman bu suça ortak olurdum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu, sizin istifa ettiğiniz ve iki gün sonra yapılan YAŞ toplantısında bu darbeye karışan generallerden terfi ettirilenler olmuş muydu, albaylıktan generalliğe veya bir üst rütbeye?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Efendim, şimdi, biraz evvel de belirttiğim gibi orada kimin FETÖ’cü olduğunu falan kimse bilmiyordu daha, normal terfi ettirildi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Zaten 2011 YAŞ kararlarını istedik.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – 1 kişi orada çıktı. 2012’den sonra arttı o miktar, buyurduğunuz miktarlar.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Evet. Şimdi, 2010 Ekim ayında, sizin Genelkurmay Başkanı olduğunuz sırada, Millî Güvenlik Kurulu siyaset belgesi var, kırmızı kitap veya devletin anayasası olduğu söylenen bu kırmızı kitaptan Fetullah Gülen cemaati bir irticai faaliyet ve iç tehdit olmaktan çıkarıldı. Bu konuda hatırladığınızı söyler misiniz, nasıl oldu? Bir telkin yani siyasilerin kararı mıydı, sizin teklifiniz miydi?

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hatırladığım kadarıyla bir sene evvel çıkarılmıştı o, 2010’da değil; ben de yanlış hatırlayabilirim ama bir sene evvel çıkarılmıştı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – 2010 MGK diye ben basından şey yaptım ama...

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER –Hatırladığım kadarıyla bir sene evvel çıkarılmıştı diye biliyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Daha sonra da 2015 yılında aynı şekilde, çıkarıldığı gibi tekrar irticai faaliyetler başlığına Fetullah Gülen cemaati ve terör örgütü konuldu. Bunlar genelde sivil, siyasilerin isteğiyle mi olur, askerlerin isteğiyle mi?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER –Efendim, malumunuz Millî Güvenlik siyaset belgesini askerler yapmıyor, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinin koordinesinde askerin, bakanlıkların, Başbakanlığın vesaire pek çok kişinin görüşleri alındıktan sonra metin oluşturuluyor ve MGK’da bir karara bağlanıyor. Şimdi, tabii ki asker “Bunu çıkarın.” herhâlde dememiştir ama neticede karar orada alındığı için öyle çıktı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Millî Güvenlik Kurulu toplantılarında Millî Güvenlik Kurulunun sivil üyeleri hangi subayların terfi edeceğine veya hangi subayların emekli edileceğine aktif olarak müdahale ederler miydi? 

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Orada öyle şey konuşulmaz efendim.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – YAŞ’ta, YAŞ’ta, YAŞ toplantısında?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER –YAŞ’ta o zaman bir tek Sayın Başbakan vardı, bir de Millî Savunma Bakanı vardı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başbakan doğrudan “Şu personeli istemiyorum” diye...

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hayır, etmezdi, benim dönemimde hiç şahit olmadım, bakın kaç defa şeye girdim, ben şahit olmadım ama bizim orada duymadığımız bir yerde bir şey söylendiyse onu bilmiyorum ama toplantılarda kesinlikle öyle bir şey denmedi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Şunu öğrenmeye çalışıyorum: Biz tabii YAŞ toplantısındaki usulü bilmediğimiz için...

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Son şeye kadar askerler çoğunluktu zaten.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Evet, sadece Başbakan ve Millî Savunma Bakanı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – YAŞ kararları Resmî Gazete’de yayınlanmayınca da geçerli olmadığı için, Resmî Gazete de sivil otoriteye bağlı olduğu için askerlerin çoğunlukta olmasının bir anlamı yoktu.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Yok, evet.

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Yayınlanmayan YAŞ kararı olmuş mu acaba?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Olmadı. 2010 yılında olma ihtimali vardı hatırlarsanız, Orgeneral Hasan Iğsız’ın Kara Kuvvetlerine atanması, atanmaması durumunda; sivil idare tarafından kabul edilmeyince edilmedi, değiştirildi. 

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Tam da bunu soruyorum: Mesela Hasan Iğsız’ın Genelkurmay Başkanı olma ihtimali varken sivillerin belirleyiciliği var mıdır diyorum komutanların belirlenmesinde YAŞ’ta? Yani Hasan Iğsız Genelkurmay Başkanı olacaktı...

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – “Bana arkadaşlarımı tasfiye ettireceklerdi” dediniz, o bağlamda soruyor. Kim tasfiye ettirecekti size arkadaşlarınızı?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Şimdi, Genelkurmay Başkanımız o zamanki, onun Kara Kuvvetleri Komutanı olmasını o teklif etti, yönetim kabul etmedi. Bunu etmeyince başkasını etmek zorunda kaldı. Etmediği zaman ne olacak? Israr etseydik kararname imzalanmayacak,

30 Ağustosa kadar imzalanmazsa terfi bekleyen pek çok kişi otomatikman emekli olacaktı, buna da meydan vermemek gerekti.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – O zaman şunu ben anlıyorum anlattıklarınızdan: YAŞ’ta terfiler konusunda tek ve nihai yetkililer askerler değildir.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER –Değildir tabii.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sivil otoritenin belirleyiciliği asıldır. Bunu öğrenmek istiyordum çünkü bu anlamda şunu söylüyorum: Ergenekon davasıyla başlayan süreçte ordunun bütün kadroları, ordunun çok önemli, 100’lerle ifade edilen üst rütbeli subayları bu Fetullah Gülen cemaatine bağlı olduğu iddia edilen hâkimler, savcılar, polisler ve Genelkurmaydaki subaylar tarafından tasfiye edilmiştir. Daha sonra bu Millî Güvenlik Kurulu belgesinden de Fetullah Gülen cemaati bir risk olmaktan çıkartılmış, askerlerin “Bu konuda özel bir kanun çıkarırsanız en azından görevlerine devam ederler.” Demesine rağmen bu kanun çıkarılmamış, ordunun içi boşaltıldıktan sonra da yavaş yavaş, bu daha sonra adını darbede duyacağımız subaylar orduya yetiştirilip yerleştirilmiş ve daha sonra iktidarla arası MİT kriziyle başlayıp yolsuzluk dosyasıyla açılmaya devam ettikten sonra da...

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Yolsuzluk iddiasıyla...

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – ...Ergenekon ve Balyoz davasında önleri açılan subaylar tarafından bir darbe girişiminde bulunulmuştur. Benim anladığım özet budur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Evet, ben teşekkür ediyorum. Şimdi, Selçuk Bey, bir cümleniz var herhâlde, buyurun.

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Sayın Koşaner, Balyoz soruşturmaları çerçevesinde tutuklu bulunan personelinizin tutuksuz yargılanması gerektiği düşüncesiyle ilgili makamlar nezdinde çalışmalar yaptığınızı söylediniz. Bu kapsamda, bir toplantıda o dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bunu arz ettiğinizi, onun da bu görüşmeyi benimseyerek bu yönde ilgililere talimat verdiğini söylediniz fakat konunun kanunlar dairesine sevk edildikten bir saat sonra medyaya yansıdığını, “Askerlere özel muamele yapılıyor.” şeklinde yansıtıldığını, Hükûmetin de geri adım atmak mecburiyetinde kaldığını söylediniz. Eğer hatırlıyorsanız, o haberleri yapanlar yoğun olarak bugün FETÖ’cü dediğimiz, Fetullahçı terör örgütü dediğimiz Zaman gibi, Samanyolu gibi yayın organlarında mı yapıldı, yoksa diğer yayın organları da bu noktada böyle bir hataya mı düştüler, bunu öğrenmek istiyorum, hem de tutanaklara geçsin ve tarihe not düşelim diyerek.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hangi gazeteydi şu anda hatırlayamıyorum yani doğrusunu söylemek gerekirse ama arşivimde vardır, bulabilirim, şu anda hatırımda değil.

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Sayın Başbakan da sizin bu düşüncelerinizi uygun gördüğüne göre demek ki Sayın Başbakan da bazı tehlikeleri sezmiş ve sizin görüşünüze “Evet.” demiş.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Efendim, bizim ısrarlı söylemlerimiz üzerine bir çare bulunması gerektiği… Tabii onlar da olayı görüyorlar, biliyorlar yani bu hukuksuzluğu, kanunsuzluğu herkes görüyor, onlar da görüyorlar muhakkak ki. Buna çare olarak…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Ama “Savcıyım.” Demişti yani, şimdi.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - Evet.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

Arkadaşlar, gördüğüm kadarıyla Komisyon üyelerimizin soruları…

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Ben bir düzeltme yapacaktım.

BAŞKAN - Ravza Hanım, buyurun.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Bir düzeltme yapmam lazım.

Biraz evvel konuşurken şeyden bahsetmiştim, “Buraya başörtülüler ve köpekler giremez.” diye bir ifade olduğundan, onu “Buraya başörtülüler ve evcil hayvanlar giremez.” diye düzeltiyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Kim yazmış efendim, onu da söyler misiniz?

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Engin Alan. Eski MHP Milletvekilinin komutan olduğu dönemde bir tatil köyüne böyle bir şey asılmış diye birkaç yerde yazılmıştı, ben onu düzeltmek istedim.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

İsmail Bey, sorunuz var mıydı? Buyurun.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Sayın Koşaner, hoş geldiniz.

BAŞKAN - Lütfen kısa tutalım. İkişer dakikayı geçmesin.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - İki dakikalık süremi aşmayacağım Sayın Başkanım, ikazınız için teşekkür ediyorum.

Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyorum.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Sağ olun.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Sizin kullandığınız bir ifade vardı, “Bu işlerin önlenmesiyle ilgili ne yapılması gerekir?” şeklindeki soruya “Askerlere müdahale etmeyin, olur.” dediniz. Biz zaten askere müdahale etmiyoruz, asker bize müdahale ediyor, problemimiz burada, esas problemimiz bu.

Bugüne kadar bu ülkede 1960, 1971, 1980, işte, 28 Şubat, e-muhtıra, hatta Talat Aydemir olayını da koyarsak neredeyse beş yılda bir darbeyle karşı karşıya kalan bir toplumuz.

Şimdi, ben sizden şunu öğrenmek istiyorum: Gerçekten bizim bu ülkede darbeleri bitirmek için ne yapmamız gerekir? Ya da soruyu şöyle sorabilirim: Biz acaba bu askerî okullarda darbeci subaylar mı yetiştiriyoruz, bu eğitim sisteminde bir hata mı yapıyoruz, bir yanlışlık mı var diye düşünüyorum. Siz bu konuda ne diyeceksiniz?

Bir sorum daha var, isterseniz onu da sorayım hemen: Şimdi, özellikle bu FETÖ’cü yapılanmayla ilgili “Yüksek Askerî Şuradaki ihraçların kaldırılmasıyla, şerhlerle artık hiçbir şey yapamaz olduk.” dediniz. Oysaki elinizde bir disiplin imkânı var. Disiplin mekanizmasını çalıştırarak da ordudan ilişkileri kesebilirsiniz. Yani sadece Yüksek Askerî Şurayla sualsiz, sorgusuz atmak da hukuki bir şey değildir, insani değildir diye düşünüyorum.

Son bir soru daha sormak istiyorum eğer müsaade ederseniz.

BAŞKAN - Evet, tamamlayın lütfen.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Özellikle 28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubunun da basına yansıyan, o dönemde özellikle dindarlarla, Müslümanlarla ilgili, maalesef, ordunun sanki bir problemi varmış gibi yaratıldı. Burada da ordunun kendi kurumsal kimliğiyle neden müdahale edilmedi? 

Az önce ifade ettiniz, dediniz ki: “Kışlalarda camilerimiz var, kime ne müdahale ediliyor?” Ben Balıkesir’de kısa dönem askerlik yaptım, altı ay. Evet, kışlanın tam göbeğinde bir camimiz vardı ama bir cuma o camiye gidemedim, bu tarz olaylar da var.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Koşaner…

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER -Pardon, affedersiniz, gitmenizi engelleyen mi oldu?

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Evet.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Nasıl oldu?

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Cuma saati eğitim saatime denk geldiği için komutan müsaade etmiyordu.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Eğitim saatine denk geliyorsa ne yapacaksınız?

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Ama takdir edersiniz ki bu bir ibadet özgürlüğü.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Öyle yok, laik ülkede öyle yok. Neyse ben ona girmeyeyim, ona girmeyeyim ben.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Sürekli aynı saate denk geliyor. O zaman o caminin hiçbir önemi yok.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - Peki, efendim.

Efendim, darbeci…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - O zaman bütün cuma saatlerinde eğitim ve kamu hizmetinin kesilmesi gibi bir şeye doğru gider.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Vallahi biz de Menemen’de yaptık, hep gittik.

BAŞKAN - Evet, Sayın Koşaner’i dinliyoruz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Din ve devleti hâlâ ayıramadınız, hâlâ ayıramadınız.

BAŞKAN - Sayın Koşaner, buyurun.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - Efendim, “Askerî okullarda darbeci yetiştiriliyor.” gibi bir şey söylediniz. Bizim askerî okullarımız, orta derece okullar Millî Eğitim Bakanlığının kontrolü altında okullardır. Programı bellidir, diplomalarına il millî eğitim müdürü imza atar. Yani, nedir, nereden bunu şey yaptınız bilemiyorum.

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Hayır, beş yılda bir darbeye muhatap oluyoruz, onun…0439 Yani, problem nedir?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - Vallahi, onu bilmiyorum efendim, şimdi, o konuya ben girmek istemiyorum.

Efendim, disiplin yoluyla atma işi… Disiplin yoluyla attığınız zaman yargıya açık o biliyorsunuz, geri geliyor, geri geliyor veya çok uzun sürüyor, onun için o iş yürümez, yürümez, yıllar sürüyor, onun için onu tercih etmiyoruz. O bir yöntemdir ama bir mahkemeye çıkarsa geri gelir, onu belirtmek istedim.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

Buyurun… İsminizi bir anda hatırlayamadım, isminizi de anons ederseniz.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Namık Havutça, Balıkesir Milletvekili, Adalet Komisyonu üyesi.

BAŞKAN - Namık Bey, buyurun.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Sayın Koşaner, hoş geldiniz.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Sağ olun.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Şimdi, Genelkurmay Başkanı bulunduğunuz dönemde siyasi çevrelerin Pensilvanya’ya gitmesi, Fetullah Gülen’le fotoğraf çektirmesi, Fetullah Gülen hareketini övücü sözler söylemeleri sizi görevinizi yaparken nasıl etkiledi, onu sormak istiyorum.

İkincisi: Cumhurbaşkanının yaverinin girişimin manifestosunu yazdığı bir durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir genelkurmay başkanı… Düşünün ki ülkenin genelkurmay başkanı yaveri tarafından rehin alınıyor, kuvvet komutanları rehin alınıyor, derdest ediliyor; bu noktada devletin istihbarat örgütlerinin, başta MİT’in, Emniyet Teşkilatının, İçişleri Bakanlığının burada sorumluluğunun ne olduğunu tespit ediyorsunuz?

Eğer siz genelkurmay başkanı olsaydınız Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7 defa bombalanması karşısında istifa eder miydiniz, mesleğinizi bırakır mıydınız?

Bir genelkurmay başkanının kendi emrindeki kuvvet komutanlarının derdest edilmesi, kendisinin de rehin alınması karşısında Türk Silahlı Kuvvetlerine, bu milletin yöneten kadrolara nasıl baktığını düşünüyorsunuz?

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Koşaner.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - Teşekkür ederim.

Efendim, “Genelkurmay başkanının yaveri kendisini esir alıyor, bundan kim sorumlu?” buyurdunuz.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Evet.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Esas sıkıntı burada zaten. Bu insanların tespit edilememesi, tanınamaması, kendilerini çok iyi gizlemiş olmaları ve belki de birileri tarafından genelkurmay başkanının yanına “emir subayı” diye tayin edilmeleriyle söz konusu olabilir.

Tabii bu hepimizin bir utanç vesilesidir, onu da öyle söylemek istiyorum. Çaresi bulunamamıştır. Efendim, “Meclis bombalandı, kuvvetler komutanları görevde. Siz olsanız ne yapardınız?” Müsaade ederseniz buna ben cevap vermeyeyim.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Siz o tarihte üzerinize düşeni yaptınız zaten.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Evet efendim, onu şey yapmayalım.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Peki, ilk sorduğum soru?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - FETÖ’yü övme…

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Şimdi, Türkçe Olimpiyatlarında övgüler düzülmesi…

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - Evet, evet.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Bu “Fetullahçı terör örgütü” denilen yapıyı siz daha şirin ve hoşgörüyle mi görmek zorunda kaldınız?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hayır efendim. Şimdi, bakın, konuşmamda anlatmaya çalıştım: FETÖ terör örgütü olarak daha tanımlanmadığı dönemde, önceki dönemde bunları sadece takip edip not almak veya, işte, bu işin sonu neye varır, değerlendirme durumundaydık. Tabii ki bu dediğiniz törenler, programlar Hükûmetimiz tarafından desteklenen, yapılan bir şeylerdi.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Evet.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Bunun hakkında bir şey demeye hakkımız yok ama bunları takip edip altından ne çıkar, ne oluyor, ne bitiyor diye değerlendirmek durumundaydık, bunu ben söylemeye çalıştım.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Peki, ben de şunu soruyorum işte: Hükûmetin, Başbakanın övdüğü, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de Kâbe gibi gidip Pensilvanya’da ziyaret edildiği, kutsandığı bir yapıyı överken siz bu anlayıştaki insanları takip edebilir misiniz?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - Edemezsiniz tabii.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Edemezsiniz.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - Edemezsiniz, suç teşkil etmiyor çünkü.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Evet.

BAŞKAN - Peki, teşekkür ediyorum.

Hüsnü Bozkurt Bey, buyurun.

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Paşam, hoş geldiniz.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Sağ olun efendim.

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) - Ben Doktor Hüsnü Bozkurt, Millî Savunma Komisyonu üyesiyim, aynı zamanda eski bir askerî hekimim, yirmi yıl üniforma giydim.

Birkaç sorum olacak ama önce bir iki tespit. Tabii o iki dakikalık süre bizim için de geçerliyse onu aşmamaya çalışacağım.

BAŞKAN - Evet.

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) - Şimdi, 15 Temmuz darbe gecesini hatırlayalım. Ben de televizyondan izledim, Ankara’da olmadığım için. Önce Sayın Cumhurbaşkanı FaceTime’la bağlandı. “Öğleden sonra saat 15.00’te hareketlilik vardı.” diye bir ifadesi oldu. Sonra Sayın Başbakanı gördük ekranlarda, o da “Ordumuz içinde küçük bir hain grubun kalkışması -aynen ifade bu- ordumuzun diğer unsurları bunu bastırıyor.” dedi. Sonra Sayın Cumhurbaşkanı bu darbeyi “Allah’ın lütfu” olarak niteledi. Daha sonra, dün veya iki gün önce de Başbakan “15 Temmuz Başkanlık kapısını açmıştır.” dedi.

Şimdi, az önce Sayın Kocabıyık soruları sorarken bir iki not aldım. O dedi ki: “15 Temmuzu askerî planlama kalitesi açısından değerlendirir misiniz?” Siz de aynen şunu dediniz: “Kurmay eli değmemiş bir…”

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - Gibi.

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) - Yani, ben de hasbelkader, özellikle Kıbrıs Harekâtı zamanında tümen harekât toplantılarına katılmış bir sağlık şube müdürü olarak böyle bir darbe planının, bırakın kurmay aklını, bir asker aklından çıkacağına katiyen ihtimal vermiyorum ilk günden beri.

Şimdi, bir de üstelik -yine Sayın Kocabıyık’ın aktardıklarından alıyorum- Hava Kuvvetlerinin yüzde 80’ini ele geçirmişler, Jandarmanın yüzde 60’ı...

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) - İddia ediliyor.

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) - Yok yani, iddia dediniz, zaten öyle.

Şimdi, eski İçişleri Bakanının ifade ettiğine göre 81 emniyet müdürünün 74’ü, 7.000 Emniyet istihbaratçının 6.500’ü, neredeyse yüzde 96 falan…

BAŞKAN - Toparlayabilirsek efendim.

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) - Evet efendim. Şimdi, devleti bu kadar ele geçirmiş bir örgüt, bir de 326 generalin 160’ının katıldığı bir darbe…

Şimdi sorularımı sorayım: Bu bir “darbe” tanımına uyuyor mu?

İkinci sorum: Böyle bir darbe, bu kadar geniş bir katılımın olduğu, yani yüzde 80 oranında devletin ele geçirildiği bir örgütün darbesi nasıl başarısız oldu? 300 generalin 160’ının olduğu ki bu generallerin komutanı oldukları kuvvetlerde bir hareket görmedim.

Ve ordunun…

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) - Bir saniye efendim, sorumu bitirmedim.

BAŞKAN - Şimdi üçüncü dakikamız.

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) - Canım, yedi sekiz dakika konuşan da oldu Sayın Başkan. Ben bir soru soruyorum.

BAŞKAN - Efendim, adaletle muamele etmek için…

MUSTAFA HÜSNÜ BOZKURT (Konya) - Bir de bu ordunun yeni yapısının nasıl yorumluyorsunuz? 7 ayrı birime bağlanan bir ordudan söz ediyoruz -siz Genelkurmay Başkanlığı yaptınız- yani, Genelkurmayı Cumhurbaşkanına, Yüksek Askerî Şurası Başbakana, kuvvet komutanları Millî Savunma Bakanlığına, yargısı Adalet Bakanlığına, okulları Millî Eğitim Bakanlığına, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenliği İçişleri Bakanlığına, hastaneleri Sağlık Bakanlığına. Böyle bir ordu örneği dünyada var mı?

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Koşaner, buyurun.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - Efendim, bu yapılan hareket “darbe” tanımına tabii ki planlama bakımından da -konuştuğunuz gibi- kesinlikle uymuyor diye düşünüyorum, benim kanaatim.

“Neden başarısız oldu?” Bir şeyi söylemek isterim yalnız: Şimdi, bu yüzde 80, yüzde 60, vesaire, bir şeyler söyleniyor ama şu anda… Tabii, kırk yıllık, bir kurumun içinde olursanız, siz de takdir edersiniz, pek çok kişiyi tanıyoruz yani, generalinden, hele yüksek rütbeden hepsini yakinen tanıyoruz.

Şu anda gözaltında veya tutuklu veya ihraç edilmiş olanlardan önemli bir bölümünün aklanacağını zannediyorum, zannediyorum, bilmiyorum ama tanıdığımız için bu kişiden böyle bir şey beklenemez kanaatindeyim, yine dilimizi ısırarak bunu söylememiz lazım. Onun için, bu yüzde 80’ler, 90’lar filan biraz fazla. Çünkü gazetede de işte “Silahlı Kuvvetlerin yüzde 1,5’u katıldı.” falan gibi bir şeyler de çıktı. Onun için ona biraz kaydıihtiyatla bakmak lazım. Onun için başarısız olamazlar… Çünkü Silahlı Kuvvetlerinin tümü tarafından desteklenen… En mühimi, halkın desteğini sağlayamayan bir olay olmaz işte, bu kadar olur.

Yeni yapı tamamen kanaatimizce yanlıştır. Askerlikte büyük bir prensip vardır, böyle, çok önemli: “Emir-komuta birliği.” derler. Bunu bozduğunuz anda sonunuz felakettir, yani benim kanaatim öyle. Ama “Bu yeni yapılanma emir-komuta birliğini sağlıyor mu?” derseniz, belki “Sağlıyor.” Diye savunulursa mesele yoktur ama bence sağlamıyordur, onun için bu prensibi ihmal etmemek lazım diye düşünüyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Sağ olun.

BAŞKAN - Sayın Hürriyet…

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Koşaner, hoş geldiniz.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER - Buyurun efendim.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - İki sorum olacak.

O dönemde Silivri’de tutuklu bulunan İlker Başbuğ’u ziyaret ettiniz. O ziyaretinizde Sayın Başbuğ’la bu FETÖ yapılanmasıyla ilgili konuşmalarınız oldu mu? Onları bizimle paylaşır mısınız? Çünkü daha sonrasında tanık olarak dinlenmemeniz üzerine de bir tepkiniz olmuştu aynı zamanda, “Gerçekleri anlatmak istiyorduk.” demiştiniz, onunla ilgili merak ediyorum.

Bir de, tam Başbuğ’dan görevi devralmaya hazırlanırken Sayın Abdullah Gül’ün de katıldığı bir törende komandoların profesyonelleştirilmesi ve tek tip, eşit şartlarda askerlik sistemine geçilmesi gerektiğini söylediniz. Aynı zamanda polislerin askerlik yapmamasıyla ilgili haberlere de bazı tepkileriniz olmuştu. Ondan kısa bir süre sonra da bu sizinle alakalı ses kayıtları gündeme geldi konuşmalarınızla ilgili. Bunlarla ilgili bir bağlantı, bir kumpas ya da size dönük bir şey, bir bağlantı kuruyor musunuz arada, yorumunuzu merak ediyorum. Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Koşaner…

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Sayın Komutanımız İlker Başbuğ’la FETÖ konusunda filan konuşmamız mümkün değil, zaten çok kısa sürede camın arkasından –malum- konuştukları için hatır sormadan ileriye bir şey cezaevinde konuşmadık.

Diğer ikinci sorunuzu tam anladığımı söyleyemem, belki kaçırdım biraz şeyini.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Tek tip askerlikten o dönem bahsettiniz.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Tek tip askerlik taraftarıyım, hâlen de onun taraftarıyım.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Polislerin askerlik yapmasıyla ilgili de bu konuda fikir beyan ettiğiniz dönemlerden kısa bir süre sonra sizinle ilgili bu ses kaydı gündeme geldi.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Ses kaydı, biraz evvel bahsettiğim gibi, tamamen başka bir olayın yani iç güvenlik…

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Bununla bağlantısı var mıdır?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hiçbir bağlantısı yok efendim, hiçbir bağlantısı yok. Onu maalesef basın da biraz yanlış yorumladı, abarttı, işte mahkemeye gidildi, mahkeme zaten karar verdi, öyle bir olay oldu.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun.

ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Sayın Koşaner, hoş geldiniz. Verdiğiniz bilgiler için de teşekkür ederim. Ayrıca, geçmiş emekleriniz için de teşekkür etmek istiyorum ve hukuksuzluğa karşı direnişiniz nedeniyle de sizi izninizle kutlamak istiyorum.

Benim sormak istediğim iki konu var. Biraz önce Hüsnü arkadaşımızın sorduğu sorularla da belki örtüşebilecek bir konu. Şimdi, kanun hükmündeki kararnamelerle aslında bir askerî eylem niteliği taşıyan ve çok sayıda askerin yargılanmasını gerektirecek olan yargılanmalar sivil mahkemelerde gerçekleştirilecek. Oysa gözaltında ve tutuklulukta bulunan, tutuklu olan çok sayıda askerî öğrenciler var. Bu emir komuta olgusu ve bir öğrencinin verilecek emre karşı kanunsuz bir emir olup olmadığını ayırt edip edemeyeceği ya da koşulların ast üst ilişkisinin ne olduğu konusunda en iyi takdir edebilecek olan askerî yargıçlar olduğu inancındayım. Bunun bir sorun yaratacağı, bir hukuksuzluğa neden olabileceği gibi bir düşünceniz var mı? Birinci sorum bu.

İkincisi, eğer yanlış anlamışsam bu yarım kalmış olan darbenin bir askerî darbe niteliği de taşımadığı, bu özellikleri göstermediği, ayrıca, bunun henüz aydınlanmadığı gibi bir ifadede de bulundunuz. Evet, bu bir Fetullah’ın katkı sunduğu bir darbe ama bunun arkasında acaba başka güçler de var mı, yok mu, askerî deneyimlerinizle bu konuda bir kaygıya sahip misiniz?

Bunlara yanıt verirseniz memnun olurum. Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Koşaner, buyurun.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Efendim, öğrenciler var, erler var tutuklu, buyurduğunuz gibi, alınan emrin sonu neye varacak bilemeyecek insanlar vesaire. Şimdi, askerî yargıçlar olmadığı için devrede bazı şeylerin yorumlanması -okuyoruz, takip ediyoruz iddianameleri vesaireleri- sivil savcılar tarafından çok çok yanlış değerlendirilip yorumlanıyor, ben çok örnek veririm, şimdi, zamanınızı almayayım yani birkaç başımıza gelen olaylar da var. Yani o kadar komik şeyler söyleniyor ki, bir tane söyleyeceğim müsaade ederseniz: Olay olduğu zaman birlik komutanı evinde koşarak kıyafetini giyiniyor birliğine koşuyor.

Çıkmayın durun… Savcı soruyor: “Neden giyindin de geldin?” “Ya, birliğe geliyorum." diyor. “Hayır, sen darbe yapmaya geldin." diyor. İşte buyurun. Hâlbuki asker birliğine elbisesiyle gelir. Bunu sivil savcı anlayamaz efendim ve böyle sorular sorar. Onun için, dediğinize tamamen katılıyorum, sıkıntı olacağı belli. Keşke olmasaydı ama en azından bir iş birliği yapılabilir mi askerî hâkim ve savcıyla. Daha evvel de biz bunun yolunu açmaya çalıştık, ya, bir bunlara da danışın filan ama öyle bir şey olmuyor tabii, şeyde.

Son sorunuzu herhâlde kaçırdım.

ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Dış bir destek var mı? Böyle bir kaygı saptıyor musunuz?

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Bilmiyorum, kesin bir bilgim yok, onu söyleyemem, müsaade ederseniz, cevap vermem.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aykut Bey, bir katkınız mı olacak?

Buyurun.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Komutanım, bu 27 Nisan bildirisi sırasında Jandarma Genel Komutanıydınız. Bu bildiri kararı kuvvet komutanlarıyla birlikte mi alındı? Genelkurmay…

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hayır.

Tamamen Genelkurmay Başkanımızın kendisi tarafından gece geç saatte yazdı, biz de televizyondan duyduk.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yani kuvvet komutanlarının bundan haberi yoktu, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın kendi kararıydı.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Zaten kendisi söylediler, biliyorsunuz. Açık açık söyledi kendisi.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Daha sonra kendisi gelmediği için soramadık çünkü bu 27 Nisan bildirisi döndürülüp bir siyasal kaldıraç olarak kullanılıp seçime gidildi. Yani bunun için hani kuvvet komutanlarının bir bilgisi olmadı…

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hayır, kimsenin haberi olmadı.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Aynı isimde Genelkurmay Başkanı daha sonra Dolmabahçe’de yapılan görüşmede mezara gidecek sırlar olarak bir karşılıklı görüşme olduğu ve aynı Genelkurmay Baş kanına da daha sonra 1 milyon liralık makam arabası alınıp emekli edildiği bilgisi…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – “27 Nisan darbe değildi." diyor herhâlde. 

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – …ve 27 Nisan bildirisinin bu ülkedeki siyasetin dizayn edilmesindeki en önemli şey olduğu için, en önemli belgelerden biri, en önemli siyasi kaldıraçlardan biri olduğu için siz o dönem Jandarma Genel Komutanıydınız, bu soru önemli, kuvvet komutanlarının haberi olmadığını, Genelkurmay Başkanının tek başına gece yayınladığını, aynı Genelkurmay Başkanının Dolmabahçe görüşmesini yaptığını dönemin Başbakanıyla. Bu görüşmenin açıklanmadığını ve dönemin Başbakanının “O sırlar benimle birlikte mezara gidecek.” dediğini ve aynı Genelkurmay Başkanının da 1 milyon liralık araba alıp Türk Silahlı Kuvvetleri böyle bir sürü şeye tabi tutulurken İlker Başbuğ durup dururken, kendisini hiçbir şeye karıştırmadan mutlu bir emekliliğe sevk edildiğinin kayıtlara geçmesini istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Yalnız, özür dilerim, Sayın Yaşar Büyükanıt Paşa’ya daha önceki Darbeleri Araştırma Komisyonu üyeleri olarak İstanbul’da bunlar soruldu, kendisi cevaplarını verdi. Arkadaşlarımız o tutanaklardan okuyabilirler.

BAŞKAN – Aytun Bey, buyurun.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Tutanaklara geçmesi için söylüyorum: Zamanın Başbakanı 27 Nisan bildirisinin darbe ve muhtıra olmadığını teyit etti.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Darbedir o darbe, açık bir darbe.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Onu siz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la konuşun, ben bilmem. Kendi aranızda çözersiniz. Şimdi, ben Ravza Hanım’ın söylediğini inançlarım açısından çok önemli görüyorum ve Türk toplumunun değerleri açısından da çok önemli görüyorum çünkü laik bir rejimde ne olursa olsun bu toplumu birleştiren inançlar var, dinî inançlar var, birçok şey var. Bunlardan bir tanesi de dinimiz.

BAŞKAN – Darbeyi de önlemede ezanlarla halk sokaklara döküldü.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Bu iddianızı önemsediğimden Başkanlıktan talebim şu, ricam: eski Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili asker olarak görevini yaparken bahsettiğiniz bu olayı Milliyetçi Hareket Partisi eski Milletvekili Engin Alan’ın yaptığını, bunun kendisinden yazıyla sorulmasını…

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Milliyetçi Hareket Partisi…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Ya, bir şey demiyorum ama sonra…

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili değildi o zaman.

BAŞKAN – Değil tabii.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Şöyle düzelteyim, hayır düzelteyim.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Orduevlerine oğlunun yanına gidemeyen anneler vardı.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – İzin verirseniz, bir dakika arkadaşlar, MHP’li arkadaşımız var, size ne oluyor ya? MHP’li arkadaşımız var, cevap verir o.

BAŞKAN – Hayır, yanlış anlaşılmasın diye Ravza Hanım söyledi.

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Hayır yani çok özel bir şeymiş gibi anlatıyor da.

BAŞKAN – Aytun Bey bitirsin efendim.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – İzin verirseniz, o zaman şöyle düzeltiyorum: Eski General ve eski Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Engin Alan’a bu işin yazılı olarak sorulmasını Türk milletinin vicdanı açısından aydınlanmasını önemli görüyorum. Hepimizin de vicdanı ve inançları açısından Sayın Başkanlıktan talebim budur. Tutanaklara geçsin. Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum efendim.

Sayın Koşaner…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Ben de kısa bir şey söyleyebilir miyim, açıklığa kavuşsun diye efendim.

BAŞKAN – Peki.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Efendim, kusura bakmayın. Efendim, bu Dolmabahçe’deki görüşmeden sonra Yaşar Büyükanıt’la mutlaka karşılaştınız komutan olarak.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Gayet tabii.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Yani sordunuz mu acaba yani “Ne konuştunuz Başbakanla?”

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Hayır, sorulmaz. Bizde öyle adet yok. Sorulmaz. O da söylemez.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Efendim, şöyle yani, niye sorulmasın? Yani siz komutansınız, o da komutan.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Ast üste sormaz efendim. Zaten sormaya gerek de yok. Bir şey gerekse o bize zaten söylerdi.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Koşaner, davetimize icabet ettiniz, bilgilendirdiniz, sorulara cevap verdiniz, kendi yaşadıklarınız ve görüşlerinize göre. 

Komisyonumuz adına çok teşekkür ediyoruz efendim. Biz diğer konuğumuzu almak üzere sizi teşekkürle uğurluyoruz.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI SEBAHATTİN IŞIK KOŞANER – Sağ olun. Komisyonumuza başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Sağ olun efendim. 

Devam Edecek

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 5210 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile