All for Joomla All for Webmasters
Salı, 23 Haziran 2015 00:02

Bir görev tazminatı hikâyesi… ama ne hikâye…

Öğeyi Oyla
(4 oy)

Aslında bu hikaye uzunca bir hikaye... Biz özetini çıkarmaya çalıştık. Çıkardığımız özeti okuduktan sonra; ister gülümseyin, isterseniz de ağıt yakın.

Hikâyenin özeti şöyle;

ESAS NO: 2003/494

KARAR NO: 2006/3358

DAVACI: Karayollarından Bir Kamu Avukatı

DAVALI: Başbakanlık Ankara

1. Danıştay On birinci Dairesi 03.03.2003 Günü; 2002/1645 Esas ve 2003/1046 no.lu kararlarında temyiz istemini değerlendirdikten sonra, bu istemi reddediyor.

2. Danıştay Tetkik Hâkimi ise temyiz başvurusunun kabulünü ve Onbirinci Dairenin kararının bozulmasının uygun olacağını düşünüyor ve Danıştay İdari Davalar Dairesi kararını veriyor. 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü:

Karayolları Kamu Avukatı Davayı; 14.3.2002 günlü, 24695 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan bir kısım kamu görevlilerine Görev Tazminatı ödenmesine ilişkin 10.1.2002 günlü, 2002/3546 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının (yazıda bundan sonraki geçtiği yerlerde “BKK” olarak kullanılacaktır.); 1.,8. ve 9. maddelerinin iptali istemiyle açmıştır.

Onbirinci Daire bir çok gerekçe sayarak 8 ve 9’ncu maddelerini Görev Tazminatı kapsamında görmeyerek bu maddelerle ilgili temyiz başvurusunu reddediyor. Anılan BKK'nın 1 nci maddesini ise “görev tazminatının öncelikle makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olanlara ödeneceğinin öngörüldüğü ve bu personel arasında da bu tazminattan yararlanma yönünden bir ayırım yapılmadığı” gerekçesiyle bu madde için yapılan temyiz başvurusunu da reddediyor.

Davacı Karayolları Avukatı, bu kararı temyiz etmekte ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesinde görev tazminatının kimlere verileceğinin açıkça düzenlendiği, Bakanlar Kuruluna öncelik belirleme ve bir gruba ödeme yapmama yetkisinin tanınmadığı iddialarıyla bozulmasını istemektedir.

Danıştay İdari Davalar Dairesi Danıştay Onbirinci Dairenin bu kararının BKK’nın 8 ve 9’uncu maddelerinin iptal gerekçesini haklı buluyor ve ona katılıyor. Ama dananın kuyruğu o BKK’nın 1 nci maddesinde kopuyor.

4639 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun; “memurlar ve diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği artırmak ve kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini temin etmek amacıyla bunların mali ve sosyal hakları arasındaki adaletsizlikleri gidermek üzere Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmiştir” denilmesine rağmen , 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinin (C) bendinde, "(A) bendi kapsamına giren ve temsil tazminatı almayan personelden; 

1-.7000 'den daha düşük göstergeler üzerinden makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olanlara, 15000 gösterge rakamını geçmemek üzere Bakanlar kurulunca tespit edilecek gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödenir. 

GÖREV TAZMİNATI, BU MADDEYE GİRENLERİN TAMAMINA ÖDENMİŞTİR

2-Yukarıda sayılanlar dışında kalanlardan en az beş hizmet yılını dolduranlara, hizmet sınıfı ve yılları, tabi oldukları personel kanunları, kariyerleri, kamu görevlerine giriş dereceleri ve öğrenim durumları birlikte veya ayrı ayrı dikkate alınmak suretiyle ve 10.000 gösterge rakamını geçmemek üzere Bakanlar Kurulunca tespit edilecek gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödenir. 

BU MADDEYE GİRENLERE İSE GÖREV TAZMİNATI ÖDENMEMİŞTİR. 

Asubaylar da bu madde kapsamına girmektedir. İşin İçinden çıkamayan hükümet bu BKK maddesini yanılmıyorsam 2006 Şubat ayında yürürlükten kaldırıvermiş ve meseleyi kökünden halletmiştir.

Yukarıda yer verilen 631 sayılı K.H.K.’nin 18. maddesinde, Bakanlar Kuruluna bu Kanun Hükmünde Kararname ile verilen yetkilerin kullanılması sırasında, bu amaç için öngörülmüş ek mali imkanların aşılamayacağı hükmü yer almıştır. 

Dosyanın incelenmesinden, Karayolları Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinde 657 sayılı Yasaya tabi avukat olarak çalışan ve 1. derecenin 2. kademesinde bulunan davacı tarafından, 4639 sayılı Yetki Kanunu tüm kamu çalışanlarını kapsadığı halde dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında kamu avukatlarına yer verilmediği iddiasıyla bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. (Emekli asubaylar da bu avukatın bulunduğu kategoriye girmektedir.)

4639 sayılı yasa ile öngörülen kriterler göz önünde bulundurularak, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları arasındaki adaletsizliklerin giderilmesi amacıyla çıkarılmıştır.

Bu yasa ile verilen yetkiye dayanılarak çıkarılan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesinde de Yasa'nın amacı çerçevesinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesinin (A) bendi kapsamına giren, yani aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa göre almakta olan ve temsil tazminatı almayan personelden, 7000'den düşük göstergeler üzerinden makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olanlara ve bunlar dışında kalıp da en az beş yıl hizmet yılını dolduran diğer personele, öngörülen kriterlere göre belirlenen gösterge rakamını geçmemek üzere görev tazminatı ödeneceği belirtilmiştir.

Burada çeşitli kanun ve maddeler sayılarak ve son cümle gerekçelendirilerek şöyle denilmektedir; “ ….öngörülen kriterler dikkate alınarak tavan gösterge rakamını aşmayacak surette farklı gösterge rakamları belirlemekle sınırlı olup, hangi personele ödeme yapılacağı konusunda bir yetki verilmemiş olması nedeniyle, Bakanlar Kurulunca 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesi kapsamında bulunan personelden bir kısmına görev tazminatı ÖDENMEMESİ sonucunu doğuran bir düzenleme yapılmasına olanak BULUNMAMAKTADIR.

Olayda ise, “……… personelden sadece 7000'den düşük göstergeler üzerinden makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolarda bulunanlara görev tazminatı ödenmesi yolunda düzenleme yapılmış, bunlar dışında kalan ve en az beş hizmet yılını dolduran personel ise 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye aykırı olarak kapsam dışında bırakılmış olması nedeniyle, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesinde yer alan amir hükme aykırı biçimde tesis edilen eksik düzenlemede HUKUKA UYARLI GÖRÜLMEMİŞTİR.

Davalı idare tarafından; “631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 18.madde hükmü uyarınca bu ödenti için bütçe olanaklarının zorlanamayacağı, ayrılan kaynağın aşılmasının mümkün olmadığı öne sürülmekte ve ödemelerin beş yıllık sürede uygulanan ekonomik program ve bütçe olanakları elverdiği ölçüde diğer kamu çalışanlarını da kapsayacak şekilde yaygınlaştırılacağı belirtilmekte ise de; dava konusu Bakanlar Kurulu Kararından sonra bugüne kadar bu yolda bir düzenleme yapılmadığı gibi, bütçe olanaklarının kısıtlı olmasının, görev tazminatı ödenmesi öngörülen personel arasında bir ayırıma gidilmesini gerektirmemesi karşısında, ayrılan kaynağın görev tazminatı ödenmesi öngörülen bütün personeli kapsayacak şekilde ve mümkün olduğunca adaletli paylaştırılmasının sağlanarak dağıtılması gerektiğinden bu iddiaya itibar edilmesi olanağı bulunmamaktadır."

Kaldı ki, 4639 sayılı yasa ile memurlar ve diğer kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları arasındaki adaletsizliklerin giderilmesi amacıyla düzenleme yapılması ilkesi benimsenmiş bulunduğundan, yasanın amacına aykırı olarak, personel arasındaki adaletsizliğin daha da artmasına yol açacak bir düzenleme yapılamayacağı da açıktır.

Bu durumda; “631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesi kapsamında bulunan bir kısım personele görev tazminatı ödenmemesi öngörülmek suretiyle eksik düzenlemeye yönelik dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının 1. maddesinin iptali gerekmektedir.”

Ancak bu durum Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca görev tazminatı almakta olan diğer personelin aleyhine bir sonuç doğurmamakla birlikte, yapılacak olan yeni bir düzenlemeyle ayırım yapılmaksızın kapsamda bulunan tüm personeli kapsayacak şekilde 4639 sayılı Yetki Kanunu ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde değerlendirme yapılmak suretiyle adaletli bir paylaşım usulünün belirlenmesini gerektirmektedir.

Açıklanan nedenlerle, temyize konu Danıştay Onbirinci Dairesinin 3.3.2003 günlü, E:2002/1645, K:2003/1046 sayılı kararının dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının 8. ve 9. maddesine yönelik bölümünün ONANMASINA, oybirliği ile, Bakanlar Kurulu Kararının 1. maddesine yönelik bölümünün ise BOZULMASINA, oy çokluğu ile 28.12.2006 günü karar verildi.

---0---

Hikaye burada bitiyor gibi gözüküyor. Ama bu hikaye burada bitmez, bitmemeli. Memlekette bir kanun ya da KHK çıkarılıyor. Bir miktar da bütçe ayrılıyor. Ve kanun koyucu diyor ki; “bu bütçeyi falancalarla falancalar arasında pay edeceksin.” Ama kanunların uygulayıcıları; “hayır” diyor. “Ben bu bütçeyi istediğime dağıtırım, istediğime dağıtmam. Eğer her isteyene dağıtacak olursam devlet iflas eder” diyor.

Yeryüzünde ve bizim ülkemizde adaleti ve hakkı dağıtmak üzere yetkilendirilen hakimler de çıkıyorlar diyorlar ki; “hayır ayrılan bu bütçe şunlara ve şunlara dağıtılacaktır. Biz ayrılan bütçenin hak eden herkese dağıtılmasını istiyoruz. Siz ise belli bir yükseklikte olan makamlara dağıtıyorsunuz ve sonra da çıkıp biz alttakilere de dağıtırsak bütçe sarsılır” diyorsunuz. "Oysa şöyle dağıtırsanız bütçe sarsılmaz" diyor. 

Danıştay İdari Davalar Dairesi Hakimleri mealen; “ayrılan bütçeyi herkese dağıtırsanız bütçe sarsılmaz. Çünkü siz ayrılan bütçeyi yukarıdakilere dağıttınız, aynı bütçeyi hem yukarıdakilere, hem de aşağıdakilere dağıtsanız yine aynı miktar bütçeyi dağıtmış olursunuz. Bu da devlete ek bir yük getirmez” diyor.

Hikayemiz burada bitti. Gerçi masalların bitiminde söylenir ama biz burada da söylemiş olalım. 

“Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine!”

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 6175 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile