All for Joomla All for Webmasters
Cumartesi, 03 Eylül 2016 22:59

Camiamız daha iyisine layıktır ve...

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

İşte bu şartlarda görevimde ilk on bir yılımı doldurup yolu yarıladığımda, şahsıma özel bir sarı zarf düştü önüme. Açtım ve bana bir çağrıda bulunduklarını gördüm.“Gel seni sınav yapalım, başarırsan da subay yapalım” diyordu sarı zarfın gönderen makamı... Ama bana sınav sorularını ve cevaplarını veren olmamıştı tabi! O zamanki amirim bana; “bu sınava katılacaksın!” diye emir vermişti. Ben de o emrin hilafına; “hayır katılmayacağım” demiştim. O da bana dönüp; “katılmayacaksın madem sürün o zaman!” diyerek tepki vermişti. Anlayacağınız “assubaylık” denilen mesleğin “sürünme mesleği” olduğunu kendi ağzıyla teyit etmişti o da. Bir gerçeği dile getirmişti tabi...

Değerli Meslektaşlarım.

1959 yılının şubat ayında anam bir su başında çamaşır yıkarken sancılanmış benim için. 

Doktorsuz, ebesiz, elektriksiz, susuz, yolsuz, telefonsuz, okulsuz, parasız, pulsuz, çulsuz velhasıl bu kadar hatta daha fazlasının bir arada olduğu olumsuzlukların içine doğmuşum. Tıpkı tüm Anadolu’da o yıllarda doğanlar gibi...

Aklım, şöyle dünyaya ermeye başladığı yıllarda; “falancanın çocuğu ölmüş”, “filancanın gelini ölü doğum yapmış”, “falancanın torunu havale geçirdiği için kurtarılamamış” v.s haberleriyle çocukluk yıllarım, “ölümün sıradan bir olay olduğunu” kanıksayarak tabi ki korku içinde gelip geçti.

Demem o ki; çocuk  ölümlerinin  çok fazla olduğu o dönemlerde, hasbelkader hayatta kalabilen şanslı mı desem, şansız mı desem kişilerden biriyim.

“Keşke, o zamanlar ölüp gitsem de dünyanın şu acımasızlıklarını görmeseydim” dedğim zamanlar da olmuştur, Allah affetsin...

Sonraki yıllarda köyde açılan ilkokul ve beş sınıfın bir arada öğrenim gördüğü eğitim öğretim yıllarım başladı... 

Atatürk’ü, Bayrağı, Vatanı, Milleti, Devleti, tarihi, matematiği, edebiyatı, coğrafyayı, müziği, resimi, dini, ahlakı, siyaseti öğrenmeye başlamamla birlikte başka dünyaların da varlığını, düğmesini çevirince içinden birilerinin sesinin yankılandığı küçük kara kutuların yani radyoların da yardımıyla öğrenmeye başladığım yıllarım...

İlk okul sonu Devlet Parasız Yatılı sınavlarından sonra altı yıl sürecek, anadan, gardaştan, yardan ayrı Öğretmen Okulundaki gurbet yıllarım.

Öğretmen Okulunda yedi sene okuyup öğretmen olacak ve Anadolu’nun en ücra yerlerinde kendi geçmişimi yaşayan; doktorsuz, ebesiz, elektriksiz, susuz, yolsuz, telefonsuz, okulsuz, parasız, pulsuz, çulsuz velhasıl hep bu olumsuzlukların içine doğmuş olan çocuklara; Ataürk’ü, vatanı, bayrağı, milleti, devleti, tarihi, matematiği, edebiyatı, coğrafyayı, müziği, resimi, dini, siyaseti öğretecektim.

Ne var ki dünyaya gelirken bile seçme şansımızın olmadığı gibi, dünyaya geldikten sonra da şartların çok önemli bir bölümü senin yön vereceğin olgular olmuyor maalesef... Güya beni sınavlarla kazandığım Devlet parasız Yatılı okuluna öğretmen yapmak üzere alan devletim, zamanın bir yerinde, elinin tersiyle savadıma öyle bir okkalı tokat indiriverdi ki, öğretmen olmak üzere çıktığım gurbet yollarında takla ata ata kendimi İzmir’in uç bir noktasında, Assubay yetiştiren bir okulunda buluverdim. 

Tıpkı şimdi assubay çıkmasına, teğmen olmasına ramak kalan askeri okul öğrencilerinin akıbeti yani.... 

Yani 1974 ile 2016’nın çok da bir farkı yok geldiğimiz nokta itibariyle... 2016’da “bilmem neci olacak hepsi” diyerek hakları gasp edilen askeri öğreclerin akıbetine, 1974 yılında yine aynı “bilmem neci olacak” bunlar” diyerek Öğretmenlik hakları ellerinden alınanlar uğramışlardı. Ben de onlardan sadece bir tanesiydim.

Halbu ki; Assubayın ne olduğundan, ne iş yaptığından, nasıl olduğundan, başlangıç derecesinden, tazminatından, intibakından, mecburi hizmetinden, denge tazminatından, makamından, emrinden, rütbesinden, iç  hizmetinden, askeri cezasından, personel kanunundan, displininden, hiyerarşisinden, kayıtsız ve şartsız amirine iteatinden, çetesinden, fetösünden vel hasılı kelam “a”’sından “z”’sine kadar her şeyinden habresizdim.

Tıpkı Anadolu’nun, doktorsuz, ebesiz, elektriksiz, susuz, yolsuz, telefonsuz, okulsuz, parasız, pulsuz, çulsuz velhasılı hep olumsuz imkanların içine doğmuş olan diğer çocuklar gibi...

Değerli meslektaşlarım, sonrasını biliyorsunuz.

İnsana her şeyi öğretiyorlar. Onlar öğretiyorlar, öğrettiklerini beyninize öyle bir sokuyorlar ki;  sizi bir robot yapıyorlar ve onlar kumanda ediyor siz de onlara “iteat ediyorsunuz.” Böylesi insanlar yetiştirmek gayeleri... Kendisine iteatkar robotlar yetiştiren, memleketi, milleti, devleti sadece kendi çiftliği sanan, her dönemde devletin nizamına, intizamına ayar verme sevdalısı askerli sivilli bir alayı güç odağı... Bunda bizlerin ne katkısı var, ne de kabahati...

İşte bu şartlarda görevimde ilk on bir yılımı doldurup yolu yarıladığımda, şahsıma özel bir sarı zarf düştü önüme. Açtım ve bana bir çağrıda bulunduklarını gördüm.“Gel seni sınav yapalım, başarırsan da subay yapalım” diyordu sarı zarfın gönderen makamı... Ama bana sınav sorularını ve cevaplarını veren olmamıştı tabi! O zamanki amirim bana; “bu sınava katılacaksın!” diye emir vermişti. Ben de o emrin hilafına; “hayır katılmayacağım” demiştim. O da bana dönüp; “katılmayacaksın madem sürün o zaman!” diyerek tepki vermişti. Anlayacağınız “assubaylık” denilen mesleğin “sürünme mesleği” olduğunu kendi ağzıyla teyit etmişti o da. Bir gerçeği dile getirmişti tabi...

Değerli Meslektaşlarım 24 yıl süreyle “sürünerek” ifa ettiğim ve ifa etmekten de onur duyduğum mesleğimden 2005 yılında emekli oldum.

Tam dört yıl emekli emekli gezdim.

Bana; “TEMAD denilen bir yer var git oraya üye ol” diyordu bazı arkadaşlarım. Ben de daha önce bir kaç kez gidip de son sürat geri kaçtığım o mekana üye olmaktansa, olmamayı tercih ediyor ve o arkadaşlarımın taleplerini reddediyordum her defasında...

Sonunda yanlış yaptığımı anladım ve 2009 yılında gidip gönüllü olarak üye oldum Konya TEMAD’a.

O gün bugündür gerek bir üye olarak, gerekse, yönetim kurulu üyesi olarak ve gerekse de bir şube başkanı olarak, diğer bir çok arkadaşımla birlikte camiama hizmet etmeye çalışıyorum. 

Bizler profesyonel yöneticiler değiliz elbette...

Dedim ya, emirlerle, robotlaştırlmaya çalışılarak görev yaptırılmaya çalışılan ve bu mesleğin görev alanlarınının sınırlarını çizenler tarafından iki kapalı parantez arasına alınmış (neyse ki 15 Temmuz'la birlikte parantezler açılmış görünüyor, inşallah daha da açılır)  ve hiç bir şekilde hareket alanı bırakılmadan hem bedeninden hem zihninden hem de diğer bütün uzuvlarından faydalanmış ve posası çıkarılarak emekli olmak zorunda bırakılmış bir mesleğin ve birilerinin gözünde, belki de haklı olarak düşüncelerine de yansıyan bir gerçeklikle, “sürünerek” görev yapan fertleriyiz. 

“İşte bu yüzden profesyonel yöneticiler değiliz” dedim. Ama bizler; yüreğimizle, bedenimizle, alın terimizle, emeğimizle, zekamızla ve amatör ruhla, hiç bir parasal menfaat düşünmeden, evlerimizin, eşlerimizin, çocuklarımızın rızklarından da çalarak, aslında bir “deli”nin yapacağı işleri yapmaya çalışıyoruz.

Evet bizler “delileriz” aslında. 

Şahsım ve beraber çalıştığım diğer bütün arkadaşlarım, zerrece bir  maddi menfaat beklemeksizin canla başla hizmete devam ediyoruz.

Camiamıza en layık olanı, en müstesna mekanları, en kaliteli olanı kazandırmaya çalışıyoruz.

TEMAD Konya yöneticisi olduğum için elbette kendi şubem ile ilgili cümleler kurmak zorundayım. Biliyorum ki; diğer bütün şubelerimizin yönetimleri de aynı öz veri ile çalışmaktadırlar. Bunun bilincinde olarak da kuracağım cümlelerimi.

TEMAD Konya 2011 yılı öncesinde;  üyelerine, onlara  layık olmayan şartlarda hizmet veriyor iken, 2011 yılında, aylık masrafı sadece aidatlarla temin edilemeyecek nezih bir ortama taşıdı şubesini... Hala da orada faaliyetlerini sürdürüyor. Bu imkanı bizlere hazırlayan 2011 yılından bu yana görev yapmış  tüm başkan ve yöneticilere müteşekkiriz. 

2011 öncesinde görev yapanlara da ayrıca saygılarımızı sunuyoruz.

Şu an nezih bir yerimiz var ama burasının belli bir zaman diliminden sonra masraflarını karşılamak asla mümkün olmayacak ve 2011 öncesi nahoşluklara dönme riski her zaman var olacaktır. Bu gerçeklik de bizleri, assubayların yükselen  imajlarının tekrar aşağılara düşme eğilimine girebileceği endişesine sevk etmektedir. Çünkü bu kadarcık aidatlarla sürekli yükselen kira ve gayrimenkul giderlerinin peşinden yetişmek asla mümkün değildir.

Biz bu riski ortadan kaldırmak için kesin bir çözüm önerisi üzerinde anlaştık ve yönetimimizle birlikte, tüm üyelermizin de katkı sağladığı bir toplantı ile, 12 Mart 2016 tarihinde “KENDİ YERİMİZİ ALMAYA” karar verdik.

Aslında bu karar, masallara konu olacak, gerçekleşmesi imkansız hikayelere malzeme olacak bir karardı. Ama bu hikayenin konusu içinde; aşk vardı, kararlılık vardı, heyecan vardı, çalışma azmi, sabır ve her şeyden önemlisi inanç vardı.

Biz TEMAD tarihinde bugüne kadar hiç denenmemiş bir sistemi deneyip, “assubayım” diyen ve bu vasfından gurur duyan herkese yönelik ve onları hem zahmete hem de külfete sokmayacak bir yönteme başvurduk.

Tam üç aydır bu hizmeti bize sağlayacak olan operatörlerle yazışıyoruz. Daha önceden, hem TEMAD Genel Merkezinden aldığımız yetki ve hem de Konya Valiliğinden aldığımız izin çerçevesinde hizmet sağlayan operatörlerle sözleşmelerimizi imzalayıp 02.09.2016 tarihinde yayınlamaya başladık. Bu çabamızın camiamız tarafından ödüllendirlmesini hem de çok minik bir katkı ile ödüllendirlmesini talep ediyoruz.

Kısa SMS Sistemini devreye soktuk.

Telefonlarımızdan “Mesaj Yaz” bölümüne TEMAD KONYA, telefon numarası bölümüne de 1423 yazıp GÖNDER tuşuna bastığımızda  sadece 5.00 (Beş) Türk Lirası maliyetle aslında kendi kendimize büyük bir iyilik yapmış olacağız. Alınacak bu yer Konya TEMAD’ın değil, tüm camiamızn yeri ve eseri olacaktır.

SMS konunda yandaki resmi incelemenizi tavsiye ediyorum.tarifeler

Değerli Meslektaşlarım. 

Bugün hasbelkader biz yönetiyoruz Konya TEMAD’ı. Önümüzdeki 2017 yılında muhtemelen Mayıs ayında yapılacak TEMAD Konya seçimlerine tüm arkadaşlarımızın ilgi göstermesini, aday olmalarını ve görev talep etmelerini tavsiye ediyorum.

Bu görevler çok zor görevlerdir. Bu görevleri yapmak için azim lazım, heyecan lazım, zaman lazım, şevk lazım. Ben bütün meslektaşlarımın, sağlıkları müsait olanların hepsinin bu vasıfları üzerlerinde bulundurduklarına inanıyorum. Buradan tüm üyelerime çağrıda bulunuyorum. Gelin bu ağır görevleri sadece birilerinin yapmasına müsaade etmeyin. El verin, bel verin, güç verin ve geldiğimiz noktayı geriye götürecek etkenlere asla müsaade etmeyin.  Yönetimlere aday olun. Bakın sizleri kiradan kurtaracak önemli bir hizmete daha imza atmış bulunmaktayız. Şu kadarın da söylemem lazım ki, bu dönemden sonraki dönemler, TEMAD Konya’yı yönetmek eskisine göre  yüzde yetmiş daha kolay olacaktır. “Ben bu kirayı nasıl ödeyeceğim?” diye akşamları başınızı yastığa koyduğunuzda hiç bir korkunuz olmadan mis gibi uykular uyuyacaksınız. 

O korku gecelerini bizler çok yaşadık hala da yaşamaktayız.

Bizler bu ülkede her türlü konfora ve güzelliğe, diğer bütün meslek erbabından daha fazla layıkız. Kimseye “ağam”, “paşam” demeden kendi göbeğimizi kendimizin kesmesi için de yeterince güce sahibiz. Hatta diğer bütün meslek erbabından çok daha fazlasına sahibiz. Bütün Türkiye bizim çalışmalarımıza hayran. “Bu assubaylar, Türkiye’de hak nasıl aranır, onu tüm aleme gösterdiler” diye bizlerin çalışmalarına övgüler düzmektedirler. Diğer meslek erbabı insanlar bizleri arayarak, özlük hakları konularında yardım talep etmektedirler. Bu meyanda; sesimizi daha gür çıkarabilmemizin tek şartı bir ve beraber olmaktan geçtiğini ifade etmem lazım.

Biz olmaz isek, Türk Silahlı Kuvvetlerinde hiç bir iş başarıyla sonuçlanamaz. 
Biz olmaz isek; uçaklar uçmaz, gemiler yüzmez, tanklar yürümez ve dağlarda eşkıyalar bitmez. 
Bizler, “vatan mevzubahis olunca, tüm isteklerimizden vazgeçen” bir anlayışın sahibiyiz.
Biz bu ülkeyi ölesiye severiz. 
Uzak tarihte buna şahittir, yakın tarihte buna şahittir.

Tüm meslektaşlarıma; çalışanına emeklisine, yaşlısına gencine, bayına bayanına saygılarımı, selamlarımı sunuyorum. Çünkü onlar saygı duyulası bir görevi ifa ediyorlar ya da ifa ederek emekli oldular.

 

Tayyar Yıldırım

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 4372 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile