All for Joomla All for Webmasters
Pazar, 31 Temmuz 2016 14:55

Nerede yetiştirdiğin değil, nasıl yetiştirdiğin önemli.

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)
Bugün itibariyle TSK’da bir devrim gerçekleşti ve köklü askeri okullar kapatıldı. Gerekçesini de biliyoruz.
 
Bu okullara benim gibi 13-14 yaşında girerek mesleğe uzun yıllarını vermiş, yaşadıkları hafızasında derin izler bırakmış meslektaşlarımın yorumlarından görüyorum ki bu duruma sevinenler olduğu kadar üzüntü duyanlar da mevcut. Bununla ilgili bir yorum yapmak yerine İnternette okuduğum bir yazıyı buraya aktarmak istedim.
 
Mukayese edilenler çok doğru kalıplarla birbirine uymasa da o zamanın şartlarında savaşta yetim kalan Ermeni çocuklarından büyük emeklerle vatanseverler yetiştiren bir eğitim anlayışından, bugün Askeri okulların kapatılması sürecine nasıl geldiğimizi, "askeri okullarda nasıl hain yetiştirilir?" sorusunu düşündürmesi açısından okunmaya değer buluyorum.
 
Yurdumuzu neredeyse bir örümcek ağı gibi saran bu hainlerin yıllardır yetiştiği başta İmam Hatip okulları olmak üzere, devletimizin diğer eğitim kurumları üzerinde de bir tasarrufu olup olmayacağını bekleyip göreceğiz.
 
* * *
Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır. - (M. Kemal Atatürk)
 
KAZIM KARABEKİR'İN KURDUĞU "GÜRBÜZ ÇOCUKLAR ORDUSU"
 
Kazım Karabekir doğuda bulunduğu sürece yalnız askeri ve siyasi alandaki eğitim sahasında da çok büyük hizmetler yapmıştır. Ermeni çetelerince katledilen ailelerin yetim yavrularına gerçek bir baba olmuş 4000 Erkek 2000 Kız evladı sefaletten kurtarmış ve Vatana faydalı meslek sahibi bireyler haline getirmiştir. Çocukların eğitiminin yanı sıra halkın eğitimi ile de uğraşmıştır. Erzurum ve Sarıkamış’ta okullar kurmuştur.
 
Kazım Karabekir'in kızı Timsal Karabekir
 
Kurtuluş Savaşı'nın kahraman komutanlarından, Eski TBMM Başkanı Kazım Karabekir'in kızı Timsal Karabekir, en büyük arzusunun 2002 yılında babasının adına kurulan vakfın çatısı altında, “Onlar benim ağabeylerim ve ablalarım” dediği, 4000 erkek ve 2000 kızdan oluşan Gürbüz Çocuklar Ordusu üyelerinin çocuklarını ve torunlarını bir araya getirmek olduğunu söyledi.
 resim 05 cocuklar

(1923 -KULELİ)

Babası Kazım Karabekir'in daha çok askeri ve siyasi kişiliğiyle tanındığını, fakat en az bunlar kadar önemli olan çocuklara hizmetlerinin çok fazla bilinmediğini ifade eden Timsal Karabekir yaptığı açıklamada şunları söyledi:
 
“Kurtuluş Savaşı yıllarında, Erzurum ve çevresinden toplanan yetim çocuklarla Gürbüz Çocuklar Ordusu'nun kurulması ve Sarıkamış'ta bir çocuk kasabası oluşturulması, babamın en önemli hizmetlerindendi. Zaten kendisi de 'hayatımda bana zevk veren hayli başarılarım vardır. En zevklisi, binlerce bakımsız çocuğun hayat ve geleceğini kurtarmak olmuştur' sözüyle, bu konuya yaklaşımını ortaya koymuştur. Babam, çocukların asla bakımsız kalmaması gerektiğini, aksi takdirde girdikleri sosyal ortamlarda seviyenin düşmesine yol açacaklarını söylerdi.
 resim 03 cocuklar
Bizler de onun, Kurtuluş Savaşı'nın zorlu koşullarında binlerce çocuğa sahip çıkarak yaptığı Vatan hizmetini, kendisinin adına, 2002 yılında kurulan vakıf aracılığıyla yapmaya çalışıyoruz. Kazım Karabekir Vakfı'nın başkanlığını ablam Hayat Feyzioğlu, müdürlüğünü ise ben yapıyorum. Ayrıca 1930 yılında yıkıcıdan satın alıp tamir ettirdiği ve uzun yıllar oturduğumuz evi de 2005 yılında müzeye dönüştürdük. Babamızın önem verdiği ve hatta bugünler için sakladığı özel eşyalarını müzede sergiliyoruz. Bunun yanı sıra, yaklaşık 60 öğrenciye burs sağlıyoruz. Hacca gitmek için yola çıkan karınca misali, babamızın yolunda, evlatlarımıza hizmet edebilmek için çaba harcıyoruz.”
 
Timsal Karabekir, “Kurtuluş Savaşı yıllarında yetim kalan, sokaklarda, ağaç kovuklarında, mağaralarda yaşayan, ağaç yaprağı, ot yiyerek hayatta kalmaya çalışan 4 bin erkek, 2 bin kız olmak üzere 6 bin çocuğu toplayarak Gürbüz Çocuklar Ordusu'nu kuran babası Kazım Karabekir'in, Allah'a imanı ve çocuğun kutsallığına inancı nedeniyle bunu yaptığını” söyledi.
 resim 04 cocuklar
“Kazım Karabekir için bu çocukların hangi ırktan olduğu değil, 'evlat' olmaları önemliydi” diyen Timsal Karabekir, şöyle devam etti:
 
“Bununla birlikte, bugünleri görerek Ermeni çocukları asla Türkler'in arasına katmamıştır. Gürbüz Çocuklar Ordusu'na alınan çocukların secereleri bellidir. Ermeni çocuklar da sokaklara terk edilmemiş, onlara da sahip çıkılmıştır. Onlar, Trabzon'da, ABD tarafından açılan yetiştirme yurduna gönderilmiştir. Trabzon'da en iyi şekilde bakılan yaklaşık 5 bin Ermeni çocuk da Kazım Karabekir'i bir baba olarak görmüştür. Ermeni çocukların yaptığı ve altına, 'Yetimler babası, Kahraman Kazım Karabekir Paşa Hazretleri...Trabzon Ermeni yetimleri tarafından, 9 Eylül 1919' yazarak kendisine gönderdiği karakalem resim bugün müzemizde sergilenmektedir. Bu resim belki de yalanlara en güzel cevap niteliğindedir.
 resim 06 cocuklar
Babam bir vecizesinde; 'Vatandaş, yanlış bilgi felaket kaynağıdır. Önce her işin doğrusunu öğren, ondan sonra istediğin gibi yorum yap' derdi. Ben de onun bu sözünü tekrarlamak istiyorum. Bir yazarımızın ortaya attığı, 'Gürbüz Çocuklar Ordusu içinde Ermeni çocukları da vardı. Bu çocuklardan bazıları daha sonra Türk ordusunda görev aldı ve ülkeye ziyan verecek işler yaptı' iddiası kesinlikle yanlıştır.”
 
“ÖRNEK EĞİTİM MODELİ”
 
Zorlu savaş yıllarında, Gürbüz Çocuklar Ordusu'na alınan çocuklara, yeme, içme, barınma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra, mesleki, kültürel, sportif eğitimler de verildiğini, her birinin yeteneğine göre yönlendirilerek, meslek sahibi yapıldığını anlatan Timsal Karabekir, “İnanması gerçekten güç ama o günün koşullarında sinemacılık, şimendifer, buhar makinesi tamiri, sıhhiyecilik eğitimleri dahi veriliyordu. Hatta çocuklar küçük çaplı ameliyatları yapabilecek duruma gelmişti. Orduya potin, kıyafet dikerek de yarar sağlıyorlardı. Bugün bile çok yaygın olmayan spor dallarında eğitim alıyorlardı” diye konuştu.
 resim 07 cocuklar
Timsal Karabekir, Çanakkale Savaşı'nda son sınıf öğrencilerinin tamamı şehit düştüğü için bir dönem kapatılan Işıklar Askeri Lisesi'nin, Gürbüz Çocuklar Ordusu'ndan seçilerek gönderilen öğrencilerle yeniden açıldığını, sonraki yıllarda da aralarından önemli isimlerin çıktığını belirterek, “Bugün Türkiye'nin hangi kentine gitsem, Gürbüz Çocuklar Ordusu'nda yetişenlerin çocuklarıyla ya da torunlarıyla karşılaşıyorum. Bundan da mutluluk duyuyorum” dedi.
 
 resim 10 cocuklar

 

resim 11 cocuklar

resim 14 cocuklar

 

resim 15 cocuklar

 

resim 16 cocuklar

 

resim 17 cocuklar

KAZIM KARABEKİR ( 1882)- (26.01.1948)
 resim 02 kazım karabekir
Kazım KARABEKİR, 1882 yılında İstanbul'da doğdu. Mehmet Emin Paşa'nın oğludur. İlköğrenimini İstanbul, Van, Harput ve Mekke'de tamamladıktan sonra, 1896'da İstanbul Fatih Askeri Rüştiyesi'ni, 1899'da Kuleli Askeri İdadisi'ni, 1902'de Harbiye Mektebi'ni ve 1905'te de Erkân-ı Harbiye Mektebi'ni bitirerek Yüzbaşı rütbesiyle Ordu'ya katıldı. İki yıllık kıta stajını Manastır'da yaptı.İttihat ve Terakki'nin Manastır örgütünün kurulmasına katıldı. 1907'de Kolağası (Önyüzbaşı)rütbesi alarak İstanbul Harbiye Mektebi, tabiye öğretmen vekilliğine atandı. İttihat ve Terakki İstanbul örgütünün kurulmasında görev aldı. 2.Meşrutiyet' ten sonra Edirne'de 2.Ordu 3.Fırka (Tümen) Erkân-ı Harfliğine (Kurmaylığına) atandı.
 
31 Mart 1909 ayaklanmasında Hareket Ordusu'nda görev aldı. 1910 Arnavutluk ayaklanmasının bastırılması harekâtında çalıştı. 14 Nisan 1912'de Binbaşılığa yükseldi. Balkan Savaşı'nda Trakyasınır komiseri olarak görev yaptı. 1914'te Kaymakam (Yarbay) rütbesiyle Birinci Kuvve-i Seferiye Komutanlığıyla İran ve ötesi harekâtıyla görevlendirildi. Bir süre sonra İstanbul Kartal'da 14. Fırka Komutanlığına atandı ve Çanakkale'ye gönderildi. Kerevizdere' de Fransızlar' a karşı üç ay savaştıktan sonra Miralaylığa (Albay) yükseldi. Buradan, İstanbul'da I. Ordu Erkân-ı Harbiye Başkanlığına, sonra Galiçya' ya gidecek ordunun ve ardından Mareşal Von der Goltz' un erkân-ı harbiye başkanlığına atanarak Irak'a gitti.
 
1916'da Kutü'l-Amare'yi kuşatan 18. Kolordu Komutanlığına getirildi ve burayı aldıktan sonraIrak'ta İngilizler' le çarpıştı. 1917'de Diyarbakır'daki 2. Kolordu Komutanlığına getirildi ve Van, Bitlis, Elaziz (Elazığ) cephelerindeki 2. Ordu komutanlığına vekâlet etti. 1918'de Erzincan ve Erzurum'u Ermeniler' den ve Ruslar' dan geri aldı. Ardından Sarıkamış, Kars ve Gümrü Kalelerini ve Karaköse’ yi kurtardı. Aynı yıl Mirliva (Tümgeneral) oldu. Mondros Mütarekesi sırasında sadrazam olan Ahmet İzzet Paşa'nın erkân-ı harbiye-i umumiye reisliği (genelkurmay başkanlığı) önerisini kabul etmeyerek Anadolu'da görev almak istedi. Önce Tekirdağ'daki 14. Kolordu Komutanlığı'na, ardından da Erzurum'daki 15. Kolordu Komutanlığı'na atanmasını sağlayarak Nisan 1919'da göreve başladı.
 
Hazırlıkları yapılan Erzurum Kongresi'nin toplanmasında önemli rol oynadı. Kurtuluş Savaşı'nda Edirne Milletvekilliği ve Doğu Cephesi Komutanlığı yaptı. Ermeniler' in eline geçen Sarıkamış, Kars ve Gümrü Kalelerini geri alarak 15 Kasım 1920'de Ermeni ordusunu kesin olarak yendi. Ermeni hükümetiyle Ankara hükümeti adına Gümrü Antlaşması'nı imzaladı. Kars'ın alınmasıyla Ferikliğe (Korgeneral) yükseldi. Rus Sovyet Sosyalist Federe Cumhuriyeti ve Kafkasya hükümetleriyle Kars Antlaşması görüşmelerini yürüttü. Halk Partisi’nden ayrıldı. Kurtuluş Savaşı'nın bitiminden sonra I. Ordu müfettişliğine atandı, 1923'te İstanbul milletvekili oldu.
 
Yoğun savaş yılları ve milli mücadele devri boyunca hep Vatanın kurtuluşu için mücadele vermiş olan Karabekir Paşa,evlilik hayatına 1924 yılında 42 yaşındayken Aydın'lı Cemal Bey'in kızı İclal Hanım'la (1900-1954) ile adım atmıştır. Bu evlilikten 1927 yılında Hayat (1927-) ve Emel (1927-1984) adında ikiz ve 1941 yılında 59 yaşında ona tekrar baba olma sevincini yaşatan Timsal (26 Ocak 1941-) adlarında üç kız çocuk sahibi oldu.
 
1924'te, TBMM'deki Dörtler Grubu'nu destekledi. Ardından askerlikten ayrılarak Halk Fırkası'ndan istifa etti. 17 Kasım 1924'te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın başkanlığına seçildi. Parti 3 Haziran 1925'te Şeyh Sait ayaklanması nedeniyle kapatıldı. Karabekir Mustafa Kemal Paşa'ya karşı yapılan İzmir suikasti ile ilgili görülerek bazı partililerle birlikte yargılandıysa da beraat etti. Siyasi hayatına on iki yıllık aradan sonra, 6 Ocak 1939'da İstanbul milletvekili olarak devam etti. 1946'daTBMM Başkanlığına seçildi ve bu görevde iken 26 Ocak 1948'de Ankara'da vefat etti.
 
Ruhu Şad Olsun.
 
 -Mustafa AYTAR - 

 

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 8495 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile