All for Joomla All for Webmasters
Salı, 26 Temmuz 2016 22:00

İmamın Ordusu'ndan Kurtulmak

Öğeyi Oyla
(3 oy)

"İmamın Ordusu".

Bu deyim birkaç yıl önce Gazeteci Ahmet ŞIK tarafından kullanılmış ve kaleme alınan kitap daha basılmadan yasaklanmıştı. O tarihte gözaltına alınan Ahmet ŞIK’ın başına gelmeyen de kalmamıştı. 

15 Temmuz da denenen darbe girişimi ile birlikte ortaya saçılan olaylara ve yaşananlara bakılınca İMAM’ın diğer kurumları bir tarafa bırakalım TSK leri içerisinde ne kadar güçlenmiş olduğunu göstermesi bakımından ilginçtir.

Kurumlarda tıpkı insanlar gibi yaşayan canlılardır. Kendilerini korumak için her türlü tedbirleri almak zorundadırlar. Tıpkı hastaya verilen antibiyotik gibi kendilerini tedavi ederler. Ancak; dışarıdan müdahaleler sonucunda bünye bozulmaya başlarsa tedavi artık sonuç vermez ve ağır travmalara dönüşür. 

TSK'nin bugünkü durumuna gelmesinin baş sorumlusu olarak mevcut iktidarların yapmış oldukları yanlışların payı büyüktür. Bunda geçmişlerinden gelen bir asker karşıtlığı da etkili olmuştur. 

27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ihtilal ile kendilerini dördüncü güç olarak kabul ettiren TSK zaman içerisinde bu gücün karşılığının halk arasında kabul görmeyeceğini göremediler. Tek güç olarak yola devam edeceklerini zannettiler.

12 Mart 1971 muhtırası ile güçlerinin doruğuna çıkan ve bunu uygulamak için her fırsattan istifade edenler. En Nihayetinde 1980 darbesi ile de Sivil siyaseti yok etmenin ve halkı kendi belirledikleri istikamette yönlendirmenin yolunu eğitim sisteminin değiştirilmesinde buldular.

Mevcut Okulları dini bütün nesiller yetiştireceğiz diyerek İmam hatiplere dönüştürerek halkın gözünü boyayacaklarını zannettiler. Dindar halk bu okullarda çocuklarının eğitimleri yanısıra dinlerinin gereğini öğrenecekleri gerekçesiyle çocuklarını bu okullara göndermekte bir beis görmediler. 

1980 sonrası eğitimin yönü devlet okullarından Özel dershanelere doğru kaymaya başladı. Bu dershanelerde özellikle belli bir camianın (FETÖ) elinde vücut buldu. Ekonomik zorluklar çeken aileler çocuklarını bu grubun ellerine teslim etmekte sakınca görmedi. Buradan yetişen çocuklarda aldıkları eğitimin hakkını vermek için bu gruba biat etmeyi kabul ettiler.

Bu okullardan yetişenler, hem ekonomik olarak hem de bulundukları makam ve mevki olarak bu grubun isteklerini yerine getirdiler. Buna siyasiler de dahil olarak HER İSTEDİKLERİNİ verdiler.

Hanefi AVCI  “HALİÇTE YAŞAYAN SİMONLAR” isimli kitabında bunları anlatırken “NE POLİSİMİZ, BİZİM POLİS, NE YARGIMIZ, BİZİM YARGIMIZ” diyerek tehlikeyi işaret ediyordu. Ancak hiçbir zaman TSK içindeki örgüt gücünden fazla bahsetmiyordu.

2007 yılında TSK bünyesindeki örgütlenmelerini tamamlamak için harekete geçtiklerinde önlerindeki engel olarak gördükleri komuta kademesini tasfiye etmek için düğmeye bastılar. 

En çok güvendikleri subje ASKERİ YARGININ denetimleri altına alındığına kanaat getirmeleriydi. 

Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk v.b davalar ile (O zamanlar “BEN BU DAVANIN SAVCISIYIM” diyen bir başbakanımız vardı.) geleceğin komuta kademesini tasfiye etmeyi başardılar

Bu davaların açılması içinde istenen tek kriter bir GENERALİN isminin getirilip bu davalarla ilişkilendirilmesiydi. Ve boşalan yerleri hızla doldurarak güçlerinin doruğuna ulaştılar

Tasfiye edilen Generallerin yerine getirilenler de 15 Temmuz da Silahlı isyana kalkarak önce TSK'ni, sonrada iktidarı ele geçirmeye çalıştılar. 

İlahi adalet işte. Yerlerini almak için kumpas kurdukları silah arkadaşları tarafından EN UZUN ve KANLI GECEDE kendileri bertaraf edilerek hak ettikleri yere gönderildiler.

Bu tarihi olaydan sonra artık ister iktidar olsun, ister TSK komuta kademeleri olsun TV lerin karşısına geçerek demeçler vermekte ve yeni bir yapılanmaya gideceklerini beyan etmektedirler.

BEYLER, bu yeni yapılanmaya sizler gidemezsiniz. Gidecek olursanız ancak 1980 yılına gidebilirsiniz. Her ne kadar yapacağız deseniz de yüreğinizin bir tarafında kendi haklarınızı nasıl koruyacağınızın hesapları yatar.

Bu nedenle bırakın TSK’nin yeniden yapılandırılmasını dünya örnekleri incelenerek Bilim adamları ile birlikte TBMM normal oturumları ile yapsın. 

Eğitim sisteminin değiştirilmesi çok ama çok önemlidir. 

Eğitim sitemi derken sadece askeri okulları kastetmiyorum. Bütün okullar tekrar gözden geçirilmeli ve doğru dürüst bir sistem getirilmelidir. Öğrenciyi araştırmaya teşvik edecek sistemler önemlidir. Bugün için uygulanan baraj puan sisteminden derhal vazgeçilmelidir. Baraj eğitimleri (Türkçe, Matematik, Fen bilimleri, Yurttaşlık, v.b gibi asgari 60 puan) mutlaka konulmalı temel eğitimi tamamlamayan öğrenciler sistem dışına çıkarılmalıdır.

Harp okullarında geleceğin Cumhurbaşkanları yetiştirilirken, Astsubay okullarında ise sadece emre itaat edecek rütbeliler yetiştirmekten öteye gitmediniz.

Yüreği Vatan ve Cumhuriyet sevdası ile dolu olanların yanı sıra kendi çıkarlarını ön plana çıkaran rütbelilerde yetiştirdiniz. Sorgulamayan, hesap sormayan, sadece emre itaat eden astlarınız sizin için vazgeçilmezdi. 

15 Temmuzda bu iki tip personeli de sahada gördük. Gördük ki sorgulayan ve hesap soranların çokluğu bu vatanı büyük bir tehlikeden kurtarmıştır.

Şimdi size düşen Harp Okulları ile birlikte Askeri Liseler ve bütün Astsubay Okullarını kapatmak ve yeni bir anlayışla TEK KAYNAK, TEK MÜFREDAT, TEK EĞİTİM sistemi ile her sınıfın lisans düzeyinde kendi okullarının inşa edilmesini sağlamaktır. 

Kendi akademilerini kurarak tek kaynaktan gelenlere ve başarılı olanlara eğitim verilmeli, üst rütbelere yükselmeleri bu kaynaktan sağlanmalıdır. 

Bu okullarda subay öğretmen sınıfının yer alması kaldırılmalıdır. Üniversitelerden temayüz etmiş hocaların getirilip eğitim vermesi sağlanmalıdır. 

Ücret politikası Genelkurmayın üzerinden alınmalıdır. Akçeli işlerle uğraşan bir ordu tüccar zihniyetine bürünür ve nasıl daha çok kazanırım hesapları içinde asli görevini yürütemez.

Genelkurmay Başkanlığının Bağlı olacağı makam Milli Savunma Bakanlığıdır. Cumhurbaşkanlığına bağlanması diğer sorunları da beraberinde getirir. Bunun dikkate alınması gerekir. 

İktidarın yapacağı ilk iş aslında Milli Savunma Bakanlığını Genelkurmay Başkanlığına Bağlı Olarak gösteren ve MSB lığını evrak memurluğu durumuna düşüren kanunu derhal iptal etmektir.

Milli Savunma Bakanlığında Görev yapan uzman personel Asker üniformasından arındırılmalı ve Sivillerin yer aldığı bir bakanlık haline getirilmelidir. Bunun neden önemli olduğu 15 Temmuz darbe girişiminde görülmüştür. MSB lığında en az 300 Albay ve Yarbay rütbesinde personel çalışmaktadır. Bunların yeri karargâhlar değil kıtalardır. Bu kadrolar derhal iptal edilmelidir. 

Eğer Türk Silahlı Kuvvetlerini İMAMIN ORDUSU olmaktan kurtaracaksak bunları dikkate almak gerekir. 

Saygılarımla.

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 10646 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile