All for Joomla All for Webmasters
Cumartesi, 23 Temmuz 2016 22:55

Hiyerarşiniz Batsın!

Öğeyi Oyla
(8 oy)

Yıllarca Asubay Hak mücadelesi ile ilgili yazdık, çizdik, konuştuk. Bunu yaparken bir konuyu hep vurguladık. “Bizler hiyerarşiye saygılıyız." "Ne imtiyaz ne de daha fazlasını istiyoruz. Talebimiz, adalet, eşitlik ve insan onuruna saygının gerçekleşmesidir” şeklinde dile getirdiğimiz sloganlaşmış bu sözdeki “hiyerarşi” elbette Türk Silahlı Kuvvetlerinin kanunlar ve yönetmeliklerle belirlenmiş hiyerarşisi idi. 

Hain darbe girişiminin hemen öncesinde TSK içindeki cemaat yapılanmalarıyla ilgili bir yazı yazmaya çalıştım. “Satır arasında kalmasın başlıklı bu yazımı yazarken 2014 yılında Aydınlık gazetesinde yayınlanan “Deniz Kuvvetlerindeki F Tipi Örgüt” başlıklı haberin içindeki şema üzerinde bir çalışma yapmıştım. Burada adı geçenlerin açık isimlerini tespit edip sonra da isimlerle ilgili İnternet taramaları gerçekleştirdim. (Bu şemada adı geçenlerin tamamına yakını darbe girişiminde rol aldı.)

deniz feto

Şemada adı Başimam olarak geçen Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan ile ilgili 2012 yılına ait iki haber dikkatimi çekti ve bu konuyu 15 Temmuz öncesi görüştüğüm birçok arkadaşıma aktarıp anlamaya çalıştım. Olay ilginçti. 2012 Yüksek Askeri Şurasında Tuğamiralliğe terfi eden Akdeniz Bölge Kurmay Başkanı Kurmay Albay Mersin Valisine veda ziyareti yapıyor bu ziyarete Tuğamiral Hayrettin İmren de katılarak kendisini yalnız bırakmıyordu. Ardından İskenderun Kaymakamı ve Belediye Başkanını ziyaret ediyor Tuğamiral İmren orada da eşlik ediyor, yalnız bırakmıyordu Albay Demirhan’ı. Meslek hayatının son 4 yılında Askeri kampta çalışan ve Askeri Hiyerarşinin dayattığı Protokol kurallarını uygulamak için birçok sıkıntı yaşayan birisi olarak bu manzarada gözümü ve aklımı rahatsız eden bir terslik vardı. Hele yayınlanan fotoğraflarda “esas oğlan albay” “figüran amiral” görüntüsü bu ters hiyerarşinin göstergesiydi. Birazcık vücut dili okumayı bilen herkes, ikilinin fotoğraflarına bakarak ne demek istediğimizi kolayca anlayabilir.

iskenderun

13 Temmuzda ise Sn. Dr. Mustafa C. Sadakoğlu’nun “Hiyerarşi Hazretlerinin Başı, Kıçı” başlıklı yazısı geldi. Mükemmel bir değerlendirme ile TSK Hiyerarşisinin önüne geçen Cemaat hiyerarşisini anlatarak bu tehlikeye dikkat çeken bir yazı idi.

O yazının altına da şu yorumu yazdım. 

“Gemi batmış, yolculuk derme çatma sal ile devam ederken bile hiyerarşiden kaynaklı kibirden vazgeçmemek nasıl bir duygu acaba? Bizler elbette hiyerarşiye karşı değiliz ancak hiyerarşik yapının insani ilişkiler üzerinde yukarıdaki örneklerde olduğu gibi etkili olmasına da itirazımız var. 

Çok önemsenen askeri hiyerarşinin Cemaat hiyerarşine kurban edilmesi ise içler acısı bir durumdur. 

Örneğin aynı yıllarda memleketin aşağı kısımlarında görev yapan kurmay başkanı olan bir Albay Amiral olur ve memleketin Valisine veda ziyaretine gider. Albay'ın ziyaretinde kendisine Bölge Komutanı olan Amiral refakat eder. Birazcık protokol bilen birisi bunun Askeri hiyerarşi içinde olmaması gereken bir durum olduğunu bilir. Böyle garip olayların olması için O Albay ile Amiral arasında başka bir hiyerarşik ilişki olması gerekir diye de düşünür. 

Kimbilir belki vardır belki de yoktur. Biz kuruntu yapmışızdır.”

Burada bahsettiğimiz olayın iki kahramanı yorumumuzdan bir gün sonra gerçekleşen hain kalkışmanın kahramanları olarak çıktılar karşımıza. Birisi tutuklandı, diğeri firari...

Olaylar aydınlandıkça bu endişelerimizle ilgili daha çarpıcı örnekler görüyoruz. 

Haberlerden öğrendik ki geçtiğimiz yıllarda üs içinde personeli gözetlemek için yerleştirilen kameraların montajında görevi olmadığı halde çalıştırılan Asb. Kd. Çavuş Gökhan Yıldırım’ın yüksekten düşerek şehit olduğu Çiğli 2’inci Ana Jet Üssünde de meğer yukarıdaki örnekten daha vahim bir cemaat hiyerarşisi hâkimmiş. 

Sitemizde yayınlanan Haberde;

zekeriya kuzuMarmaris’te, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaldığı otelden ayrılmasından kısa süre sonra saldırıp 2 polisi şehit eden özel timin firari üyelerinden ve saldırıdaki en önemli isimlerden biri Hava Asubay Kd. Bçvş. Zekeriya Kuzu. Kuzu’nun en tehlikeli firari olduğu ve çatışmaya girebileceği ifade edildi.

Ankara’da Hava Kuvvetleri Komutanlığı karargâhında görev yapan Tümgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’le birlikte Marmaris saldırısını organize eden Çiğli 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığı’ndaki ’cemaatin imamı’ olan MAK timi komutanı Zekeriya Kuzu’nun astsubay rütbesinde olmasına rağmen cemaat üyeleri arasında üs komutanı gibi görüldüğü, lakabının da ’paşa’ olduğu öğrenildi. 

Demişiz.

HABERTÜRK’te yayınlanan haberde ise;

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik saldırıdaki en önemli isimlerden biri Hava Astsubay Zekeriya Kuzu oldu. Polisin araştırmalarından ve gözaltındaki MAK timi askerlerinin verdiği ifadelerden, saldırıyı Tümgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'le birlikte, cemaatin Çiğli 2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı'ndaki 'imamı' olan MAK timi komutanı Astsubay Zekeriya Kuzu'nun organize ettiği belirlendi. Saldırıya katılan özel eğitimli MAK timlerini bizzat Astsubay Kuzu'nun seçtiği öğrenildi. 

Şeklinde anlatılmış Zekeriya Kuzu…

Kısa süre öncesine kadar MAK (Muharebe Arama Kurtarma) eğitimi alan genç kursiyer asubaylara bir “Kahraman” ve “Rol Model” olarak tanıtılan birisi Zekeriya Kuzu…

O kursiyerlerden biri “Albaylar, yarbaylar yanına desturla geliyor” diyerek bahsetmiş bir yakınına bu Cemaat İmamından. Tabi ki bunu söylerken sebebinin cemaat hiyerarşisi olduğunu bilemezdi…

İşte tam da TSK Hiyerarşisinin cemaat hiyerarşisine nasıl kurban edildiğinin örnekleri derken bir ayrıntı da Orgeneral Adem Huduti’nin ifadesinde ortaya çıktı.

“Maalesef benden emir alacak konumda olan iki tuğgeneral, Kurmay Albay Erdemli’den emir alıyorlardı. Onun emriyle hareket ediyorlardı.”

huduti

Bu iki tuğgeneralden birisi tanıdık bir isimdi. Kıbrıs’ta bir asubayı darp eden, hemen peşinden terfi ettirilen Albay Serdar Sevgili ...

Bu örnekleri gördükçe hiyerarşiniz batsın demekten alamıyor insan kendini...

Tüm bunları görünce TSK’da son yılarlında yaşananları bir daha gözden geçirmenin şart olduğu açık. Örneğin Çağdışı TSK Disiplin Kanunu ile ne amaçlandı? 

Bu kanun ile ortaya çıkan baskı ortamında özellikle asubaylar üzerinde gelecek endişesi yaratılarak nasıl bir kontrol sağlanmaya çalışıldı? 

Cemaat militanları tarafından kurgulanan düzmece kumpas davalarının mahkeme süreci bile bitmeden TSK’nın itibarı yalanıyla “TSK Disiplin Kanununa dayanılarak” Ordudan atılanların hakkında kimler hangi saikle karar verdi? 

Bunun yanında, 1980’den bu yana Askeri Hiyerarşiyi bahane ederek Benim teğmenim başçavuştan az maaş alamaz” derken o çok önemsedikleri Askeri hiyerarşinin cemaat hiyerarşisine teslim edilmesine kim göz yumdu?

Asubayların özlük hakları ile ilgili çalışmaları son 8 yıldır kim engelliyor?

2016 Yılı başında gerçekleşen İntibaklar TBMM Plan Bütçe Komisyonunda bir iktidar ve bir muhalefet partisi milletvekilinin önergesi ile teklifin içine sokularak kabul edilmişti. Bu konu MSB Komisyonunda gündeme geldiğinde MSB Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanı Albay bu konudan bizim de önerge verilince haberimiz oldu dediği ortada iken bunun Genelkurmay Başkanlığı ve özellikle Darbeci General Mehmet Partigöç tarafından sağlandığının Asubay kamuoyuna pazarlanmaya çalışılması nasıl bir oyundu? 

Bu oyun sırf mevcut TEMAD Yönetimine muhalif olmakla açıklanabilir mi? 

Bu kirli ilişkiler içinde bu şahıslarla sürekli irtibat halinde olan ve bilgi çarpıtma haberlerinin paylaşılmasına aracılık eden "Temel İslam Bilimleri Doktora Öğrencisi" Genelkurmay Asubayı şimdi nerede neler yapıyor kim bilir?

İletişim Doktorası yapmış bir meslektaşımıza “Açık öğretim doktoru” diyerek hakaret ettiğini sanan ancak aynı günlerde irtibatta oldukları Genelkurmay Asubayına olmayan Dr. Unvanını verenleri de tarihe not düştük. Daha Nisan 2016’da Temel İslam Bilimleri Doktora programı için ilk aşamalardan biri olan yeterlilik sınavına girdiğini açık kaynaklarda görebildiğimiz Harun Ağpak’a  Dr. Unvanı vermek nasıl bir akıl tutulmasıdır.

 "İktidar ve muhalefet" milletvekillerinin birlikte imzaladıkları bir önerge ile Asubay İntibakları meclisten geçti. Bu açıkça ortada iken Siyasilerin ve TEMAD’ın bu süreçteki rolünü değersizleştirmeye çalışarak algı operasyonu yapan şer odaklarının nasıl bir oyuna alet olduklarını unutmamak gerekir. 

Çünkü bu kanunun çıkması sürecinde Türk siyasi tarihinde alışık olmadığımız bir süreç işlemişti. Genelkurmay ve MSB’deki bazı klikler bu sürecin dışında kalmış ve TBMM Tarihinde belki de ilk kez Vekillerin kendileri ile ilgili haklar dışında bir konuda İktidar-Muhalefet elele bu önergeyi vererek bu sorunu çözmüştü.

Yıllardır çözümü engellenen bu sorunun çözülmesi belki de Asubaylarımızı ve emeklilerini mağduriyetleri üzerinden provake etmeye çalışanların ve geçen hafta yaşadığımız hain darbe girişiminde cuntacıların oyununu bozan önemli bir adımdır.

Kalın Sağlıcakla...

Halil ERGENLİ

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 17513 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile