All for Joomla All for Webmasters
Perşembe, 14 Temmuz 2016 20:45

Gitti de Gelmeyiverdi (Atılay Şehitleri Anısına)- Mustafa C. SADAKOĞLU

Öğeyi Oyla
(11 oy)

Güzeller güzeli Hamiyet YÜCESES 1915 yılında Fatih’te doğdu. Babası Haseki’nin tanınan bilinen marpuç tüccarlarından Halil Bey, annesi ev hanımı Kadriye hanım ile yakın çevresi çok geçmeden sesinin güzelliğinin farkına varacaktı. 

atilay1Henüz çocuk denecek yaşta babasının işlerinin ters gitmesi nedeniyle okulunu yarım bırakarak sahnelere çıktı. Özellikle hayranı olduğu Hafız Burhan besteleri ile tanınmaya başladı. Anadolu’nun hemen her yerinde sahne aldıktan sonra 1930’larda İstanbul’a geldi. Safiye Ayla ile birlikte gazinolarda çalıştı.  

Bu arada işine olan saygısı nedeniyle dönemin önemli müzik adamlarından özel dersler almayı ihmal etmedi, kendini geliştirdi. Bu çabaları boşa gitmedi, 1932 Temmuzunda Kadıköy Mısırlıoğlu Bahçesi'nde düzenlenen ses yarışmasında Türkiye Ses Kraliçesi seçildi. Radyo programları yaptı. Dönemin saygın plak şirketleri; Sahibinin Sesi, Columbia ve Odeon firmalarından plakları tüm Türkiye’de hatta Ortadoğu’da ününe ün kattı. 

Güzeller güzeli Hamiyet Yüceses;  ışıklar, sahne ve tanınmış bir sanatçı olarak ününün doruğundayken Deniz Asubayı Fethi Yüceses ile tanıştı. Çok geçmeden “sahte bir dünya” diye tanımladığı o şaşalı yaşamında tek gerçek Fethi Yüceses’e duyduğu aşk olacaktı. 

Âşık bir kadının önünde hiçbir set duramaz derler. Gerçekten de durmadı, bütün engelleri aştı aşkları; 1940 yılında evlendiler.

sarkiGitti de gelmeyiverdi

Gözlerim yollarda kaldı

Hele nazlım nerde kaldı

Ne zaman ne zaman gelir

Gel a nazlım lahuri şallım

Sağı solu dolaşalım

Ne zaman ne zaman gelir…”

Nereden bilebilirdi ki, çok sevdiği biricik aşkını elim bir kazaya kurban vereceğini. Atılay Denizaltısında görevli Asubay eşi Fethi YÜCESES’in ataturkardından, 39 bahriyeliyi yâd etmek için bir Dede Efendi bestesini uşşak makamında her seferinde ağlayarak söyleyeceğini. 

1938’de adını bizzat Mustafa Kemal ATATÜRK’ün koyduğu dört denizaltı (Saldıray, Batıray,Yıldıray ve Atılay)’dan ilkiydi Atılay. Aynı zamanda Cumhuriyet tarihinin ilk büyük denizaltı kazası olacaktı. 1939 yılında denize inmiş, 1942 yılı 14 Temmuz günü 39 bahriyeliye mezar olmuştu.

Hamiyet YÜCESES, 14 Temmuz 1942 günü Moda burnundan beyaz mendili elinde uğurladı eşini.  Atılay ve gemisine ruh veren 39 bahriyeli harbe hazırlık kontrolleri için erken saatlerde Moda açıklarından Çanakkale’ye doğru “vira bismillah” diyerek yola çıktı. 

atilay6İlk seferiydi Atılay’ın ama aynı zamanda son seferi olacaktı. 

Binbaşı Sadettin Gürcan komutasında 14 TEMMUZ günü saat 14.30’da Morto Koyu’nda dalışa geçen Atılay’dan bir daha haber alınamadı. Ancak gece saatlerinde “denizaltının battı şamandırası” bulunabilecekti. Tüm bu saatler boyunca eli böğründe bir haber, bir umut diye bekleyen Hamiyet YÜCESES, yıllar sonra bir belgeselde şöyle anlatacaktı o geceyi.

“…saatler geçtikçe umutlar azalıyordu, hiçbir haber alamıyorduk, neden sonra gece vakti battığını bildiren şamandırası bulunmuş, bir amiral gelerek sert bir sesle “sen artık bir şehit eşisin” dedi, vakur olmamı salık verdi, ben o temmuz günü tıpkı Fethi gibi kayboldum…” 

atilay3Aramalar biter ve serseri bir mayının neden olduğu elim kazanın dosyası kapanır.  Denizin altında “demirden ev” diye bildikleri gemileri 39 bahriyeliye demirden mezar olur. 

Kazadan tam 50 yıl sonra 1992 yılında Atılay Denizaltısının yeri tespit edilir.  Dalgıçlar, geminin sancak tarafında 2 metre çapında bir yaranın hala kanadığını rapor eder. Gemin arkasındaysa kazaya sebep olan mayının bağlı olduğu ağırlık yerli yerinde durmaktadır. 

Atılay nazlı bir genç kız gibi denize doyamadan arkasında batmasına neden olan mayının ağırlığı ile sıcak bir Temmuz günü bu dünyadan göçtü gitti. Kaderine ortak ettiği 39 bahriyelinin geride bıraktıklarından biri, Hamiyet YÜCESES de o meşum kaderi takip ederek yine bir Temmuz günü nicedir kalbinde taşıdığı ağırlık ile bu dünyadan göçecekti.  

Hepsinin birer hikâyesi vardı. Biz onların ne seslerini duyduk ne yaşadıklarına tanık olduk.  Ama o kadar güçlüydü ki aşkları yıllar sonra bile mıh gibi geldi böğrümüze çakıldı. 

atilay

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 5997 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile