All for Joomla All for Webmasters
Pazartesi, 02 Mayıs 2016 19:42

Adım adım TEMAD seçimlerine doğru

Öğeyi Oyla
(4 oy)

Unutmayın, TEMAD seçimleri yaklaşıyor. Şube ve Gnl.Mrkz. Yönetimleri için ekip oluşturma çalışmalarınıza şimdiden başlamalısınız.

“Temad Muhalifi” olan ama neyin ve kimin yanında olduklarını çok açık olarak bilmediğimiz arkadaşlarımıza hitaben diyorum ki: 
Performansınız boşa gidiyor, yetenekleriniz heba oluyor, o herkese her gün dağıttığınız aklınız israf oluyor.

Aidatlarınızı da ödemeyi unutmayın. Meslektaşlarımıza irtibatı kesmeyin, kestiklerinizle yeniden başlatın diyalogu. Yoksa bu taşın altına elinizi koymazsanız eğer, yıllardır eleştiren dilleriniz, hep negatiflik yayan gönülleriniz sizlerden şikayetçi olurlar bilesiniz.

Bizler; bu koltuklarda ilanihaye, sizlerin yani kendilerine “muhalefet” gömleği biçip, şimdiden kaybetmeyi kabullenmiş olan sizlerin ithamıyla, “boş boş” oturacak değiliz. Aslında şahsen o koltukta hiç oturmadım da diyebilirim. Sizler de 20-30 kişilik gruplarla iflah olmaz muhalif özelliklerinizi bırakın da gelin kurtarın bizi, değiştirin kötü kaderimizi...

Biz de sizden farklı olan şey, karşılığında şahsi bir getiri elde etmeyi tasarlamadan hizmet vermektir. Biz talep olduğu sürece devam edeceğimiz süreyi de biliriz, görevimizi bırakacağımız zamanı da, siz hiç merak etmeyin...

Son zamanlarda bazı cılız seslerle, bir elin ve ayağın parmak sayısını geçmeyen ve hangi amaca hizmet ettiği anlaşılamayan güya “eylemler” yapılıyor. Hem de teşkilatımız TEMAD’a rağmen. Sanki Ankara'yı İstanbul'u inleten eylemler yapılmamış da bu arkadaşlar boşluğu dolduracaklarmış. Hem de ülkemizin kritik bir süreçten geçtiği, her gün birden fazla şehidimizin geldiği bu günlerde "özlük hak" eyleminden bahsederek nasıl bir anlayışın içine düştüklerini anlamak mümkün değil.gal92

Konuyu bilmediğini sandığımız bazı arkadaşlarımız da, “TEMAD bu eylemlere neden destek olmuyor?” diye soruyorlar.

Halbuki soru yanlış. Soru; “TEMAD’a rağmen bu arkadaşlarımız hangi amaçla eylem yapıyorlar?” şeklinde sorulmalıdır. Yani TEMAD Krumsal kimliğini bırakalım da kişilerin arkasından mı koşalım? Bu nasıl bir soru?

Don Kişotluk denilebilecek hareketlerin kahramanlarının bir kısmının kalpleri mühürlü, bunu biliyoruz.  Ama önemli bir kısmı ise; henüz mücadele tarihçesinden habersizler. Bu işe giriştikleri anda da onların talihsizlikleri, ilk tanışmalarını bilmeden de olsa, art niyetli kişilerle yapmış olmalarıdır.

Eğer gerçekten samimi bir mücadele sergilemek ve meslektaşlarına yardımcı olmak istiyorlarsa, doğrudan TEMAD’ın içine girmeleri gerekiyor. Yoksa ömür boyu bu hayallerini gereçkeleştiremezler. Çünkü böyle bir mücadele yöntemiyle başarı kazanılamaz. Yani şunu demek istiyorum. TEMAD’a üye olmadan, aidat ödemeden, yönetimlere gelmek mevcut mevzuatlara göre asla mümkün değildir.

Bu tespiti yaptıktan sonra diğer bazı hususları da değerlendirelim.

Bir eyleme girişilirken neler yapılıyor, neler yapılmıyor?

En önemli gördüklerimi sıralamak istiyorum.

Öncelikle; "TEŞKİLAT KÜLTÜRÜ nedir, ne değildir?" araştırılmadan girişiliyor bu işe. 

Birlikte hareket edecekleri insanların samimiyet sınamaları yapılmıyor.

Mücadele tarihçesi araştırılmadan, sanki gökten zembille inmiş gibi, konuya balıklama dalış yapılıyor.

Sadece bir tek yorumdan yola çıkılarak hüküm veriliyor, taraf tercihi yapılıyor.

"Şehir Efsanelerine" inanılıyor. Aslı astarı olmayan konular; dedikodular, sanki gerçekmişçesine yayılıyor ve bu dedikodular üzerinden teşkilat ya da şahıs hakkında hüküm veriliyor.

TEMAD’ın konumu araştırılmıyor. Çok önemli olan, TEMAD TÜZÜĞÜ bir kez dahi okunmadan, mücadeleye hem de LİDERLİK safhasından başlanıyor. Yani TÜMEVARIM değil, TÜMDENGELİM metodu tercih ediliyor. Aslında bu kavramların da ne olduğu araştırılmıyor. Kişi kendinde; “Allah vergisi bir LİDERLİK vasfının bulunduğuna” inanıyor ya da art niyetli kişiler tarafından böyle olduğuna inandırlıyor. Gerçek, samimi dostlar, kişiyi daha işin başında, “LİDER” olarak pohpohlamazlar.

Okumadan yazmaya çalışılıyor. Bunu; “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” deyimi ile daha net bir şekilde açıklayabiliriz.

Kazanımlar değersizleştirilirken, TEMAD yönetimlerindeki gönül erleri itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor.

Rüştünü ispat etmeden ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yaparken ki;  sevgi, saygı geleneğiyle uyuşmayan tavırlar sergilenmeye başlanıyor. “Artık ben emekliyim, ne sevgisi, ne saygısı?” diyerek aslında Türk örfüne, geleneğine ve ananesine de uymayan haller içine giriliyor. Neticede; ölçüsüz laflar edilerek, üstelik de özellikle son beş yıldır elde edilen birlik ve beraberliğin temsilcileri olan on binlerce kişiye de saygısızlık yapılmakta bir beis görülmüyor. Yani daha işin başında, şahsi menfaatlerinin, kibirlerinin ve kısaca EGO’larının esiri olarak başlıyorlar işe. Böyle olunca da daha işin başında yanlış adım attıkları için gerçekte liderlik vasfı gibi, yöneticilik yeteneği gibi özellikler bünyelerinde varsa bile kendi ipini kendi eliyle çekmiş oluyor. Dolayısıyla öyle bir yetenekten camiada mahrum kalmış oluyor.

Sahte isimlerle kendi meslektaşına hakaret ediyor, küfür ediyor ve sanalda EFE’lik taslıyor yani. Bu hal normal bir hal değildir.

TEMAD yönetimlerindeki insanların orada olmakla; “rant elde ettikleri, makam ve mevki sahibi falan oldukları” sanılıyor. Halbuki kısmet olur da kendisi o göreve gelebilirse eğer, sürekli olarak cebinden gittiğini görünce bakalım kaç gün orada kalabilecek, bunun hesabını dahi yapmıyor, yapmak aklının ucuna  dahi gelmiyor. O sadece akıl dağıtmak peşinde...

Bir arkadaşım şahsımı ve  diğer şube başkanlarını kast ederek; “başkanlıktan kaç para maaş aldığımı?” sormuştu bir ara... Ben de; “burada olmak, almayı değil vermeyi gerektirir” dediğimde, “hayır inanmıyorum, benim bir bedelim var” demişti ve o arkadaşımız o günden sonra derneğe bir daha hiç uğramadı.

Bizi bu görevleri yaparken para kazandığımızı zannedermiş meğer... Hala da öyle sananlar var. Baksanıza "rantçılar", "rant devşiriciler” falan diyenler var. Ya hu gerçekten böyle bir şey var da yıllardır beni mi kandırıyorlar yoksa?

Yeni emekli olmuş arkadaşlarımızın heyecanını, ülkülerini, hedeflerini suistimal eden ve kendilerinin başaramadığı; “camiada çatlaklar meydana getirme” teşebbüsünün içine onları da dahil ederek, içlerindeki kin ve nefret duygularını onlar vasıtasıyla camia üzerine boca ettirmeye çalışan ve yaşları da bir hayli ilerlemiş, aslında önderlik yapması gereken, fikir vermesi gereken, tecrübelerinden istifade ettirmesi için uğraşması gerekirken, “ağır abiler” olmaları gerekirken , yıkıcı faaliyetlerini gördükçe, her şeyden önce  insanlığımdan iğrenesi hallerim oluyor. Dillerine vurmuş olacak ki küfür gıdaları olmuş onların. 

Açık ve net olarak ortaya koymam lazım ki; küfür ve hakareti babam da yapsa doğruları eğip bükmeden yüzüne söyleyebilen bir yapıya sahibim. Benim için bu yolları tercih edenlerin kim olduğunun hiç önemi yok. Yeter ki insanlık onur ve şerefine uygun hareket etsin işte o zaman başımın tacıdır.

Kendi haysiyetlerini kurtarma amcıyla, genç meslekteşlarımız üzerinden camia üzerine operasyon yaptırmaktan utanmayan bu kişileri görmek,  son zamanlarda aslında yıllardır en üst seviyede seyreden şevkimi kırıcı etki yapmıyor desem yalan söylemiş olurum.

Aslında onların da, bizlerin şevkini kırma amaçlı hareket ediyor olduklarını da bilmiyor değilim elbette. Ancak gayretlerimiz; içimizdeki o bir elin parmaklarını dahi geçmeyecek sayıdaki, kendi nefsani arzularını camianın birlik ve beraberliğini yok etme hedefi üzerine yöneltmiş olanları camiaya anlatmaktır.  

İçerlediğim en önemli husulardan birisi de,  tüm bu hareketleri, “masum hareketlermiş” gibi gören ve aslında mücadele tarihçesinden de çok haberdar olmayan meslektaşlarımızdan alkış alıyor olmaları da bu şevkimin kırılmasında epeyce rol oynadığını söyleyebilirim.

Değerli arkadaşlarım.

Başarı, benim tanımlama göre, “daha önceki bir zaman diliminde bulunduğun noktadan, içinde bulunduğun an itibariyle, daha ileriye, daha yukarıya, daha aydınlığa, daha refaha, daha sağlıklı bir konuma geçebilmiş olmak" şeklinde tanımlanabilir.

Örnek olarak şu an kendimin de yöneticisi olduğum TEMAD Konya Şubesinin durumunu ele alalım. Diğer bütün şubelerimizi de aynı şekilde ele alabiliriz.

 2011 yılında benim de içinde bulunduğum yönetim, şubeyi  yaklaşık 10 bin lira civarında borçla teslim aldık. 36 aylık bir yapılanma ile o borcu ödedik artıya geçtik ve bunun üzerine bir de gayrımenkul ilave ettik. Onun üzerine önemli bir oranda nakit koyduk, üzerine yüreğimizi koyduk, üzerine sevgimizi koyduk, üzerine 850 yeni üye koyduk, üzerine binlerce faaliyet koyduk ve bugün “KENDİ YERİNİ SATIN ALMA KAMPANYASI” düzenleyebilecek bir konuma, bir seviyeye ulaştık.

Üstelik bunu yaparken, 2011 öncesinde 250 TL kirayı dahi ödeme zorluğu çekerken, o zaman, toplamda aylık masrafı 500 TL’yi bile geçmezken, şimdi o kiranın neredeyse on katı bir kira veriyor ve yine o zamanki masrafın on katı aylık masrafımızı hiç aksatmadan ödeyebilecek bir konuma geldik. Üstelik o zaman bir de lokal işletildiği halde...

Bizler ise, tüm bu başarıları, bir tek kuruş gelir getiren bir lokalimiz dahi bulunmadan elde edebildik.

Şimdi kalkıp sahtekarlar sahte isimlerle “şube başkanlarının makamlarından, rant devşirdiklerinden ve koltuklarda boş boş oturduklarından" dem vuruyorlar sosyal medyada... Çünkü hayal bile edemeyecekleri seviyelere gelen TEMAD üyelerine küfür etmekten, hakaret etmekten başka bir şey gelmiyorlar akıllarına. Küfür ettikleri için, hukuki yollarla dernekle olan ilişkilerinin kesilmesini içlerine sindiremiyor ve ha bire bizlere iftira atıyorlar. Haydi kendileri atıyorlar da henüz mücadele içine girmeye çalışan genç arkadaşlalarımıza da bu zehirleirini neden kusma gayreti içindeler? Bereket versin ki genç arkadaşlarımızın tamamı onların art niyetlerinin farkındalar...

Unutmayın TEMAD sadece bir dernektir ve bir derneğin kolaylıkla elde edemeyeceği başarılar elde etmiştir.  Bizden sonraki yönetimler de yeni heyecanlarla ve yeteneklerle başarmaya devam edeceklerdir. Sizin burnunuzdan solumanızın sebebini bizler anlamakta güçlük çekiyoruz. 

Bakın ben 2011 yılındaki şubenin eski hali ile bugünkü halinden bahsediyorum. O mezbelelik şubeyi, oyundan ve diğer nahoşluklardan kurtardık. O tarihten önce derneğe küsüp giden bütün meslektaşlarımızı derneğin bünyesine davet ettik ve bir çoğu zaten kendiliklerinden geldiler. 

“Kendi meslektaşının cenaze törenine dahi gitmeyip okey oynamaya devam eden bir yapıyı, neredeyse her gün güzel bir faaliyet yapar duruma getirdik” şeklinde yazılar yazdığımda; bizleri siyasi kaygıyla böyle bir durumu tercih ettiğimizi varsayarak,  “iyi halt ettiniz?” diye suçlayanlar bile çıkmıştı.

Demek ki onlar, TEMAD adresi sorulduğunda; “şu kumarcıların derneği mi?” diye cevap verilmesinden hoşnut bir haldeydiler...

Bugün geldiğimiz nokta itibariyle; “nasıl bir halt ettiğimiz” ortadadır ve herkes de ettiğimiz bu "haltın" farkındadırlar...

Üye sayılarının onlarla katlanması, ekonomik gücümüzün ha keza onlarla katlanması bunun ispatı değil midir? Bizler "boş boş" oturmaya devam edeceğiz.

gal5Bizler o zamanlar; özlük hak mücadelesini dahi bilmiyorduk. Halbuki daha sonraları, Ankara’da eylemler başladığında beş otobüs dolusu üyemizi Ankara’ya götürebilecek güce eriştik.

Bir gün İstanbul’da, ertesi gün Ankara’da ulusal ölçekli eylemler yapabilecek duruma geldik.

2011 tarihinde;

“100 TL’yi isteriz!”

“¼ olmazsa olmazımız!”

“Bir yıl okuyana da 15 yıl, 4 yıl okuyana da 15 yıl mecburi hizmet mi olur? Derhal indirilmeli!”

“2003 yılında AMYO olan okullarımızla birlikte assubay intibakları da yapılmalıydı. İntibaklarımız yapılmalıdır.”

“Yarbaylara verilen tazminatlar bize de verilmelidir.”

“Bir çok MYO göreve 9/2 den başlamaktadır. Bizler neden 9/1’den başlıyoruz? Bizler de 9/2 den başlamalıyız!”

Evet ana başlıklar halinde taleplerimiz bunlardı.

Bu 6 maddenin 4 tanesi hallolmuş ve hala “TEMAD sen ne iş yaparsın?” diye aslında kendisi assubay için zerrece bir şey yapmamış olanlardan fırça yemeye devam ediyoruz. Bizlere patronluk yapmaya devam ediyorlar.

Sadece bunlar mı? Bir zamanlar, adından hiç  söz zedilmeyen derneğimiz şu an “EN BÜYÜK STKLAR” içinde gösterirlirken sizler üyesi bile olmadığınız derneğe kafa atmaktan ne zaman usanacaksınız?

Bırakın 4 tane 5 tane özlük hak kaleminin hallolmasını... 2011 yılındaki konumumuzla faaliyet sürdüren derneğin bulunduğu sokaktaki esnafın “şu, hanımları önünde bekleşen dernekten mi bahsediyorsunuz?” imajını sildik mesela Konya’da... Ben yöneticisi bulunduğum derneğe vurgu yapıyorum sürekli olarak. Bu süreç aslında diğer bütün şubelerimizde de iyiye giden bir süreç olmuştur. Daha ne istiyorsunuz? “Assubay sıfatına itibar kazandırmak her türlü özlük hakkının üzerinde değil midir? “Siz o tibarsız durumunuzla kimden hangi tazminatı, hangi intibakı talep edecek, hangi yüzle onların karşısına çıkacaktınız? Şimdi şehri yönetenlerin randevu alarak geldiği bir konuma yükselmişsiniz? Hangi özlük hakkı kazanılan bu değerin üzerindedir söyler misiniz?

Diğer bir çok meslek erbabı "ah sizin yöneticiler gibi yöneticilerimiz olsa" diye özlemlerini bilidiriken size ne haller oluyor be meslektaşlarım?

Şehirdeki parti teşkilatları; "bizlerden bile iyi çalışıyorsunuz" diye bizlere gıpta ile bakarlarken sizler sahtekarlıkla sahte isimlerle bizlere kafa atmaya utanmıyor musunuz?

Bir de şöyle tavsiyelerde bulunuyorlardı arkadaşlarımız.

“TEMAD uyuma, OYAK gibi ol.”

TESUD’un şirketleri kast edilerek;

 “TESUD kadar olamadınız”

“Kendi TEMADEVLERİNİZİ yapın orduevlerine muhtaç olmayın.”

“Marketler zinciri kurun.”

“Fabrikalar açın!”

“Huzurevleri kurun!”

“Televizyon kurun!”

“Gazete çıkarın!”

V.s.

Şeklindeki tavsiyeler doğrultusunda, hem özlük hakları peşinde koşarken, 30 senedir toplanmayan Tüzük Genel Kurulu ve Tüzük Komisyonu toplanarak onlarca maddede değişiklikler yapılmış ve İktisadi Teşebbüs Kurma konularında yeni açılımlar yapılarak icrai faaliyetlere girişilmeye başlanılmıştır.gal91

Bu defa da kendini her türlü assubay özelliklerinden ve kültüründen azade sayan bir takım mihrakların art niyetle pişirdikleri çorbanın içine tuz atmak yerine zehir damlatmak için yarışan meslektaşarımın bulunması elbette bizlerin şevkini kırmaya yönelik tavırlardır.

Asıl olan şudur.

Kendinde bir cesaret varsa, yetenek varsa, kendini yönetme mevkiinde görmek istiyorsan, öncelikle TEMAD’a üye olacaksın.

Ya da yıllardır üye olduğun derneğine en önemli görevini yapacak ve yıllardır aksattığın aidatlarını ödeyeceksin ki bizlere söz söyleme hakkın doğacak.

Sen hem aidatlarını ödemeyecek ve aklının eremeyeceği seviyelere getirdiğimiz şubelerimizi ve onun yönetimlerini eleştirecek, meydanlara 20-30 kişi ile çıkacak racon kesecek, rol biçecek ve TEMAD’a kafa atarak hak talep edeceksin.

Tekrar edeyim,” üye ol, aidatlarını eksiksiz öde, sonra da ekibini kur ve gel yönetime talip ol!” Eğer dediklerine güveniyorsan, eğer yetenekli isen, eğer cesaretli isen demokrasilerde kesinlikle sana da yer var, sana da hak var, sana da bu camia kesinlikle teveccüh gösterir.

Bakalım elinden hiç düşürmediğin eleştiri kaleminin ucu kendine döndüğünde  bu kadar dayanıklı, bu kadar sabırlı, bu kadar, icracı ve bu kadar başarılı olabilecek misin?

Ben eminim ki bu hasletleri uyguladığında geçmişteki bütün yönetimlerden başarılı olacaksın. Ama aday ol aday. Unutma bilet almayan hiç kimseye piyango isabet etmez.

2017 seçimlerine yavaş yavaş yaklaşılmaktadır. Bizler sürekli olarak camiya hizmet edeceğiz de sizler ne yapacaksınız? İşte fırsat. Çıkın ortaya ve alın üzerimizdeki yükü. Bizler de böylece sizlere teşekkür edelim. Ben şahsen talep olduğunda görevimi anında bırakmaya hazırım. 4 yılda iki seçim yaşadık ve hiç bir kimse ve ekip TEMAD Konya yönetimine aday olmadı. İyi de bana hala "inin o koltuktan?" diye fırça atmaktan utanmıyor musun? Senin amacın gönül erlerine kafa atıp şubelerin kapılarına kilit vurdurtmak mı? Bu ağır görevler bizlerden daha yetenekli ve heyecanlı insanların elinde daha kolay icra edilir. Bunu bütün kalbimle ve içtenliğimle söylüyorum. Gelin o zaman...

Hem birileri sürekli olarak, hem de bila meccanen, yürekten gelen isteklerle, gönülden gelen duygularla, alın teri dökecek, emek verecek, sen de çıkıp sürekli olarak olarak alın terine küfredeceksin...

 “Zamanım yok”, “imkanım yok”, “şam oldu, meşe oldu” gibi bahanelere sarılacaksan eğer, kimseyi kandıramazsın bilmiş ol. Hakarete, iftiraya, eleştiriye zaman buluyorsun da bana ve camiaya hizmet etmek için mi zamanın olmuyor? Böyle düşünüyorsan eğer;  ben sana dönüp kısaca ve öz olarak; bir merhum siyasetçimizin dediğini deyip bitiriveriyorum yazımı.

“Hadi ordan!”

Tayyar Yıldırım

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 6215 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile