All for Joomla All for Webmasters
Pazartesi, 11 Nisan 2016 18:37

Asubaya Çaycılık Önermesi Hangi Kafanın Ürünü

Öğeyi Oyla
(12 oy)

Asubay Ali.Ş. 2015 Yılının Mart ayında birliğinde Fiziki Yeterlilik Değerlendirme Testi esnasında sağlık sorunu yaşar. Hastaneye sevk edilir. Hastaneden GATA’ya sevk edilir. Ameliyat, istirahat derken yaklaşık 10 aylık bir süreçten sonra “TSK’de Görev Yapamaz” raporu verilir. Daha 44 yaşındadır. Malulen emekli edilir. OYAK Tarafından maluliyet derecesinin belirlenmesi için GATA’ya sevk edilir. 

GATA Durumu inceler ve “TSK’de Görev Yapamaz” raporu verdiği Asubay için akıllara durgunluk verecek ifadeler içeren bir rapor tanzim eder. Raporun bir bölümünü TEMAD Hukuk Komisyonu Başkanı Avukat Mehmet Erkan Akkuş paylaştı. Okuyunca şaka mı bu demekten alamadım kendimi. Ancak şaka değildi. Ortada resmi bir rapor vardı. İlgili bölüm şöyleydi.

1. Vücut fonksiyon kaybının 30 Mart 2013 Tarihli 28603 sayılı Özürlülük Ölçütü Sınıflandırma Yönetmeliğinde Vasküler açıdan karşılığı yoktur.

2. Hasta bentall ameliyatlısıdır (Asendan aort+aort kapak replasmanlısı). Hastaya mevcut durumu itibarı ile cerrahi tedavi uygulanmıştır.

3. Fikri işlerde çalışır ancak ağır fiziki efor gerektiren işlerde (Hamallık, halter sporu vb.) kati surette çalışamaz.  Çaycılık, sekreterlik gibi ağır efor gerektirmeyen işlerde kati surette çalışır.

Acaba bu meslek grupları bahsedilen yönetmelikte örnek olarak yer aldığı için mi kullanılmış diye bir göz attım. Öncelikle bu Yönetmelik isim bakımından sorunlu. Bilindiği gibi 3 Mayıs 2013 tarihli 28636 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6462 sayılı kanunla “özürlü” diye kanunlarda geçen tüm ibareler kaldırılarak, yerine “engelli” ibaresinin kullanılması kararlaştırıldı.

Yönetmeliğin yayınlandığı tarihteki tam adı “ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ, SINIFLANDIRMASI VE ÖZÜRLÜLERE VERİLECEK SAĞLIK KURULU RAPORLARI HAKKINDA YÖNETMELİK” 

Bu yönetmeliğin Özürlü sağlık kurulu raporunun doldurulması başlıklı 9’uncu Maddesinin (4) numaralı Fıkrasında;

 “(4) Kişinin ya da kişiyi sevk eden kurumun talebi halinde, kişinin sağlığına etkisi dikkate alınarak çalıştırılamayacağı işlerin niteliği ile raporun kullanım amacı bölümüne; bireyin yararlanmak istediği hak ve hizmetlere ilişkin talepleri belirtilir.” denilmekte.

Görüldüğü gibi “çalıştırılamayacağı işlerin niteliği yazılır” diyor.

Yönetmeliğin ekindeki Rapor formatının ön yüzünde: Çalıştırılamayacağı işlerin niteliği sorulmakta,

ozurlu formu1

Arka yüzündeki Açıklamalar bölümünün 2’inci maddesinde ise :

2)  Özür durumuna göre çalıştırılamayacağı işlerin niteliği bölümüne sadece özür durumuna göre iş alanları genel olarak belirtilmelidir. Örneğin; “görmesini gerektiren iş alanlarında çalıştırılamaz”, “ayakta sürekli durmasını gerektiren işlerde çalıştırılamaz”, “işitmeyi ve/veya konuşmayı gerektiren işlerde çalıştırılamaz” gibi ifadelerle belirtilmelidir. denilmektedir.

ozurlu formu

Kısacası, bahsedilen yönetmelik meslek adının değil genel olarak belirtilmesi gerektiğinden söz ediyor. 

Çalıştırılabileceği meslekler konusuna ise hiç girmiyor.

Peki, bu ezber hangi ruh hali ile oluştu ve özellikle “çaycı” ibaresi neden kullanıldı dersiniz?

Son dönemlerde yaşananlara bakınca bence bunun iki ana nedeni var. 

Birincisi; Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Gülerin Balçiçek İlter’e verdiği röportajda  “Astsubayları üstleri eziyor mu?” Sorusuna verdiği cevapta saklı. Şöyle demişti Orgeneral Yaşar Güler; “Balçiçek İlter ile çay getiren görevlinin durumu aynı olur mu? Ya da sizinle genel müdürünüzün durumu? Herşeyin bir hiyerarşisi, sıralaması var.”  

Sn. Güler  bu benzetmeyi kullanır da Genelkurmay’a bağlı GATA’nın Subay Doktorları geri kalır mı?

Hipokrat yemini de neymiş?

Zaten önce asker sonra doktor değiller miydi?

Genelkurmay İkinci Başkanımızın kullandığı sıfatı kullanırız, hatta yanına bir de sekreterlik ekleriz demişler adeta. Bu arada her ne kadar yönetmelik “meslek adından değil genel olarak belirtilmesi gerekir” dese de yapamayacağı işlere de “hamallık” eklemişler her şey tastamam olmuş bitmiş. 

İkincisi ise Görevini yaparken IŞID terör örgütüne esir düşen ve kurtulduktan sonra “Devletin ve TSK'nın itibarını zedelemek”ten hakkında soruşturma açılan Asubay Özgür Örs’ün durumu. 

Bilindiği gibi Özgür Örs Yüksek Disiplin Kurulu marifetiyle ordudan atılmıştı. Atıldıktan sonra eşi ve iki çocuğu ile uzun süre işsiz kalan Özgür Örs garsonluk yapmış ve basında çaycılık ve garsonluk yaparken çekilmiş fotoğrafları boy boy yayınlanmıştı.

ozgur cayci

Şimdi çuvaldızı kendimize batırmanın zamanı. Türkiye’nin en büyük ailesi olan biz asubaylar ve TEMAD ne yazık ki Özgür Örs ile ilgili haberler basında bu şekilde yer alırken tehlikenin farkına varamadık. Toplumda Asubaylıktan herhangi bir şekilde ayrılan kişinin çaycı ve garson olmasının sıradanlaştırıldığını göremedik. Bu haberleri Özgür Örs’ü mağdur edenlere karşı kullanırken Asubay sıfatının yanına eklenen meslek adlarının ileride tıpkı yukarıdaki raporda olduğu gibi karşımıza çıkabileceğini göremedik. En azından ben göremedim. 

Sonuç olarak;

Bu raporu düzenleyenler referans aldıkları yönetmelik hükümlerine uymadıkları gibi MYO mezunu hatta birçoğu Fakülte mezunu olan asubayların diploma/yeteneklerini göz ardı ederek yapabilecekleri işler hususunda art niyetli bir kabulle aşağılama ve ötekileştirme fiilinin faili olmuşlardır. Bu hususta hukuken ne yapılabileceğini elbette bu raporun ilgili bölümünü paylaşan Sn. Avukat M. Erkan Akkuş düşünmüştür. Bu fiil karşılıksız kalmamalıdır.

rapor erkan

Polislerin 3600 Ek gösterge talebi ile ilgili açtıkları davada Asubayları emsal gösterdiğini sosyal medyadan gördük. Bunu yaparken bir adım daha öteye giderek Devlet Personel Başkanlığının kurduğu denklikleri memurlar net sitesinin bir haberinden alarak Mahkemeye sunduklarını belirtmekteler. Bahsedilen denklik şu şekilde formüle edilmiş;
Devlet Personel Başkanlığının yayımladığı Mütalaalar Bülteninde yer alan görüşlerde şöyle bir denklik kurduğu anlaşılmaktadır:

1- Astsubay rütbeleri memur unvanlı kadro ve aynı düzeydeki diğer unvanlı kadrolarla eşdeğerdir.

2- "Teğmen" ve "Üsteğmen" rütbeleri şef ve aynı düzeydeki diğer unvanlı kadrolarla eşdeğerdir.

3- "Yüzbaşı" rütbesi müdür yardımcısı, uzman ve aynı düzeydeki diğer unvanlı kadrolarla eşdeğerdir.

4- "Binbaşı" rütbesi müdür ve aynı düzeydeki diğer unvanlı kadrolarla eşdeğerdir.

Bu konunun da enine boyuna incelenip müdahale edilmesi gerekir düşüncesindeyim.

Kalın sağlıcakla.

Halil Ergenli

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 15556 defa

Yorumlar   

0 #1 mehmet sarıcan 12-04-2016 00:24
1/2 sinden emekliyken intibakla 1/4 oldum.ancak maaş ödemesi1/1den ödeniyor.1/2 deykende aynı idi.içi boş 1/4 bana birşey sağlamadı.2.ve 3.dereceden emekli olanlara avantaj sağladığı için o meslektaşlarım adına sevindim.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile