All for Joomla All for Webmasters
Pazartesi, 14 Mart 2016 20:04

"Dünyada mekan..." KONYA TEMADEVİ

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Atalarımız böyle söylemişler. “Dünya için mekan, ahiret için iman."  Biz de mensubu bulunduğumuz güzide assubay camiası adına bu tavsiyeye uymak istedik.

Ayrıca, tecrübelerimizle sabittir ki, yıllardır bizleri takip eden meslektaşlarımız, sürekli olarak; “kendi yerinizin sahibi olun, başkalarına bağımlı kalmayın. Başkalarına bağımlı olarak yaşayanlar, önce yardım alırlar, sonra emir alırlar” şeklinde bizlere sürekli olarak tavsiyelerde bulundular.

Gerçekten de ev sahibi kiracı ilişkilerinde olsun, amir memur ilişkilerinde olsun, patron işçi ilişkilerinde olsun, öğrenci öğretmen ilişkilerinde olsun, ebeveyn evlat ilişkilerinde olsun, hulasa ihtiyaçları temin eden ve ihtiyaçların sahibi olanlar arasında sürekli olarak bir emir verme, emir alma, hesap sorma, sürekli olarak bir vefa borçlandırması yapma durumu vardır.

Bu borçlanma; kimi zaman sevgiden, duygudan, iyi düşüncelerden kaynaklanır, kimi zaman da; “senin karnını doyuran benim, o halde bana nankörlük edemezsin” şeklinde kendine bağımlı hale getirme sürekli bir vefa duygusu bekleme dürtüleri şeklinde tezahür eder.

Mesela ev sahipleri kendi evlerini, parası karşılığında bile olsa bir başkasının kullanımına verdikleri zaman, kiracılarının kendilerine sürekli olarak göbekten bağımlı olmasını arzularlar. Kiracılarına daima; kira artışları konusunda, evin kullanımı ile ilgili olarak, konu komşuya davranış biçimlerini kontrol altında tutma ve evin kullanımı ile ilgili konularda kiracılarına sürekli olarak hükmetmek arzusundadırlar.

Uzun sözün kısası her konuda bağımsız olmak, hayatını başkalarının oluruna bırakmadan idame ettirmek insanların en değerli ve en kutsal haklarındandır.

Elbette bu bağımsızlığı kazanmanın ilk ve en önemli şartı da ekonomik bağımsızlıktır.

İnsanlar, ekonomik bağımsızlıklarını kazanmak için belli evrelerde yukarıda saydığımız baskı unsurlarından birine ya da bir kaçına geçici olarak boyun eğebilir ve bu süre içinde geliştirdikleri yöntemlerle arzu ettikleri seviyeye ulaşabilirler.

Bir çoğu da gerek beceri ve kaabiliyet yetersizliğinden ya da diğer bazı olumsuz şartlardan ya da yakınları ve çevrelerinden yeterli desteği alamamış olmalarından dolayı ömürlerinin sonuna kadar başkalarının boyunduruğu altında yaşama mecburiyetinden kurtulamazlar.

Değerli meslektaşlarımız.

Bazen  içimizden birileri dahi, sürekli olarak olumsuz cümleler kurarak, “bizlerin üçümüz bir araya gelsek, bütün olumsuz davranışları sergiler ve kısa sürede dağılmaya, yapılan her şeyi olumsuzlaştırmaya sebep oluruz” gibi çok yanlış bir düşünce içine giriveriyoruz.

Halbuki, kim ne der ise desin bizler,özellikle de son yıllarda en organize olan STK konumundayız. Bakmayın siz bazı meslektaşlarımız “şunlar haklarını aldı, bunlar haklarını alıyor, sizler ne yapıyorsunuz?” falan dediklerine... Aslında “şunlar”, “bunlar”  diye örnek verilenler dahi bizlerin çalışmaları sayesinde kazanımlar elde etmektedirler. Bizatihi kendileri bunu bizlere söylemektedirler. Mesela Emekli binbaşıların 100.00 TL denge tazminatlarını kimlerin çalışmaları sayesinde aldıklarını, en iyi kendileri bilmekte ve bunu da bizlere ifade etmektedirler. Diğer bir çok meslek grubu da bu örneklere dahildir.  Bizler en iyi organize olmuş STK’yız...  Bunu abartıyor falan olduğumu düşünmeyiniz. Bunun örneklerini, Ankara ve  İstanbul başta olmak üzere diğer bir çok şehrimizde yapılan onlarca açık hava ve salon toplantılarında gördük. 

Çalışanıyla emeklisiyle 150 binli rakamlara ulaşıp, Ankara  Meydanlarını inleten meslek grubumuz,  ülkemizdeki bir çok STK’ya örnek olabilecek eylem ve söylemler geliştirmiş bulunmaktayız.

Öyle olmasaydı eğer, tam 8 yıldır başkalarına verdikleri bizlere vermemek için dokuz dereden su getirdikleri aylık 100.00 TL Makam Tazminatı almayan subay emeklileri ve uzman emeklileri de dahil olmak üzere “Denge Tazminatını” alabilir miydik?

Mesela, şahsen 1980 yılında göreve başladığımda 9 yıl olan “Mecburi Hizmet”in daha sonraki yıllarda 15 yıla çıkarılmasıyla yaşadığımız haksızlığı gidermek için yapılan çalışmalarımız sonuç verip, tekrar 10 yıla düşürtebilir miydik?

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, açılan her ¼ davasında, “Statü Hukukunu” gerekçe göstererek “Astsubayların ¼’e yükselme hakları yoktur” diyerek, bizleri 2 nci sınıf vatandaş durumuna düşürmesiyle baş edilebilir ve sadece bizlere reva görülmeyen ¼ olayını anamızın ak sütü gibi helal olan bu hakkımızı temin edebilir miydik?

Harp Okullarının 2 yıllık ve  3 yıllık öğretim süre statülerinin değiştirilmesi kanunu ile birlikte TBMM’ye sunularak okul statüleri ve o okullardan daha önceki statülerden mezun olanlar da dahil olmak üzere aynı anda yaptırdıkları SUBAY İNTİBAKLARI konusu ortadayken, 2003 yılında Astsubay Meslek Yüksek Okulu statüsüne yükseltilirken yapılması gereken ve 150 bin assubayı ilgilendiren ASSUBAY İNTİBAKLARI düzenlemesini eğer bizlerin topyekun mücadelesi olmasaydı yaptırılabilir miydi?

Önümüzdeki en kısa zamanda ASTSUBAY TAZMİNATLARI ve BAŞLANGIÇ DERECELERİ konusunun da halledileceği hususunda bu denli ümitvar olabilir miydik?

Bu kazanımlar hep birlikte hareket etmenin, bir teşkilat etrafında toplanmanın ve aynı dili konuşmanın, aynı duyguları paylaşmanın ürünleridir.

Değerli Meslektaşlarımız.

Bizler bu birlikteliğe güvenerek ve sizlerin de yıllardır bizlere yapmakta olduğunuz tavsiyelere uyarak bir ÜTOPYA gibi görünse de hep birlikte geliştirdiğimiz bir büyük PROJE’nin önce alt yapısını oluşturduk, sonra çizimini gerçekleştirdik, temelini attık ve şimdi de sizlerin destekleriyle direklerini dikmeye, duvarlarını örmeye karar verdik.

"Bu yapıda benim de bir tuğlam olsun” diyorsanız, “bu tuğlaları örerken ihtiyaç olan harcın içinde bir kum tanesi olayım” diyorsanız, işte size fırsat doğdu.

Bizler gerçekleşmesi için; cesaret gerektiren, azim gerektiren, irade gerektiren ve sabır gerektiren bu yapıyı kurabilmek adına bir büyük yükün altına girmişsek ve amacımız assubayın kalitesine, değerine, seviyesine katkı yapmak ise, bir tek bile meslektaşımızın bu projenin dışında kalmaması gerekiyor.

Bu büyük projenin hayata geçebilmesi, bizlere yakışan bir mekana kavuşabilmemiz için hepimizin karınca kararınca bu yüke el vermemiz, bel vermemiz ve yükün altına elimizi koymamız gerekiyor.

Biz TEMAD KONYA Yönetim Kurulu olarak; “İNANDIK, SÖZ VERDİK, BAŞARACAĞIZ” diye söylerken, sizlerin geçmişte yapmış olduğunuz çok büyük fedakarlıklara güvenerek söz verdik.

Bizler çalışanıyla, emeklisiyle bir bütünüz. Bu bütünlüğümüzü bu proje ile bir kez daha hayata geçirdiğimizde, tapusu hepimizin üzerine çıkacak olan, muhteşem bir  mekana sahip olacağız. Bu yapı hepimizin yapısıdır. Bu yapı bizlerin yüz akı olacak bir yapıdır.

Bu proje bizden sonraki güzelliklere de kapı aralayacaktır.

Çıktığımız bu yolda mutlaka muvaffak olacağız. Bizler buna inandık. Sizler de inandıysanız eğer, haydin eyleme geçin.

Bir ata sözü ile başladık, diğer bir ata sözü ile bitirelim.

Unutmayın; 

“Damlaya damlaya göl olur.”

 

Tayyar Yıldırım

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 3163 defa

Yorumlar   

0 #1 Taner Haydar KOÇAK 15-03-2016 11:11
Yürü be KONYA TEMAD ,kim tutar seni.Assubay camiasına yakışan için gereğini yapmış olarak tam destek.Gerektiğinde yine destek sözümüzdür.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile