All for Joomla All for Webmasters
  • Aylık olarak verilen 100.00 TL.yi alıyor musunuz?

    Aylık olarak verilen 100.00 TL.yi alıyor musunuz?

  • Assubay intibaklarında, güzel bir yürütmeyi durdurma kararı

    Assubay intibaklarında, güzel bir yürütmeyi durdurma kararı

  • TAZMİNATLARI ALABİLMEK İÇİN ÖNCE İSTEMEYİ ÖĞRENMEK GEREKİR!

    TAZMİNATLARI ALABİLMEK İÇİN ÖNCE İSTEMEYİ ÖĞRENMEK GEREKİR!

  • 2000'li Assubayların emeklilik kıskacını çözen mahkeme kararı

    2000'li Assubayların emeklilik kıskacını çözen mahkeme kararı

  • TBMM GÜNDEMİNDEKİ KANUN TEKLİFİ VE TEMAD’IN BAKIŞI ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

    TBMM GÜNDEMİNDEKİ KANUN TEKLİFİ VE TEMAD’IN BAKIŞI ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

  • Mesleki bir hikaye

    Mesleki bir hikaye

  • OYAK, TEMAD, TESUD Görüşmeleri üzerine bir görüş

    OYAK, TEMAD, TESUD Görüşmeleri üzerine bir görüş

  • AH ŞU DEVRİMLER

    AH ŞU DEVRİMLER

  • DURUMUN ÖZETİ

    DURUMUN ÖZETİ

  • TEMAD’da Cadı Avı Devam Ediyor

    TEMAD’da Cadı Avı Devam Ediyor

  • Yalnızlık Duygusu

    Yalnızlık Duygusu

  • SİTEMİZİN BEŞİNCİ YAŞINDA YENİDEN TEMAD DİYORUZ

    SİTEMİZİN BEŞİNCİ YAŞINDA YENİDEN TEMAD DİYORUZ

  • TEMAD'da Kurumsal Kimlik ve Güçlü STK Anlayışı

    TEMAD'da Kurumsal Kimlik ve Güçlü STK Anlayışı

  • SAĞLIKTA SAĞLIKSIZLIK

    SAĞLIKTA SAĞLIKSIZLIK

  • Koronavirüs Günlerinde Stres Kontrolü İçin Tavsiyeler

    Koronavirüs Günlerinde Stres Kontrolü İçin Tavsiyeler

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
Salı, 23 Şubat 2016 00:00

Tanıklıklarla Deniz Kuvvetleri "Çelenk Olayları"-2

Öğeyi Oyla
(6 oy)

Söyleşimizin ilk bölümünü “Çelenk Olayının” ana nedeni olan TCG Mareşal Fevzi Çakmak Gemisinde çıkan yangında üç şehit verilmesinin yıldönümünde yayınladık.

İkinci bölümümüzü de bu olayın protesto edilmesi amacıyla gerçekleştirilen Çelenk Olayının yıldönümü olan 23 Şubat günü yayınlıyoruz. 

Bir sonraki bölümümüzde davetimize uyarak tanıklıklarını paylaşan değerli meslektaşlarımızın yazı ve yorumlarına yer vereceğiz. 

Şimdi söyleşimize kaldığımız yerden devam edelim

Halil ERGENLİ: Tutuklanma tarihiniz 13 Mart 1979 olarak geçmiş kayıtlara. O güne kadar neler yaşandı?

Behzat YILDIRIM: 23 Şubat’tan 13 Mart’a kadar kayda değer bir şey olmadı diyebilirim. Ama çok sayılı bir tutuklamanın duyumlarını alıyorduk. Huzursuzca bekliyor, olduğu kadarıyla hazırlanıyorduk.

H. E. : Yargılama sırasında Avukatlığınızı Emekli Hakim Albay M. Emin Değer üstlendi. Avukat seçimi nasıl oldu. Yargılama sürecine nasıl etkisi oldu?

B. Y. : TEMAY ve arkadaş – meslektaşlarımızın çalışmalarıyla çıkarılan çok sayıda avukatlar arasından M.Emin Değer’i seçtik. İsim yapmış, güvenilir, mesleğimizi tanıyan biriydi.

Asubaylar o zamanlarda dahi bilgi, kültür ve bilinç konusunda elittiler. Bir çok avukat barındırırlardı içlerinde. Önemli – değerli ülke insanlarıyla samimi ilişkileri olan arkadaşlarımız vardı.

M.Emin Değer, yargı sürecinde göz doldurdu. Hepimiz memnunduk O’ndan. Mahkeme heyeti üzerinde de büyük etki yaptı. Hatta sahipsiz ve aciz olmadığımızı gösterdi. Asubay isterse yapardı!...

emin degerH. E. :  Avukatınız M. Emin Değer’in,  bağımsızlıkçı, antiemperyalist, Kemalist tutumuyla tanınan birisi. 12 Mart 1971 darbesinden sonra tasfiye edilen “9 Martçılar” arasında önemli bir yeri ve konumu olduğunu biliyoruz. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Gürler’le çok yakın teması olduğu, o günlerde yarbay rütbesinde Milli Savunma Bakanlığı Hukuk Müşaviri olduğu, Silahlı Kuvvetler içinde örgütlenmede Emin Değer’in dâhil olduğu grubun doğrudan Faruk Gürler’e bağlı olduğu bilinen konular. Eğer 9 Martçılar başarılı olsaydı Türkiye'nin, Emin Değer’in kaleminden çıkan bir anayasa ile yönetilecek olduğu da söylenir. Bu gerçekler ortada iken Askeri bir mahkemede böyle bir geçmişi olan bir avukat ile savunma yapmak sizce davanın seyrini olumsuz etkilemiş olabilir mi?

B. Y. : M.Emin Değer’i tanıyorduk. Sorunuz hakkında bilgi sahibi değildik. Olsaydık konuşulurdu. Kitaplarının bazılarını okumuştuk. Güveniyor ve inanıyorduk. Olumsuz etki yaptığını sanmıyor ve düşünmüyorum. Üstelik olumlu ve etkileyiciydi seçimimiz. Avukatın mahkeme tutanaklarına da geçen söylemiyle ; “Biz seçilmiştik. Faturamız önceden kesilmişti. Amaç gözdağı vermekti.

H. E. : İddianamede tanık olan asubay isimleri gördük. Bunların rolü ne idi? Tanıklıkları sizi ve davanızı nasıl etkiledi?

B. Y. : Bunlar bizi mahkemeye çıkaran güçlerin rol verdiği kişilerdi. Ama tanıklıkları –Mahkeme heyeti üzerinde- tanık subaylar kadar etkili ve bizi yaralayıcı olmamıştı.

H. E. : Geçmişte konuştuğumuz bazı büyüklerimiz bu davaya bazı siyasi oluşumların sahip çıkma çabalarından söz edilmişti. Eylemlere katılanlar belli bir siyasi görüşe sahip olan kişiler miydi? Bu konuda tavrınız ne oldu?

B. Y. : Doğrudur. Siyasi oluşumlar sahiplenme hevesine kapıldılar. Buna izin vermedik. Dava, bizim davamız “Asubay davası” idi. Elbette ki siyasi görüşler vardı hepimizde. Ama mahkum edilen 146 asubay tek tek incelenirse olayın tek bir görüşün değil, tek bir grubun davası olduğu gözlenir ; “Asubay davası!”

H. E. : Yargılama sonunda nasıl cezalandırıldınız?

B. Y. : 2 Mayıs 1979 günü yapılan duruşma sonunda kıdemli dört asubay 10’ar ay, diğer 16 asubay 105’er gün (3,5 ay) hapisle cezalandırıldılar. Suçlayıcı maddeler, savaş zamanında idam ve müebbet hapis gerektiriyordu.

Ardından, mimlenmiş olarak ilk tayinlerde dağıtıldık. Sürgünlere… Sonra dil/meslek kursu yok. Gemi almak yok. Bir yıl kıdem ve maaş kaybı… Daha neler neler…

H. E. : Tutukluluk, mahkeme ve hapishane günlerinizde meslektaşlarımız size destek oldu mu? Oldu ise ne şekilde destek oldu? 

B. Y. : Evet, destek oldular. Avukat bulunmasında, mahkeme takipleriyle gereğinde kişisel işlerimizde dışarıda ilgilendiler. Bizi, parasız, habersiz, kitapsız ve sigarasız bırakmadılar. Tüm Kuvvetlerden asubay kardeşlerimiz parasal destek sağladılar. Azalan maaşlarımızı takviye ettiler.

H. E. : TEMAY bu davalara müdahil oldu mu? Size sahip çıktı mı?

B. Y. : TEMAY müdahil olamazdı. Biz istemedik. Mevzuat buna izin vermezdi aynı zamanda. Ama gerekeni yaptılar. Sahiplenildik.

H. E. : Askeri Ceza ve Tutukevi Müdürü "Parmaksız Veysel" lakaplı Asubayın! size yaklaşımı nasıldı? Cezaevinde neler yaşadınız?

B. Y. : Müdürün bir başparmağı yoktu galiba. Öyle hatırlıyorum. Lakabı olmuştu bu. Hiçbir aidiyet duymadan verilen görevi yerine getiriyordu. Cezaevini ve mahkumları kafasına göre yönetiyordu, başgardiyan ile birlikte. Aslında esas mahkum oydu. Biz çıktık, O kaldı…

Cezaevi şartları çok kötü ve ilkeldi. Böylesine büyük bir olay beklenmediğinden cezaevinin planı uygun değildi. Bu da şartları daha da zorlaştırmıştı. Ama bahçesinde güller vardı. Bu nedenle “Güllübahçe” denirdi oraya.

Dört gemiden 146 asubay tutuklanınca “Malta” denilen salonun sağında ve solunda yapılmış er koğuşlarından biri boşaltılmış, bizi oraya yerleştirmişlerdi. Yetersizdi. Otuz asubayı – bizi- tiyatro salonuna eğretice yerleştirmişlerdi. Yetmemişti, tahtadan yapılmış sahneye de iki mahkum ranzası koymuşlar, gene yetmemiş, bir çok asubayı Üs Komutanlığı binasına tıkmışlardı.

Tuvaletler bile yetersizdi. Banyo – sıcak su – hiç yoktu. Halbuki mevsim kıştı. Nitekim 48-50 günde bir kez 30. gün garnizon hamamında yıkanmıştık. Keselenirken nöbetçi silahlı erler yanımızdaydı. Çamaşır değiştirirken de…

Akşam kilitlenen demir kapılar sabah 06.30’da açılıyordu. Başgardiyan bağırıyordu : “İki Assubay! Kapı altına!...” Kapıyorduk havluyu, parasını verdiğimiz bir permatikle traş oluyorduk. Berber-kasapsa (!) kafasına göre kesiyordu saçlarımızı.

Konserve kutularında demlenmiş çaylar satılırdı. Bulabilirsek içerdik. Kantin yasaktı. Kahvaltı ve yemeklerimizi kaşıkla yerdik. Çatal yasakmış, delici aletti.

Görüş yasaktı. Soyadı tutsa bile müdüre bağlıydı. 

Müdür yasaklamamışsa bir saatlik “hava saati” vardı.

Bahçede çocukça oyunlar oynardık moralimizi yüksek tutmak için. Güvercin taklası, birdirbir, uzuneşek… “Aldırma gönül” eşliğinde volta.

İçeride; bom, şehir nehir, sessiz sinema… oynardık. Çayına…

Okurduk. Müdürü geçebilen kitapları…

Bir dövülmedik. Gürültü yapılarak uykumuzu dahi kaçırdılar zaman zaman.

H. E. : 1970 ve 1975 Asubay olaylarına ait basından ve kişisel arşivlerden bol miktarda görsel materyal bulabiliyorken bu olayla ilgili yaptığımız çağrıya hiç bir yanıt alamadık. Gerçekten yok mudur veya unutulmak unutturulmak istenmesi çabası mı var?

B. Y. : Milliyet, küçük boyutlarda yangın haberini verdi. Ama çelenk olayı ve tutuklanma duyurulmadı. Tutuklanma Günaydın’da aynı boyutlardaydı. Ama sadece Günaydın’da. Bir de İzmit ve Gölcük gazetelerinde. Sanırım yasaklamışlardı. Ya da kraldan çok kralcıydı basınımız. Sızdırmamışlardı…

İlginçtir, birlikte çekilmiş bir fotoğraf bile yok. Varsa da ben rastlamadım. Unutturulmaksa, amaca ulaşmışlar.

H. E. : Meslek hayatınız boyunca bu olayın etkileri neler oldu?

celenk foto 3B. Y. :  Aldığımız cezalarla ilgili cevapladım. Mimlenmiş bir isim, çalışma hayatımız boyunca etkisini gösteren. Kurs, gemi alımı yok! Emeklilikte dahi devam eden mağduriyet. Memurlara çıkan sicil affı bize yok! Oysa biz de devlet memuruyduk!

H. E. : Bu olaylarla ilgili arşiv taraması yaptığımızda bir tek Milliyet gazetesi arşivinde küçük bir haber gördük. Onun da maddi hatalar içerdiğini sizden öğrendik. Basının bu konuya ilgisiz kalmasını neye bağlıyorsunuz?

B. Y. : Gerçekten fotoğraf bile yok. Yayın yok. Sanki yaşanmamış gibi. Sadece anılar ve 37 yıllık bir iddianame.

H. E. : Sizin bu konu ile ilgili eklemek istediğiniz bir husus var mı?

B. Y. : “Bir dokun bin ah işit” demiş atalarımız. Ah ile geçti ömrümüz. Roman çıkar bu olaydan. Yalnızca bir isimden bile bir roman. Düşünsenize 146 roman!...

H. E. : Meslektaşlarımıza bir mesajınız var mı?

B. Y. : O zamanlarda olduğu gibi bugün de bilgi kültür ve bilinç olarak asubaylar toplum ortalamasının çok üstündedirler. Elittir zümremiz. Ve bu ülkenin herkes kadar sahibidir Asubay. Bilelim…

H. E. : Sayın Behzat Yıldırım, Emekli Asubaylar site yönetimi ve şahsım adına unutulmaya yüz tutmuş bu olayı gündeme getirme hususundaki  destekleriniz için teşekkür ederim. 

Umarım bu sayede meslektaşlarımıza bu olayı anlama, yeniden değerlendirme ve dersler çıkarma olanağı sunmuşuzdur.

(Devam edecek)

(BİRİNCİ BÖLÜM İÇİN TIKLAYINIZ)

(ÜÇÜNCÜ BÖLÜM İÇİN TIKLAYINIZ)

Söyleşi            : Halil Ergenli

Kapak Resmi : Mustafa Aytar

TCG İSKENDERUN ÇELENK DAVASI İDDİANAMESİ

Kaynak gösterilerek ve aktif bağlantı verilerek kullanılmasında sakınca yoktur.

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 10062 defa

You have no rights to post comments