All for Joomla All for Webmasters
  • OYAK, TEMAD, TESUD Görüşmeleri üzerine bir görüş

    OYAK, TEMAD, TESUD Görüşmeleri üzerine bir görüş

  • AH ŞU DEVRİMLER

    AH ŞU DEVRİMLER

  • DURUMUN ÖZETİ

    DURUMUN ÖZETİ

  • TEMAD’da Cadı Avı Devam Ediyor

    TEMAD’da Cadı Avı Devam Ediyor

  • Yalnızlık Duygusu

    Yalnızlık Duygusu

  • SİTEMİZİN BEŞİNCİ YAŞINDA YENİDEN TEMAD DİYORUZ

    SİTEMİZİN BEŞİNCİ YAŞINDA YENİDEN TEMAD DİYORUZ

  • TEMAD'da Kurumsal Kimlik ve Güçlü STK Anlayışı

    TEMAD'da Kurumsal Kimlik ve Güçlü STK Anlayışı

  • SAĞLIKTA SAĞLIKSIZLIK

    SAĞLIKTA SAĞLIKSIZLIK

  • Koronavirüs Günlerinde Stres Kontrolü İçin Tavsiyeler

    Koronavirüs Günlerinde Stres Kontrolü İçin Tavsiyeler

  • Anayasa hep delikti ki

    Anayasa hep delikti ki

  • Züğürt Ağa Gerçeği

    Züğürt Ağa Gerçeği

  • Ayaş Domatesi Korkusu- Mehmet Ali KILINÇ

    Ayaş Domatesi Korkusu- Mehmet Ali KILINÇ

  • Lider ve Liderlik Kavramı

    Lider ve Liderlik Kavramı

  • TEMAD Yönetimini Uyarıyoruz

    TEMAD Yönetimini Uyarıyoruz

  • Güç, Empati, Kibir ve Liderlik

    Güç, Empati, Kibir ve Liderlik

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
Cumartesi, 23 Ocak 2016 23:40

Ahmet Keser'in "Maksadı Aşan"(!) Sözleri ve Goebbels Taktiği

Öğeyi Oyla
(13 oy)

Uzun süredir sosyal medyada ve sitelerde kalem oynatan meslektaşlarımızın TEMAD Genel Başkanı Sn. Ahmet Keser'in konuşmalarında kullandığı ifadeler ile ilgili "maksadı aşan söylemler" tanımlaması sık sık tekrarlanıyor. Tekrarlanmakla kalmıyor, asubayların gasp edilen haklarının bu sözler üzerine "TEMAD ile Genelkurmay'ın arasındaki iletişimin koptuğu" gerekçesiyle verilmediği dillendiriliyor.

Bu konuların sürekli gündemde tutulmasının Asubay hak mücadelesine nasıl bir katkı sağlayacağını anlamakta güçlük çekiyorum. Ancak bahsedilen sözlerin günümüzde karşılaştığımız yeni durumlar ışığında tekrar değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sn. Ahmet Keser'in 22 Ocak 2013'te Bugün TV'de Barış Özkan'ın sunduğu "Bugünün Gündemi" programında yaptığı konuşmada ve 13 Nisan 2013'te Balıkesir'de düzenlenen bölge toplantısında yaptığı konuşmadaki sözleri bunun en çarpıcı iki örneğidir.

Bugün TV'de yapılan programda Sn. Ahmet Keser şöyle demiş;

albaylar keserEn temel sıkıntı adaletsizlikte. Personel arasında çok ciddi adaletsizlik yapılıyor. Bizim, tekrar söylüyorum şöyle bir algılama oluşturulmaya çalışılıyor Genelkurmay'ca zaman zaman. Şimdi bunları subaylarla bir mi tutalım? Yani bir generalle bir mi tutalım. Bizim kimsenin kadrosunda yerinde de gözümüz yok, yerinde de gözümüz yok maaşında da gözümüz yok. Ancak şimdi Türk Silahlı Kvvetlerinde maaşın dışında yapılan görevlerden dolayı aldığımız tazminatlar var. Ya da bizim alamadığımız tazminatlar başkasının aldığı tazminatlar var. Nedir bu? Makam tazminatı; Subay alır, assubay alamaz. Görev tazminatı; Subay alır, assubay alamaz. Komutanlık tazminatı; Subay alır, assubay alamaz. Şimdi bu kadar tazminatı bir tarafa vereceksin vereceksin, vereceksin yukarı çıkatacaksın. Diğer tarafı da aşağı indireceksin. Ciddi bir adaletsizlikle karşı karşıya bıraktıracaksın. Aynı işi yapıyorsun, aynı işin karşılığında aldığın tazminat ya yok ya da çok az. Örnek daha önceden de vermiştim bu örneği, Komutanlığın kursunu gören bir yarbay, albay, bir binbaşı neyse bu kursu gördüğü için "altını çizerek söylüyorum" bu kursu gördüğü için komutanlık parası alıyor. Komutanlığı bizzat yapan bir assubay, bu parayı alamıyor. Örneklerimi pekiştirmek anlamında söylüyorum; Gediktepe Karakolu basıldı. Assubay şehit oldu. Oranın karakol komutanıydı. Cebinden maaş pusulasını çıkarttınız komutanlık parasının karşılığı boş. Oranın komutanı olduğu için öldürüldü, şehit edildi. Komutanlık parasının karşılığı boş. Kim alıyor? Antalya'da 33 tane albay var tekrar söylüyorum Antalya'da 33 tane albay var. Kursunu gördü diye bunlar alıyor. Kursunu gören bunlar içerisinde kursunu gören alıyor. Ya Antalya'daki kurs görenler bu parayı alırken öbür yanda şehit olan bunu alamıyorsa bunu personele nasıl anlatacaksınız. Bir arada nasıl olacağız. (Videosunu izlemek için resme tıklayınız)

Bu konuya değindiği bir diğer konuşması ise Balıkesir buluşmasında gerçekleştirilen konuşma.  Sayın Keser yine Gediktepe örneğini verip Antalya'daki tazminat alan  Albaylardan söz ederken şöyle demiş.

balikesir"Vatanseverlik asla rütbeye mütenasip bir duygu değildir. Vatanseverlik burada yaşanır. Vatanseverliğin ölçüsüne bakmak istiyorsan şehit sayısına bak. Vatanseverliğin ölçüsüne bakmak istiyorsan Hakkâri’de Gediktepe’de şehit olan assubayın maaş bordrosuna, çikart bak. Bir de cebinden çıkart, kendi bordrona bak. Bak o Gediktepe’deki astsubay bu memleket, bu millet için canını verdi. Üstündeki o üniformayı çıkarttılar, o melbusatın içerisindeki maaş bordrosunda komutanlık parası sıfırdı. Kime gitti? Antalya’da şezlongda yatan 31 albaya gitti. Ama biz devlet, millet, vatan demeye devam edeceğiz." (Videosunu izlemek için resme tıklayınız)

Evet şimdi "şezlongta yatan albay" sözünü 3 yıldır dilinden düşürmeyen içimizdeki "kelam erbabı"nın kullandığı şekli ile "şezlong albayı" tanımlamasını  günümüzde yaşananlar ışığında değerlendirelim.

Geçtiğimiz günlerde 28, 29, 30 yılını dolduran Albaylara verilecek erken emeklilik promosyonu TBMM'de kabul edildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bunun nasıl tartışıldığını sitemizde yayınladık. Kısaca anımsayalım.

ERHAN USTA (Samsun) –  Şimdi, “Parasal.” diyorsunuz, bence parasal değil. Albayların emekli edilmesi meselesi parasal bir mesele değil. Orada ne kadar yığılma var? Alt rütbelerde, mesela işte teğmenlikte, üsteğmenlikte az bekletiyorsunuz, geliyorsunuz, albaylıkta yığılıyor, ondan sonra okuyana kıdem veriyorsunuz, bilmem neye kıdem veriyorsunuz, on üç yıla kadar albaylıkta kalıyor, bu sefer oluyor elimizde 30 bin tane albay, ondan sonra “Bunlara hadi biraz para verelim.” diye, emekli edelim diye uğraşıyorsunuz.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayıları yaklaşık olarak 6.500 civarında olan Türk Silahlı Kuvvetlerinde piramidin yapısını bozan albaylarımızın bin tanesi bu şablondaki estetik yapıyı bozuyormuş, rakam olarak aldığımızda.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Albay belli bir statüye gelmiş, sizin de söylediğiniz gibi, bunlara mutlaka belirli bir yer göstermek lazım. Bu yer gösterdiğinizde işte, âdeta sanal mı demek lazım, kadro şişirilmesine mi gidiyor, makam şişirilmesine mi gidiyor, ayrı bir yerler açmak lazım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Merkez albayı mı, merkez valisi mi ya da bakanlık müşaviri…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – İşte o yok. Ama çok doğru bir tabir. Merkezdeki bir valilik olmadığında bir uyumsuzluk, ahenksizlik oluyor. Bunu da işyerindeki uyumu, ahengi sağlayabilmek için de böyle bir tenkisatın yapılması uygundur.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Türk Silahlı Kuvvetlerinde hâlen albay rütbesinde 6.102 albay görev yapmaktadır. Bu rakam toplam personel sayısının yüzde 16’sına tekabül etmektedir.

Arkadaşlar bir çalışma yapmışlar, ideal oran yüzde 8’dir. Mesela Fransa’da 7, Amerika’da 6‘ya yakın, İngiltere’de 4 gibi ama Türkiye'de yüzde 8 gibi bir rakam uygun olur diye belirlenmiş. Bu düzenlemeden, 30’uncu, 29’uncu ve 28’inci fiilî hizmet tamamlayanların hepsi yararlanırsa 1.071 personel yararlanacak olup bu 1.071 personelden 1986 yılı giriş olanlar 308 kişi, 1987 olanlar 346 kişi, 1988 girişliler de 421 kişi; bunlardan Hava Kuvvetleriyle ilgili söylüyorum, Hava Kuvvetlerindeki sayıları da 27, 27 ve 29. Genelde Deniz Kuvvetlerinde de az, 28, 24 ve 55. Ancak Kara Kuvvetlerinde 1986 yılında girenler 213, 1987 neşetliler 269, 1988 neşetliler 283, toplam 1.075 adet.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yapısal sorun var, burada da Silahlı Kuvvetlerimizin bir reformu var, yani yeniden yapılanma var, birliklerin birleştirilmesi talebi var. yani kendi iç çalışması da var. Dolayısıyla, gerek birliklerin birleştirilmesi gerekse de Silahlı Kuvvetlerin reformu gerçekleştirildiğinde, bu albay sayılarını ideal olan sayıya düşüreceğiz.

ERHAN USTA (Samsun) – ” İnsan unsuru, bakın, en kıymetli şeyin insan olduğunu hepimiz biliyoruz ve büyük emeklerle yetiştiriliyor bu insanlar, albay rütbesine kadar getiriliyor. Onlara tabii gerektiği gibi iş verilemiyor, onların da pozisyonlarına uygun bir şey verilemediği için orada yığılma olmuş, ondan sonra “Bunları emekli edelim, erken emekli edelim. Erken emekliliğe teşvik etmek için de üstüne biraz para verelim.” gibi bir noktaya geliyoruz. Bunlar son derece yanlış şeyler.

 On üç yıllık iktidardan sonra insanları böyle patır patır, patır patır getireceksiniz oraya, ondan sonra “Ya, pardon, burada bir yığılma olmuş. Hadi bunları bir gönderelim, üstüne biraz para verelim.” filan. Yani, bunu neyle izah edeceksiniz, ben bilmiyorum, son derece yanlış bir şey.

Mesela, burada belki şu soruyu da sormak lazım: Yani, diyelim ki bu 1.071 kişinin tamamı Sayın Bakanım, “Ben ayrılmak istiyorum.” dedi. Şimdi, burada idarenin bir inisiyatifi yok anladığım kadarıyla, bu sefer hizmette bir aksama olacak mı? Mesela, ona ilişkin bize bir bilgi verilsin. Yani, “Burada hizmette aksama olmayacak.” dediyse, zaten iyice cinnet geçireceğim. Yani, 1.071 tane albay bir günde şeyi terk edip gidecek, bu ülkede hizmette hiçbir aksama olmayacak ve biz buraya oturacağız, “Ben Hükûmetim.” diyeceğiz.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım, öncelikle yığılma oldu, bunun birçok sebebi vardır. Bu sebeplerden bir tanesi bu daha önceki dönemde -işte kaç yılında diyelim- bu 80’li yıllarda, 1985-1990 arası harp okullarına daha fazla öğrenci alınması bu dönemdeki bir yığılmayı doğurdu. Artı, eskiden her yüksek lisans için bir ilave kıdem veriliyordu, bu biraz daha ileri adım atılmasına ve üste yığılmaya... Üstün  başarı nedeniyle yine ilave kıdemler veriliyordu. Burada, şimdi, bir oransal azaltma yapılıyor. Dolayısıyla, birçok şey araya girince böyle bir yığılma oldu.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım, yaklaşık 40 bine yakın subayımız var. Dolaysıyla da, bin subayımızın eksik olmasıyla Silahlı Kuvvetlerimizin güvenlik planlamasında bir zafiyet olmayacaktır.

Evet şimdi Sn. Keser'in Antalya'da görev yapan 33 albay tespitini bir daha değerlendirelim.

 2013 yılında Sn. Keser bir fotoğraf çekmiş. Albay rütbesinde her türlü tazminatı alan 3.000 albayın 31-33'ü ile ilgili bir tespit yapmış. Bunu niçin yapmış? Bugün kavgasını verdiğimiz, Genelkurmay'ın vermemek için direndiği tazminatlarımızla ilgili adaletsizliği anlatmak, adaletsizliği vurgulamak için yapmış.

goebbelsDoğrusunu söylemek gerekirse o günlerde "maksadı aşan sözler" propagandası o kadar yoğun yapıldı ki ben de Sn. Genel Başkanın zaman zaman "maksadı aşan söylemleri" olduğu hissine kapıldığımı belirtmek durumundayım.

Tıpkı Hitler'İn Propaganda Bakanı Dr. Paul Joseph Goebbels gibi kitlesel propagandanın "Büyük Yalan" olarak bilinen tekniğini kullanmadaki ustalığını gördük bu propaganda erbabının yazılarında ve paylaşımlarında. Aynı kalıplaşmış cümleleri yıllardır kopyala yapıştır taktiği ile sürekli gözümüze sokarak etkilediler Asubay toplumunu.

Neydi Goebbels'in bu konudaki en bilinen sözü?
En parlak propaganda tekniği, tek bir temel prensip akılda sabit olarak tutulmadıkça başarıya ulaşmayacaktır: Kendini birkaç nokta ile sınırlamalı ve bunları defalarca tekrar etmelidir.

Genelkurmay Başkanlığı Sn. Keser'in Albaylarla ilgili tespitinden çok alınmıştı değil mi?

Peki ne oldu da 3 yıl sonra "3.000'in üzerinde fazladan ve hiç bir işimize yaramayan albayımız var" noktasına geldik?

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, "yaklaşık 40 bine yakın subayımız var. Dolaysıyla da, bin subayımızın eksik olmasıyla Silahlı Kuvvetlerimizin güvenlik planlamasında bir zafiyet olmayacaktır."

Albay belli bir statüye gelmiş, sizin de söylediğiniz gibi, bunlara mutlaka belirli bir yer göstermek lazım. Bu yer gösterdiğinizde işte, âdeta sanal mı demek lazım, kadro şişirilmesine mi gidiyor, makam şişirilmesine mi gidiyor, ayrı bir yerler açmak lazım.

Derken,

Bir milletvekili “Ya, pardon, burada bir yığılma olmuş. Hadi bunları bir gönderelim, üstüne biraz para verelim.”  şeklinde olayı karikatürize ederken,

Bir diğer milletvekili, "Merkez albayı mı, merkez valisi mi ya da bakanlık müşaviri…"

Derken sorun yok ta

Sn Keser, "Bak o Gediktepe’deki assubay bu memleket, bu millet için canını verdi. Üstündeki o üniformayı çıkarttılar, o melbusatın içerisindeki maaş bordrosunda komutanlık parası sıfırdı. Kime gitti? Antalya’da şezlongda yatan 31 albaya gitti."

Derken mi sorun oldu?

Evet ben de diyorum ki muhataplarımıza; yıllardır benden esirgediğiniz, tazminatları fazladan istihdam ettiğiniz Albaylara verdiniz. Şimdi de ne yapsak ta Halil Ergenli'ye bundan sonra da  tazminat vermesek diye çabalıyorsunuz.

Yakışıyor mu?

Asubaylardan esirgenen tazminatları talep etmek için konuşan Sn. Ahmet Keser'in bu sözlerini 3 yıldır adeta Genelkurmaya unutturmamak için çaba gösteren Asubay sıfatını taşıyanlar; 3.000 Albayın gereksiz yere istihdam edildiği tutanaklarla sabit iken ve emekli olsunlar diye rüşvet gibi teşvik verilirken, hala maksat sorgulaması yapacak mısınız?

Görüyoruz ki propaganda bakanlığını yaptıklarınız size sırtını dönmüş, olsun siz yine de haydi sarılın klavyelere, yandaş, yalaka, biatçı vs. dilinize pelesenk ettiğiniz sözcüklerle yorumlayın yine bu yazımızı...

Halil Ergenli

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 12005 defa

Yorumlar   

0 #1 Ahmet DUVAR 24-01-2016 14:03
Maalesef Asubaylık mesleğinden emekli olduğunu sanıp postallarını çıkarmamış kişiler çok.Kişileri eleştirirken elinizdeki doğruları ortaya koyamazsanız inandırıcılığınız olmaz.Kısaca TSK bir girdabın içerisinde dönüp duruyor.Hala Asubay ve uzmanları kendi iş yerinde çalışanlar olarak görüyorlar.Kısaca Asubayların gasp edilen hakları verilecek,Asubaylık kaldırılacak,rütbeli personel askeri üniversiteden mezun olacak herkese eşit olanaklar sunulacak.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile