All for Joomla All for Webmasters
Cumartesi, 16 Ocak 2016 17:55

Tazminât Meselesi ve Samîmiyet

Öğeyi Oyla
(22 oy)

"Samîmiyeti yitirmek gücünü yitirmektir." sözünü okumuştum bir yerde. Sözün sahibi "Bovee" olarak yazılmıştı. Önemsemiş ve not almışım bu sözü.

Mevlâna ise şöyle demiş "Aslında farkındayım hayatımdaki sahte varlıkların, istesem bir anda temizlemesini de bilirim.

Ama bunca sahteliğin, benim samîmiyetime ihtiyacı var."

Evet samîmiyetini yitirenlerin güçlerini yitirmemesi için bizim samîmiyetimize ihtiyaçları var. Yıllardır süregelen Asubayların uğradığı haksızlıkların çözümü hususunda tüm tarafların en çok ihtiyacı olan kavram da "samîmiyet"tir bizce.

Genelkurmay Başkanlığı 24.12.2015 Tarihinde Milli Savunma Bakanlığı'na bir çalışma gönderdi. Bu çalışma MSB Kanunlar Kararlar Dairesi ve Askeri Adâlet İşleri Başkanlığınca incelendi. Bu çalışmanın içindeki 3 önemli başlık şöyleydi.

1. Üst rütbeli subay birikiminin kademeli olarak azaltılması amacıyla belirli şartları taşıyan albay rütbesindeki personele emeklilik hakkı tanınmakta

2. Belirli şartları taşıyan astsubaylara ve emeklilerine tazminât ödenmesi sağlanmakta

3. Uzman jandarma ve uzman erbaşların ek göstergelerinin yükseltilerek özlük haklarının düzeltilmesi sağlanmakta

Çalışmanın içinde yer alan bu üç maddenin ikisinin TBMM'ne gönderildiğini takip ettik. 

Albaylara promosyonlu emeklilik getiren teklif /tasarı 13.01.2016 tarihindeTBMM'de kabul edildi.

Uzman Jandarma ve Uzman Erbaşların Yan ödemelerini içeren 1/517 sayılı kanun tasarısı ise komisyonda görüşülerek kabul edildi.

Asubayların ve emeklilerinin tazminâtı ise ortalıklarda görünmüyordu. Ancak 12 Ocak 2016 Salı günü Genelkurmay kaynaklı bir bilgi yayılıyor ve tazminâtların "sicil şartı"na bağlanarak torba yasaya girdiği ve komisyonlara gönderildiği iddiası ortalıkta dolaşıyordu. 

Oysa aynı gün farklı bir durum söz konusu idi. MSB Askerî Adâlet İşleri Başkanlığı bu taslak hakkında çalışmalarını tamamlamış ve görüşlerinin değerlendirilmesi için Genelkurmay Başkanlığına geri göndermişti. Tabi ki bu işin birinci derece muhataplarından özenle saklanan MSB görüşünü görmedik, bilmiyoruz.

Aslında bilmemize de gerek yok. Bugün Hukuk Fakültesi 3'üncü sınıfında okuyan bir öğrencinin önüne bir tazminâtın "sicil şartına bağlanması" önerisini içeren bu teklifi koysanız size bunun neden olmayacağını, olsa bile yargıdan dönebileceğini, çok güzel bir anayasa ve evrensel hukuk dersi vererek anlatabilir.

Yukarıdaki bilgilerden vardığımız sonuç;  teklifin MSB'den Genelkurmaya geri gönderildiği gün, sicil şartını içerecek şekilde çalışmaların tamamlanıp bu şekilde TBMM'ne gönderildiği iddialarını yaymak bizce yine nabız ölçme çalışmasıdır. Ortada ciddi bir samîmiyetsizlik vardır ve  ayân beyan görülmektedir.

Bugüne kadar subaylara verilen hiç bir tazminât sicil şartına bağlanmazken asubaylara verilmesi planlanan tazminâtın "gayrı ahlakî" bir şekilde sicil şartına bağlanmaya çalışılması Genelkurmay Karargâhında bu çalışmaları yapanların hala kendilerini patron. asubayları da kendi işletmelerinde çalışanlar olarak gördüğünün göstergesidir.

Dünyanın birçok büyük ordusu Asubayların saha liderliği konseptine dönüş yapıyor. Silahlı Kuvvetlerinde Asubay sınıfı bulunmayan İsveç ordusunda Asubay sınıfının yeniden ihdas edileceği konuşuluyor. Türkiye'de ise Genelkurmay Başkanlığı elindeki Asubay kaynağını hoyratça harcamaya, küstürmeye ve üstüne üstlük yaşam koşullarının iyileştirilmesine karşı direnç göstermeye devam ediyor. 

asubay saha1  isvec ordusu 

Dörtbir yanımızda çatışmaların yaşandığı, ülkemizin bir bölümünde adetâ iç savaş görüntülerini andıran bölücü terörle mücâdelenin devam ettiği bir süreçte asubayların özlük hakları ile ilgili yaşanan bu düşmanca tavrı anlamak mümkün değildir. Hergün kelle koltukta çatışmaların içinde yaşayan asubaylar tazminâtları analarının ak sütü gibi hak etmektedir. Aynı şartlarda canı pahasına çarpışan iki asubayın birini bu tazminâttan mahrum bırakabilecek bir düzenleme akıl dışıdır. Asubayların VATAN için canını kanını vermeye hazır olarak yapmakta oldukları ve geçmişte yaptıkları görevler özlük haklarını koşulsuz olarak almaları için yeterli bir gerekçedir. 

Yaş haddinden emekliliğine 3 yıl kalmış albaya, asubaya vermemek için direnilen tazminâtın neredeyse 15 yıllık tutarının peşin olarak verilmesinin TBMM'de kabul edildiğini gördük. TBMM Tutanaklarında Sayın Dursun ÇİÇEK'in konuşmasının içinde bu hususta sarfettiği bir sözü ise dikkatlerimizden kaçmadı tabi ki. Sn. Çiçek konuşmasında albaylara emeklilik promosyonu ile ilgili şöyle diyordu;

"Ayrıca, kıdemli albay rütbesini almış, emekliliği hak etmiş diğer albayların da, yirmi sekiz yılın altında hizmet süresi olan albayların da bu kapsamda bu yasal düzenlemeden istifade etmesi, teşvik primlerinin, ikramiyelerinin Genelkurmayın teklifine rağmen yüzde 50 oranında düşürülmesi, aynı konuda astsubay kıdemli başçavuşlarda olan yığılmaların, kadro fazlası personelin sorununa çözüm getirmemesi dikkate alındığında, yetersiz bir kanun değişikliğidir." 

Bu konuşmada görüyoruz ki Genelkurmay Başkanlığı Albaylarımız içn öngörülen rakamın 2 katını teklif etmiş. Yani 28 Yıllık bir albaya şu andaki gibi 58.000 TL değil 116.000 TL verilmesini önermiş. Şartı şurtu da yok hani. Hükümet kabul etse bu rakam hayata geçecekmiş. Yani asubaya tazminât olarak nasıl yapsak da vermesek diye çalışılan tazminâtın 30 yıllık tutarı hem de peşin. El insaf!

Siyâset kurumu iktidarı ve muhalefetiyle Asubayların yıllardır ötelenen özlük haklarını verme irâdesini açıkça gösterirken Genelkurmay Karargâhının, yıllardır hiç bir şarta bağlı olmaksızın subaylara verilen 6 kalem tazminâtın 1 tanesinin asubaylara verilmesinin önünde adeta meydan muharebesi veriyormuş edâsıyla direnmesi tarihe kara bir leke olarak yazılacaktır.

"Tazminâtları şarta bağlamazsam Asubayları zapturapt altına alamam" önermesi modern yönetim sistemlerinin değil köhnemiş klâsik yönetim sistemlerinin ve bunu uygulamaya çalışan zihniyetin bir ürünüdür. Bu zihniyet Milli Ordunun kendi içindeki çalışma barışının ve düşmanla savaşma azminin önündeki en büyük engel ve tehdittir.

Beklentimiz; Başbakanın meydanlarda söz verdiği şekilde asubaylara makam, görev tazminatı verilmesidir. Tazminât, emeklilerde ve 2003 öncesi mezûnlarda kıdemli başçavuş, bekleme süreleri uzatılmış olan 2003 ve sonrası mezûnlarda ise 18 yılda ulaşabilecekleri rütbe yani başçavuş rütbesine ulaşan tüm asubaylara verilmelidir.  Başçavuşluk ile kıdemli başçavuşluk arasında verilecek tazminâtta fark olmalı mıdır? Evet olabilir. Bu da belirlenecek farklı gösterge rakamları ile sağlanabilir. Yayılmaya çalışılan bilgilerde olduğu gibi sabit bir rakam olur ise zaman içinde anlamını yitirme tehlikesi taşır. Tıpkı makam tazminâtı almayanlara verilen 100 TL. denge tazminâtı gibi.

Bekleyip göreceğiz. TBMM ve siyâsetin bu çirkin oyunları görüp gereğini yapacağına inanmak istiyoruz. Biz anlatmaya devâm edeceğiz.

halilKalın sağlıcakla...

Halil Ergenli

E. Dz. Asb. Kad. Kd. Bçvş.

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 12113 defa

Yorumlar   

0 #1 İBRAHİM KUMANLI 17-01-2016 16:35
ARKADAŞLAR;BULMACALARDA HEP ÇIKAR MADUN=AST İŞTE BU DEĞİŞMEDİKÇE YANİ ASTSUBAY>ASSUBAY OLMADIKÇA BU MADURİYETLER DEVAM EDECEKTİR.HÜKÜMET DARBETÖRLERİ HİZAYA GETİRMEYE ÇALIŞTI AMA MALESEF ADAMLARIN KANINA İŞLEMİŞ BİR KERE DARBETÖRLÜK BİR TÜRLÜ VAZ GEÇEMİYORLAR HELE KONU ASSUBAY OLUNCA ASLA DİYORLAR.İŞİMİZ ÇOK ZOR ÇOK.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile