All for Joomla All for Webmasters
Perşembe, 07 Ocak 2016 21:55

Yıl 1975 Aylardan Ocak (7)

Öğeyi Oyla
(5 oy)

 E. Hv. Asb. Ökkeş Kadri Baçkır'ın 2008 yılında yayınlamış olduğu 1975 Asubay Eylemleri içindeki anılarını ve değerlendirmelerini anlattığı "Yıl 1975 Aylardan Ocak" başlıklı yazı dizisini tarihe not düşmek adına yayınlamaya devam ediyoruz.

“Beynimizde, eyleme geçirdiklerimizden daha fazlasını taşımıyorsak, eyleme de pek fazla bir şey geçirmemişiz demektir.”

Ve saat 19.00 sabırsızlıkla beklediğimiz haberler başlıyor.

ocak 75 71TRT spikeri Tuna Huş'un açış konuşmasından sonra Sayın Genelkurmay Başkanımızın; “1975 Ocak olayları olarak tanımlanan eyleme katılan bütün assubayların T.S.K. ile ilişiği kesilmiştir!” diyerek başlaması haberin devamını dinleyemeyecek kadar bir uğultu ve gürültüye sebep oluyor, yemekhanemizde.

Sevinenler, üzülenler, endişeler ve gelecek kaygıları başlıyor. Acaba yargılanma sürecimiz nasıl olacak? Savcının beş yıl ağır hapis cezası istemi ile tutuklanmamıza mahkeme nasıl bir karar verecek? Yoksa beş yıl mıııı? Evet, bu muhtemel. T.S.K. ile ilişiği kesilenler, geleceğe örnek olsun denerek cezanın azamisine çarptırılabilinirler. Tabi ki 100'e yakın bir topluluğun düşünen taze beyinlerinin kendi bilinmeyen gelecekleri hakkında yorum üretmekten gayrı neleri olabilir ki?

Genelde dar gelirli ailelerin çocuklarıyız. Üniversite imtihanlarında başarısız olmamızdan değil, kısa yoldan hayata atılma düşüncesinden dolayı seçmişiz bu mesleği. Zaten bu şartlar altında seçenek çeşnileri bizlere ne kadar sunulabilir ki? Bizler kısa yoldan hayata atılacak, üniversite okumak için çırpınan küçük kardeşimize harçlık, hasta anamıza ilaç, kışları ceketsiz geçiren babamıza ceket, bayramlarda giymesi içinde bir ayakkabı alacağız, yıllarca delik tabanından su alan romatizmalı ayakları ısınsın diye.

Ama ne yazık ki bunları yapamayacağız. Bakın T.S.K. ile ilişiğimiz kesilmiş. Yıllarca yatıp çıkacak ve “Ordudan atılmış”, “Yaramaz insan” olarak alnımıza vurulmuş leke ile tekrar topluma adapte olup ekmek kavgasına başlayacağız.

* * *

Günler geçiyor. Geleceğimizle ilgili belirsizlik daha da büyüyor belleğimizde. Kemiriyor bizleri. Yarını ne olacağı belli olmayan 100'e yakın insan.

Ben biraz şanslıyım herhalde diğerlerine göre. Hava Harp Okulu’nda okurken maaşımın bir miktarını gönderdiğim, Hava Pilot Teğmen kardeşim A.Atilla Baçkır (1974/21), bir pilot teğmen arkadaşı ile bana büyükçe bir zarf gönderiyor. Teşekkür ediyorum getiren teğmene

Merak ve acele ile açıyorum zarfı. Bir kısa mektup; “Ağabey, haklı davanda sonuna kadar yanındayım. Yattığın sürece maaşımı ikiye böler paylaşırım. Ellerinden öperim.”

Tam 1300 lira var zarfta. Yani maaşımdan da fazla. Sağ olsun yattığım sürece bu devam etti.

Şimdi THY Airbus A-340’larda uçuyor. Allah onun ve onun gibi fedakâr, vefakâr kardeşlerimizin yolunu açık etsin.

Günler geçiyor. Sanki gün değil de yıl gibi. Çünkü televizyon haberlerinde, Genelkurmay Başkanımızın “Eyleme katılanların tamamının T.S.K. ile ilişiği kesilmiştir!” dediği günden tam 15 koca gün geçmiş. Yani, 15 adet 24 saat. Dile ne kadar da kolay geliyor, bir tıklama ile yazılıp, bir solukta okunan.

Belirsizliklerle dolu 15 gün. Oysaki bugün tutukluluğumuzun 26’ncı günü.

Acaba beş yıl ağır hapis cezası ve sivil cezaevlerine sevk mi ?

Yoksa savcının talebi olan beş yıl istemi daha da artırılarak askeri ceza evlerinde infaz mı?

“Acaba” ve “yoksa”larla yüklü yüzlerce soru, binlerce cevaplama. 

Beklemek, kaderine razı olanların bekleyiş çaresizliğinden gayrı yapacak bir şey yok. Ne olabilir ki?

* * *

Ve tam 26’ncı gün bir haber ulaşıyor bizlere. 

Hava Kuvvetleri Komutanımızın, Genelkurmay Başkanımızla olan özel görüşmesinden; “Ocak 1975 eylemcisi assubayların ordu ile ilişikleri kesilmemiş olup, askeri mahkemelerin haklarında vereceği karar uygulanacaktır!”

Bu haber, sevinç, endişe yumağı ve mahkeme kararlarını bekleme zorunluluğunu getiriyor beraberinde. 

Bekleyeceğiz, bekleyecek ve göreceğiz yarınımızın ne olacağını.

Bazı suçlar vardır, tekerrür nedeni ile az çok bilinir karşılaşılacak ceza. Amma bu bir ilk. 

İlkler insanları, toplumu nerelere götürür bilinmez ki?

Günler bu bilinmezi, bilinmezin çözüm yollarını arama düşüncelerinden oluşan sohbetlerle geçiyor. Bazen olumlu, bazen de karamsarlık sarıyor, günlerin yorgunu belleklerimizi.

Ama kırgınlık yok! Tek ses, tek yürek, tek bilek olmuş, kalbi yumruk kadar, yüreği mangal gönül erleri!

* * *

Günler, haftalar ve de aylar geçiyor. Geleceğimiz hakkındaki belirsizlik büyüyerek kemiriyor belleklerimizi.

Acabalarla dolu saatler, geceler.

Bir daha ne zaman hâkim karşısına çıkacağız?

Genelkurmay Başkanının TRT haber bültenlerinde açıkladığı gibi “Ordu ile ilişikleri kesilmiştir” mi?

Yoksa Hava Kuvvetleri Komutanımızın açıkladığı gibi; “Ordu ile ilişkileri kesilmemiş olup, haklarında, askeri mahkemelerin vereceği karar uygulanacaktır” mı?

Acaba askeri mahkemelerin kararı ne olacak? 

Kıbrıs barış harekâtının fiilen bitmiş olmasına rağmen, devam eden teyakkuz durumu nedeniyle, askeri ceza kanununun seferi durumlarındaki yargılama kuralları mı uygulanacak hakkımızda?

Birçok acabalarla dolu günler ve saatler. Geçmek bilmeyen dakikalar. Katlanmaktan başka çare yok. Katlanacağız, amma bir de şu yoksulluk olmasa… 

Hani, o maaşlarımızın tamamı olmasa da, küçük bir bölümünü verseler. Kiralarımızı ödeyemezsek de, elektrik - su giderleri karşılansa. Bebesi olanlar (ki o tarihlerde genelde genç assubayların tutuklu olması nedeniyle, bir çok arkadaşımızın küçücük yavruları var idi. Süt'e ve mama'ya muhtaç)!!!!!

Bir haber alıyoruz. Olaylara karışmamış, karışamamış bazı duyarlı arkadaşlar, aralarında bir miktar para toplarlar, bizlere ulaştırılsın diye. Fakat o günler zor günler. Bizlere ulaşmak, aramak, hal hatır sormak, yardım toplamak amacıyla girişimde bulunmak dahi çok zor ve de takipte. !!!!!

Ama yine de bazıları toplamış işte böyle bir yardımı. Bir kaç bin lira, belki de bir kaç yüz lira. Ne elimize geçti, ne de yakınlarımıza iletildi. O sebeple bilmem ne kadar olduğunu.

TEMAY'a gönderirler bu topladıkları yardım paralarını. Bizlere ulaştırsın diye.

TEMAY düşünür, taşınır.

“Ne yapalım bu tutuklu assubaylara gelen paraları?”

Derler ki kendi aralarında;

“Arkadaşlar, dernek lokalimizin okey takımları eski, oyun kâğıtları yırtık”

“Masa örtüsü ve perdeler perişan”

“Yapmasalardı, yatmasalardı keratalar!”

“Akıllı olsalardı!”

“Bana ne! deselerdi”

“Duvar dibinden yürüselerdi”

“Biz bu paralarla, okey mokey alalım. Al papazı ver kızı, maça yediliye devam.”

Ve öyle de yaparlar. Paralar okey, TEMAY da “hiç” olur.

* * *

Aç da olsak, eziyet de çeksek günler geçecek. Zamanı zincirle bağlayıp durduramayız ki.

Ve zincirle bağlayıp, dönmesini engelleyemediğimiz zamanın, güneşin 64 kez doğup, batmasına şahitlik etmesinden sonra, yani tam 64 gün sonra bir haber gelir koğuşlara;

“Yarın mahkemeye çıkarılıyorsunuz. Herkes sabah saat 06.00’da, mahkemeye çıkacak düzende hazır olacak!”

KALBİ YUMRUK KADAR, YÜREĞİ MANGAL GÖNÜL ERLERİNE SELAM OLSUN.

okkes 4Saygılarımla.

Ökkeş Kadri BAÇKIR
Emekli Hava Asb. (1972-17)

Devam Edecek...

Kapak Resmi : Mustafa Aytar

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 5715 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile