All for Joomla All for Webmasters
Pazartesi, 04 Ocak 2016 21:02

Yıl 1975 Aylardan Ocak (6)

Öğeyi Oyla
(5 oy)

 E. Hv. Asb. Ökkeş Kadri Baçkır'ın 2008 yılında yayınlamış olduğu 1975 Asubay Eylemleri içindeki anılarını ve değerlendirmelerini anlattığı "Yıl 1975 Aylardan Ocak" başlıklı yazı dizisini tarihe not düşmek adına yayınlamaya devam ediyoruz.

“Beynimizde, eyleme geçirdiklerimizden daha fazlasını taşımıyorsak, eyleme de pek fazla bir şey geçirmemişiz demektir.”

12 saatlik hücre cezası neticesinde koğuşa döndüğümde sanki aylardır görmemişçesine sarılıyoruz birbirimize. Can arkadaşlarım. Canım arkadaşlarım! Ne kadar da severmişiz birbirimizi…

Heyecan ve merakla soruyorlar neler olup bittiğini. Mazgal deliğinden bana uzatılan 2-C koğuş listesini, ben de onlara uzatıyorum. Ve son olarak da üçüncü koğuşa gelen 10 kişi ve o loş ışıkta onların içerisinden ancak tanıyabildiklerimi. Recep, İbrahim ve Zafer.

ocak 75 61  ocak 75 63 

* * *

Bugün 18 Ocak. Yani tutuklandığımızın dördüncü günü. Sabah saat 06.00 sularında koğuşumuzun koskoca demir kapısı yine, insanın sinirlerini bozan o metal gıcırtısıyla açılıyor. Ama Gardiyan Sabri Çavuş yok. Onun yerinde başka bir çavuş ve iki er.

“Çorbalarınızı getirdik” diyor, nezaketle. “Çorba taslarınızı yıkamayabilirsiniz”

Allah, Allah! Bu değişimin nedeni ne? Her ne ise yine de iyi bir gelişme!

Saat 10.00’da dâhili havalandırmaya çıkacağımız söyleniyor bu arada. Yani tam dördüncü günde normal cezaevi koşullarına dönülmeye başlanılıyor. 

Ziya Paşa boşuna dememiş; “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!”

Saat 10.00 ve dâhili havalanmaya çıkıyoruz. Dâhili havalandırma denilen yer, tek giriş ve çıkış kapısı koğuş içerisine açılan, 10x4 metre ebadında, etrafı 6 metre yüksekliğinde, dışarı ile hiç bir irtibatı olmayan, duvarlarla çevrili, sadece gökyüzünü görebildiğiniz volta sahası.

Başlıyoruz hapishane tabiri ile volta atmaya. Dört gündür hareketsizlikten uyuşmuş ayaklarımız kanlansın, canlansın diye. Ve her adım atışımda, hani o Kasımpaşa külhanbeylerinin Türk filmlerindeki volta sahneleri geliyor aklıma.

Bugün tutukluluğumuzun beşinci günü.

Kalbi yumruk kadar, yüreği mangal, tutuksuz bir kaç arkadaşımız, bir kaç paket sigara, bir kaç paket bisküvi, biraz da meyve ile gelmişler, askeri cezaevi nizamiyesine. Fakat görüştürülmemişiz. Gelenler kimlerdi, ne dediler, nasıl döndüler o cezaevi kapısından öğrenemedik. Amma getirdiklerinin belki bir kısmı, belki de tamamı bizlere ulaştırıldı, paketleri getiren erler tarafından.

Öğleden sonrada on arkadaşımız daha getirilmiş. Yani 60 kişi kapasiteli cezaevinde 50 kişi olmuşuz. Diğer koğuş ise eski hükümlü ve tutuklulara ayrılmış. Bunlar genelde 12 Mart 1971 muhtırasının tutuklu ve hükümlüleri. (Zamanla hepsine af çıktı, suçları ne olursa olsun. Amma bizlere asla! Suçumuz ne idi? Pekâlâ, suçumuz sadece kendilerinin yapmış olduğu haksızlık, adaletsizlik, hakkaniyetsizliklerle dolu çıkarılan bir uygulamaya karşı çıkmak. Ben de, bizler de onları affetmedik, affetmeyeceğiz!)

* * *

Günler, saatler sanki çakılmış yerinde. Geçmiyor zaman. 50 arkadaş olmuşuz bu ucube yerde. Kafakola aldığımız erlerin diğer koğuşlara götürüp getirdiği pusulamsı yazılarımızın dışında birbirimizi ne gördük ne de sesini duyduk tam 10 gündür. Evet, bugün tam onuncu günü haksızlığa baş kaldıranların özgürlüğünün kısıtlanmasının.

Bir emir geliyor cezaevi yönetiminden; 

“Herkes hazırlansın, gidiyorsunuz!”

“Allah, Allah. Gidiyoruz gitmesine de, acaba nereye?”

Alelacele topluyoruz tutuklandığımız gün yanımızda olan bir kaç zati eşyamızı. Zaten kimse ile görüştürülmediğimiz, ziyaretçimizin dahi olmadığı bir ortamdan çıkarken daha fazla neyiniz olabilir ki?

Sıra ile çıkarılıyoruz koğuştan. Bizi kapıda bekleyen o ring otobüsüne, buraya geldiğimiz şekilde tekrar bindiriliyoruz, muhafızlar eşliğinde.

O ana kadar hiç bir şey söylenmemiş. Hepimiz meraktayız. Acaba nereye ve neden gidiyoruz?

Araç komutanı, gidilecek yeri söylüyor şoföre;

“Eski Hava Savunma Komutanlığı’na gidiyoruz!”

“Ama bizler tutukluyuz. Bir kaç yıldır boş ve metruk bu binada ne işimiz var?” dercesine bir birimize bakıyoruz sadece.

15 dakikalık bir yolculuğun sonunda eski Hava Savunma Komutanlığı binasının önündeyiz. 10 günde neler olmuş, neler. O metruk bina modern bir cezaevine dönüştürülmüş ve ilk konuklarını bekliyor. İniyoruz tekrar bir düzen içerisinde otobüsten. Giriyoruz binadan içeriye. Bir koğuş tahsis ediliyor bizlere. Ama bu koğuş 20 kişilik. Bakalım, diğer koğuş arkadaşlarımız kim olacak? Büyükçe bir yemekhanesi de var. Artık bütün tutuklu arkadaşlarımızla burada beraber yemek yiyecek, muhabbet edecek, üstüne üslük bir de televizyon izleyeceğiz. Çünkü yemekhanenin köşesinde bir televizyon ve de yan tarafında kullanma saatlerini belirten bir çizelge bulunuyor. Yarım saat kadar sonra diğer arkadaşlarımız da geliyor bunlar bizden bir gün sonra (16 Ocak1975) tutuklanmış ikinci koğuş mevcudu. Sarmaş dolaş oluyoruz, onların da gelmesiyle bizim yeni koğuşun mevcudu tamamlanmış oluyor. Şimdi 20 kişiyiz koğuşumuzda.ocak 75 62

Akşama değin periyodik aralıklarla bu nakil işleri devam ediyor. Artık bizden tutuklu kalmamış 1 No’lu Askeri Ceza ve Tutukevi’nde.

Akşam hepimiz yemekhanedeyiz. Kalitesi biraz arttırılmış, tuzu biberi yerinde, yemeklerimizi yiyince başlıyoruz muhabbete, günlerin hasreti ve özlemi ile. Ve de son gelen kafiledeki arkadaşlardan öğreniyoruz. Bizlerin boşalttığı, 1 No’lu Askeri Ceza ve Tutukevi’ne 20 kadar denizci arkadaşımız getirilmiş. (Sayın Mustafa Sevimli ağabey, sizi hatırlamamak mümkün mü burada?)

Çaylar da demlendi. Keyifle içiyoruz. Biraz sonra TRT'de haberler var. (O yıllarda sadece TRT-1 yayında). Haber özetlerinde, Sayın Genelkurmay Başkanımız bir açıklama yapacakmış. Merakla bekliyoruz. Acaba ne diyecek?

Yoksa, dönemin hükumetinin çıkarmış olduğu yan ödeme kararnamesindeki yanlışlık düzeltildi, assubaylara hakları verildi mi?..

KALBİ YUMRUK KADAR, YÜREĞİ MANGAL GÖNÜL ERLERİNE SELAM OLSUN.

okkes 4Saygılarımla.

Ökkeş Kadri BAÇKIR
Emekli Hava Asb. (1972-17)

Devam Edecek...

Kapak Resmi : Mustafa Aytar

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 3973 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile