All for Joomla All for Webmasters
Pazar, 27 Aralık 2015 16:20

Yıl 1975 Aylardan Ocak (4)

Öğeyi Oyla
(3 oy)

 E. Hv. Asb. Ökkeş Kadri Baçkır'ın 2008 yılında yayınlamış olduğu 1975 Asubay Eylemleri içindeki anılarını ve değerlendirmelerini anlattığı "Yıl 1975 Aylardan Ocak" başlıklı yazı dizisini tarihe not düşmek adına yayınlamaya devam ediyoruz.

Üzülsek de, sıkılsak da yine de devam edelim, beni tam 33 yıl öncesine götüren ve gözümün önünden bir film şeridi gibi akan bu anı yazımıza isterseniz.

Nasıl olsa geri döneceğiz umuduyla zati eşyalarımızı ve ders kitaplarımızı sınıfımızda bırakarak Kurs Komutanlığı’nın önünde bekleyen otobüse biniyoruz. 

O otobüsün şoförü er gideceği adresi o kadar iyi biliyor ki, araç komutanının emrini beklemeden hareket ediyor ve doğruca 1’nci Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin önüne kadar götürüyor bizleri.

Meslek hayatımız boyunca ilk defa kapıda karşılanıyor ve ilk defa da savcı karşısına çıkarılıyoruz. 

Savcı ifadelerimizi alıyor. Olacakları bilircesine de bizleri tutuklanma istemi ile askeri mahkemeye sevk ediyor. 

Ve yine bir ilk; Hâkim karşısına çıkarılıyoruz. 

Mahkeme heyeti üç hâkimden oluşuyor. Bir binbaşı, bir yüzbaşı ve bir asteğmen. Askeri Savcı, suç teşkil eden unsurları ardı ardına sıralayarak hafızamda kalan şu sözlerle noktalıyor; “İddia makamının görüşlerini ‘T.S.K.’da birlik ve beraberliği bozmak ve sözleşerek firar fiilini oluşturmak’ nedeniyle beş yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına!”

Kalbi vatan ve bayrak sevgisi ile dolu bu gencecik assubaylar neler neler yapmışız da meğer haberimiz yokmuş. Haklı olmak değil, haklı kalabilmek ne kadarda önemli imiş. Sonraki yaşamımda haklı olup haklı kalmaya çalıştım amma… Başarabildim mi bilemem.

Hâkim Binbaşı sorgulamaya başlıyor. Saate bakıyorum 16:50 Yani mesai otobüslerimiz hareket etmek üzere. 10 dakikaları kalmış sadece.

"Sayın Hakimim!.." diyorum. “Mesai otobüsleri gitmek üzere. Ya biraz acele ediniz ya da yarın devam edelim bu sorgulama işlemine.” 

Kaşını kaldırıp bana bakıyor. Belki de anlıyor bu masumane isteğin masum insanlarının masumiyetini ve haklılığını.

"Daha çoook mesai otobüsleri gidecek." diyor.

Hâkimin bu sözünün ne mânâya geldiğini o zaman anlıyorum. Hakkımızda karar verilmiş bile. Tutuklanıyoruz!..

Bizi, askeri mahkemenin giriş kapısında karşılayan rütbelilerin yerinde tam teçhizatlı erlerle karşılaşıyoruz bu kez. 10 tutuklu assubay ve tam teçhizatlı 20 asker var artık karşımızda. Bizi buraya 10 kişi olarak getiren otobüste 30 kişiyiz şimdi. O servis otobüsünün şoförü bizleri götüreceği ikinci adresi de iyi biliyor olmalı ki doğruca 1’nci Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Ceza ve Tutukevi kapısının önüne kadar kimseye bir şey sormadan getiriyor kullandığı otobüsü. 

Ceza ve tutukevi önünde önce silahlı muhafızlar iniyor otobüsten. Gerekli emniyet önlemleri alındıktan sonra da hak arama mücadelesinde, haksızlıkla bir daha karşılaşan bizler, 10 assubay. Kıbrıs barış harekâtının yorgunluğunu üzerinden atamamış, terlerini, kanlarını o harekâtta akıtmış bizler, Palikaryalara, Enosisçilere, Makaryoslara bombayı, mermiyi, roketi, napalmi santim santim hazırlayan oradaki soydaşımın, tabip binbaşının, Enosisçi Palikaryalar tarafından katledilen çocuklarının intikamını almaya çalışan, “Kıbrıs Türk toprağıdır, Rum’un olamaz!” diyen bizler. Şimdi silahlı muhafızlar eşliğinde indiriliyoruz, gururla, onurla, şerefle, bindiğimiz o otobüslerden.

Askeri ceza ve tutukevinde önce bir odaya alınıyoruz. Bu oda Cezaevi Müdürü Hava Piyade Kıdemli Başçavuş Muhittin (falan filan'ın) (1957/?) odası. Soyadını hatırlamam. Hatırlasam da anmam zaten. Muhittin efendi, yedeğinde teskeresine bir kaç ay kalmış, Erzurumlu Gardiyan Sabri Çavuş olduğu halde başlar konuşmaya.

“Burada benim olmadığım zamanlarda Sabri Çavuş buranın komutanıdır. Onun sözleri benim emirlerimdir.” der ve üst aramalarına geçilir böylece.

Tekrar döneceğiz umuduyla askeri mahkemenin yolunu tuttuğumuz Fantom kursu sınıf okulunda bıraktığımız zati eşyalarımızın yanımızda olmaması nedeni ile üst aramalarımız çabuk biter. Kayda değer bir eşya da bulunmaz. Zaten ne olabilir ki? 

Amma aklımda, evlilik hediyesi olarak bana, hani o assubay ağabeyimin, aldığımız kısıtlı maaşı daha iktisadi kullanabilmem sebebiyle hediye ettiği sefer tasında kalır. Keşke onu bugün yanımda getirmeseydim. Evde pişirilen kuru fasulye ve bulgur pilavı yerine, kantinden alacağım yarım ekmek, çeyrek helva ile idare etse idim.

Askeri ceza ve tutukevi 6 koğuştan oluşuyormuş. Her koğuşta çift katlı beş ranza var. Yani koğuşlar 10 kişilik. 

Koğuşa alınıyoruz. Üstümüze kapanan son kapı bu. Tam yedinci kapı yani. Artık dışarıya çıkabilmemiz için tam yedi adet demir kapının açılması lazım. 

Saat 20.00. Koğuşta, üzerlerine tam yedi adet demir kapı kapatılmış, iaşeleri çıkmamış, aç susuz ve sigarasız geçiriyoruz geceyi. Daha doğrusu geçirmeye çalışıyoruz. Tutuklandığımızı ne arkadaşlarımız ne de eşimiz biliyor. Ocak olaylarının ilk tutuklamaları bunlar.

Sabahın ilk ışıklarına kadar kapanmamış gözlerimiz, artık yorgunluktan istemeye istemeye kapanırken sabah saat 6.00’da Sabri Çavuşun koğuşun koca demir kapısını kilitleyen koskoca anahtarının metal sesi ile açıyoruz.

“Kalkkk… Hizaya gelll!” diye bağırıyor Sabri Çavuş.

Düne kadar “Komutanım” dediği komutanlarına komut verme edasıyla.

KALBİ YUMRUK KADAR, YÜREĞİ MANGAL GÖNÜL ERLERİNE SELAM OLSUN.

okkes 4Saygılarımla.

Ökkeş Kadri BAÇKIR
Emekli Hava Asb. (1972-17)

Devam Edecek...

Kapak Resmi : Mustafa Aytar

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 3070 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile