All for Joomla All for Webmasters
  • 1200 TL EK ÖDEME ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

    1200 TL EK ÖDEME ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

  • ASB. GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECESİ YASA TEKLİFİ ÜZERİNE

    ASB. GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECESİ YASA TEKLİFİ ÜZERİNE

  • Muhtarlar ihya oldu, biz ise

    Muhtarlar ihya oldu, biz ise "fakire bir sadaka" turları yapıyoruz

  • İKİ SEÇİM- İKİ SONUÇ

    İKİ SEÇİM- İKİ SONUÇ

  • TEMAD'IN SEÇİMİ

    TEMAD'IN SEÇİMİ

  • TEMAD İÇİN KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ

    TEMAD İÇİN KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ

  • Dernekler Yönetmeliğinde Önemli Değişiklikler

    Dernekler Yönetmeliğinde Önemli Değişiklikler

  • Emekli Asb. Fahrettin Bağrı İyi Parti Grubunda Astsubayları Anlattı

    Emekli Asb. Fahrettin Bağrı İyi Parti Grubunda Astsubayları Anlattı

  • DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

    DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

  • Hamza Dürgen'in Sinan Engin'den ne farkı var?

    Hamza Dürgen'in Sinan Engin'den ne farkı var?

  • TEMAD’da İhraçlar ve Yalanlar…

    TEMAD’da İhraçlar ve Yalanlar…

  • HAMZA DÜRGEN’İ TEMAD’IN BAŞINA GETİRENLERE AÇIK MEKTUP!

    HAMZA DÜRGEN’İ TEMAD’IN BAŞINA GETİRENLERE AÇIK MEKTUP!

  • DELEGE OYUNLARINA DİKKAT! HATA MI, KASIT MI?

    DELEGE OYUNLARINA DİKKAT! HATA MI, KASIT MI?

  • ASTSUBAY KAMUOYUNA DUYURU

    ASTSUBAY KAMUOYUNA DUYURU

  • Aylık olarak verilen 100.00 TL.yi alıyor musunuz?

    Aylık olarak verilen 100.00 TL.yi alıyor musunuz?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
Cuma, 05 Haziran 2015 18:03

Türkiye'm gerçekten büyüdü mü?

Öğeyi Oyla
(4 oy)

fahrettin bagri12 yıldır kesintisiz iktidar olan bir parti var. 

Dünyada çok az görülen bir şey bu, bizde hiç olmadı. Sadece Demokrat Parti (DP), 1950-1960 arasında 10 yıl iktidar oldu. Ancak iktidarı, 10. yılında 27 Mayıs darbesi ile kesintiye uğradı. 

12 yıl kesintisiz iktidarda olanların son 8 yılı kendilerinin ''ustalık'' olarak tabir ettiği bir dönemdi. 

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Maliye Bakanlığı (MB), Merkez Bankası (MB) ve Hazine Müsteşarlığı (HM)'nın birlikte hazırladıkları; "Türkiye Cumhuriyeti 2015 Programı" ve hepsinden daha önemlisi "Onuncu Kalkınma Programı" verileri üzerinden giderek bu dönemi irdelemeye çalışalım.

Ekonominin hangi yöne gittiğini bir kaç ''bileşke'' bize gösterebilir. Örneğin; ''... şu ülkenin yıllık kalkınma hızı ortalama %...'dır.'' dendiğinde, o ülke ekonomisinin istihdam yaratıp yaratmadığı, ülkede işsizliğin artıp artmadığı ya da milletin refahının artıp artmadığını gibi somut gelişmeleri bulabileceğimiz matematiksel veriler sadece ve sadece "büyüme rakamları"dır. 

2002 yılında yapılan genel seçimlerden bu güne kadar iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Parti (AKP)'nin,  2003 - 2014 arasındaki ''Ortalama Büyüme Hızı'' yıllık % 4,7'dir. Bu veriyi, Türkiye'nin başka bir dönemiyle ya da dünya ile mukayese edebiliriz. 

DP dönemi 1950 - 1960 Büyüme Hızı;  % 6,3 

Burada hemen şunu da hatırlayalım; 2000'den önce Çin - Hindistan ve S.S.C.B. dünya ticaretinin içinde yoktu ve bu 3 ülkenin nüfusu şu anda 3 milyara yakın ve bu da dünya nüfusunun neredeyse yarısı demektir.

2000'den sonraysa trilyon dolarlar "nerede yüksek faiz bulurum...?" diyerek dünya piyasalarında dolaştı. Yani "küresel bolluk" vardı.

Buna göre Türkiye'nin yıllara göre büyüme hızı şöyle oldu; 

1965 - 1971 : % 5,9 (Adalet Partisi)

1983 - 1987 : % 4,9 (Anavatan Partisi)

2002 - 2006 : % 4.7 (Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ilk 4 yılı) 

2006 - 2014 : % 3.3 (Adalet ve Kalkınma Partisi'nin son 8 yılı) 

1946 - 2002 (dahil) 57 yıllık ortalama ise % 5,1 

2012-2013-2014'e bakacak olursak (bu dönemde küresel ya da yerel bir kriz yaşamadık); 2010'daki % 9'lardan, % 3'lere gerileyen bir aşağı trend ile karşılaşıyoruz.

EKONOMİK AKTÖRLER : Sanayici, ticaret ehli tacir ve hane halkıdır. Dünya krizinde yaşadığımız (-eksi) % 4,8 ve Cumhurbaşkanı (o tarihte Başbakan) Recep Tayyip ERDOĞAN'ın ''kriz, teğet geçti'' dediği durumda dünya ortalaması (-eksi) % 1,1'dir. Şayet teğet geçmiş olsaydık, fikrimizce kriz döneminde idrak ettiğimiz yıllık büyüme oranları bundan daha az olmalıydı (0,1 - 0,2 - 0,3 gibi.) Zira krizin yaşandığı 2008-2009 döneminde dünya ekonomisi ortalama olarak  2008'de (-) % 1,1 Daraldı/Küçüldü (rakam 2009'a aittir) 

Aynı şekilde ABD'deki ekonomik daralma/küçülme (-eksi) % 2,7 iken Türkiye'de % 0'lar (sıfır) civarında olması beklenirdi. Oysa, bizdeki ekonomik daralma (-eksi) % 4,8 oldu. Bu rakamlarda krizin aslında teğet geçmediğinin en somut göstergesi. Belirtmeliyiz ki; Ülkemize ait 2009 yılı için andığımız bu rakamlar ekonomik daralma ve küçülme anlamında dünyanın ''en kötü 2. rakamı''dır. 

DÜNYA İLE MUKAYESE : İki dünya var; ilki bize benzeyen, bizim de içinde olduğumuz 20 ülkenin oluşturduğu gelişmekte olan ülkeler. Yükselen ya da gelişen piyasalar diye tabir edilen ülkeler bunlar. Asya, Hindistan-Çin ve pasifiğin kenarındaki ''PASİFİK KAPLANLARI'' tabir edilen ülkeler. 

2002 - 2006'da Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ) için büyüme oranı %  6,0 oldu. 

Gelişen Asya Ülkeleri (GAÜ) içinse büyüme oranı % 8,0 oldu. 

Aynı dönemde yani 2007 - 2014 arasında Türkiye Ekonomisi % 3,3 büyürken; GOÜ Ekonomileri  % 6,0, GAÜ Ekonomileriyse % 7,0 büyüme hızı yaptı.

Neden ABD-Avrupa ve G-7 ile mukayese etmiyoruz sorusuna cevabımız şöyle olabilir;  çünkü onların ekonomileri çok büyük.  Biz, eşit ağırlıkları bir yere almak zorundayız. Mukayese yapılacak ülkeler yakın olmalı, benzeş olmalı.

2007'den önceki ekonomik gelişme Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarınca iyi anlaşıl(a)madı.  Bu belki de ''en iyi biz biliriz'' sevdasından oldu, bilmiyoruz. Ancak, ekonomik göstergelere bakınca "ustalık dönemi"ni acemice yönettiler diyebiliriz. 

Son 3 yılda ekonomik büyüme bakımından % 2'li rakamlara geriledik. Göstergelere bakılırsa 2015'de Türkiye % 2'nin altında büyüyecek. İş gücü piyasasına giren 400-500 bin genç işsiz göz önüne alındığında Türkiye'nin her yıl % 6 civarında büyüme yakalaması gerekiyor. 

TOPLANAN VERGİ VE YAPILAN KAMU YATIRIM ORANLARI

2002 - 2014 Yılları Arasında Toplanan Vergi Miktarı : 1.799 (1 trilyon 799 milyar $) 

2002 - 2014 Yılları Arasında Yapılan Yatırım Miktarı  : 170 milyar $ (Bütçe/Devlet yatırımı, Katma Bütçe-Konsolide Bütçe-Özel Bütçe ile harcanan) 

Yani; toplananın 1/10'u kadar. FAİZ = 390 milyar $ (AKP'nin, özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın "faizler şöyleydi, faizler böyleydi dediği yıllar aslında sadece 2001 yılıdır) 1975'den 1999 (dahil) yılına kadar bu devletin faize ödediği rakam 127 milyar $'dır (25 yılda), 12 yılda ödenen faiz 390 milyar $

YATIRIMLARIN MİLLİ GELİR İÇİNDEKİ PAYI 

(1998)'de KAMU= 6,3 ÖZEL= 18,1 TOPLAM= 24,3 

(2002)'de KAMU= 6,3 ÖZEL= 11,0 TOPLAM= 17,3 

(2013)'de KAMU= 4,2 ÖZEL= 15,8 TOPLAM= 20,0 

Burada % 6-6,5 büyüme hızını yakalayabilmek için milli gelir içindeki yatırım payının % 26 civarında bir oranda tutturmak gerekmektedir. Oysa rakamlara bakılırsa bu yüzdede bir yatırım 20 yıldır görülmüş değildir.

İMALAT SANAYİ VE İÇ TASARRUFLARIN GAYRİ SAFİ MİLLİ HASILA (GSMH)'YA ORANLARI

İmalat Sanayi  : Fabrikalar, yani "üretim" yapan yatırımlar. 

İç Tasarruflar : Onuncu Kalkınma Planı'na göre ülkemizin kalkınma sürecinin devam etmesi için büyümenin yüksek oranda, istikrarlı ve sürdürülebilir bir yapıda sağlanması, tasarruf oranlarının artırılarak yatırımların ve büyümenin finansmanında "dış kaynaklar"a olan bağımlılığın azaltılması büyük önem taşımaktadır. Gelişmekte olan ülkelere kıyasla düşük tasarruf oranlarına sahip ülkemizin yurt içi tasarruf oranlarının artması, kendi potansiyelini daha fazla harekete geçirmesine imkan tanıyacaktır. Ekonomide üretken yatırımları artırma ihtiyacı iki temel sorun alanını gündeme getirmektedir. Bunların ilki, Türkiye ekonomisinde yurt içi tasarruf oranlarının son yıllarda düşük olması; hatta Bakan Ali BABACAN da bu duruma ilişkin bir demecinde; ''iç tasarruf oranları çok düştü'' diyerek değinmişti. Gerçekten de yurt içi tasarruf oranları 1998-2013 arasında % 24,0'den % 14,0'a düştü ve yatırım finansmanında dış tasarruflar önemli bir rol üstlenir hale geldi. 

İkinci  temel sorun alanı ise; tasarrufların "üretken" yatırımlara yeterince yönlendirilememesidir.

TASARRUF = TOPLAM GELİR - TOPLAM HARCAMA 

2018'deki Kişi Başına GSYH (cari, $) tahmini: 15.996 $- 2014 -2018 dönemini kapsayacak olan ONUNCU KALKINMA PLANI'nda 2018 yılında GSYH'nın 1,3 trilyon dolara, kişi başına gelirin 16bin $'a yükseltilmesi, işsizlik oranınında 7,2'ye düşürülmesi hedeflenmektedir. (Halen kişi başı GSYH = 10.800 $) İşsizlik Oranı = % 10,4 (Aralık 2014) Şubat 2015'de ise bu rakam % 11,2'dir. İç Tasarruftaki açığı kapatmak için DIŞ BORÇ alınıyor.

1998 yılının baz alınmasının nedeni genel bir Türkiye'yi temsil etmesidir. 1991-1998 Tasarruflar % 24,0  yani toplam gelirin % 24'nü tasarruf ettik.

Milli gelirin hesabında dünya sistematiği neyse bizim de onu yapmamız gerekirken; birdenbire 2006 yılında milli gelir %33 oranında artıverdi. Milli gelir hesabımızı "$" üzerinden yapıyoruz, dolar kurunu baskı altında tuttuğunuzda, yani 1,80'e kadar öyleydi. Ancak 2013'ün başından 2014'ün sonuna kadar kurda % 12 fark oldu (12 yılda). 2015'in başında 2 lira olan $ şimdi 2.70 (4 ayda % 35 arttı) AKP'nin 2018 yılı için ortalama  "$" kuruna verdiği rakam 1,98  (5 yıllık plan dönemi DPT raporu)

Ekonomide ilk 4 yıllık icraattan sonra itiraz kültüründen ''biat'' kültürüne geçildi diyebiliriz.  Yüksek demokratik iklim bu dönemde hızla azaldı ve bitti.  Çoğulculuktan ''tek tip'e' gidildi. Yatırım miktarları yetersiz kaldı. Yatırımın mahiyetleri verimli/ekonomik olmaktan uzaklaştı.

SERMAYE HASILA KATSAYISI : Sermayeyi en yüksek hasılayı elde edecek tarzda kullanmak için tüm ekonomi bürokrasisinin iş dünyası ve sanayicilerle ilişkisi olması ile mümkündür. Gelir dağılımı bozuk olan ülkelerin büyüme/kalkınma hızları da doğal olarak düşük olmaktadır. Gelir dağılımı iyi, güçlü ekonomilerin kalkınma hızları da büyük olmaktadır. 

2 Mart 2015 tarihli Bloomber Business'a göre dünyanın en kötü durumdaki 15 ekonomisi arasında Türkiye maalesef 9. durumda. Bu değerlendirmenin dayandığı somut göstergeler ise şöyle; 

Cari açığın milli gelire olan oranı.  

Özel sektör kredi hacimlerinin artış hızının milli gelire oranı 

Dış borçların milli gelire oranı 

Kısa vadeli borçların ülke rezervlerine oranı.

Yine dış sermaye akımında bir aksama olursa en çok sıkıntıya düşecek ülkeler endeksinde Türkiye maalesef açık ara birinci sırada.

Sonuç olarak; rakamların gösterdiği burada ortaya konan olumsuzlukları hiçbir siyasi halka söylemedi. TUSİAD - KOBİ ve diğer ekonomik aktörler de... 

Fahrettin BAĞRI

E. MLY.ASB.

TEMAD Kadıköy Denetleme Kurulu Üyesi.

 

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 4437 defa

Yorumlar   

0 #1 Mehmet lafcıoğlu 05-06-2015 19:45
Fahrettin Bağrı abicim konuk yazarda olsa seni burada gördüğüme sevindim başarılar dilerim

You have no rights to post comments