All for Joomla All for Webmasters
A | B |C | D | E | F | G | H | I | İ | K| L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y |Z
Mehmet Ünver

Mehmet Ünver

Mehmet Ünver, 1956 yılında İstanbul’un en şirin iskele semtlerinden biri olan Kuzguncuk’ta doğdu. Çocukluğu henüz kirlenmemiş olan Boğaziçi’nde yüzerek, Şehir Hatları vapurlarıyla gezerek ve yemyeşil bostanlarda oynayarak geçti. İstanbul’un sokaklarında birer oyuncak gibi gezen eski nostaljik tramvaylarda birbirinden ilginç anılar yaşadı. Küçük yaşlarda edebiyata merak sardı.

Yaz tatillerinde babasının yaptığı ağaç evde kitap okuyarak ve öyküler yazmaya çalışarak ilk edebi denemelerine başladı.

İlk romanı, “Bir Kuzgun Yaz” ismiyle 2002 başında yayımlandı. 1960’ların İstanbul’unu, o yılların komşuluk ilişkilerini, komik ve hüzünlü anılarını yine o günlerin çocuklarının gözünden ve naif bir dille anlattığı bu kitap okurlar tarafından ilgiyle karşılandı ve devamını yazması beklendi.

2003 yılında “PUS” ismiyle yayımladığı devam romanında bu kez 70’li yılları ve ülkeyi 12 Mart muhtırasına götüren olayları yine o günlerin delikanlılarının gözünden anlattı.

Üçüncü romanı, “Kırmızı Fener Sokağı” ismiyle 2005 Temmuz’da yayımlandı. Tamamen gerçek olaylar ve karakterlerden yola çıkarak yazdığı bu roman da okurlardan ilgi gördü ve bir haftada üç baskı yaptı. “Kırmızı Fener Sokağı” daha sonra Bulgarcaya çevrilerek Bulgaristan'da yayımlandı.

Dördüncü romanı 2013 yılında “İblisler ve Yıldızlar” adıyla yayımlandı. Romanlarının yanı sıra çeşitli öykü antolojilerine öyküleriyle katkıda bulundu. Ayrıca çeşitli dergilerde öyküleri, gazetelerde ve TV’de söyleşileri yayımlandı. “Bütün Dünya” dergisinin devamlı yazarları arasındadır.

Yitik Ülke Yayınları'nca yayımlanan “İzansız Mahalle”, yazarın beşinci romanıdır. 

 

"İZANSIZ MAHALLE'deki son yazımızda, sabahları ailecek, Boğaz manzaralı çardağımızın altında toplanıp sahile sürtünecekmiş gibi geçen gemileri izleyerek kahvaltı keyfi yapıyorduk. Gün batımlarındaysa balkonda oturup ufkun…
Romanın ana teması: 1960’lı yılların başlarında henüz yoğun göç almamış, bugünkü çılgın kalabalığından ve çirkin yapılaşmadan uzak, doğal güzelliği bozulmamış, ulaşımın tramvaylarla ve buharlı vapurlarla…