All for Joomla All for Webmasters
Cumartesi, 17 Aralık 2016 19:38

Zekai Aksakallı’nın İfadesi İle 15 Temmuz Gecesinin Ayrıntıları

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)
15 Temmuz'da darbeci askerlerin Gölbaşı'ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ele geçirmesine yönelik yürütülen soruşturma tamamlanarak, iddianame hazırlandı. İddianamede müşteki olarak yer alan, darbeci Tuğgeneral Semih Terzi'nin öldürülme emrini vererek kalkışmanın seyrini değiştiren Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı, , 15 Temmuz'da gün boyu Genelkurmay Karargahı'nda yaşananları, darbecilerle görüşmelerini, kendisini kaçırmak isteyen darbecilerin elinden nasıl kurtulduğunu, gece boyunca nerede olduğunu, neler yaptığını ve sonrasında şehit Asubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir ile yaptıkları telefon görüşmelerini, verdiği emirleri, hangi isimler için öldürme emri verdiğini anlattı.
 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet Savcısı Velihattin Eldemir tarafından hazırlanan iddianamede, 69 şüphelinden 38'i için, 4 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 42.5 yıla kadar hapis, 31 sanık için ise 3'er kez müebbet ve 22.5 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede o gece şehit edilen Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir'in yakınları ve Halisdemir'e Semih Terzi'nin öldürülmesi emrini veren Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı müşteki olarak yer aldı.
 
"TOPLANTIDA ORGENERAL YAŞAR GÜLER'İN ÖNÜNE BİR NOT BIRAKILDI'
 
Zekai Aksakallı'nın iddianamede, olay gününü anlattığı ifadesi 9 sayfa tuttu. İfadesinde, 15 Temmuz'da, saat 14.00'te Genelkurmay İkinci Başkanı başkanlığında yapılacak yıllık 'Terörle Mücadele' toplantısına katılmak için Özel Kuvvetler komutanlığı kışlasından, öğlen saatlerinde ayrıldığını anlatan Zekai Aksakallı şu ifadeleri kullandı:
 
GÜVENLİK TOPLANTISI
 
14.00: “Genelkurmay 2. Başkanı başkanlığında yapılacak yıllık ‘terörle mücadele’ toplantısına katılmak için ÖKK kışlasından öğlen sularında ayrıldım. Darbeci Semih Terzi’nin öğleden önce babasının rahatsızlığını ifade ederek izin talebinde bulunması üzerine o güne planlı Özel Kuvvetler kurye uçağından istifade ederek gelmesine müsaade ettim. Saat 14.00’te Genelkurmay Karargâhı’ndaki ‘terörle mücadele’ toplantısı başladı.
 
PARTİGÖÇ ÇOK TELAŞLIYDI
 
16.00-17.00: Tam saatini hatırlamamakla beraber saat 16.00-17.00 arasında Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in önüne bir not bırakıldı. Orgeneral Güler toplantıdan ayrıldı. Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral İhsan Uyar’a da bir not iletilmesi üzerine, o da ayrıldı. Neler olduğunu anlamak maksadıyla, geri dönmek üzere toplantıdan ayrıldım. Komuta katında kimseyi bulamadım. Koridorda bir personele Genelkurmay 2. Başkanı’nı sordum. Genelkurmay Başkanı’nın yanında olduğunu, ayrıca MİT Müsteşarı veya MİT Müsteşar Yardımcısı’nın içerde olduğunu söyledi. Normal bir şey olmadığını anladım. Aynı katta Mehmet Partigöç ile karşılaştım. Yüzü kıpkırmızı ve çok telaşlıydı. ‘Hasta mısın neyin var?’ şeklinde üstüne gittim. ‘İyiyim’ dedi. Tekrar toplantı salonuna gittim.
 
MASAM DEĞİŞTİRİLMİŞ
 
19.00 Toplantı sona erdi. Genelkurmay İkinci Başkanı ile görüşmek üzere komuta katına çıktım, kimse yoktu. Güler Paşa’nın Genelkurmay Başkanı’nın yanında olduğunu söylediler. Tümgeneral olan bir arkadaşımın kızının düğünü için Gazi Orduevi’ne gittim. Masaya vardığımda askeri protokol ve teamüllere uymayacak şekilde masamın en arkada, oturma planında sırtları salona dönük vaziyette olduğunu, masada tanımadığım 2 ailenin de oturduğunu gördüm. Karşımda MİT Sinyal İstihbarat Başkanlığı’nda çalışan K.K.’nın oturduğunu, beni tanımamazlıktan geldiğini gördüm. Bu gariplikler canımı sıktı. 16-17 Temmuz’da düğün sahibini aradığımda oturma planıyla ilgili ‘Sonradan değiştirilmiş bilmiyorum’ dedi.
 
'ARBEDE SIRASINDA EŞİM KOLUNDAN YARALANDI'
 
Neler olduğunu anlamak isterken Genelkurmay'da MİT görevlilerinin de olduğunu öğrendiğini, komutanlarla da görüşemediğini anlatan Aksakallı, "Bir arkadaşımın kızının düğünü olması nedeniyle karargahtan ayrılıp evime gittim. Saat 20.00'da Beştepe'de bulunan Gazi Orduevi'ndeki düğüne gitmek üzere eşim ve araç şoförü Aykut Yurtseven ile sivil makam aracımla evden çıktık. Saat 20.15 sularında salona ulaştık. Düğün bitimi saat 21.30 sularında düğün salonundan çıkarken kapının önünde Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi'yi gördüm. Elinde telefon ile bir yeri aramaya çalışıyordu. Bana, 'Genelkurmaya ulaşamıyorum, herhalde siber saldırı var? Nedir?' dedi. Sivil araca binerek orduevinden ayrıldık.
 
KAÇIRMAYA ÇALIŞTILAR
 
Orduevinden anayola çıkışa yaklaşık 30-40 metre kala yamaç olan yolda siyah renkli Mercedes Vito marka bir minibüs hızla yanımızdan geçerek ani frenle önümüzde durdu. Bulunduğum araç da ani fren yaparak, Vito'nun arkasında tampon tampona sarsıntılı bir şekilde durdu. Aynı zamanda arabanın soluna gri renkli bir binek araç yaklaştı. Vito'dan inen sivil giyimli iki kişi, oturduğum sağ arka kapıya yaklaşarak, camdan 'bizimle geleceksiniz' dedi. Bu iki kişinin birinin elinde silah vardı ve silahı yere doğru tutuyordu. Kapıyı açıp araçtan inmeye çalışan şoförüme 'araçtan inme, kapıları kilitle' talimatı verdim. Camdan onlarla konuşurken kolumu çekiştirdiler. Bunun üzerine eşim yanımdan önüme atlayınca sol kolundan yaralandı. Bunun üzerine 'şerefsizler durun geliyorum' diyerek sağ arka kapıyı açarak inecek gibi yaptım. Sağ ayağımla öndekine tekme atınca, ikisi birden sendeledi. Geri viteste bekleyen şoförüm hızlı hareket edince kıskaçtan kurtulduk. İleride kavşakta bekleyen üçüncü bir araç olduğunu fark ettim. O da yolu yarım kapatmıştı, o araçtan da sıyrılarak ana yoldan Çukurambar istikametine doğru ilerledik. Elinde silah olan kişi Kurmay Albay Fatih Yarımbaş olduğunu daha sonra anladık. Olaydan sonra aracın tamponunda bir adet kurşun deliği olduğunu tespit ettik" dedi.
 
Çukurambar’a ulaştığımda Jandarma Genel Komutanı’nı, Genelkurmay 2. Başkanı’nı, Kara Kuvvetleri Komutanı’nı aradım ulaşamadım. Özel Kuvvetler Harekât Merkezi’ni aradım.
 
'ALBAY ÜMİT BAK, DARBE EMİRLERİNE UYACAĞINI SÖYLEDİ'
 
İfadesinde olaydan sonra aradığı birçok komutana ulaşamadığını anlatan Aksakallı, "Özel Kuvvetler Nöbetçi Amiri Yarbay Ümit Koçak'ı arayarak Özel Kuvvetler Komutanlığı Kışlasına gitmek için zırhlı araç ve koruma timi istedim" dedi.
 
Yaptığı telefon görüşmelerini detaylı şekilde anlatan Aksakallı, en son evinden, askeri telefondan Özel Kuvvetler Harekat Merkezini arayıp, Vardiya amiri Yarbay Mehmet Ali Çelik ile görüştüğünü, Çelik'in Genelkurmay'dan mesaj geldiğini, kendisinin Özel Kuvvetler Komutanı görevinden alınarak yerine Semih Terzi'nin atandığını söylediğini belirterek şunları söyledi:
 
"Görevden alınma mesajının okunmasını istedim. Mesajı okuması üzerine mesajın geçerliliğinin olmadığını, Özel Kuvvetler Komutanı'nın halen ben olduğumu, mesaja itibar etmemelerini, ettikleri takdirde hata yapmış olacaklarını ve bu hatanın bedelinin ağır olacağını ifade ettim. Bu esnada Albay Ümit Bak telefonu aldı. Yaptıkları hatadan derhâl vazgeçmelerini, sonucunun çok ağır olacağını, bir an evvel normale dönmeleri emrini verdim. Darbeci Albay Ümit Bak da önündeki darbe mesaj emirlerini ifade ederek, bu emirlere uyacağını, artık benden emir almayacağını ısrarla, tehditli ikazlarıma rağmen Semih Terzi'nin emirlerine uyacağını söyledi. Konutumun bulunduğu bölgeden, uçakların alçak uçuş yapması ve Kara Harp Okulu tarafından helikopter sesleri gelmesi üzerine bir süre cam ve kapılardan uzak koridor bölgesinden irtibatları sağladım."
 
‘İNCİRLİK KRİTİK’ DEDİM
 
22.54: Adana Tümen Komutanı Tümgeneral Osman Erbaş’ı aradım, İncirlik’in kritik olduğunu, dikkat etmesi gerektiğini söyledim.
 
23.35: Selahattin / Irak bölgesinde görevli 3’üncü Özel Kuvvet Tugay Komutanı Tuğgeneral Halil Soysal’ı arayıp Silopi’ye intikal ederek darbeci Terzi’nin sorumluluğundaki Silopi Özel Kuvvetler Harekât Üssü’nde bulunan karargâhın komutasını alması ve birliklerde kontrolü sağlaması, darbeye karışanları tutuklaması emrini verdim. O da gereğini yaptı.
 
23.37: Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç tarafından arandım. Darbeye karşı her türlü yardıma hazır olduğumuzu söyledim.
 
MİT’TEN SİLAH İSTEDİM
 
MİT’ten K.E. ile konuştuk, ÖKK kışlasını darbecilerden temizlemek için gönderdikleri arkadaşlarının tabancadan başka silahlarının olmadığını belirterek, silah ve mühimmat talebinde bulundum. Her türlü yardımı yapabileceğini ifade etti. Koruma Astsubayı Makbul Uluğ’a, Ankara’ya intikal halinde olduğunu öğrendiğim Semih Terzi’yi telefon ile aramasını söyledim. Terzi’nin Uluğ’a ‘Konuşmalarını anlamıyorum ama konuşmaya devam et, anlat anlat’ tarzında alaycı cümlelerle cevap verdiğini öğrendim.
 
Gece birçok kez MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la görüştüm. Önceden tahmin ettikleri FETÖ’cü generallerin isimlerini paylaştım.
 
Genelkurmay Karargâhı’ndaki koruma personeli ile irtibata geçilip, darbecilerin etkisiz hale getirilmesi emrini verdim. Genelkurmay Başkanımızdan ‘uzlaşma yoluyla darbecilerin teslim alınmalarının sağlanması’ emrini aldım. 16 Temmuz’da Genelkurmay Başkanı, beni arayıp, Başbakanlık köşkünde olduğunu söyleyip yanına çağırdı. Çankaya Köşkü’ne giderek Genelkurmay Başkanı’nı oradan aldık.”
 
DARBEYİ ÖNLEYEN 8 GÖRÜŞME
 
00.55: “Özel Kuvvetler Komutanı makamında koruma nöbetçiliği görevi yapan Ömer Halisdemir ile Koruma Astsubayı Makbul Uluğ vasıtası ile irtibata geçerek Özel Kuvvetler Karargâhı içerisinde darbecilerin başı olan Albay Ümit Bak ve darbeci Yarbay Mehmet Ali Çelik’in ne yaptıklarını, takip etmesini ve fırsat bulursa etkisiz hale getirmesi talimatını verdim. Durumun takibi ile ilgili Ömer Halisdemir ile 8 defa görüştüm. Yaklaşık 3 yıldır Ömer Halisdemir bana koruma astsubayı olarak görev yapıyordu. Ömer Halisdemir güvendiğim bir askerdi. Son görüşmemizde ona ‘Semih Terzi’nin hain, darbeci olduğunu, vatanımız ve milletimiz adına onu vurması emrini verip, bunun sonunda şehadet olduğunu söyleyip, hakkını helal etmesini’ istedim. O da ‘sonuna kadar helal olsun baş üstüne komutanım’ dedi. Helalleştik.”
 
02.16: “Darbeci General Semih Terzi’nin Astsubay Ömer Halisdemir tarafından vurulduğunu ve helikopter ile GATA’ya götürüldüğünü öğrendim.”
 
DARBECİYE BÖYLE DEMİŞ: DİLEKÇENİ YAZ DEFOL GİT
 
“2015-2016 yıllarında Semih Terzi’nin görevden alınması için 2 defa teklifte bulundum, alınmadı. Terzi’ye olumsuz sicil ve olumsuz kanaat yazdım. 5 - 6 ay önce kendisine Silopi’de ‘dilekçeni yaz bu birlikten defol git’ dedim. Terzi’nin FETÖ’cü olduğunu tahmin ediyordum. 2013 ağustosundan beri TSK’daki FETÖ yapılanmasıyla ilgili mücadele vermeye başladık. Ancak teamüllere uymayan atamalarla karşı karşıya kaldık. Özel Kuvvetler’e yapılan kurmay albay atamaları bunun son örneğidir. Bu darbeyi emperyalist güçlerin uşağı FETÖ/PDY terör örgütüne ait TSK içerisindeki yapının gerçekleştirdiğine eminim.”

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 8339 defa

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile