All for Joomla All for Webmasters
Perşembe, 20 Ekim 2016 23:13

Gazeteci Altemur Kılıç vefat etti

Öğeyi Oyla
(0 oy)
Antalya'nın Alanya ilçesinde yaşayan, Mustafa Kemal Atatürk'ün yaveri ve silah arkadaşı, aynı zamanda 1’nci Dünya Savaşı öncesinde Küçük Zabit (asubay) okulunu bitirdikten sonra gösterdiği başarılarla subaylığa yükselen Kılıç Ali'nin Gazeteci-Diplomat oğlu 92 yaşındaki Altemur Kılıç tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Alanya'nın Tosmur Mahallesi'nde bulunan evinde eşi Güzide Kılıç'la birlikte yaşayan 92 yaşındaki Altemur Kılıç, yaklaşık 1 yıldır yaşlılığa bağlı rahatsızlıkları nedeniyle bilinci genellikle kapalı olarak evinde ve hastanede tedavi altındaydı.
 kilic ali
Evinde bakımı sürerken durumu ağırlaşınca Başkent Üniversitesi Alanya Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne kaldırılan Kılıç, akşam saatlerinde hayatını kaybetti.
Merhum Altemur Kılıç, babası Kılıç Ali'nin askeri geçmişini, küçük zabit oluşunu hiç saklamadı. Assubayların hak ve onur mücadelesine yayınladığı yazılarıyla her zaman destek verdi. Yazılarından iki adedini haberimizin sonunda okuyabilirsiniz.
Allah rahmet eylesin. Mekanı Cennet olsun.
 
* * *

BİYOGRAFİSİ

Doğum tarihi: 01.Ağustos.1924   Ölüm tarihi: 20.Ekim.2016
Altemur Kılıç kaç yaşında öldü92
Burcu  : Aslan
Meslek : Gazeteci, Yazar
Doğum yeri   Ankara
Ölüm yeri   Alanya, Antalya
Altemur Kılıç. 1924 yılında Ankara'da Hümeyra Hanım ve Kılıç Ali'nin oğlu olarak doğar. İsmini de Mustafa Kemal ATATÜRK'ün hanımı Latife Uşşaki Hanım verir. 1930'da halalarının yanında İstanbul Nişantaşı’nda kalmaya başlar. Altemur Kılıç, henüz altı yaşında iken İstanbul "English Highschool"a gider. 1938'dle girdiği Robert Kolej'den de 1944'te mezun olur. ve ardından bir sene İstanbul Hukuk, bir sene de Ankara Hukuk olmak üzere iki yıl da hukuk eğitimi alır ama gerisini getirmez. Bu arada 1945'te babası istemese de Tasviri Efkar'da gazeteciliğe polis muhabirliği yaparak başlar.
 
Aldığı burslar; New York New School for Social Research okulu Siyasal Bilgiler Bölümünde okumak için ABD ye gitti. Annesinin adı Hümeyda, babasının adı Kılıç Ali diye bilinen Asaf Ali'dir. Ailenin kökleri Çerkez ve Buharalıdır.
 
İstiklal Mahkemeleri Başkanlarından Kılıç Ali’nin oğlu. Eski futbolcu ve antrenör Gündüz Kılıç’ın kardeşidir.
Altemur Kılıç yaramaz bir çocukluk dönemi geçirir. Hatta bir seferinde o kadar yaramazlık yapar ki Florya'daki evlerinde gürültüyü biraz fazlaya kaçırınca Atatürk'ün bir tokadını yer
 
Uzun yıllar çeşitli gazetelerde muhabirlik, yazarlık, yazı işleri müdürlüğü ve genel müdürlük yaptı. Devlet görevlisi olarak ABD'de 13 yıl kalmıştır. 1949'da Birleşmiş Milletler’de basın uzmanı, 1955-59 arasında Washington'da Türkiye'nin basın ataşesi, 1975-80 arasında BM'de Daimi Temsilci Yardımcısı.
 
1954'te Washington Büyükelçilerinin Basın Müşavirliği, 1964 yılında Bohn Büyükelçilerinin basın müşavirliği görevlerinde bulundu. İki kez Basın Yayın Genel Müdürlüğü ve bir defa da 1963'te TRT’nin kurulması sürecinin başında televizyon yayıncılığının teknik altyapısını oluşturmakla görevlendirilir. 1963 yılında Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nın radyo ve televizyonlardan sorumlu danışmanlığını yaptı.
 
1953 yılında İstanbul'da Devir adıyla bir dergi de yayınlamıştı. 1972 yılında iş adamı Selçuk Yaşar’ın sağladığı büyük destekle ortaya yine Devir adlı dergi çıkarabildi. 1961 yılında "Gün” gazetesinde yazı işleri müdürü olarak çalıştı. Tercüman. Türkiye gibi birçok gazetede yöneticilik görevleri üstlendi.
 
Birleşmiş Milletler Sekreteryasının Basın Bölümü'nde uzmanlıktan sonra da 1967 yılında UNlCEF’in Avrupa Bürosu Enformasyon Bölümü müdürlüğünü yaptı. 1975-80 yılları arasında Birleşmiş Milletler nezdindeki Türkiye Daimi Temsilciliği'nde Orta Elçi olarak bulundu.
 
Altemur Kılıç 27 Mayıs 1960 İhtilali'nin ardından Başbakanlık Basın Yayın Genel Müdürü olarak kendisine bağlı olan radyoyu Demokrat Parti için kullandığı gerekçesiyle Yassıada'da dokuz ay hapis yattı.
1963-73 yıllan arasında yeniden Başbakanlık Basın yayın Genel müdürlüğüne getirilmiştir 1980'de emekli olana kadar beş yıl New York Birleşmiş Milletler Daimi Temsilci Yardımcısı sıfatıyla yurtdışında bulunur.
 
Altemur Kılıç İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth tarafından "Commander of the Victorian Order"' ve Alman Hükümeti tarafından "Grosse Verdient Kreuz” nişanıyla ödüllendirilmiştir.
 
Üç defa geldiği Başbakanlık Basın Yayın Genel Müdürlüğü görevi hep darbelerle bölünür. 1959'daki bu görevi 27 Mayıs 1960 ihtilali ile son bulurken. 1969'da başladığı ve bir süre ara verip tekrar 1972'ye kadar sürdürdüğü Basın Yayın Genel Müdürlüğü sırasında da 12 Mart 1971 Muhtırası olur. Altemur Kılıç, 28 Şubat sürecinden sonraki gelişmelerden sonra oluşan rahatsızlığın çözülmesi için dördüncü defa Basın Yayın Genel Müdürlüğü'ne şakayla karışık talip olur.
 
Babası ve amcaları, daha doğrusu babaannesinin kardeş çocuğu Mustafa Kemal ATATÜRK'le beraber Samsun'a çıkan yaveri Muzaffer Kılıç baba tarafından dedesi Rodoslu Tevfik Bey sarayda Muhafız Alayında Albay, kardeşi de Abdülhamit il'in paşalarından Nuri Paşa askerdir. Ailede herkesin asker olması, Altemur Kılıç'ta bir asker sevgisi oluşturur.
 
Askerliğini 1951 - 1952'de 'bir savaşa gitmiş olmak' amacıyla gönüllü olarak Kore Türk Birliğinde asteğmen olarak yaptı.
 
Yeniçağ Gazetesi'nde ve Türkiye Gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ve İstanbul Gazeteciler Cemiyeti, Halkla İlişkiler Derneği. SİSAV üyesidir.
 
8 Nisan 2005 tarihinde daha önce yazmış olduğu bir yazıdan dolayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a 10 milyar YTL tazminat ödemeye mahkum olmuştur.
Altemur Kılıç, eşi ile birlikte Antalya'nın Alanya İlçesi'nde ikamet etmekte idi.
92 yaşındaki Altemur Kılıç, 25 Ağustos 2016 tarihinde yaşlılığa bağlı olarak rahatsızlanınca Antalya'nın Alanya İlçesi'nde hastaneye kaldırıldı. 20 Ekim 2016 tarihinde 92 yaşında tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
 
Evlilikleri :
 
1.evliliği: Haziran 1949'da bir albay Kızı olan ressam Asuman (Yavuzer) ile evlendi.
 
Ayşegül adında bir kızı oldu.
 
2evliliği: 1969'da da Kanada'da tanıştığı Güzide (Esirgemez) ile evlendi.
 
Kitapları :
 
2013 - Büyük Kürdistan Büyük İsrail Gaflet ve İhanetin Uzun Öyküsü
2010 - Türkiye ve Dünya Türkiye'nin Dış Politikası
2009 - Bölücülüğün Uzun Tarihi
2000 - Titrek Pusula
2007 - Büyük Kürdistan Küçük Türkiye
2005 - Kılıç'tan Kılıç'a Bir Dönemin Tanıklığı 1957 - Turkey and The VVorld
 
KaynakBiyografi.info
 
* * *
 
 yenicag 1
"ASTSUBAYLAR, KÜÇÜK ZABİTLER, GEDİKLİLER"
 
Altemur KILIÇ
 
9 Ekim’de, gene Ankara’da... Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) üye ve yakınları, muvazzaf ast-subaylar Celal Bayar Caddesi’nde toplanarak özlük haklarını istemek ve bir yerde de kendilerini tanıtmak için, pankartlar açıp, Türk bayrakları ve Atatürk fotoğrafları taşıyarak, marşlar eşliğinde miting yaptılar. Daha sonra Anıtkabir’e giderek Atatürk’ün mozolesine çelenk bıraktılar.
 
Benim, Astsubaylara (assubay değil) ayrı bir sevgim, zaafım var... Önce, Babam Kılıç Ali İstanbul’daki “Küçük Zabit okulu” nda askerliğe  “Küçük Zabit”  olarak başlamış sonra da Balkan Harbinde ve Çanakkale’de yararlık göstererek subaylığa terfi etmiş. Yüzbaşı olmuş ve “milis albay”  rütbesiyle emekli edilmiş! Hava Kuvvetleri’nde de Gavsi Baykara adlı bir astsubay başçavuş yakınım vardı. Astsubayların, Silahlı Kuvvetlerimizin belkemiğini teşkil ettiklerini Kore savaşında, çok yakından gördüm.
 
Muvazzaf ve emekli astsubaylar önceki gün özlük haklarını duyurmak için meydanlara çıktılar.
 
Ve duygularını, istediklerini şöyle açıkladılar:
 
“Biz, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin teknik ve idari kadrosuyuz. ’Teknik’ sözcüğü yalnızca teknoloji anlamında değildir. Belki teknokrat demek daha doğru olur. Tankların, uçakların, gemilerin, tüm silah ve sistemlerinin bakımı, sevk ve idaresi, taşra ya da kırsal kesimde asayiş ve huzuru sağlamak bizim sorumluluğumuzdadır. Uçağa silahı biz yükler, bakımını biz yapar, uçuşa biz hazır eder, pist başına kadar biz getirir, son kontrolünü biz yaparız. Uçağın, sadece havada uçurulması pilota aittir. Tanklar da aynıdır, askeri gemiler de... Bizler görevimizi en üst düzeyde yapmamız gerektiğinin bilincinde bir toplumuz. Biz biliriz ki, yeterince sıkılmayan bir vida, en ucuzu 55 milyon dolar olan bir uçağın düşmesine, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bir uçaktan çok daha fazlasına mal olan bir pilotun hayatına, bir cana mal olacağını çok iyi biliriz. Bu bilinçle görevimizi en iyi biçimde yapmanın sorumluluğunu taşırız. Görev için yola çıkacak bir tankın, denize açılan bir geminin her an göreve hazır olması gerektiğini, en az bir uçak kadar hassas sistemlere sahip gemi, tank ve silah sistemlerinin en üst düzeyde göreve hazır tutulması gerektiğini biliriz. Taşradaki/kırsaldaki bir hırsızlığı, bir kavgayı, bir husumeti biz önleriz, kan davalarında ve aşiret kavgalarında ilk müdahaleyi biz yaparız... Her bölgeden, etnik kökenden, ekonomik ve kültür seviyesinden gelen Mehmetçikleri, belli bir düzen içinde eğitmek, onları bir arada tutmak, sağlıklarından insan ilişkilerine ve askerlik hayatlarından sonraki dönemde hayata hazırlamak da bizim görevimizdir. Bu kadar karmaşık bir toplumu omuz omuza ve kardeşçe bir arada tutmak için neler yaptığımızın sırrını zaman zaman biz bile bilemeyiz. İç güvenlikte, asayişte, depremde, sel felaketinde, kargaşada, anarşide, bölücü terörle mücadelede hep biz varız.. Ordumuzun kahraman Mehmetçiğine en yakın olan biziz. Onlardan birine bir şey olduğunda kendi evladımız gibi içimiz yanar. Şehit düşen bir evladımızın cansız bedenini topraktan ilk biz kaldırırız. İçimizdeki öfkeyi, taşan sabrımızı kontrol etmek bize düşer. Mesleğimizin en zor yanı budur. Yanınızda yaralanmış, umutla gözlerinize bakan bir Mehmetçiğin yaşaması için sadece dua etmekten başka çaremizin olmadığı anlar uykularımızı böler, rüyalarımızda görürüz.”
 
Astsubaylar ne istiyorlar?
 
Kendi ifadeleriyle “sadece ve sadece yasal haklarını” istiyorlar..
 
Özetle, bunlar; devlet kademelerinde diğer memurlarla eşit maaş ve özlük haklarını istiyorlar. Onların durumlarını, haklarını ve taleplerini en yakından en iyi komutanları bilir. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ  “astsubaylar”  konusunda reformları başlatmıştı... Yeni Genelkurmay Başkanı Koşaner Paşa herhalde devam edecektir ama sadece onun ve Genelkurmay Başkanının elinde değil! Asıl düzenlemeleri iktidarın yapması gerek...
 
Kısacası “subay ve astsubay” ordumuzun birlikte gücü!
 
 

 

* * *
 
 yenicag 2
ASTSUBAYLAR VE GAZİLER
 
Altemur KILIÇ
 
“Astsubay”  mı,   “Assubay”  mı? Anlaşılan bu konuda bir anlaşmazlık var... Galiba yasalarda “astsubay”  deniyor;  ben de öyle bilirdim... Fakat ister  “astsubay”  ister  “assubay”  olsun, bu subaylar denizaltılardan, savaş gemilerinden,  uçaklara kadar, piyadeden istihkâma, topçuya kadar Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en vazgeçilmez fedakâr, temel unsurlarıdırlar!
 
Ben Kore savaşında bunu bizzat yaşadım ve gördüm.
 
Son zamanlarda onlara yapılan bir haksızlık bu olay ve haber trafiğinde gözümden kaçmış... Bir silah arkadaşım uyardı! Olay kısaca şu: 16 Nisan 2008 tarihinde mecliste 5 AKP milletvekilinin önerisi ile astsubaylara 1. derecenin 4. kademesine yükselme hakkı ile ilgili teklif veriliyor. Oturumu yöneten başkan vekili komisyona görüşünü soruyor olumlu anlamda takdire bırakılıyor, hükümete soruyor, Çalışma Bakanı olumlu görüş bildiriyor. Oylama yapılıyor ve kabul ediliyor. Ertesi gün yani 17 Nisan 2008 tarihinde 5 AKP’li milletvekilinin teklifi ile tekriri müzakere teklif ediliyor ve  aynı madde tekrar görüşülüyor. Bu sefer komisyon, bakan olumsuz görüş bildirerek 1. dereceni 3. kademesinin verilmesinin uygun olacağını 926 sayılı kanunda astsubaylara 1. derecenin 4. kademesinin verilmediğini beyan edip maddeyi tekrar oyluyorlar. Kısacası Anayasaya göre hiçbir zümre, kişi ve topluluğa ayrıcalık yapılmaması gerekmesine rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nde eşit koşullardaki devlet memurları arasında (sivil-asker dâhil) 1. derecenin 4. kademesine yükseltilmeyen tek kamu görevlisi astsubay zümresidir. Üniversite bitirmelerine, yüksek lisans yapmalarına rağmen maalesef bu imkânın verilmediği tek zümre bu meslek grubudur.
 
Emekli astsubay kardeşim haklı olarak soruyor;  “Astsubaylar vatanı mı satmıştır? Bölücülük mü yapmıştır? İhale mi takip etmiştir? ABD’nin, AB’nin kapı kulluğu mu yapmıştır? PKK eşkıyası mıdır?”  Ben cevap vereyim: HAYIR! Sadece ülkesi için seve seve canını verirler ama seslerini pek duyuramazlar. Çünkü mevzuat müsait değildir!   “Şanlı”  medyamız hainlerin, ikinci cumhuriyetçilerin, işbirlikçi şerefsizlerin sesini duyarlar,  dağdaki PKK’lılara nerdeyse hak verirler,
 
Ben geç de olsa onlara tercüman olmak istedim. Bu vesileyle,  eski bir fesat oyununa da dikkati çekerim: 31 Mart’ta, yobazlar Orduyu Alaylı Mektepli diye bölmeye çalışmışlardı... Şimdi de alttan alta,  “muvazzaf”  “emekli”  diye ve de  “subay” - “astsubay” diye bölmeye çalışıyorlar... Yukarda anlattığım olay da bu  “nifak”  çabasının parçası olmasın sakın!  Astsubaylardan ricam: aman bu oyuna gelmeyin; hepiniz bu Ordunun şerefli, cefakâr subaylarısınız!
 
Babam da astsubaydı
 
Hemen şunu da şöyleyim. Babam Kılıç Ali de  “Küçük Zabit Okulu” çıkışlı bir  “Küçük Zabit”  Asaf, yani  “astsubay”  idi. Bununla iftihar ederdi ve ben de ediyorum!  “Asaf efendi” ; Çanakkale Muharebelerinde gösterdiği yararlıklardan dolayı teğmenliğe terfi ettirilmiş ve yüzbaşılığa kadar, sonra da Antep -Maraş savaşlarında  “Milis Albayı”   naspedilmiş!  Mustafa Kemal ona  “Kılıç Ali” savaş adını (Fransızcası “Nome de Guerre” ) vermişti ve sonra gene Atatürk’ün tensibiyle KILIÇ soyadını almış,  “Ali, Kılıç” olmuştu... Sadece bu öykü Türk Ordusunda ve anlayışında  “astsubayla”  “subay” arasında bir fark olmadığını gösterir!
 
Şu günlerde Babamla ilgili iki kıymetli belgenin Mustafa Kemal’in 1923’te Kılıç Ali’ye verdiği ,  “vasi salahiyet itimatnamesinin”   ve soyadını veriş belgesinin müzayedeyle satılmasına engel olmaya çalışıyorum. VATAN gazetesinin bununla ilgili haberinde babamın Atatürk’ün  “Yaveri”  ve “Koruması”  olduğu yazılmış... Öyle olsaydı da iftihar ederim ama  “kayıtlara geçsin”  diye yazıyorum:  babam Atatürk’ün sonuna kadar en itimat ettiği, can yoldaşı ve sırdaşıydı ve doğru; O’nu canıyla korurdu!
 
Gazi milletvekilleri
Ve milletvekilleri  “egemenlik-yasama hakkını”  milletvekilleri kendilerine  “gazi maaşı”  bağlatmak için kullanıyorlar! Hangi savaşın gazileri? Genel kurulun ortasında Kamer Genç’i dövmenin gazileri mi?
 
Ben de Kore Gazisiyim: Gaziler, üç ayda bir 900 YTL maaş alıyor! Dolgun harcırah ve maaşlarına rağmen buna tenezzül eden milletvekillerimiz, pek azları hayatta kalan ve muhtaç durumda olan gazilerin ayda 300 YTL maaşlarını artırmayı, neden düşünmez ve önermezler?  Ve de astsubaylara verdiklerini geri alırlar?
 

Kaynak : http://www.yenicaggazetesi.com.tr/mobi/astsubaylar-ve-gaziler-3562yy.htm

* * *

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 10891 defa Son Düzenlenme Perşembe, 20 Ekim 2016 23:24

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile