All for Joomla All for Webmasters
Cumartesi, 30 Mayıs 2015 12:38

Emekli Asb. Yrd. Doç. Dr. Sezai Öztop ile söyleşi

Öğeyi Oyla
(59 oy)

Başarı Öyküleri bölümümüzün bu haftaki konuğu, Burdur T.C. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü öğretim üyesi Sezai ÖZTOP. Kendisi ile bu söyleşiyi Meslektaşımız Dr. Mustafa C. Sadakoğlu gerçekleştirmiştir. Her iki Emekli Asubay meslektaşımıza teşekkür ederiz. 

Mustafa C. Sadakoğlu :  SAYIN SEZAİ ÖZTOP ÖNCELİKLE NEZAKET GÖSTERİP EMEKLİASUBAYLAR.ORG SİTESİ ADINA SÖYLEŞİ TALEBİMİZE OLUMLU YANIT VERDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ. ESKİLERİN DEYİMİYLE SİZİN İKİ ŞAPKANIZ VAR. HAYATINIZIN İLK BÖLÜMÜNDE MUVAZZAF BİR DENİZ ASUBAYI OLARAK GÖREV YAPTINIZ, ANCAK BU ESNADA BÜYÜK BİR ÇABA VE ÖZVERİ İLE ÖĞRENİM FAALİYETLERİNİZİ DE YÜRÜTTÜNÜZ. ŞU ANDA İSE YARDIMCI DOÇENT DOKTOR UNVANIYLA ÖĞRETİM ÜYESİ OLARAK GÖREV YAPIYORSUNUZ. ÖZELLİKLE GENÇ MESLEKTAŞLARIMIZA ESİN KAYNAĞI OLABİLECEK BİR BAŞARI HİKAYESİ YAZDIĞINIZI BELİRTMEK İSTİYORUM. BUNDAN SONRASI İÇİN DE DAHA MUTLU/HUZURLU VE BAŞARILI HAYAT DİLEKLERİMİZİ KABUL EDİN.

DİLERSENİZ ŞÖYLE BAŞLAYALIM VE İLK OLARAK DENİZ ASUBAYI SEZAİ ÖZTOP'U ANLATIN BİZE.

Sezai Öztop : Öncelikle 19 Mayıs 2015 tarihinde yayın hayatına başlayan web siteniz için sizi tebrik ediyor ve hayırlı olmasını diliyorum. Ayrıca, ilk söyleşilerinizdenasb s oztop birinde bana yer vermenizin de beni gururlandırdığını belirtmek ve iyi dilekleriniz için de teşekkür etmek istiyorum.

asb s oztopMüsaade ederseniz biraz daha geriye giderek sorunuza yanıt vermek istiyorum. Askeri üniformayı, 1981 yılında ilgili sınavları kazanarak girdiğim Deniz Astsubay Hazırlama Okulu’nda (Beylerbeyi/İstanbul) 14 yaşında giydim. Bu okuldan mezun olduktan sonra ise, Karamürselbey Eğitim Merkezi Güverte Astsubay Sınıf Okulu’na devam ettim ve 30 Ağustos 1985 tarihinde A/K sınıf birincisi olarak mezun oldum ve Deniz Kuvvetlerine katıldım.

İlk görev yerim, TCG KILIÇALİPAŞA (Gölcük/Kocaeli) muhribinde A/K Astsubaylığı idi. Bu dönem birlikte çalışma şansına sahip lduğum, Porsun Astsubayı Halil ERGENLİ ve Topçu Astsubay Şahin DEMİR’in (daha sonradan subay oldu) çalışma disiplini ve öğrenme azmi kazanmamda, önemli etkileri olmuştur. Geminin baş portuç bölmesinde Halil Ağabey ile yaptığımız sohbetleri ve okumaları; Şahin Ağabeyden aldığım İngilizce derslerini unutmam mümkün değil. Ayrıca birçok klasik eseri, Halil Ağabeyin o dönem gemide kendi çabası ile oluşturduğu kütüphane sayesinde ilk kez okuma şansına sahip olduğumu da belirtmek isterim.

İlerleyen dönemlerde İstanbul Tuzla’da, Kocaeli Gölcük’te, Muğla Marmaris’te konuşlu üç gemide daha görev yaptım. Yedi tanesi bölge, bir kısmı da bölge içi tayin olmak üzere toplam 14 defa tayin oldum. Görev yaptığım gemilerden TCG KOCATEPE adlı fırkateyni, San Diego/California’da ABD Donanmasından teslim alarak yurda getiren ilk personel arasında yer aldım.

1992 ve 1993 yıllarında, Genelkurmay Başkanlığınca düzenlenen TSK Genel Dil Sınavlarında İngilizce ve Almanca dillerinden elde ettiğim başarı sonucunda yurtdışı daimi görev kadroları için aday olarak seçildim. 1994 yılında yurtdışı görev hazırlığı için Genelkurmay Başkanlığınca tefrik edildiğim kursları da başarmak suretiyle Belçika Brüksel’deki NATO Karargâhına yurtdışı daimi görevli olarak atandım. NATO Karargâhında 1994 yılı Ağustos ayından başlayarak üç yıl süreyle diplomatik pasaportlu olarak görev yaptım. Burada görevliyken, sonradan Genelkurmay Başkanı olan Korgeneral Hilmi ÖZKÖK, sonradan Kuzey Deniz Saha Komutanı olan Koramiral Atilla KIYAT ve Tümamiral Tayfun URAZ gibi, insani yönleri ve iletişim becerileri çok güçlü olan ve herkese değer veren askeri liderlerle yakın çalışma ortamında bulunma ve onlardan çok şey öğrenme şansına sahip oldum. 1997 yılında Belçika’daki üç yıllık görev süremin sona ermesiyle birlikte, tekrardan A/K Astsubayı olarak TCG TRAKYA firkateynine (Gölcük/Kocaeli) atandım. 1999 Gölcük Depremi sonrasında ise bu gemiyle birlikte Marmaris’e atandım.

Nihayet 2002 yılında, 14 yıllık gemi hizmet süremi tamamlayarak, daha önceden geçici görevli olarak da iki ay çalıştığım, Yıldızlar S/Ü Eğitim Merkezi, Muhrip/Fırkateyn Tim Eğitim Grubuna A/K Eğitmeni olarak atandım. İlerleyen dönemlerde, Gölcük Askeri Tersanesi A/K Fabrikasında A/K Sistem Uzmanı olarak ve Gölcük Ana Üs Komutanlığı Kapalı Spor Salonunda (Ora. G. ERKAYA) Tesis İşletme Sorumlusu olarak görev yaptım. Son olarak ise, mezun olduğum okul olan Karamürselbey Eğitim Merkezine A/K Öğretmeni olarak atandım. Bu görevden 2007 yılında kendi isteğimle emekli olarak, askerlik kariyerimden ve 14 yaşında askeri öğrenci olarak giymeye başladığım ve 26 yıl gururla taşıdığım üniformamdan ayrıldım.   

Ayrıca Deniz Kuvvetlerinde görevliyken, bugünkü durumuma da büyük katkısı olan birçok meslek içi eğitime katıldım. Bunlardan bazıları: İstanbul Heybeliada’da 9 ay süreli İngilizce kursu, Karamürselbey Eğitim Merkezinde ve Çanakkale G/M Test İstasyonunda 3 aylık Fırkateyn A/K Sistemleri ve SEA SPARROW G/M Kursu, Yıldızlar S/Ü Eğitim Merkezinde 1 aylık A/K Sistem Muvazzaatı Kursu, ABD’de 5 ay süreyle MK 68 A/K Sistem Eğitimi, Genelkurmay Başkanlığında 4 ay süreli Yurtdışı Göreve Hazırlık Kursları, Deniz Harp Okulu’nda 2 ay süreli Seyir ve Gemi İdaresi Kursu, Derince Eğitim Merkezinde Isıtma/Kazan Teknik Sistemleri Kursu ve Karamürselbey Eğitim Merkezinde 2 aylık Öğretmenlik ve MS Office kurslarıdır. Ayrıca, İstanbul’da görevli olduğum dönemde, İngilizce konuşma ve yazma becerimi geliştirmek için kendi imkânlarımla Amerikan Kültür Merkezi’nde konuşma kulübü eğitimlerine katıldım.

Güverte Sınıfı Okulu eğitimi dahil, katıldığım tüm kurslardan yüksek başarıyla mezun oldum. Hemen hemen tüm terfilerimi yüksek sicil ortalamasıyla aldım. Emekliliğimden önceki son beş yıllık sicillerimin 100 olması nedeniyle Dz.K.K. Personel Başkanlığı tarafından taltif edildim. Sınıf Okulu A/K birinciliğimden dolayı para ödülü, NATO görevinde gösterilen başarıdan dolayı NATO Şerit Rozeti ve Deniz Kuvvetlerinde görevdeki üstün başarıdan dolayı Üstün Başarı Şerit Rozeti ve Kıdemi ile taltif edildim. Bunun yanı sıra görevdeki başarılarım nedeniyle komutanlarım tarafından pek çok kez takdir edildim. Son alarak ise, görevdeyken yaptığım yüksek lisans dolayısıyla Yüksek Lisans Şerit Rozetine hak kazandım. 

M.C.S. : GÖREV SÜRECİNİZDEKİ İKİ ATAMA DİKKATİMİ ÇEKTİ. NATO’DA ÜÇ YILLIK BAŞARILI BİR GÖREVDEN SONRA, TOPLAM 12 YILLIK BİR HİZMETİNİZE SIĞDIRDIĞINIZ BAŞARILARINIZA RAĞMEN, YENİDEN İLK GÖREVE BAŞLADIĞINIZ YERE, AYNI UNVANLA ATANDIRILMIŞ OLMANIZ VE DAHA SONRA İSE A/K SINIFINDAKİ KARİYERİNİZE RAĞMEN, BUNUNLA İLGİSİ OLMAYAN BİR GÖREVE (SPOR SALONU) ATANMANIZ. BU TAYİNLER SİZİ NASIL ETKİLEMİŞTİ?

S.Ö. : Aslında, 1997 yılında NATO görevinden sonra Deniz Kuvvetlerinin beni daha iyi değerlendirebileceği yerler olduğuna inanıyor ve edindiğim deneyimlere uygun bir görev yerine atandırılmayı ümit ediyordum. Diğer kuvvetlerden yurtdışında benzer görevlere atananlar genellikle deneyimlerine uygun olarak ve özellikle de ilk aşamada, geçiş dönemini rahat atlatsınlar düşüncesiyle merkez karargâhlarda görevlendirilmekteydiler. Ben yurda döndüğümde katılacağım gemi Gölcük’te değil, seyirdeydi; Marmaris limanında gemiye katılabildim. Gölcük’te bulunamadığımdan ev tutamadık; eşyalarım gümrükte aylarca kaldı; arabamı yurtdışından getirmiştim ve gümrük işlemlerini yapamadığım için yabancı plaka ile askeri birliklere girmekte sıkıntı yaşıyordum. Ailemi uzunca bir süre Antalya’da aile büyüklerimin yanında bırakmak zorunda kaldım. Geminin yoğun faaliyetlerinden fırsat bularak aileme bir düzen kurabilmem 6 ayımı almıştı. Ancak, bildiğiniz gibi kurumlar insanlar tarafından işletilir; suçu kurumlara yüklememek gerekir. O dönemde Dz. K. K. Personel Başkanlığı’ndaki yetkililer sistemi böyle işletmeyi uygun görmüştü.  

Atandığım bu gemide 2002 yılına kadar personel astsubayı, A/K branş kıdemlisi, bölüm kıdemlisi ve polis amiri olarak toplam beş yıl görev yaptım. Bu gemide görev yaptığım beş yıl içinde, mesleğim süresince gördüğüm en güzel dayanışma örneklerine şahit oldum. 1999 Gölcük depreminde beş arkadaşımızı deprem şehidi olarak verdik. Birçok arkadaşımızın da aile fertlerinden kayıplar verdik. Gemi II. Komutanı dahil birçok arkadaşımız enkazdan çıkarıldı ve iyileşene kadar ağır ameliyatlar geçirdiler. Birkaç yıl sonra ise, tatbikat sırasında geminin kazan devresinde yaşanan bir kaza sonucunda bir astsubay arkadaşımızı daha şehit verdik. Bu süreçler sırasında, tüm personelin kenetlenerek birbirine destek vermesine şahit oldum. Bu dayanışma kültürünün oluşmasında, o dönemde yaklaşık üç yıl boyunca gemi komutanlığı yapan Dz. Kur. Alb. Osman TOPALLAR’ın iletişim ve liderlik becerilerinin önemli etkisi olduğunu belirtmem gerek. Sonuç olarak bu gemide çok şey öğrendiğimi ve görev yaptığım beş yılın sonunda, Deniz Kuvvetleri tarafından üstün başarı şerit rozeti ve kıdemi ile takdir edildiğimi de belirtmek isterim.

Sorunuzun ikinci kısmında belirttiğiniz spor salonu tesis işletmeciliğine tayin edilmem ise istisnai bir durum oldu. O vakitte görev yapmakta olduğum Gölcük Askeri Tersanesi A/K Fabrikasında yapılan kadro çalışmasında birçok astsubay kadrosu kapatıldı. Ben de, Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı içindeki kapalı spor salonuna kazan astsubayı kadrosuna atandım. Bu atamayla birlikte, Derince Eğitim Merkezi’nde Kazan/Isıtma Teknik Sistemleri Kursuna tefrik edildim. Bu atama, beni tanıyan ve spor yapmaya gelince burada gören genç A/K astsubaylarına izah etmek zor oluyordu. Zira A/K branşında başarılı bir kariyere sahip bir astsubayın spor salonuna atanması kolay anlaşılabilen bir durum değildi. Bu durum, Deniz Kuvvetlerinin personel politikasına yönelik te olumsuz bir algıya neden oluyordu. Zaten bu durumu Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığına aktardıktan çok kısa bir süre sonra mesaj tayiniyle Karamürselbey Eğitim Merkezine A/K Öğretmeni olarak atandım. 

M.C.S. : PEKİ ASKERLİK KARİYERİNİZ SIRASINDA, SUBAYLIĞA GEÇMEYİ DÜŞÜNMEDİNİZ Mİ?

S.Ö. : 1990 yılında üniversiteden mezun olduğumda, subaylığa geçmek için müracaat etmiştim. Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığından aldığım cevap, ilgili alanda subaya ihtiyaç olmadığı ve almış olduğum öğrenim karşılığında 1 derece verileceği şeklinde olmuştu. Sonradan komutanlarım tarafından da teşvik edilmeme rağmen, bir daha müracaat etmeyi düşünmedim. Bir A/K astsubayı olarak, mesleki kariyerim açısından önemli gördüğüm her yerde görev yapma imkânına sahip oldum.   

M.C.S. : 22 YIL MUVAZZAF ASUBAYLIKTAN SONRA EMEKLİLİĞİNİZİ MÜTEAKİP AKADEMİK ÇALIŞMALARINIZA DAHA FAZLA ZAMAN AYIRABİLDİĞİNİZİ TAHMİN EDİYORUM. BİR AKADEMİSYEN OLARAK SEZAİ ÖZTOP KİMDİR? AKADEMİK İLGİ ALANLARI VE ÇALIŞMALARINIZDAN BAHSEDER MİSİNİZ?

S.Ö. : Öncelikle akademisyenliğe geçmeden önceki eğitim sürecimden bahsetmek istiyorum. Deniz Kuvvetlerindeki görevimdr s oztop sırasında, 1986 yılında öğrenimedr s oztop başladığım Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümünden 1990 yılında yüksek dereceyle mezun olarak iktisat alanında lisans derecemi almıştım. Yurtdışı görevimi ve gemi görevlerimi tamamlayıp kara görevine atandıktan sonra ise, yönetim alanında edindiğim deneyimleri bilimsel teorilerle birleştirmek maksadıyla, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisans eğitimine başlamış ve yüksek lisans derecesi almıştım. Bunu yaparken de yıllık iznimi ve nöbet istirahatlerimi kullanıyordum. Yani 24 saat nöbet tutuyor ve sabah istirahat etmek yerine okula derse gidiyor, akşama kadar ders alıyordum. Yüksek lisans eğitimim sırasında üç kez tayin olarak dört ayrı birlikte çalıştığımı da belirtmek isterim. Eğitim sürecinde bu güçlüğü aşmam açısından, başta Prof. Dr. Hamza ATEŞ olmak üzere tüm hocalarımın ve çalıştığım yerlerdeki meslektaşlarımın bana verdiği desteği anmadan geçemeyeceğim.

Yüksek lisans derecesini alınca, aynı yıl doktora için başvurduğum Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nce gerekli görülen kriterleri sağlamak ve ilgili sınavları başarmak suretiyle, Kamu Yönetimi doktora programına kabul edildim. Bu esnada emekli de olmuş ve Antalya’da bir inşaat şirketi kurmuştum. Bir taraftan işlerimi yürütüyor, diğer taraftan ise Ankara ve İstanbul’da anlaştığım bazı tercüme ve danışmanlık şirketleri için İngilizce serbest tercümanlık ve yönetim danışmanlığı yapıyordum. Aynı zamanda Isparta’daki doktora eğitimimi de ihmal etmemeye çaba gösteriyordum. Uzunca bir öğrenim, araştırma ve tez yazma sürecinden sonra süreci başarıyla tamamladım; hazırladığım tezi doktora tez jürisine sunarak, oybirliği ile kabul aldım ve bilim doktoru unvanına hak kazandım.  

Mezuniyetimden sonra Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladım. Şu anda Uluslararası Ticaret bölümünde Yardımcı Doçent kadrosunda görev yapıyorum. Çeşitli akademik/bilimsel dergilerde yayınlanmış İnsan Kaynakları Yönetimi, Değişim Yönetimi, Stratejik Yönetim, Stratejik Planlama, Yönetişim, Örgütsel Değişim Direnci ve Kurumsal Aidiyet Bilinci alanlarında makalelerim, kitap bölümlerim ve ulusal/uluslararası konferanslarda sunulmuş bildirilerim bulunuyor. Ayrıca çeşitli kurum ve kuruluşlarda yönetim ve girişimcilik alanında eğitimler veriyorum.

Akademik çalışmalarım sırasında yakın desteğini gördüğüm, aynı zamanda doktora tez danışmanım da olan ve birçok çalışmayı birlikte yürüttüğümüz değerli hocam Prof. Dr. Uysal KERMAN’ı anmadan geçemeyeceğim. Ayrıca, hem askeri kariyerim hem de akademik kariyerim sırasında, evdeki işlerle kendisi meşgul olarak beni önemli şekilde rahatlatarak iki çocuğumuzu neredeyse tek başına yetiştiren eşim Zekiye Hanımın benim arkamdaki gizli güç olduğunu ve dolayısıyla başarımdaki en büyük payın kendisine ait olduğunu belirtmek isterim.

M.C.S. : GELECEĞE DAİR PLANLARINIZ VE HEDEFLERİNİZDEN BAHSEDER MİSİNİZ?

S.Ö. : Ben, Burdur’un Bucak ilçesinin Taşyayla köyünden “ayağında bir çarık, sırtında bir kat şilteyle çıkmış” (Babamın ifadesi) ilkokul mezunu bir babanın oğluyum. 1981 yılında gazetede ilanı görüp Deniz Astsubay Hazırlama Okulu sınavına müracaat ettiğimde Babam, işçi olarak çalışmakta olduğu Dokuma İşçileri Sendikası’nın (TEKSİF) 12 Eylül 1980 sonrası kapatılması nedeniyle işsiz durumdaydı. Emekli olabilmesi için iki yıl daha sigortalı çalışmaya ihtiyacı vardı. Yaşı fazla olduğu için iş bulamıyordu ve geçici işler yaparak ailesini geçindirmeye uğraşıyordu. O yüzden benim için, başarı denince aklıma gelen ilk insan Babam Abdil ÖZTOP’tur. Babam bize bir memlekette ilerlemenin, anne ve babaların kendilerinden daha başarılı evlatlar yetiştirmesiyle mümkün olabileceğini söylerdi. Erkek kardeşim 1991 yılında İTÜ İnşaat Mühendisliğini bitirdi; şu anda kendi kurduğu Yapı Malzemeleri Anonim Şirketini yönetmektedir. Kız kardeşim ise Gazi Üniversitesi mezunu Yüksek Mimar olarak Ankara’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda yönetici olarak çalışmaktadır. Şimdilerde 80 yaşına merdiven dayamış olan Babam uzunca bir süredir, kendi hedefine erişmekten mutlu ve gururlu olduğunu söylüyor ve bizim için de bunu diliyor.

Dolayısıyla sorunuza cevap olarak, geleceğe dair planım Babam gibi, gurur duyabileceğim bir başarı elde etmek diyebilirim.  

Kısa vadede ise öğrenmeye devam etmek ve edindiğim bilgi ve deneyimleri öğrencilerime aktarmaktan başka bir amacım ve planım yok. Bu çabalarımın ortaya çıkarabileceği süreç ve gelişmeleri doğru şekilde yürütmeyi ve işimi en iyi şekilde yapmayı hedefliyorum. 

M.C.S. : TAKİP ETTİĞİNİZİ TAHMİN EDEBİLİYORUM, ÖZELLİKLE SON BİR KAÇ YILDIR ASUBAY TOPLUMU KENDİSİNE DAİR SORUNLARIN DİLE GETİRİLMESİ NOKTASINDA CİDDİ BİR İRADE ORTAYA KOYDU. BİZİM GİBİ (-ÖZELLİKLE SOSYAL ALANLARDA) GELİŞMEKTE ZORLANAN ÜLKELERDE ESKİ EZBERLERİNDE ETKİSİYLE GELENEKSEL KURUMLARA DAİR BU TÜRDEN SORGULAYICI İRADE GÖSTERMEK OLDUKÇA ZOR, BİR O KADAR DA CESARET VE AKIL İSTEYEN BİR İŞ. ELEŞTİREL BİR GÖZLE BAKTIĞINIZDA GELDİĞİMİZ YER, ŞU ANDA BULUNDUĞUMUZ NOKTA VE EN ÖNEMLİSİ VARMAMIZ GEREKEN HEDEF BAĞLAMINDA ASUBAY TOPLUMU VE TEMAD'A DAİR BAKIŞINIZI ANLATIR MISINIZ?

S.Ö. : Detaylarına çok vakıf olmasam da, zaman zaman gerek ulusal basından gerekse TEMAD’ın web sitesinden gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum. TEMAD’ın emekli astsubayların sesini duyurarak, yaşadıkları sıkıntıları dile getirme ve çözüm arama yolunda gösterdikleri azim ve çabaya hayran olmamak mümkün değil. Tabi emekli astsubayların sorunlarının çözümünün, muvazzaf astsubayların sorunlarının çözümüyle de bağlantılı olduğunun farkındayım.     

Sizin de ifade ettiğiniz gibi bazen, gelişmekte olan ülkelerde kurumlara yerleşmiş gelenekçi kültür, kurumların kendi iç ve dış çevresinde yaşanan hızlı değişimlere aynı hızla ayak uydurmasını güçleştirebiliyor. Uzun zaman içinde oluşan bu gelenekçi kurumsal kültür, bazen bugünün realitelerinin net olarak görülmesine de engel olarak, ihtiyaç olan değişimlerin kabullenilmesini de zorlaştırabiliyor. Bir kesimin haklı da olsa taleplerine anlayış göstermenin ve çözüm arayışına yönelmenin diğer kesimlerde rahatsızlık yaratabileceği düşüncesi veya endişesi de oluşabiliyor. Bu zorluğun aşılabilmesi için sorunların bilimsel araştırmalar ve yöntemler vasıtasıyla tespit edilerek tarafsızca ortaya konulması, paylaşılması ve kurumsal bir kabullenme iklimi temin edilmesinin yararlı olabileceğine inanıyorum. Bu kabullenmenin kurum yöneticilerinin de elini rahatlatacağına ve sorunların zaman içinde kademe kademe çözülmesini kolaylaştırabileceğini düşünüyorum. Talep edilen hakkın meşruiyetine ve bu hakkın verilmesinin yönetmekte olduğu kurumun da menfaatine olacağına inanan hiçbir yöneticinin sorunları çözme yolunda bir irade ortaya koymaktan kaçınacağını düşünmüyorum.

Birkaç akademisyen meslektaşımla, kurumsal aidiyet algısı üzerinde etkili olan hususları tespite yönelik bir proje çalışmamız var. Bunları bilimsel yöntemleriyle tespit ederek, ölçebilecek bir anket formu ve analiz tekniği oluşturmak için bilimsel literatürdeki çalışmaları derliyoruz. Ben şahsen, bu tür bir çalışmanın TSK bünyesinde de uygulanarak askeri personelin kurumsal aidiyet algısını ve üzerinde etkili faktörlerin tespit edilmesi suretiyle, bu algıyı yükseltebilecek çeşitli çözümler geliştirilebileceğini düşünüyorum. Umarım projemiz hazır olduğunda böyle bir imkâna da sahip oluruz. 

M.C.S. : İSTİSNALARI DIŞARDA TUTARAK SORMAK İSTERİM, GENEL OLARAK BEYLİK BİR KALIP VARDIR.  EMEKLİLİK YA DA TSK'DAN BİR ŞEKİLDE AYRILDIKTAN SONRA BAŞARI HİKAYESİ YAZAN BİRÇOK MESLEKTAŞIMIZ İÇİN "ASUBAYLAR VE ASUBAYLIK" GEÇMİŞTE KALMIŞ BİR KATEGORİ OLARAK GÖRÜLÜR, ÇOĞU ZAMAN YOK SAYILIR. OYSA KİŞİ NE YAPARSA YAPSIN, NEREYE GİDERSE GİTSİN BİR GÖLGE GİBİ PEŞİNDEN GELEN GEÇMİŞİNİ DE BERABERİNDE TAŞIR. KUŞKUSUZ SİZİN DE KENDİ KİŞİSEL TARİHİNİZDEN BESLENEN ANILARINIZ, HÜZÜNLERİNİZ, ÖFKELERİNİZ VARDIR. BUNLARI BİZİMLE PAYLAŞIR MISINIZ?

S.Ö. : Evet, genellikle TSK’da görevlerine devam eden arkadaşlarımızın birçoğu, ayrılanların ve özellikle de kendilerine yeni bir rota çizenlerin geride kalanları unuttuklarını düşünebiliyorlar. Tüm samimiyetimle bunun doğru olmadığını kendi adıma söyleyebilirim. Başkaları için de doğru olduğuna inanmam güç. Benim gibi genç yaşlarda girdiğiniz ve emekli olana kadar 26 yılınızı geçirdiğiniz bir kurumda geçen anılarınızı ve arkadaşlarınızı unutmak mümkün değil. Ancak itiraf etmeliyim ki, akademisyenlik sadece iş saatlerinizi değil, tüm zamanınızı da kapsayan bir uğraş olduğu için, çok fazla geçmişi düşünecek vakit olmuyor. Ama bugün geldiğim noktada, Deniz Kuvvetlerinde aldığım eğitimler, çalışma disiplini ve deneyimlerin çok büyük etkisi olduğunu biliyor ve bunu her fırsatta da ifade ediyorum. Üniversitedeki masamda, emekli olurken ailemle birlikte çektirdiğimiz üniformalı bir fotoğrafım durur ve bana askerlik kariyerimi hatırlatır. Önceki kariyerimde kimsem, bugün de aynı kişiyim. Önceki kariyerimi unutma veya saklama gibi bir çaba içinde değilim. Gurur duyduğum bir askerlik kariyerine sahibim ama bunu her ortamda hatırlatarak geçmiş başarılarımla övünerek değil, bugün yaptığım işlerde başarılı olarak tanınmak istiyorum.      

M.C.S. : SİZİN GİBİ AKADEMİK OLARAK KENDİNİ GELİŞTİRMEYE İLGİ DUYAN BİRÇOK GENÇ MESLEKTAŞIMIZ OLDUĞUNU BİLİYORUM. ONLARA NE GİBİ TAVSİYELERDE BULUNABİLİRSİNİZ?

S.Ö. : Zaten önceki sorulara verdiğim yanıtların satır aralarında bazı mesajlar çıkacağını düşünüyorum. Ama tekrar ve özetle ifade etmek gerekirse şunları söyleyebilirim. Genç meslektaşlarıma bol bol okumalarını, öğrenme azimlerini kaybetmemelerini ve kendilerini geliştirmelerini tavsiye edebilirim. Öğrenilen hiçbir şeyin boşa olmadığını, mutlaka bir gün işlerine yarayacağını ve fark yaratmalarını sağlayacağını da ayrıca belirtmek isterim. Alvin Toffler’in ifadesiyle “21. yüzyılın cahilleri, okuma yazma bilmeyenler değil; okumayanlar, öğrendikleri yanlış bilgileri değiştiremeyenler ve yeniden öğrenemeyenler olacaktır.”

Ayrıca, en az bir yabancı dili iyi seviyede öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Zor olduğunu bahane etmeyin lütfen. Ben sınıf okulundan mezun olana kadarki eğitim hayatımda Almanca eğitimi aldım. Daha sonradan mesleki ihtiyaç nedeniyle başladığım İngilizce çalışmalarım, Deniz Kuvvetlerine başvurduktan sonra İngilizce kursuna tefrik edilmem neticesinde daha düzenli hale geldi. Bu kurstaki öğretmenimiz olan Öğretmen Teğmen Hüseyin AYSEL, idari astsubayı iken kendi imkânlarıyla aldığı üniversite eğitiminden sonra, hakkının peşine düşerek öğretmen subaylığa geçmeyi başarmış bir büyüğümüzdü. Üzerimde önemli etkisi olduğunu belirtmek isterim. Kursa başlama ve bitirme derecem arasında 67 puan fark vardı. Dolayısıyla, bana tanınan bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirdiğime inanıyorum. Öğretmenimiz olmadığı günlerde bize öğretmenlik yapacak kadar iyi İngilizce bilgisine sahip olan sevgili ağabeyim denizaltıcı DSA Astsb. Kd. Bçvş. Haluk ALEMDAĞ’ın ardından ikinci olmanın bana verdiği gururu dün gibi hatırlarım. Bununla da yetinmeyip bir süre sonra, kendi imkânlarımla Amerikan Kültür Derneğinde eğitime başladım ve ilerleyen süreçte, ÖSYM tarafından düzenlenen Yabancı Dil Sınavlarında (YDS) aldığım İngilizce notları “A” seviyesine ulaştı. 

Ayrıca genç kardeşlerime, kendilerine mutlaka bir kariyer planı yapmalarını öneririm. Ancak bu planların bugünkü sorumluluklarını ihmal etmelerine yol açmaması gerektiğini de eklemek isterim. İşinizi en iyi yapan siz olmaya çalışın. Siz işinize emek verdikçe, kurumunuz da size yeni imkânlar kazandıracaktır. Bunun için kendimi örnek gösterirsem yanlış olmaz. Ayrıca, bir işte çalışma disiplini olmayanın başka bir işte başarılı olması şansının da düşük olduğuna inanıyorum. Olumlu bir başka örnek olarak; NATO görevi öncesinde birlikte eğitim almak suretiyle tanıma şansına sahip olduğum ve yurtdışı görevlerimizi de aynı dönemde yaptığımız, Dr. Hakan FİDAN’ı gösterebilirim. Biliyorsunuz, kariyerine astsubay olarak başlamış ve mecburi hizmetini tamamlayarak TSK’dan ayrılmıştır. Askeri kariyeri başarılarla dolu bir meslektaşımız olmasının yanı sıra bugün de Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı olarak başarılı bir bürokrattır.

İlave olarak, size güvenen ve değer verenleri mahcup etmemek için elinizden gelen gayreti gösterin. Hedeflerinize yönelik yolun kolay olacağını ve engellerle karşılaşmayacağınızı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz derim. Ancak siz müsaade etmezseniz, hiçbir güçlük sizi yolunuzdan alıkoyamaz. Elbette başarısız olduğunuz zamanlar da olacaktır, ama bu asla başaramayacağınız anlamına gelmez. Başarısızlıklarınız size deneyim kazandırır ve sonraki çabalarınızda güç verir. Her ne kadar yukarıda bahsetmediysem de, şahsen ben birçok insanın vazgeçmesine yol açabilecek kadar başarısızlık tecrübesine sahip olduğumu itiraf etmeliyim. Başarı disiplin ve süreklilik ile yakından ilgilidir; disiplinli ve azimli olduğunuz sürece er geç başarılı olursunuz. Bu anlamda, “zoru hemen başarırız, imkânsız biraz zaman alır” sözünü çok beğendiğimi belirtmek isterim.  

M.C.S. : SON OLARAK BİZİM ARACILIĞIMIZLA ASUBAY TOPLUMUNA BİR MESAJINIZ VAR MIDIR?

S.Ö. :Teşekkür ederim ama öncelikle böyle bir mesaj verecek konumda olduğumu düşünmüyorum. Zaten, bugünkü genç meslektaşlarım çok daha donanımlılar. Dolayısıyla geleceği daha iyi görme ve daha iyi tercih yapma şansına sahipler. Meslektaşlarıma kendilerini sadece askeri kimlikleri içinde tanımlamamalarını önerebilirim. Bu açıdan, sadece hobi amaçlı bile olsa farklı şeyler de yapmalarını tavsiye ederim. Bu tür uğraşların zihni rahatlattığını ve olumsuz düşünceleri azalttığını söyleyebilirim. Ben boş zamanlarımda enstrüman çalıyor, yürüyor ve yüzüyorum. NATO’da iken SCUBA dalışı yapıyordum ve Belçika Federasyonuna kayıtlı bir dalgıçtım. Dizimde rahatsızlık oluşana kadar da tenis oynuyor ve dağ yürüyüşü yapıyordum. Gölcük’te birçok kez Kartepe zirvesi yapmıştık. Bir defasında da İznik gölünden İhsaniye’ye kadar dağdan yürümüştük. Stres ve sıkıntılarımızı kurda kuşa anlatır, dert ve tasalarımızı atarak dönerdik. Sevgili ağabeyim Mehmet DOĞRU önderliğinde yaptığımız bu yürüyüşleri ve sohbetleri çok özlediğimi belirtmek isterim.  

Meslektaşlarıma, astsubaylığın çok önemli ve değerli bir iş olduğunu ama bir o kadar da zor olduğunu iyi bildiğimi söylemek isterim. Bugün toplumda, astsubayın önceden sahip olduğu imajda önemli değişiklikler olduğunu da hatırlatmak isterim. Bu değişimde meslektaşlarımızın başarıları yanında TEMAD’ın çalışmalarının da önemli etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu gerçeğin eninde sonunda herkes tarafından anlaşılarak kabul edileceği ve meslektaşlarımızın daha iyi imkânlara kavuşacağına inanıyorum.

Bu söyleşi vesilesiyle, en içten sevgi ve saygılarımı sunarak tüm meslektaşlarımı selamlıyorum.

 

BU SÖYLEŞİ, www.emekliasubaylar.org SİTESİ İÇİN GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR. TÜMÜ VEYA HERHANGİ BİR KISMI, SÖYLEŞİYİ GERÇEKLEŞTİRENLERİN HER İKİSİNİN DE YAZILI İZNİ OLMAKSIZIN ALINAMAZ, KOPYALANAMAZ, DEĞİŞTİRİLEMEZ VEYA HERHANGİ BİR ŞEKİLDE ÇOĞALTILAMAZ; KAYNAK GÖSTERİLEMEZ, ELEKTRONİK VEYA BASILI OLARAK YA DA DİĞER VASITALARLA YAYINLANAMAZ. (S.Öztop)

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 24421 defa Son Düzenlenme Cuma, 19 Haziran 2015 22:44

Yorumlar   

+1 #8 Erdal Cankurtaran 28-01-2019 22:45
Değerli sınıf arkadaşım Sezai, güzel sohbetin için TEŞEKKÜRLER başarılarının devamı diliyorum.
Alıntı
0 #7 Taner Haydar KOÇAK 08-06-2015 11:22
Her zamanki gibi çok büyük zorluklar içinde ama çok büyük başarılara ulaşma örneği.Yoktan varetme gibi birşey.Helal olsun.Bu gerçekleri yaşayan ve bizi bu gerçeklerle buluşturan Sn.Yrd. Doç Sezai Öztop'a ve Dr. Mustafa C. Sadakoğlu'na teşekkürler. Bu kadar doktordan sonra bende Dr.Hastası THK.;)
Alıntı
-1 #6 Hakan Tunç 03-06-2015 19:02
Hocam, yaşının çok üstünde bir enerjiye sahip,doğrusu genç akademisyenlere de örnek oluyor.
Alıntı
+1 #5 Rahmi Karabaş 01-06-2015 21:11
Sayın Sezai Öztop ile çalışmış olmaktan,azminden,başarı ve nezaketinden dolayı çok mutluyum.Kendisi örnek aldığım saygıdeğer bir kişidir.
Alıntı
+3 #4 Semih ÜNLÜKUTLU 01-06-2015 12:53
tanımaktan mutlu olduğum değerli arkadaşım M.C. SADAKOĞLU sayende Sayın Sezai ÖZTOP'u tanıdım. Başarılı hayat hikayelerini okuyup anlamak beni mutlu ediyor.
Alıntı
+1 #3 MURAT B. 30-05-2015 18:37
MUCADELEYE ADANMIŞ BİR YASAM ÖYKÜSÜ,GENCLERE ISIK TUTMASI DILEGIYLE..
Alıntı
+2 #2 serpil 30-05-2015 18:32
Başarılı bir hayat hikayesinin güzel bir anlatımı. Sezai abime başarılarının devamını diliyorum.
Alıntı
+1 #1 Mehmet Lafcıoğlu 30-05-2015 13:56
Sezai öztop kardeşimizin başarılarının devamını diliyorum
Mustafa C.Sadakoğlu nada böyle değerli bir kardeşimizi bizlere tanıtmasından dolayı çok teşekür ediyorum
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile