All for Joomla All for Webmasters
Cuma, 07 Ağustos 2015 17:52

(E) Asb. Fahri Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu ile söyleşi

Öğeyi Oyla
(8 oy)

Başarı öykülerimizin bu bölümündeki konuğu (E) Hava Asubayı, Yazar, Gazeteci, Halk Bilimleri Araştırmacısı, Kooperatifçi, Sporcu, Bilim Adamı kimlikleri ile Türkiye'de ve Dünya'da önemli bir isim İrfan Ünver Nasrattınoğlu.

irfan 1Kendisiyle söyleşi talebimiz nedeniyle irtibat kurduğumuzda aşağıda sıraladığımız Akademik unvanların ve ödüllerin sahibi bir büyüğümüzle söyleşi yapmak gibi iddialı bir işe girişmiş olmanın tedirginliğini yaşadık. Ancak ilk görüşmemizden itibaren O'nun bilge, sevecen ve alçak gönüllü tavrı bizleri rahatlattı.

Sn. Nasrattınoğlu'nun, Akademik Unvanlarının, ödüllerinin ve yayınlarının bilinmesi gerektiğine inandığımız için söyleşimizin sonunda elimizden geldiğince listelemeye çalıştık. Hayli uzun bir liste oldu ancak biz bu listeyi hazırlarken bile "içimizden birinin" başarıları ile haklı bir gurur duyduk. 

YAZDIĞI KİTAPTA BABASI EMEKLİ HAVA ASUBAYI SAYIN İRFAN ÜNVER NASRATTINOĞLU’NU ANLATAN DENİZ ÜNVER ŞÖYLE SÖYLÜYOR; “DÜNYANIN EN ZOR İŞLERİNDEN BİRİNİ OMUZLUYORUM, KENDİ ATAMIN, BABAMIN KİTABINI KALEME ALIYORUM…” BİR EVLADIN BABASINI ANLATMASI, KONUYA OLAN DUYGUSAL MESAFESİNİN YAKINLIĞI NEDENİYLE GERÇEKTEN ZOR AMA EMEKLİ ASUBAY, GAZETECİ, HALK BİLİMCİ, KOOPERATİFÇİ, FAHRİ PROFESÖR VE BU SIFATLARI HAKETMEK İÇİN GECE GÜNDÜZ DEMEDEN YAPTIĞI ÇALIŞMALAR NEDENİYLE DE ZOR. İRFAN ÜNVER NASRATTINOĞLU GERÇEKTEN ÇOK YÖNLÜ, YOĞUN VE ZENGİN BİR HAYAT YAŞAMIŞ MESLEKTAŞIMIZ. ONU ÖZEL KILAN ÇALIŞKANLIĞININ HEPİMİZE ÖRNEK OLMASI DİLEĞİYLE SÖYLEŞİMİZE BAŞLAYALIM.

EMEKLİ ASUBAYLAR: SAYIN NASRATTINOĞLU NEZAKET GÖSTERİP SÖYLEŞİ TALEBİMİZE OLUMLU YANIT VERDİĞİNİZ İÇİN MÜTEŞEKKİRİZ. EFENDİM, SİZİ EMEKLİ BİR HAVA ASUBAYI OLARAK TANIYOR, BİLİYORUZ. ÖNCELİKLE ASKERİ OKULA GİRİŞİNİZDEN BAŞLAYARAK EMEKLİ OLDUĞUNUZ GÜNE KADAR ASKERİ ÖZGEÇMİŞİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIR MISINIZ?

  • 21Önemli bir özelliğimin olduğunu sanmıyorum. 1952 yılında babamı kaybetmiş; 44 yaşında dul kalan anam, 6 çocukla kalakalmıştı! Anama dul, bize de yetim maaşı bağlanmıştı ama atasızlık tüm yaşantımızı allak bullak etmişti. Erkek Sanat Enstitüsü son sınıftaydım. O da benim gibi yetim kalan, çocukluk ve okul arkadaşım Abdullah Namyenilmez bir gün yanıma gelip, “Gedikli mektebine gidelim” dedi. Bir iki günlük tereddütten sonra, gerekli başvuruları yaptık ve İzmir’in yolunu tuttuk. Böylelikle 1954 yılında, Güzelyalı’daki Hava Astsubay Okulu’na kaydolduk. Kısa bir süre sonra, okulun tüm öğrencilerini ve görevli askerleri, trenle Eskişehir’e naklettiler. Eğitimde sonra branşlara ayrıldık. Abdullah’la ben, hayallerimizde yaşattığımız İstanbul’a gitmek amacıyla istihkâm sınıfına ayrıldık. Henüz Hava İstihkâm Astsubay Eğitim Birliği olmadığı için, biz İstanbul Halıcıoğlu’ndaki İstihkâm Okulu’na gönderildik. Buradaki eğitimi müteakip kur’a çekildi ve ben Ankara Etimesgut’daki 2.Hv.İs.İnş.Taburu’na atandım. Ne var ki henüz 18 yaşımı doldurmadığım için naspım yapılmadı ve ben 1955 yılının aralık ayına kadar tayın bedeli ile idare ettim.

  • 1956 yılında bizim tabur, İzmir Çatalkaya-Karabelentepe Radar Mevzii inşaatını yapmak üzere, İzmir’e intikal ettirildi. Buradaki inşaat tamamlandıktan sonra, Taburun bazı bölükleri Ankara’ya dönerken, benim görevli olduğum Bölük, Gaziemir Hava Alanının pistinin uzatılması inşaatı için İzmir’de kaldı. Bölüğümüz buradan, 1.Hava Kuvveti Komutanlığı emrinde geçici görev yapmak üzere Eskişehir’e gönderildi. 27 Mayıs 1960 ihtilâlini burada yaşadım. Eskişehir’deki bütün polis karakollarına, bir subay, bir astsubay görevlendirilmişti. Ben Seylapevler Karakolunda görevliydim. Karakola girdiğimde, benden yaşça büyük olan polisler ayağa kalkarlardı. Utanır, “yapmayın arkadaşlar, mahcup oluyorum” derdim. İhtilalden kısa bir süre sonra Bölüğümüz, kendisine verilen görevi ifa ederek, Ankara’ya döndü.

  • nasrattinBir süre sonra da Diyarbakır’a tayinim çıktı. O yıllarda Diyarbakır denilince aklımıza şark çıbanı ve akrep gelir, bundan korkar, çekinirdik. Evliydim ve kucakta bir çocuğum vardı. Ne yapacağımızı bilemediğimiz bir anda, İzmir’e Hava Lisan Okulu’na İngilizce kursuna gönderildim. Böylelikle Diyarbakır’a tayinimin de durdurulmuş olduğunu sanıyordum. Ne var ki, kursun hitamında Ankara’ya döner dönmez, “haydi Diyarbakır’a!” denilmişti. Çocuklarımın sayısı iki olmuştu. Eşimle çocuklarımı Afyonkarahisar’a gönderdim; ben de Ankara – Diyarbakır arasında gidip gelen C-47 nakliye uçağına atlayıp, Diyarbakır’a gittim. Fakat evliliğe alışıp da, 4-5 yıl kalacağım Diyarbakır’da bekâr yaşamanın zorluğunu anlamam gecikmedi. Diyarbakır’a çabuk alıştım. Boş zamanlarımda İl Halk Kütüphanesi’ndeki kitapları inceledim ve müdürle de tanışıp dost oldum. Benim Afyonkarahisar ile ilgili kitaplarımın ilham kaynağı, bu kütüphane oldu. Sonra Mücadele adlı gazetenin sahibi ve yazı işleri müdürü ile tanıştım. Burada yazmaya başladım ve hatta daha sonra “Sanat Sayfası” düzenledim. İstihkâmcıydım; hatta bir ara asfalt kursu da görmüştüm, ama bir gün dahi inşaat işlerinde çalışmadım. Hep karargâhlarda görev yaptım. Daktilo yazmayı çocukluk yıllarımda, babamın daktilosunda yazarak öğrendim. Diyarbakır’da da 3.Hava Kuvveti karargâhında çeşitli şubelerde idari işlerde ve Kıbrıs ile ilgili kriz döneminde Savaş Harekât şubesinde çalıştım. Şark hizmetim tamamlanınca, tayinimi Ankara’ya istedim. 1971 yılında bu kez Hava Destek Üs Komutanlığı emrine gönderildim. Burada, fiili 20 yıllık görevim tamamlandı, maaşımın artışı için mart ayını bekledim ve 01 Mart 1976 tarihinde emekliye ayrıldım.

    E.A. : SAYIN NASRATTINOĞLU SİZİNLE İLGİLİ İNTERNET ORTAMINDA UÇSUZ BUCAKSIZ BİLGİ VE PAYLAŞIM VAR. ANCAK BU PAYLAŞIMLARDA ASUBAY KİMLİĞİNİZLE İLGİLİ BİLGİYE RASTLAMADIK. BİZİM BU SÖYLEŞİLERİ GERÇEKLEŞTİRMEKTEKİ AMAÇLARIMIZDAN BİRİSİ DE BAŞARI ÖYKÜLERİ OLAN MESLEKTAŞLARIMIZIN ASUBAY KİMLİKLERİ İLE DE TARİHE NOT DÜŞMEKTİR. SİZİN ASUBAY OLARAK GÖREV YAPTIĞINIZ DÖNEM TÜRKİYE’NİN ÖNEMLİ DÖNEMEÇLERİNE RASTLIYOR. 27 MAYIS, 12 MART, KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI GİBİ. ASUBAY OLARAK BU ÖNEMLİ OLAYLARDAN NASIL ETKİLENDİNİZ?

  • Bilindiği üzere Ülkemiz, 1946 yılında çok partili demokratik sisteme geçti. 1950’de Demokrat Parti (DP) iktidara geldi. Güzel işler de yapıldı ama 10 yıllık iktidarlarının son yıllarında, “ben ne istersem onu yaparım… Ben orduyu yedek subaylarla da idare ederim… (Üniversitelere yönelik) kara cüppeliler gibi söylemler halkımızı çok gerdi. Öyle bir yasa çıkarıldı ki, kabul edilir gibi değildi. Yani bir gece polis geliyor, sizi alıp götürüyor, ama ailenize bilgi verilmiyordu. Yasa gereğince kurulan “Tahkikat komisyonu” kararı her yasanın üzerindeydi. CHP’nin başında İsmet İnönü vardı ve TBMM’nde yapılanları şiddetle eleştiriyordu. İsmet Paşa bir oturumda kürsüye çıkıp, Tahkikat Komisyonu’nun eylemlerini eleştirdikten sonra; “bu eylemleri bırakınız, yoksa sizi ben bile kurtaramam!” deyip kürsüden inmiş; DP milletvekilleri Paşa’ya hitaben ağza alınmayacak hakaretlerde bulunmuşlar ve bir de oy çokluklarına dayanarak, Cumhuriyeti ve Demokrasiyi kuran İsmet İnönü gibi bir insana, bilmem kaç oturum Meclise girmeme cezası vermişlerdi. Bardak taşmış, düğmeye basılmış ve TSK iktidara el koymuştu. Tabii biz de günlerce Birliklerimizden evlerimize gidememiştik…

  • 12 Mart olayı da, mevcut siyasi yönetime karşı eylemdi. Fakat o zaman, paşalar arasında görüş birliği yoktu. Üstelik İsmet Paşa da hayattaydı ve bir ihtilale gerek olmadığı kanısındaydı. Bu itibarla da iktidara bir muhtıra ile uyarıda bulunulmuştu… Kıbrıs Barış Harekâtı da gerekliydi. Aslında geç bile kalınmıştı ve gereken yapıldı. Ben bu harekât ile ilgili olarak, günlük tutmuştum. Ne gibi emirler yayınlanıyordu? Bizim Destek Üs’de neler oluyordu? Bu günlüğü maalesef bir türlü bulamadım. Elime geçerse, belki bu konuyu müstakil olarak ele alırız.

    E.A. : KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI İLE İLGİLİ GÜNLÜKLERİNİZİN GERÇEKTEN BİR ASUBAYIN TANIKLIĞI İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BELGELER OLDUĞU MUHAKKAK. UMARIZ BU GÜNLÜKLERİNİZİ BULUR BİZİM VE TOPLUMUN İSTİFADESİNE SUNARSINIZ. BU BELGELERİNİZİ YAYINLAMAYI ÇOK ARZU EDERİZ. MUVAZZAF ASUBAYLIK DÖNEMİNİZDE ASUBAYLAR İÇİN EN ÖNEMLİ HAK MÜCADELESİ HAREKETLERİ DİYEBİLECEĞİMİZ 70-75 OLAYLARINI YAŞADINIZ. BU OLAYLARIN EN ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİNDEN BİRİSİ İSE ASUBAY EŞLERİNİN DE MÜCADELEYE AKTİF KATILIMI İDİ. SİZ VE AİLENİZ BU OLAYLARIN NERESİNDE İDİNİZ? NASIL ETKİLENDİNİZ? PAYLAŞMAK İSTER MİSİNİZ?

  • 3Yukarıda da dediğim gibi, Kuvvet karargâhında görevliydim. İdari İşlerle ilgili olarak yanıma gelip giden Astsubay arkadaşlar büyük bir rahatsızlık içindeydiler. Her zaman (ve bugün de) olduğu gibi, haksızlıklar çoktu ve bunlar meslektaşlarımızı rahatsız ediyordu. O zamanki subaylarda anlayış ve iz’an da yoktu. Bir gün, şehir merkezindeki Ordu Evi ile Kuvvet arasında ring seferi yapan otobüste, ben, oturmam gereken yere oturmuş, ama eşim ön sıradaki bir kadının yanındaki boş yere oturmuştu. Otobüs hareket etmek üzereyken bir subay otobüse binmiş ve eşime “kalk buradan, arkaya geç” demişti. Bunun üzerine eşim, “sen geç arkaya, bir kadına böyle söylenir mi?” deyince, otobüste olumsuz bir hava esmişti. Ertesi gün yanıma gelen o subay, “eşine haddini bildirmelisin” gibi bir şeyler söyleyince, ben de o subaya biraz insanlık dersi vermiştim. Tüm meslektaşlarımın zaman zaman girdikleri demoralize durumu benliğimi iyice sarmış, ne olursa olsun düşüncesi egemen olmuştu… Yanıma gelerek sızlanan Assubay arkadaşlarıma daha cesaretle yaklaşmaya başlamıştım. O arada bazı genç assubaylar ihraç ediliyor, kimileri mahkemeye veriliyordu. Bir gün yanıma gelen genç meslektaşlar; “eşlerimiz için bir yürüyüş düzenleyeceğiz” dediklerinde, “eşim de orada olacak” demiştim ve gerçekten o meşhur yürüyüşte, eşim en öndeydi ve o günkü gazetelerde de bu açık-seçik görülmüştü. “Artık beni de ihraç ederler” gibi bir düşünceye kapılmıştım ki; Hv.K.K.Org.Muhsin Batur’un Diyarbakır’a geleceği duyuruldu. Ertesi gün, “Bütün Assubaylar sinema salonunda toplansın” denildi. Komutan geldi ve yanındaki tüm subaylara “siz çıkın” dedi ve konuşmaya başladı. Mealen şunu söyledi: “Haklarınızı isteklerinizi biliyoruz, ama ne yapalım ki, bir siyasi otorite var ve bizim gücümüz sizin isteklerinizi yerine getirmeye yetmiyor!.. Biliyorsunuz yeni kanun gerekli, kanunun çıkarılması konusunu bilirsiniz, siyasilerin dedikleri olur!..” Muhsin Paşa birkaç saniye durdu ve “Bilirsiniz değil mi? Kanunun nasıl yapıldığını bilen bir arkadaşınız gelip burada anlatsın!” dedi. Benden kıdemli birçok meslektaşımız vardı ama kimseden çıt çıkmıyordu. Elimi kaldırdım. “Gel buraya” dedi. Ben mikrofona yaklaşıp, TBMM’nde kanunun nasıl yapıldığını anlattım. Ancak konuşmamın sonunda şu cümleyi de ekledim: “Ancak, TSK ile ilgili kanun çıkarılırken, mutlaka Genelkurmayın görüp ve talepleri dikkate alınır!..” Benim bu kanaatim, bugün de geçerlidir… Eğer bizim komutanlarımız isteselerdi, tüm haklı taleplerimiz karşılanmış olurdu.

    E.A. : SİZİN TEMAD ÜYESİ OLDUĞUNUZU BİLİYORUZ. TEMAD İÇİNDE AKTİF GÖREV ALMAK İÇİN 2008 YILINDA YAPILAN GENEL KURULDA ADAY OLDUĞUNUZU DA. BİZE BU SÜRECİ ANLATIR MISINIZ?

  • adaylikAslında ben TEMAD Başkanlığına talip olmadım. Yeni bir oluşum başlatan meslektaşlarımızdan bir grup, sık sık beni ziyarete geldiler. Her seferinde TEMAD yönetimine giremeyeceğimi; çünkü yönetiminden sorumlu olduğum kimi kurum ve kuruluşların bulunduğunu söyledim. Genel Kurul toplantısından bir gün önceki akşam, geç saatlere kadar bana uygulanan baskılara daha fazla dayanamayıp, “peki” dedim… Aslında ben hayatımda, kazanamayacağım hiçbir seçime girmedim, girmem de… Fakat bana baskı yapan arkadaşlarımız, seçimi kazanacaklarından o kadar emindiler ki… Burada büyük bir üzüntüyle söylemek isterim ki; beni başkan adaylığına iteleyen bazı meslektaşlarımızın, toplantıda, karşı listede yer aldıklarını veya desteklediklerini öğrendim.

    E.A. : EFENDİM HENÜZ MESLEKTEYKEN KİMİ YEREL GAZETELERDE SANAT, EDEBİYAT VE FOLKLOR ÜZERİNE YAZILAR YAZDIĞINIZI BİLİYORUZ. ÖZELLİKLE HALK BİLİMİ (FOLKLOR)’NE OLAN İLGİNİZİN BAŞLANGIÇ VE GELİŞME SÜRECİNDEN BAHSEDER MİSİNİZ

  • Çocukluğum, halkbilim ürünlerini derlemekle geçti. Anamdan masallar, Afyonkarahisar mutfağına özgü yemekler, gelenekler görenekler derledim. Afyonkarahisar Halkevi yayını olan Taşpınar dergisindeki yazılar, gazete ve dergilerde millî kültürümüzle ilgili tüm bilgiler beni ilgilendiriyordu. Doğduğum evin bir dolabını arşiv ve kitaplık yapmıştım. 1955 yılında Afyonkarahisar’da münteşir Türkeli gazetesinde ilk yazım yayımlandı. Diyarbakır’da araştırma, derleme ve yayın çalışmalarımı derinleştirdim. Daha emekliye ayrılmadan, Folklor Araştırmaları Kurumu’na üye oldum ve emekliye ayrılıp ayrılmaz Yönetim Kuruluna seçildim. Ankara’da yayımlanan Hür Anadolu Gazetesi’nde, emekli olmadan önce, haftada bir gün “Folklor Sayfası” düzenledim. Bu gazeteye üniforma ile gider, sayfamın yayınlandığı nüshadan 50 tane alır, halkbilimle meşgul olan kişilere postalardım. O arada dönemin folklor dergilerine de özgün araştırmalarımı gönderir yayınlatırdım. Yönetimine girdiğim Kurumun, önce genel sekreterliğine, sonra da başkanlığına seçildim. 1981 yılından bu yana da başkanlık görevim devam ediyor.

    E.A. : GEÇTİĞİMİZ 50 YILDA SOSYAL BİLİMLERDE HALK KÜLTÜRÜ (FOLK CULTURE) İLE KİTLE KÜLTÜRÜ (MASS CULTURE) ARASINDAKİ AYRIM ÜZERİNDEN CİDDİ TEORİK TARTIŞMALAR YAPILDI. HALK KÜLTÜRÜNÜN DIŞARIDAN MÜDAHALE EDİLEMEYEN KENDİLİĞİNDENLİĞİ İLE BÖLGESEL ZENGİNLİĞİNE KARŞIN GELİŞEN KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI NEDENİYLE BİR MERKEZDEN YÖNLENDİRİLEN TEKTİPLEŞMİŞ KİTLE KÜLTÜRÜNÜN TEHDİDİNDEN DE BU BAĞLAMDA SIKÇA SÖZ EDİLDİ. BU KONUDA NE SÖYLEMEK İSTERSİNİZ

  • Yaklaşık 20-15 yıl önce, bizim kimi aydın yazarlar, “Folklor çağdaş sanata düşmandır” teziyle ortaya çıkıp, kendi dünya görüşleriyle bir akım başlatmak istediler. Tabii biz buna hemen karşılık ve örnekler vererek, sanat ve kültür konusunda gelişmiş bütün ülkelerde, çağdaş sanatın, folklorun desteğiyle geliştirildiğini söyledik. Ben o yıllarda SSCB’ne sık sık gidip gelen bir kişi olarak, örneğin Azerbaycan’da, tüm sanat çalışmalarının folklordan esinlenilerek yaratıldığını yazdım. Örnek olarak da ünlü kompozitör Üzeyir Hacıbekov’un, “Arşın mal Alan” adlı ünlü operasını gösterdim. Zira bu operanın konusu, oynayanların kostümleri, ağız özellikleri ve hatta orkestranın ortasına yerleştirilen davul ve zurna folklorun ta kendisiydi… Kuşkusuz bahsettiğiniz hususlar, folklor çalışmalarını olumsuz etkilemektedir; ama öte yandan gençlerimiz kendi kültürlerine yönlendirildiğinde ve bu kültürün zenginliğini idrak ettiğinde, folklora olan ilgi ve bununla meşgul olanların sayıları da artıyor.

    E.A. : EFENDİM TÜRK FOLKLOR ARAŞTIRMALARI DEYİNCE AKLA GELEN BİR KAÇ KİŞİDEN BİRİ DE SİZSİNİZ. DAHASI SİZ, FOLKLORİK ARAŞTIRMALARI HEM YERİNDE YAPAN BİR EMEKÇİSİNİZ HEM DE KURULUŞUNDA ORD. PROF. DR. FUAD KÖPRÜLÜ İLE PROF.DR. ADNAN SAYGUN’UN DA BULUNDUĞU TÜRK FOLKLORÜ ARAŞTIRMA KURUMU İÇİNDE AKTİF YÖNETİCİLİK YAPTINIZ. BU KURUMUN KURULUŞUNDAN İTİBAREN ÇALIŞMA ALANLARI, ARAŞTIRMACILARA SUNDUĞU İMKÂNLAR VE HALK BİLİMİNE YAPTIĞI KATKILARDAN BAHSEDER MİSİNİZ?

  • 2Ord. Prof. Dr. M. Fuad Köprülü, hocaların hocasıdır ve hala aşılamayan eserlerin sahibidir. Büyük Atatürk’ün Kurduğu Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, eksikleri ve yanlışlarıyla önemli işler de başarmıştır. Bu başarıda kuşkusuz, Atatürk’ün mirasından aldıkları payın rolü büyüktür. Fakat bu kurumlar, Fuat Köprülü’nün kafasındaki kültürden uzaktırlar. Bu nedenle Hoca, 1955 yılında bizim Kurumu kurarken, ana ilkeyi de belirtmiştir: “Zengin Türk halk kültürünün araştırılması, derlenmesi ve değerlendirilmesi…” Ne var ki, bunların gerçekleştirilmesi için finans kaynağı yoktur. Bu nedenle maalesef bugüne kadar taşıma suyla değirmen döndürülmüştür. Biz yönetimi devraldığımız zaman yapılan iş, parmakla sayılacak kadar azdır. 1981’den itibaren yaptıklarımız ise, ilgili bakanlığın, ilgili birimlerinde görevli kişilerin kıskançlıklarını üzerimize yöneltmiştir. Giderek bizi kıskananların sayıları artmış; kimi anlı-şanlı (!) üniversitesi hocaları, hatta adının başında Prof.Dr. titri olan kişiler de şurada burada kıskançlıklarını içlerinde tutamamışlardır… Halkbilimine önemli katkılarımızın olduğunu sanıyorum. Biz bu işe başladığımız zaman üniversite talebesi, asistan veya Yrd.Doç.Dr. olan kimi kişiler, bugün akademik kariyerlerinin zirvesindedirler. Yaptığımız çalışmalarla, Türk halkbilimine önemli katkılarımızın olduğunu sanıyorum.

    E.A. : HAYATINA BUNCA DEĞERLİ ŞEYİ SIĞDIRMIŞ BİR BÜYÜĞÜMÜZ OLARAK, ÖZELLİKLE GENÇ MESLEKTAŞLARIMIZA KLAVUZ OLMASI BAKIMINDAN ÇALIŞMA DİSİPLİNİNİZDEN BAHSEDER MİSİNİZ?

  • Gerek meslektaşlarımıza gerekse her meslekten gençlere tavsiyem şudur: Mutlaka alternatifli yaşayınız. Bugün askersiniz, ama yarın emekliye ayrılınca ne yapacaksınız? Bunu şimdiden belirlemek ve hedefinizi çizmek durumunda olmalısınız. Bugün herhangi bir iş yapıyor ve para kazanıyor olabilirsiniz, peki bu işinizin bir anda sona erdiğini düşününüz; o vakit ne yapacaksınız? “Bunu sonra düşünürüm” dememelisiniz. Emekliliği yaklaşan herkes; “emekli olunca ne yapacağım” ın cevabını önceden saptamalıdır… Ben emekliye ayrılalı tam 39 yıl geçti. Bu 39 yıl içinde, hiçbir vakit boş durmadım. Gazetecilik yaptığım yıllarda, akşam eve geldiğimde de yazar veya okurdum. Hala da öyleyim. Belirli bir mesaim yok. Bugün yaptığım işi elimden alsalar, alternatiflerim hazırdır…

    E.A. : KÜLTÜREL ÇALIŞMALAR, DERNEK KURUCULUĞU VE YÖNETİCİLİKLERİ İLE GENİŞ BİR COĞRAFYADA KATILDIĞINIZ ETKİNLİKLERİ GÖRÜNCE SİZİN ENERJİNİZE HAYRAN OLMAMAK ELDE DEĞİL. BU KADAR ÇOK FAALİYETİ YORULMADAN VE GÜNE SIĞDIRARAK YÜRÜTMEK NASIL MÜMKÜN OLUYOR? BUNUN SIRRI NEDİR

  • Bir ara tam 9 derneği yönettim. Türk-Alman Dostluk Derneği’nin olağan bir kongresini yapacağımız günün arefesinde, annemin ölüm haberi geldi. Ertesi sabah, saat 10.00’da genel kurulun açılışını yaptım ve alelacele Afyonkarahisar’a giderek anamın cenaze namazına ve defnine yetiştim… Bu benim görev anlayışımın bir gereğiydi. O kongre o gün yapılacaktı ve her şeyinden ben sorumlu olduğum derneğin yönetim kurulunun hesabını vermeden bir yere gidemezdim.

    E.A. : SAYIN NASRATTINOĞLU, 20 YIL BİLFİİL İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ MESLEĞİNİZ VE O YILLARDAN BU GÜNE DEĞİŞEN ZAMANI DA GÖZ ÖNÜNE ALARAK ASUBAYLIK HAKKINDA SORUNLAR, BEKLENTİLER VE ÇÖZÜMLER BAŞLIKLARI ALTINDA NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ

  • Bakınız ben, emekliye ayrıldıktan sonra geçim sıkıntısı çekmedim. Emekli maaşım ve yan gelirlerim bana yetiyordu. Ama ben her şeyden önce askerdim, emekli assubaydım ve assubayların her şeyi beni ilgilendiriyordu. Bu öyle bir duyguydu ki, örneğin ben aynı zamanda 39 yıllık gazeteciyim, ama assubaylığım ön planda gelmektedir ve gelecektir. Sorunlarımızın neler olduğunu, benim değerli meslektaşlarım benden daha iyi biliyorlar. TEMAD Başkanı Sayın Ahmet Keser de son birkaç yıldır bu sorunları yazılı ve görsel basından kamuoyuna duyurdular. Ayrıca devletin ilgili birimlerine de giderek anlattılar. Sayın Keser’in hak ve hukuk arayışlarını kamuoyu önünde yapmış olması, kimi komutanlarımızı rahatsız etmiş olmalı ki, Genel Başkanımızın ordu evlerine girişi yasaklandı!... Bu karara isyanımı, Genelkurmay Başkanına yazdığım bir mektupla dile getirdim. Sorular yönelttim ve cevap istedim. Bu soruları buraya almak istemem. Ama şunu demeden de geçemem. Benim yaptığımı, emekli olan tüm meslektaşlarım yapmalıydı… Geçen yıl Sıhhiye’de çadırlı bir protesto eylemi yapıldı. Bu iyi oldu ama kimi emekli meslektaşlarımızın, kendilerine uzatılan mikrofonlara söyledikleri, beni utandırdı. Biz assubaylar, vakurlu, gururlu, ne dediğini ve ne istediğini bilen insanlar olmalıyız.

    E.A. : EFENDİM TEMAD BUGÜN TÜRKİYE’DE KURULMUŞ YAKLAŞIK ELLİ BİN DERNEK VE STK İÇİNDE HEM ÜYELERİNİN NİTELİKLİ ÇOĞUNLUĞU HEM DE BU ÇOĞUNLUĞUN ÜLKE SAVUNMASINDA ÜSTLENDİĞİ ÖNEMLİ ROL BAKIMINDAN MÜSTESNA BİR YERE SAHİP. SİZCE, BUGÜNKÜ HALİYLE TEMAD BU NİTELİKLİ ÇOĞUNLUĞUN TALEPLERİNE CEVAP VEREBİLİYOR MU? VARSA GELİŞTİRİLMEYE MUHTAÇ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ NOKTALARI BİZİMLE PAYLAŞIR MISINIZ

  • 17Ben TEMAD’ı kurulduğu günden beri izliyorum. Rahmetli Kerim Kalkan’la da zaman zaman görüşürdük. Eski Başkanlardan Orhan (Özkan) ve Ali (Şencan) Bey kardeşlerimizle da yakın temasım olmuştu. Hatta Orhan, üst düzey ziyaret yapacağı zaman beni de yanına alırdı. Rahmetli Süleyman Demirel’e yaptığımız bir ziyarette, Demirel Orhan’a; “kaç üyeniz var?” diye sormuş ve biz de mesajı almıştık… Evet, nitelikli, bilgili, genel kültürü olan çok sayıda meslektaşımız bulunmaktadır… TEMAD bizim meslek kuruluşumuzdur. Yönetim Kuruluna seçilen arkadaşlarımız, bizim kardeşlerimizdir. Genel Başkan bizimdir. Bu bir dahaki genel kurula kadar böyledir ve herkes yönetime sahip çıkmalı ve bu örgütümüzün etrafında bütünleşmeliyiz. Elbette benim de yapılmasını düşündüğüm ve arzu ettiğim şeyler var ama bunu zamanında ve yerinde söylemeliyiz. Yönetime karşı çıkmak, gruplaşmak ve birbirimize kötülemek, camiamıza bir şey kazandırmaz, aksine kaybettirir.

    E.A. : SİZ YAPTIĞINIZ ÇALIŞMALARLA TOPLUMUN BİR NEVİ HAFIZASINI KAYIT ALTINA ALIYORSUNUZ. BİZ DE SİTEMİZİ, MESLEĞİMİZ İLE MESLEKTAŞLARIMIZIN GEÇMİŞİNİ GELECEĞE TAŞIYABİLMEK ADINA BÖYLE BİR MİSYONLA YOLA ÇIKTIK. SİTEMİZİ İNCELEME İMKÂNINIZ OLDU MU? BU KONUDA BİZE TAVSİYE VE ÖNERİLERİNİZ VAR MI

  • İzin verirseniz, sitenizi sakin bir kafayla inceledikten sonra düşüncelerimi arz edeyim.

    E.A. : ESTAĞFURULLAH SN. NASRATTINOĞLU. BİZ SİTEMİZLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİZİ MERAKLA BEKLEYECEĞİZ. SON OLARAK ASUBAY KAMUOYUNA MESAJINIZ VAR MI

  • Bizler Assubaylık mesleğini kendi arzumuzla seçtik. Bu meslek bize çok şeyi öğretti. Ben şahsen mesleğimle gurur ve onur duyuyorum. Meslektaşlarım, eğilmeden, bükülmeden yaşamlarını sürdürmeli, kendilerini emeklilikten sonra ne yapacakları konusunda hazırlamalıdır...

Söyleşi : Mustafa C. SADAKOĞLU, Halil ERGENLİ

Kapak Resmi : Mustafa AYTAR
Sn. İrfan Ünver Nasrattınoğlu ile iletişim kurmamıza vesile olan E. Asb. Sn. Ramazan Tekeli'ye teşekkürler.

HAYATINDAN KESİTLER : 

SPORCU NASRATTINOĞLU:

 

DEVLET BÜYÜKLERİ VE NASRATTINOĞLU:

 

FAALİYETLERİ:

 AKADEMİK UNVANLARI, ÖDÜLLERİ, YAYINLARI

AKADEMİK ÜNVANLAR :

1. Moldova­ Komrat Devlet Üniversitesi - FAHRİ PROFESÖRLÜK

2. Azerbaycan İlimler Akademisi- FAHRİ PROFESÖR­ DOKTORLUK

3. Azerbaycan­Mehmet Emin Resulzade Adına Bakı Devlet Üniversitesi - FAHRİ DOKTORLUK

4. Moldova­ Komrat Devlet Üniversitesi-DOKTOR HONORİS KAUSA ­FAHRİ DOKTORA

5. Azerbaycan­ Bakı Asiya Üniversitesi - FAHRİ DOKTORLUK

6. Romanya İlimler Akademisi Avrupa Etnik Azınlıklar Araştırma Merkezi AKADEMİ ÜYELİĞİ, 1992

7. Romanya Sibiu Halk Sanatları Akademisi FAHRİ ÜYELİĞİ , 1993

HAKKINDA YAPILAN TEZ ÇALIŞMALARI :

1. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili­Edebiyatı Eğitimi lisans tezi: Türk Folkloruna Emek Verenler ­ Dr.İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Danışman Yrd.Doç.Dr.Mehmet Yardımcı, Haz.Ali Adıgüzel, Malatya,1994

2. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölümü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Seminer Mezuniyet Çalışması: İrfan Ünver Nasrattınoğlu Kimdir? Danışman: Yrd.Doç.Dr.Ali Yakıcı, Haz. Zeynep Ciğer, Ankara, 2006

3. Erciyes Üniversitesi Fen­Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bitirme Tezi: Türk Folkloruna Gönül Verenler – Prof.Dr.İrfan Ünver Nasrattınoğlu (Hayatı, Sanatı, Eserleri), Danışman: Yrd.Doç.Dr.Bayram Durbilmez, Haz. Halim Yurtseven, Kayseri, 2007

MADALYA­- NİŞAN­- BÜYÜK ONUR ÖDÜLLERİ :

1. Makedonya’nın Valandova Belediye Başkanlığı tarafından verilen Fahri Vatandaşlık beratı ve madalyası,

2. Polonya Cumhurbaşkanı’nın 23 Ocak 2007 Tarihinde Ankara’yı teşriflerinde düzenlenen törende , Polonya Cumhuriyeti Devlet Liyakat Madalyası verildi.

3. Moldova’nın Gagauz Yeri Özerk Bölgesi başkenti Komrat’ta 23 Aralık 2009 Tarihinde düzenlenen törende, Başkan Mihail Formuzal tarafından Gagauzya’nın Saygılı Vatandaşı (Fahri Vatandaşı), madalyası verildi.

4. Aynı tarihte Komrat’ta, eski Cumhurbaşkanımız Sn.Süleyman Demirel ve Moldova’nın son üç cumhurbaşkanının da hazır bulundukları törende Gagauzya’nın Kuruluşunun 15.Yıldönümü Anısına Onur Madalyası ve Beratı verildi.

5. International Union of Folklore Association, tarafından 11 Mayıs 2008’de İtalya’nın Bari kentinde düzenlenen törende “Oscar of the Folklore”, (Folklor Oskarı) verildi.

ÖDÜLLER :

Türkiye’de

1. MÜZİK­SAN Vakfı , Türk Folkloruna Üstün Hizmet Ödülü , 1981

2. Afyon Gazeteciler Cemiyeti,Gazetecilik Başarı Ödülü, 1987

3. Afyon Gazeteciler Cemiyeti,Gazetecilik Başarı Ödülü, 1989

4. Kastamonu­Tosya Kaymakamlığı,Türk Şiirine Hizmet Ödülü, 1990

5. Denizlili’ler Birliği Eğitim ve Kültür Vakfı, Türk Kültürüne Hizmet Ödülü , 1990

6. Silifke Sesimiz Gazetesi, Doruktakiler Ödülü, 1999

7. Egeli Araş. ve Yazarlar Birliği,Türk Halk Kültürü ve Edebiyatına Hizmet Ödülü, 2003

8. Türk Kooperatifçilik Kurumu, Kurum Üyeliğinin 30.Yılı Ödülü, 2005

9. Meclis Haber Dergisi, Yılın Bilim Adamı Ödülü, 2006

10. Büyük Anadolu Birliği, Onursal Üyelik Ödülü, 2007

11. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi , “Saniye Can Türk Halk Kültürüne Hizmet Ödülü” , Çanakkale, 10 Mart 2008

12. Fethiye Belediyesi, “Uluslar arası Türk Kültürü Kurultayı’nın Fethiye’de Düzenlenmesinden Dolayı Şükran Ödülü”, 3 Aralık 2009

13. Silifke Belediyesi, “37.Yıllık Silifke Fahri Hemşehriliği” Silifke, 20.05.2010

Türkiye Dışında :

1. Makedonya Birlik Gazetesi Başarılı İşbirliği Ödülü, 1989

2. Azerbaycan Aşıklar Birliği, Aşıg Alı Mükafatı, 1991

3. Romanya, Titulescu Üstün Hizmet Ödülü, 1994

4. Özbekistan Yazarlar Birliği, Halqara Qaşgariy Mükafatı, 1996

5. Kosova­Prizren Doğru Yol Türk Kültür Derneği, Süleyman Brina Balkanlar Türk Kültürü Hizmet Ödülü, 1997

6. Moldova Yazarlar Birliği, Eminescu Onur Ödülü, 1998

7. Romanya Eminescu Vakfı, Mihai Eminescu Onur Ödülü, 2000

8. Makedonya­Valandova Belediyesi, 6 Kasım Büyük Ödülü, 2001

9. Ukrayna­Kırım Özerk Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, Kırımtatar Kültürüne Hizmet Ödülü, 2003

10. Kosova ­Prizren, Balkan Aydınları ve Yazarları Birliği Türk Kültürü Hizmet Ödülü 2003

11. Kosova­ Prizren Agimi K.G.S.Derneği’nin İşbirliği ve Kültürel Katkı Ödülü, 2004

12.Kosova­Prizren Podgorski Biseri Kültür ve Sanat Birliği, Takdirname­Ödül, 2005

13. Libya Arap Halk Sosyalist Büyük Cemahiriyesi Libya Halk Bürosu’nun Libya­Türkiye İlişkilerini Desteklemesi ve Geliştirilmesi Şükran Ödülü, 2006

14. Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilâtları Birliği, Rumeli’de, Makedonya’da Türk Halk Kültürü’nün ayakta kalması, yeniden canlanması ve şahlanmasında göstermiş olduğu olağanüstü çabaları için, Takdirname ve ­Ödül, 08 Mayıs 2006 Üsküp ­Makedonya

15.Ukrayna Taras Şevçenko Milli Üniversitesi, Türkiye­Ukrayna İlişkilerinin gelişmesine Katkılarımdan dolayı, Kiev, 2011

BASILI KİTAPLARI: 

Afyonkarahisarlı Şairler-Yazarlar-Hattatlar (1971)

Afyonkarahisar-Dumlupınar-Kocatepe Şiirleri Antolojisi (1972)

Afyonkarahisar Efsaneleri (1973)

Anamın –Afyonkarahisar Yemekleri (1974)

Afyonkarahisar’da Evlenme Töreleri (1974)

Bütün Yönleriyle Afyonkarahisar (1975)

Afyonkarahisar Folklorundan Damlalar-I (1976)

Gürünlü Aşık Gülhani  (1976)

Samsunlu Aşık Kemali Bülbül (1976)

Aşıkların Diliyle Atatürk (1976)

Afyonkarahisar Folklorundan Damlalar-II (1977)

Ali Çetinkaya, (I.Baskı 1977, II.Baskı 1985)

Fahriye-Tufan Hikayesi (Güngör Özmen’le,1977)

H.Cahit Öztelli Kaynakçası (Nail Tan’la, 1979)

Kardeş Libya – Gezi Notları (1980)

Aşık Veysel (1981)

Destan Atatürk (Ayhan İnal’la,1981)

Afyonkarahisarlı Şair Çizmecioğlu Vehbi (1981)

Makedonya Ve Struga’81  (1981)

Kooperatifçi Atatürk  (1981)

Yunus Emre Şiirleri Antolojisi  (1981)

Macar Müzikolog Bela Bartok (1981)

Azerbaycan Cumhuriyeti – Gezi Notları  (1982)

Volgograd Dün Bugün – Gezi Notları (1983)

Urumçi’den Pekin’e Çin – Gezi Notları  (1983)

Kapı  Komşumuz Bulgaristan – Gezi Notları  (1983)

Aşık Veysel’e Deyişler  (1983)

Çağdaş Kuzey Azerbaycan Şiiri Antolojisi  (1984)

Karınca Dergisi Bibliyografyası (Nail Tan ve H.İvgin’le,1984)

Çağdaş Uygur Şiiri Antolojisi  (1985)

Dost Romanya – Gezi Notları  (1985)

Afyonkarahisar Ağzı (1986)

Posoflu Aşık Zülali (1987)

Dünkü Bugünkü Polonya – Gezi Notları  (1987)

Azerbaycanlı Şair Refik Zeka Handan (1987)

Azerbaycanlı Şair Nebi Hazri (1988)

Barışçı Başkan Ceauşescu (1988)

Çağdaş Özbekistan Şiiri Antolojisi (1988)

Kazakistan Çağdaş Uygur Şiiri Antolojisi (1989)

Ölümünün 100.Yıldönümü Nedeniyle Şair Eminescu (1989)

(Makedonyalı Şair) Trajan Petrovski-Şiirler  (1990)

Mevlana’nın Torunu Sultan Divani ve Afyonkarahisar Mevlevi Dergahı(1990)

Görkemli Türkmen Ozanı Mahdumkulu  (1990)

Yunus Emre Şiirleri-Güldeste  (Tahir Kutsi Makal’la,1991)

Sevelim Sevilelim-Yunus Emre Şiirleri Güldestesi (1991)

Çağdaş Moldavya Şiiri Antolojisi (1992)

Çağdaş Gagauz Şiiri Antolojisi (1992)

Doğumunun 110.Yıldönümü Dolayısiyle Aşıklardan Atatürk’e Deyişler (1992)

Görkemli Türkmen Ozanı Kemine (1993)

Atatürk İçin Türkiye Dışında Yazılar Şiirler (1994)

Görkemli Türkmen Ozanı Zelili (1995)

Nasreddin Hoca’nın Dünyası (1996)

Karakalpak Halk Ozanı Berdak (1995)

Cumhuriyetimizin 75.KuruluşYıldönümünde Cumhuriyet Dönemi Afyonkarahisar Milletvekilleri, Senatörler, Temsilciler Meclisi-Kurucu Meclis Üyeleri, Belediye Başkanları ve Valiler  (Mehmet Sarlık’la, 1998)

Türkiye Cumhuriyeti’nin 75.Yıldönümünde Türk Kooperatifçilik kurumu (Nail Tan ve   İsa Kayacan’la, 1998)

Polonya Tatarları ve Müslümanları Tarihi, Kültürü ve Gelenekleri (Dr.Marzena Godzinska ve Dr.Osman Fırat Baş ile, 1999)

Görkemli Türkmen Ozanı Seyitnazar Seydi  (2000)

Polonya Tatarları (Kolektif, 2000)

Doğumunun 150.Yıldönümünde Mihai Eminescu  (2000)

Bulgaristan Türk Folkloru (Metin Turan’la, 2001)

Lehistan’dan Bugünkü Polonya’ya (Kollektif Çalışma,2001)

Afyonkarahisar Folklor-Edebiyat-Tarih Araştırmaları  (2003)

Romanya Yazıları (2006)

Afyonkarahisarlı Çağdaş Halk Ozanları (2006)

Bir Türk’ün Gözüyle Bugünkü Polonya (I.Baskı 2006, İlâveli II.Baskı 2007)

Afyonkarahisarlı Örnek İnsan : Rıza Çerçel  (2006)

Afyonkarahisar Fıkraları  (2007)

Hakkımda Yazılanlar –I  (2007)

Türkiye Dışında Hakkımda Yazılanlar (2007)

Spor Yazılarım (2007)

Afyonkarahisar Hakkında Yazdıklarımdan (2007)

Yazıp Yayımladığım Yazılardan Seçmeler (2007)

Afyonkarahisar İçin Yazdıklarım (2007)

Atatürk’ün Silah Arkadaşı Afyonkarahisarlı Ali Çetinkaya (2008)

II.Uluslararası Romanya’da Türk Kültürünün İzleri Sempozyumu - Bildiriler

Nasrattınoğlu Seyahatnamesi – Makedonya (2009)

Nasrattınoğlu Seyahatnamesi – Arnavutluk ve Kosova (2009)

Nasrattınoğlu Seyahatnamesi – Moldova ve Gagauzya (2009)

I.Uluslararası Türk Kültürü Kurultayı, (2009)

Uluslar arası Ahmet Yesevi’den Günümüze İnsanlığa Yön Veren Türk Büyükleri Sempozyumu Romanya-Köstence, 03-07 Eylül 2008, Bildirileri (2009)

Nasrattınoğlu Seyahatnamesi – Azerbaycan (2010)

II.Uluslararası Türk Kültürü Kurultayı, (2011

Türkiye-Mısır İlişkileri Sempozyumu-Bildiriler (2011)

Türkiye-Ukrayna İlişkileri Sempozyumu-Bildiriler (2011)

Türkiye-Polonya İlişkileri Sempozyumu – Bildiriler (2011)

Nasrattınoğlu Seyahatnamesi-Orta Asya Türk Cumhuriyetleri-Rusya-Belorusya(2011)

Nasrattınoğlu Seyahatnamesi-Balkanlar (2011)

Türk Milliyetçiliği-T.C.Kuruluş Öyküsü (2011)

III.Uluslararası Türk Kültürü Kurultayı- Türk Dünyasında Bayramlar, (2012)

Nasrattınoğlu Seyahatnamesi-Avrupa (2012)

Türkiye-Belçika İlişkileri Sempozyumu-Bildiriler

Ek Bilgi

  • Facebook Yorum:
    Share on Myspace
Okunma 5661 defa Son Düzenlenme Salı, 11 Ağustos 2015 16:37

Yorumlar   

0 #1 Ramazan Tekeli 08-08-2015 11:47
Değerli büyüğümüz Sn. irfan Ünver Nasrattınoğlu hocamızla söyleşi yaparak, meslektaşlarımızın bilgisine sunan Sn.Sadakoğlu ve Sn.Ergenli’ye bende teşekkürlerimi iletiyorum. Bu değerli büyüğümüz 2008 TEMAD Genel Kurulunda yeni oluşum gurubunun adayı olarak seçilebilseydi. Bu gün birçok sorunumuzu inanın halletmiş olacaktık. Ne yazık ki eski Gn.Bşk. Mustafa Erol koltuk hırsıyla bu değerli büyüğümüze gereksiz ve yersiz bir şekilde genel kurulda saldırması ve yalnız o günkü tartışmalar sonucu ben ve yeni oluşumun kurucularından hiçbir arkadaşımızın listede yer almayışı seçimi kaybetmemize neden olmuştur. Hocam her sohbetimizde, hayatımda ilk defa bir genel kurul kaybettim. Oda TEMAD seçimleri diye hep yüzüme vurur durur… O seçim süreci yanlış ve doğrularıyla TEMAD’ın STÖ olma yönünde atılmış bir adım olarak hep anılacaktır.

Hocamız TEMAD’ın yayınladığı “Yüzyıl” dergisinde de çok miktarda makaleleri mevcuttur. Takip eden arkadaşlarımız okumuşlardır. Ayrıca hocamız çoğu konuları abartmamak için tevazu göstermiş.Kurucu başkanlığını yaptığı birçok derneğin halen bu gün onur kurulu üyesidir. Hocamız 2015 yılında yanlış hatırlamıyorsam yurt içi hariç 6 yurt dışı programına katıldığını biliyorum. O kadar yoğun programının arasında söyleşiye katılıp yanıtladığı için bende kendisine ayrıca teşekkür ediyorum. Hocam İyi ki varsınız… Allah size sağlıklı daha nice uzun ömürler versin.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile